“Halk müziği asla ölmez”
11 Şubat 2016 18:30
Elazığlı ünlü sanatçı Esat Kabaklı, “Bu millet var olduğu müddetçe halk müziği de yaşayacak, klasik Türk müziği de yaşayacak.” dedi.

Vedat Yetik

Şeyh’ül-Muharririn Ahmet Kabaklı’yı anma programına katılmak üzere Elazığ’a gelen ünlü Halk Müziği sanatçısı Esat Kabaklı, Manas Yayıncılık’ta biraraya geldiği şair, yazar ve sanatçılarla hasret giderdi ve gazetemize gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

 

Sayın Kabaklı, Amcanız merhum Ahmet Kabaklı 15. Ölüm yıldönümünde anıldı. Siz de bu programa katıldınız. Bu organizasyonu kısaca değerlendirir misiniz?

Elazığ Belediye Başkanımız ve ekibi Ahmet Kabaklı’yı 15. ölüm yıldönümünde anma etkinliği düzenlediler. Bu etkinliklerde Ahmet Kabaklı’yı anlatan bir oturum gerçekleştirildi. Bizi de ailesi olarak İstanbul’dan davet ettiler. Biz de dilimizin döndüğünce Kabaklı Hocayı, O’nun ailemiz içindeki yerini ve nasıl bir amca olduğunu anlatmaya çalıştık. Bu programı düzenleyen hemşerilerimizden Allah razı olsun. Ailemiz bu konuda çok mutlu oldu. Belediyemize Ahmet Kabaklı Anadolu Lisesi’ne çok teşekkür ederiz.

 

Sayın Kabaklı, albüm çalışmanız var mı?

Albüm çalışmam var. Ama çok parçalı bir albüm olmayacak. Sadece sıngle dedikleri çalışmayı yapacağım. Yoksa çok bestem var. Bu bestelerim bekliyor. Mesela Çanakkale, Kırım, Tuğ gibi Beş Bin adlı besteler yapmışım, Harput ruhunu taşıyan türküler yapmışız. Yani çok bestem var. Ticareti kaygı gütmeden önümüzdeki günlerde bir sıngle çalışması yapacağım. Bunu da Esat Kabaklı bu işi bırakmamış düşüncesiyle yapmak istiyorum. Hatta albümün giderlerini kendim karşılayacağım. Gücümün yettiğince halkımıza yaptığım ürünleri sunmaya çalışıyorum. Karınca kadarınca bu millete hizmet etmekten geri durmayacağız.

 

Hocam, Elazığ’ın gurur kaynağı, ülkemizin de ender sanatçılarından birisiniz. Türkiye’de halk müziğinin bugünkü durumunu değerlendirir misiniz?

Medyada görünme adına soruyorsanız, yok. Genel olarak müziğimiz TRT dâhil, TRT Müzik diye bir kanala kitlendi. Gerek Klasik Müziğimiz, gerek Halk Müziğimiz, gerekse başka tür müzikler sadece bu kanalda yayınlanır oldu. Diğer yayın kuruluşlarında ise haber, magazin ve dizi filmler yayınlanıyor.  Oysa eskiden her kanal RTÜK Yasasına göre belli bir oranda klasik müzik ve halk müziği yayınlamak zorundaydı. Günümüzde maalesef kimse buna uymuyor. Ama şunu bileceğiz ki medyanın öne çıkarttığı müzik anlayışı ile halkın benimsediği müzik anlayışı birbirinden apayrı. Halk müziğinin kaliteli sanatçılarından da, içi dolu eserler okuyanlar her zaman revaçtadır. Türk halk müziği hiçbir zaman ölmez, halkın kendi müziğidir ve halk bunu hiçbir zaman atmaz, ötelemez. Türk sanat müziğine de aynı şekilde önem verir. Ama ne hikmetse zaman zaman halk müziği öne çıkar, bazen de klasik müziğimiz revaçta olur. Öyle veya böyle, bu süreç her devirde devam eder gider. Benim bu hususlarda hiçbir endişem olmadı. Türk halk müziği ve Türk sanat müziğine milletimiz her zaman büyük değer vermiştir.  Bu millet var olduğu müddetçe Türk halk müziği de yaşayacak, klasik Türk müziği de yaşayacaktır.

