‘Allah de Yüreğinle’ kitabı tanıtıldı
21 Kasım 2015 18:21
Elazığ Manas Yayınevi, Gazetemiz Yazı İşleri Müdürü Murat Kuşçubaşı’nın ‘Allah de Yüreğinle’ isimli kitabını tanıttı.
Elazığ Manas Yayınevi, Gazetemiz Yazı İşleri Müdürü Murat Kuşçubaşı’nın ‘Allah de Yüreğinle’ isimli kitabını tanıttı.

Manas Yayınevi Genel koordinatörü Şener Bulut tarafından organize edilen tanıtım programına Elazığ’ın tanınmış gazeteci, yazar ve şairleri katıldı.

Programda konuşan Gazeteci Yazar Murat Kuşçubaşı, ‘Allah de Yüreğinle’ isimli kitabıyla ilgili bilgiler verdi.

10 yıl önce bu kitabı yazmaya niyetli olduğunu belirten Murat Kuşçubaşı, “Türkiye’de ilk defa yapılabilecek bir şeye başlamıştım. Her Esmaül Hüsna’ya bir şiir yazma düşüncem vardı. Bununla ilgili çalışmalara başladım. O dönemde 52. şiir yazdım. Ancak, bilgisayarımdaki arıza nedeniyle o dönem içerisinde yazdığım 52 şiir ve diğer yazılarım hepsi kayboldu. Bu bana şunu anlattı. Zamanı var, bekle. Allah o dönem nasip etmedi. Yıllarca bekledim. Ama esma sevgisi hep içimde kalmıştı. Yediveren Yayınevinden hemşehrimiz, aynı zamanda Günışığı Gazetesi yazarı Bilal Civelek’in teşviki ile bu kitabı yazmaya karar verdim.” dedi.

“DİĞER KİTAPLARDAN FARKLI OLMASINI İSTEDİM”
Esmaül Hüsna’yla ilgili bir çok kitap bulunduğunu ancak bu kitapların birçoğunun birbirinin benzeri olduğunu ifade eden Kuşçubaşı, “Ben nasıl bir şey yapabilirim diye bir düşünce içerisindeydim. Kitaba ismini vermeye vesile olan oğlum Alperen’in sınavları vardı. O an ağzımdan bir cümle çıktı. Sen ne zaman uyanırsan sabah o zamandır, şeklinde bir cümle çıktı. Aslında bu cümle kitapla alakalı bir ifadeyi taşımıyordu ama bana öyle büyük bir ilham verdi ki ondan sonraki süreçte kitabın kurgusu da dahil her şey biranda gelişti. Ya Allah dedim, başladım. Başından sonuna kadar 4 aylık bir sürede taslakla birlikte her şeyi tamamladım.” dedi.

“ZİKİR ETMEK İÇİN ALİM OLMAYA GEREK YOK”
Kitabı yazarken yaşadığı endişeleri de anlatan Kuşçubaşı, “Bu kitabı yazarken şunu da düşündüm; Onun İslami bilgisi ne kadar olabilir ki bu kitabı yazdı diyenler olabilir. Ben bunun endişesini yaşadım. Aslında şu var; Allah’ı zikretmek için, Allah’ı zikrettirmeye vesile olmak için alim ve hoca olmaya gerek yok. Ben bu düşünceyle bu kitabı kaleme aldım. Duygularımı, düşüncelerimi, sevgimi, Allah sevgisini birtakım hikayelerle kitabın içerisine nakşettim. Zikir kapılarını açmak için hikayeler mana aleminden peşpeşe geldi. Kitabı başından sonuna kadar okuyan insan binlerce defa  Allah’ı zikretmiş olacak. Burada aslolan, bu kitabın diğerlerinden farklı olmasıdır. Diğerlerinde kitap yalnızca zikri anlatıyor. Ama ben bu kitapta hikayelerle zikir kapılarını açmanın mücadelesini yaptım.” dedi.

