2000 Yılından önceki binalar risk taşıyor
20 Ağustos 2014 20:14
Mimarlar Odası Elazığ Şube Başkanı Kazım Sanaç, 2000 yılından önce inşa edilen yapıların risk taşıdığını söyledi.
Mimarlar Odası Elazığ Şube Başkanı Kazım Sanaç, Elazığ’daki binaların depreme dayanaklılığı konusunda açıklamalarda bulundu.
 
Sanaç, açıklamasında, 1999 Marmara depreminden sonra yapı yönetmeliğinde değişiklik yapıldığını, bu değişikliğin ardından binaların özellikle 2005 yılından sonra depreme karşı daha dayanıklı üretilmeye çalışıldığını kaydetti.
 
2005 yılından sonra inşa edilen yapıların büyük oranda depreme daha dayanıklı olduğunu ifade eden Sanaç, bu tarihten önce yapılan binaların güçlendirilmesi yada yenilenmesi  gerektiğini vurguladı.
 
Elazığ’da ve Türkiye’nin birçok bölgesinde betonlarla taşıyıcı sistem yapıldığını aktaran Sanaç, “Bu anlamda betonlarla taşıyıcı sistem yaptığımız için o alanda ciddi bir yönetmelik değişikliği oldu. Bu yönetmelik değişikliği de binanın taşıyıcı sisteminin daha güçlü oluşturulmasına yol açmaktadır. Yeni binada yönetmeliklerin öngördüğü şekilde yapıldığı takdirde depreme dayanıklı, daha kullanışlı ve daha rantabl. Belki geçmişten günümüze gelen binalara göre bina ömrü daha uzun olabilir. Tabi işin ekonomik boyutu değişti ama illaki maliyete yansıyıp sonuçta bina ömrüyle maliyet arasında bir denge boyutu kendiliğinden oluşacaktır. Kentsel dönüşüm yasanın öngördüğü ya da yasanın hedeflediği diyelim mahalle bazında belki kent bazında büyük ölçekli çalışmalardı. Fakat yasanın şu an ki yürürlüğünde ki Elazığ’da da ilerliyor. Depreme dayanıklılık açısından çok güzel ilerliyor bizce. Yani yerel anlamda yani eski depreme dayanıksız olduğu öngörülen binaların çoğu yıkılıp yeniden yapılıyor. İşte bu da dediğiniz yasanın sağladığı kolaylıklar, kira yardımı uzun vadeli kredi kullanılması gibi bu nedenle bina yapımına teşvik edici unsurlardan dolayı depreme dayanıklı binaların yapımına, üretimine yol açıyor. Yalnız kentsel bazında tam bir kentsel dönüşüm olmuyor. Bina bazında deprem dönüşümü gibi oluyor. Biz bunu çokta desteklemiyoruz. Bu yasanın kapsamında mahalle ölçeğinde yeşil alanların artması dar olan sokaklarımızın artmasını da biz bekliyoruz. Fakat bu böyle olmadı. Lokal, birimsel, kentsel bir dönüşüm olduğundan henüz bunlar sağlanmıyor. İleride bunları da teşvik edici, ya da bunları da kolaylaştırıcı, bunların önünü açıcı bir kanun değişikliği, bir yönetmelik değişikliği inşallah bekliyoruz.” dedi.
 
SUYUN ÜSTÜNE BİNA İNŞA EDİYORLAR
Binaların depreme dayanıklılığının arsa yapısından ziyade inşaat yapısıyla ölçülmesi gerektiğini ifade eden Sanaç, şöyle konuştu:  “Bana göre binanın depreme dayanıklı bir bölgede alınması söz konusu değildir. Binanın kendisinin depreme dayanıklı olup olmadığının sorgulanması gerekir. Çünkü bildiğiniz gibi Japonya deprem bölgesi herhalde her ay mutlaka bir deprem oluyor. Yine de yeni teknolojiye uygun dayanıklı yapılar, yeni sistemli binalar olduğundan onlarda herhangi bir can ve mal kaybı yaşanmıyor. Bu da demektir ki, Elazığ için konuşalım; Elazığ’ın bir bölgesi depreme az dayanıklı bir bölgesi çok dayanıklı diyemezsiniz. Bu zeminle ilgili bir durumdur. Zemine daha az emniyetli bir zemin güçlendirmemiz ya da temel güçlendirmemiz daha fazla emek sarf ederken zemin sağlam olan bölgede daha az emek harcarsınız. İkisini de birbirine eşitlemiş oluruz. Yoksa şu an kamuoyunda da bilinen yanlış bir kanı var. Güçlendirip oraya bina yapılmasını sağlayabilirsiniz. Daha yeni suyun ortasına bir otelde yapıldı. Çokta kıymetli çokta özel bir otel. Demek ki suyun ortasına bir otel yapılabiliyorsa belli bölgelere bina yığılmasını sağlamak çokta doğru olmaz. Biz binalarımızı ya da konutumuzu yaparken burada bu tür teknik yaşam kültürüne doğru karar versek daha iyi olur. Sadece üst ölçekte şunu söyleyebilirim. Yeni bölgelerde depreme dayanıklı bölge olup olmaması değil de biraz tarıma elverişli araziler olmasa, tarım arazilerimizi yok etmesek, daha eğimli arazilerimizi konuta öngörsek bu kentimizin güzelleşmesi açısından daha önemlidir.”
 
KENTSEL DÖNÜŞÜME ÖNEM VERMELİYİZ
Sanaç, kentsel dönüşüm projesinin mutlak surette hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Kentsel dönüşüm yasası bazı engellerin önünü açtı. Çoğunluk karar verdiği takdirde binanın yenilenmesine, azınlık da ona uymak zorunda kalıyor. Bu fırsatı geleceğimiz için, çocuklarımızın geleceği için değerlendirmeliyiz. Allah göstermesin herhangi bir depremde insanlarımızı kaybetmemek için fırsat bilip binalarımızı yenilemeye çalışmak, o enkazlı durumu minimuma indirmeye çalışmak, sadece korku olarak içimizde kalmasını sağlamak, herhalde daha doğru olur diye düşünüyorum.
 
 
 
Bu haber, Elazığ Haber - Günışığı Gazetesi - http://www.gunisigigazetesi.net sitesinden alınmıştır.