 

Pop müziğinde son dönemde bir durgunluk söz konusu. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Evet, pop müzikte bir durgunluk var. Çünkü enflasyon oldu. O kadar adam çıktı ki, 50 tane adam sayarım, daha önceleri ismini biliyordunuz, şu anda ortada yoklar. Çünkü mantar gibi çıktılar ve bir anda tükendiler bunlar. Gençlerimize burada büyük sorumluluklar düşüyor. Maalesef organizatörler festivallerde, şenliklerde halk müziğini engelliyorlar. Özellikle üniversitelerimizin bahar şenlikleri başıboş bırakılıyor. Rektörlerimiz, dekanlarımız, o işlere kimler bakıyorsa, saldım çayıra, Mevla’m kayıra anlayışıyla hareket eden bir organizatörü çağırarak, biz bahar şenliği yapacağız, gerekenleri yapınız, diyorlar. Bize kimleri getireceksiniz? İşte tam da burada bir dizi yanlış ardarda gerçekleşiyor. Bütün sorumluluk organizatörlere verilerek böyle önemli etkinliklere sadece pop müzik sanatçıları davet ediliyor maalesef.

 

Halk müziği ve sanat müziğini daha popüler kılmak için neler yapılabilir?

Bugünkü medyaya anlayışı Halk müziği ve sanat müziğini daha popüler olmasına engel oluyor. Medya, seyredilirlik ne kadar diye bakar. Çünkü reklam pastası seyredilirlikle ilgilidir. Bir program ne kadar seyrediliyorsa ona yükleniyorlar. Bu noktada halkımızın çok bilinçli olması lazım ki, o da maalesef yeterli düzeyde değil. Bu durumun düzeltilmesi için okullarda verilen eğitim çok önemli. Yarışma programları insanımıza halk müziği ve sanat müziği programlarından daha cazip geliyor. TRT eskiden kamuoyu araştırması yapardı. Hangi müzik ne kadar dinleniyor diye. Ona göre program oranlarını belirlerdi. Mesela 100 kişiye sorulurdu; yüzde 60’ı halk müziği, yüzde 30’u sanat müziği, yüzde 10’u pop müzik cevabını verdi, diyelim. Yayın saatlerini ona göre ayarlıyorlardı. Bu uygulama kaldırıldı. Şimdi televizyoncular istediği müziği, istediği şekilde veriyorlar. Bunu denetleyemiyorsunuz da. Eskiden denetleniyordu. Mesela bir gün sabah ezanında kalktım, televizyonu açtım, Kanal D’ye geldim; sabahın o saatinde türkü çalıyordu. Normalde Kanal D televizyonunda türkü dinleyemezsiniz. Ekranın altına da bir not düşülmüştü biliyor musunuz? RTÜK’ün filanca sayılı yönetmelik gereğince bu yayın yapılmaktadır yazıyordu. Yani o zorunluluk olmazsa biz bu türküleri yayınlamayacağız, kusurumuza bakmayın diyorlardı. Biz türkü yayınlıyoruz ama kusurumuza bakmayın artık, demek istiyorlardı. Bu tür uygulamalar türkülere hakarettir. Bu bakımdan yerel televizyon ve radyolara büyük görev düşüyor. Tabii ki yerellere kurban olayım. Zaten Türkiye’de milli kültürü ayakta tutan yerel derneklerimiz ve yerel televizyonlarımızdır. Ulusal yayın kuruluşları uçmuş gitmişler. Buralarda biz yokuz. Bunların derdi kültür falan değil. Bunların derdi sadece reklam ve para. 

Bu haber, Elazığ Haber - Günışığı Gazetesi - http://www.gunisigigazetesi.net sitesinden alınmıştır.