“KİTABI BÜYÜK HAZ ALARAK YAZDIM”
Kitabı yazmasındaki nedenleri anlatan Kuşçubaşı, şöyle konuştu: “Bu kitabı başından sonuna kadar Allah ve Allah’ın bütün güzel isimlerini defalarca zikrederek okuyucunun bir zikir aleminden çıkmasına vesile olmak için yazdım. Bu kitabı herkesin ama herkesin her an, her saniye, her yerde Allah’ı zikretmesinin çok doğal, çok güzel bir şey olduğunu anlatabilmek için yazdım. Kitabın isminden de anlaşıldığı üzere, yüreğinle Allah demedikten sonra, söylenen Allah kelamının münafıkların veyahut Allah ile aldatanların söylediği kelamdan başka hiçbir olmadığını anlatmak için bu kitabı yazdım.  Bugünlerde özellikle birtakım terör örgütlerinin Allahu Ekber diyerek insanları katletmesiyle bizim Allah deyişimizin arasında büyük bir fark olduğunu dile getirmek için bu kitabı yazdım. Yürekten Allah demedikçe, dilde söylenen Allah kelamının karşılığının olmadığını anlatabilmek için bu kitabı yazdım. Para beyindedir, şirk beyindedir, yalan, iftira, gıybet buna benzer bütün kötü huylar beyinden geçer. Ama yürek tertemizdir. Eğer yürekten Allah deyip beyine manevi bir köprü kurarsak oradaki o şeytanın küflerini beynimizden temizleyip atarız. Bunan inandığım için bu kitabı kaleme aldım. Bu kitabı haz alarak yazdım. Umarım hatalarımı Allah affeder.”

YAZARLARIN DUYGU VE DÜŞÜNCELERİ
Programa katılan gazeteci ve yazarlar da kitapla ilgili düşüncelerini ifade ettiler.
Yazarların kitapla ilgili düşünceleri şöyle:

Mithat Yılmaz: “Murat Kuşçubaşı’yı bu şehirde medya, okurluk veya yazarlıkla ilişkisi olan herkes tanır. Günışığı Gazetesinin Yazı İşleri Müdürü7dür. Yılların kalemidir ve kalemi güçlü bir yazardır.
Kuşçubaşının basılı iki şiir kitabı var. Üçüncü kitabı farklı bir alanda farklı bir muhtevayla çıktı. Cenab-ı Allah’ın 99 güzel ismini birer birer ele alıp nakış nakış işlediği ‘Allah de Yüreğinle’ isimli bir kitap düştü önümüze. Murat Kuşçubaşı, Allah bilgisinden, Allah sevgisinden giden yolda kuru ve yavan bir metot takip etmemiş. Tıpkı bir hikayeci gibi bir tahkiyeyle, tıpkı bir romancı gibi bir kurguyla koyulmuş işe. Zaten diyor yazar; Ben yazmadım, kalem yazdı, o söyledi kelam yazdı.’
İşin başında kalemin yazdığına bakarsanız, görürsünüz ki işi Allah’ı kalmış bir Ali ile işi gücü Allah olan Demirci Şemsi Dede’nin öyküsü kurgulanmıştır. Murat Kuşçubaşı kitabında hülasasını şu birkaç cümlede kalbimize ve hafızamıza hakkeder: “Derdini, sıkıntısını anlatan Ali’ye, İhtiyar demirci Şemsi Dede ne der biliyor musunuz? “Rabbine dönüp benim büyük bir derdim var deme. Derdine dönüp benim büyük bir Rabbim var, de’
Sizi bilmem fakat bize kalırsa Murat Kuşçubaşı okurlarına, tefsiri kitaplar tutabilecek bu cümleciği şerh etmek için bu eseri yazdı. Sırf dilinle değil, yüreğinle Allah diyeceksin ve bir esmaya sığınarak halini rabbine arz edeceksin. İster bir esmaya sığınarak, ister 99’unu birden zikrederek rabbine arz edeceksin. Yazar kitabında, evvela esmanın anlamını açıklıyor okurlarına. Sonra hiç ihmal etmeden ismin ebced değerini veriyor. Çünkü zikir ve tesbihatta ebced değeri esas olacaktır. Arkasından ise esmayı ve anlamlarını öne çıkaran bir dua ile mevzu pekiştiriliyor. Her esmanın nihayeti şiirli, münacatlı bir hüküm cümlesiyle bitiriliyor.
Kuşçubaşı esmai hüsna arasına bir yeknesaklık olmasın diye, gah o isimle ilgil bir ayeti kerime, gah bir kıssa koymayı ihmal etmemiş.
 
Bedrettin Keleştimur: “Murat Kuşçubaşı kardeşimiz, “Ol deyince olduran, gönüllerimizi imanla dolduran, Yüce Allah’ın 99 adıyla, Ya Bismillah diyerek kutlu bir yola çıkıyorlar. Yüreğinin sesiyle kaleme alınan güzel bir eser.
İnsan, Yaratılanların en şereflisi, Yüce Yaratıcısının yeryüzündeki halifesi Kâinatın küçük bir numunesidir. Bütün varlığı kendi özünde taşır”
O halde ne diyoruz? Kâinat insan için, insanda kâinat için yaratılmıştır. İnsan,  o kutlu gayeye hizmet etmelidir. O hizmet nedir? Rabb’imizin Ad’ını anacağız, O’na karşı kusur etmeyeceğiz. İsimleriyle, Esmasıyla anacağız. Bu bir teşbihtir. Bu bir zikirdir
Hadis, Allah’ın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları ezberlerse cennete girer. O isimlerle, Yüce Yaratıcıyı tefekkür edeceğiz. Manalarıyla birlikte, zikir ve tesbih edeceğiz. Esmaü’l Hüsna (en güzel isimler) ise Allah’ındır. Öyleyse O’na onlarla dua edin ve O’nun isimleri hakkında, Haktan (meyledip) sapanları bırakın…”  (A’raf, 180) Murat Kuşçubaşı’ndan, gerçekten çok dikkatli ve itinalı bir çalışma, Sabreden, sebat eden ve “kendi içinde” sadıkane eden bir çalışma. Hayat,  “sabır ile şükür arasında bir salıncak. Sıkıntılara tebessüm eden bir ruh haleti. Çileye selam duran bir duruş. Her satırı okundukça, içinizi ferahlatacak bir eser. Allah de yüreğinle; Bir Esma dolansın diline. Ayaktayken, otururken, yan üstü yatarken; zikredenlerden, tesbih edenlerden, şükredenlerden olmak; O kutlu oluşa yüreğimizin diliyle merhaba diyebilmek. Teşekkürler, Kuşçabaşı.
 
Resul Şahin: “Öncelikle böyle bir kitabı yazdığı için murat Beye teşekkür ediyorum ve yine bu kitabı tanıttığı için Manas yayınevine de teşekkürlerimi sunuyorum. Gönülden Allah diyen her aşık muhakkak bu hususta bir şeyler yazmıştır. Bu gönülden gelen bir şey. Mevla’yı anmak ilime bağlı değildir. Bu aşk kalbe bağlıdır. Bütün ameller niyete bağlıdır. Niyet halis olursa Cenabı Allah onu sevaba çevirir. Niyetinde ne var? Bu insanlar Allah desin diye Murat bey bu kitabı yazmıştır. Allah yardımcımız olsun. İnşallah bu kitap, okuyan herkese faydalı olur. Murat beye başarılar diliyorum, devamını bekliyorum.”
 
Naci Onur: “Öncelikle Murat Kuşçubaşı kardeşimizin meydana getirmiş olduğu bu eserden dolayı kendisini tebrik ediyorum. Aynı zamanda böyle bir toplantıyı tertip ettiği için Manas yayıncılık Genel Koordinatörü Şener Bulut’a şükranlarımı arz ediyorum. Her nesnevi yazan şahsiyet genellikle bu eserlerini meydana getirirken bir yerlerden ilham aldıklarını, bir rüya gördüklerini, bu rüyada kendilerine bir ses geldiğini ve böyle bir nesneviyi yazmaya kendilerini telkin ettiklerini söylerler. Böyle olunca Murat Kuşçubaşı kardeşimizin de bir yerde böyle bir şeyden bahsettiğine şahit oluyorum. Mesela Demirci Şemsi Dede’nin kendisine ilham verdiğini ve bu kitabı onun için meydana getirdiğini ve bu kitabın kendi hayatında büyük bir değişikliğe sebebiyet verdiğini anlıyoruz. Yazar tasavvufa yönelmiştir.  Tasavvufa yönelen insanların çoğunun dünya nimetlerinden vazgeçtiklerini, dünya nimetlerine yüz çevirdiklerini, inzivai bir hayatı seçtiklerini, Murat Kuşçubaşı’nın da bu eserde böyle bir inziavi bir hayata yönelip böyle bir tasavvufi bir eseri meydana getirdiğine de şahit oluyoruz.
Murat Kuşçubaşı eserinin bir yerinde uykunun üç türlü olduğunu belirtiyor.  Birincisi biyolojik uyku. Yani bizim her gün 8 saat veya 5 saat uyduğumuz uyku. İkincisi ölüm uykusu. Gidip de bir daha dönmemek üzere yok oluş. Üçüncüsü de gönül uykusu dediği ruhsuzluk. Yani gönlün boş oluşu. Gönülde herhangi bir sevginin bulunmayışına da uyku hali diyor.
İlk yazı olarak kalemin kelamı ilk söz başlığını taşımakta. bu yazıda Allah’ın isimlerine atıflar yapılmış, onlarla ilgili birliler verilmiş, onlarla ilgili şiirlere temas edilmiş. Hatırla başlıklı yazıda Allah’ın binbir tane isminin bulunduğunu, 300’ünün Tevrat’ta, 300’ünün İncil’de 100’ünün de Kur’an’da, diğerlerinin de dini eserlerde bulunduğunu kaydetmiş. Yazar eserini bitirdikten sonra büyük bir rahatlama hissetmiş. Üzerinden büyük bir yük kalkmıştır.”
 
Şükrü Kacar: “Ben kitaba olabildiğince değer veren bir kişiyim. O bakımdan kitabı yazanı da okuyanı da değerlendirmek isterim. Ben henüz kitabı inceleme fırsatı bulamadım. Arkadaşlarımızın konuşmalarına bakınca Kuşçubaşı kardeşimiz güzel bir eser, iyi bir eser yazmış. Bunu anladım. Murat Kuşçubaşı’nı kutluyorum. Daha büyük eserler yazmasını diliyorum.
 
Mehmet Şükrü Baş: “Umud ediyorum ki Murat Kuşçubaşı kardeşimin yıllardan beri kaleme aldığı köşe yazıları kadar bu kitabı da ses getirecektir. Murat Kuşçubaşı’nın yazdığı bütün eserleri istisnasız okuyan insanlardan biriyim. Murat Kuşçubaşı, gerek yazı olsun, gerek şiir olsun okuyucuları üzerinde öyle bir etki yapıyor ki yazarlığını ve şairliğini aranır hale getiriyor. Ben umud ediyorum ki Murat Kuşçubaşı’nın bu eseri Türkiye genelinde raflarda yerini alacaktır. Biz de bundan iftihar edeceğiz. Murat Kuşçubaşı’nı böyle bir eseri yazdığı için kutluyorum, tebrik ediyorum.
 
Zekeriya Bican: “Murat Kuşçubaşı’nı böyle bir eser meydana getirdiği için kutluyorum. Eli kalem tutan, yüreği seven, yaratanın yarattıklarını seven insanlar bir şeyler yazmak mecburiyetinde kalırlar. Kimi şiir olur, kimi roman olur. Ve Allah’ın yarattığını överler. Eli kalem tutan insanlar eğer Allah’ı ve peygamberi yazmamışsa yazık o kalem tutan ele derim. Ömründe bir cümle de olsa Yaratanı, peygamberi yazmayan kalem bence eksik kalemdir. Bu kitaplar beyinle yazılmıyor. Kalple yazılıyor. Murat Kuşçubaşı kardeşimizi tekrardan tebrik ediyorum.
 
Murat Bilgin: “Yazılan bu eserin ilimize, ülkemize ve insanlık ailesine hayırlara vesile olmasını temenni ederim. Konuşmalardan anladığımız şu ki; yazarımız kaleminden çok, gönlüyle aradığını bulmuş, ulaşmış veyahut da ulaşacaktır.
 
Günerkan Aydoğmuş: “Murat Kuşçubaşı’nın bu kitabını elime aldığım zaman o keskin kaleminin bu kitapta yumuşadığını hissettim. İlginç bir konuya girmiş. Allah’u Teala’nın 99 adı. Kitabı okumak için başucuma koydum. Bir bakım eşim kitabı almış, okuyor. Dedim ki hanım bu kitabı okuduğuna göre demek ki güzel bir kitap. Murat Kuşçubaşı eskiden beri tanıdığım, kalemi keskin bir yazar dostumuzdur. Uzun süredir de makalelerine ara vermiş. Ben bu yönden de üzülüyorum. Çünkü gazetenin Murat Kuşçubaşı’nın yazılarına ihtiyacı var. İnşallah bu kitap kalemini tekrar harekete geçirir. Hakikaten dini konularda kitap yazıldığı zaman, Allah’ın yardımını o yazar görür. Bunu ben de yaşadım. Yeter ki halisane duygularla yazın. Allah’u Teala her zaman o kalemin yanında yer alacaktır.
 
Konuşmaların ardından Naci Sönmez, Nihat Kazezoğlu, Mehmet Dabakoğlu ve Yaşar Dabakoğlu’dan oluşan Fazlı Bahar Türk Korosu, Tasavvuf Musikisi konseri verdi.
Haber: Vedat Yetik
 
 
Bu haber, Elazığ Haber - Günışığı Gazetesi - http://www.gunisigigazetesi.net sitesinden alınmıştır.