Bugün 22 Kasım 2017 - Çarşamba
Spor Haberleri
Seri İlanlar
İhale İlanları
Foto Galeri
Video Galeri
Ecehan Yılmazçelik
Ecehan Yılmazçelik
ecehanyilmazcelik@hotmail.com
GERÇEKTEN SEVMEK VE SEVİLMEK…
11 Nisan 2016 14:33

 GERÇEKTEN SEVMEK VE SEVİLMEK…

Belki de tek ihtiyacımız bu iken saçma sapan bahanelerle mutluluğu erteliyoruz, çoğunluk yüzeysel ilişkilere kendini öylesine kaptırmış durumda ki susmayan Whatsapp, Instagram vs. vs. bildirimlerinden içindeki yardım çığlığını duyamayacak durumda. Cem Karaca’nın o unutulmaz şarkısını hatırlayalım önce “ Toplasam o öğütleri buradan köye yol olur.” Yardım etmek, öğüt vermek değildir. Her şaşkınlığımızda kullandığımız o ünlü cümleyi de hatırlayalım “Ey yumurtaya can veren Rabbim!” Yumurta dış bir güçle kırılırsa içinde mucizevi yaşam sona erer, önemli olan kabuğun içten gelen bir güçle kırılmasıdır. Öğütler bir yere kadar sizi götürür, kendinizi keşfedin ve dinleyin. Başkalarının sözleri sizin mutluluğunuzdan değerli olmasın. Bu söylediklerim sizlere sadece yol göstersin.

Eski Türk filmlerindeki saflığa her izleyişimizde, o kadar çok izledik ki bazılarını bu yüzüncü izleyişimize denk geliyor olabilir, o saflığa ve mutlu sonlara özlem duymaktan kendimizi alıkoyamıyoruz. Size küçük bir sır vereceğim bu gün, o eski filmlerdeki saf sevgiyi nerede bulabileceğinize dair küçük bir sır, daha önce herhangi bir hayvan beslemiş olanlarla paylaştığım bir sır. Saf sevgiye ulaşmak o kadar da zor değil. “Tek kişilik şehirlerimizde” sevgiye, minnete, fedakarlığa ve bunlar gibi daha nice hissedilmesi kolay olmayan o yüce duygulara ulaşmanın en kolay yolu.

Hayvan sevmeyenleri inceleyelim biraz ki daha önce kendileriyle olan sohbetlerimden yola çıkarak kolayca kabullenmeyen insanlar olduklarını söyleyebilirim.

Hayvan sevmeme durumunun çeşitli cevapları mevcuttur. Kimi küçükken yaşadığı bir travmayı atlatamamıştır kimi ebeveynlerinin mikrop fobisinden etkilenmiştir. Antisosyaller yani bildiğimiz ismiyle sosyopatlar, (Bunu açıklama gereği duydum çünkü antisosyal denince insanın aklına sosyal olmayan gibi bir şey geliyor oysa durumla alakası yok.) dürtüselliklerini ilk olarak hayvanlar üzerinde denemeye eğilimlilerdir. Jeffrey Dahmer, Ted Bundy, Andrew Cunanan , Albert de Salvo, David Berkowitz  bu isimler Amerikan suç tarihinin en önemli seri katilleri olarak bilinmektedir. Amerikan istihbaratı ve psikologları bu insanların neden seri katil olduklarını derinlemesine incelemişler ve tümünün ortak noktası olarak çok kötü bir çocukluk dönemi  geçirdikleri ve çocukluk dönemlerinde hayvanlardan nefret ederek onlara işkence yaptıklarını  tespit etmişlerdir. Hayvanları sevmeyenler seri katildir demiyorum yanlış anlamayın, yanlış anlamaya müsait bir toplumuz çünkü “Asla çocuk ve yaşlılara kötü davranmam” diye değerlerinizden bahsederken “Diğerlerine kötü davranabilir misin?” diye saçma sorular duyabilirsiniz mantık dersini fazla ciddiye alanlardan şaka gibi, ama hayvanlara karşı merhamet ve sevgi “insanlık” belirtisidir diyebilir miyiz? Bilmem, şu açıklamadan sonra siz söyleyin.

Savunmasız insan yavrusunun hayatta kalma becerisi nedir sizce? Bir bebek savaşabilir mi? Hayır oldukça savunmasızdır. Bu soruyu daha önce düşünmüş müydünüz? Bir bebeğin en güçlü yanı aşırı derecede, inanılmaz derecede sevimli olmasıdır. O kocaman gözleriyle, minicik ağzıyla, minicik burnuyla… Pekala evde beslediğimiz, aşılarını düzenli olarak yaptırdığımız hayvanların ne farkı var? Sahiplendiğimiz hayvanlar hiç büyümeyen çocuklardır.

Kedileri neden sevdiğimiz konusu araştırılmış(sevmeyenler de var biliyorum bir durun açıklayayım J) çıkan sonuç bir hayli ilginç. Yuvarlak kafaları, küçük burunları, kocaman gözleri ile kedi fizyonomisi, davranış psikolojisindeki meşhur “Bebek Şeması” tanımına tamamen uymaktadır. Bu özellikler büyük insanlarda zayıflık ve yardıma muhtaçlık algısını harekete geçiriyor. Bu durum küçüklerin beslenip bakılmasını sağlıyor. İşte bu yüzden tüm yavrulara bayılıyoruz. Kediler için ise farklı olan kısım şu, kediler büyüdükleri zaman fazla değişmezler, panda ve bazı maymun türleri gibi.

Bir de “ Ben her şeyin en iyisini bilirim” ciler var. Zor insanlardır. Anahtar kelimeler: çocuğum, tüy, pis… Hatırladınız değil mi? Hatta hayatında evcil hayvanı olmamış insanlar ders verirler size, üste çıkmaya çalışırlar, vicdanlarını susturmaya çalışırlar. ” Kedini neden gezdirmiyorsun?” diye soru geldi yahu bana. Kendinizi açıklamaya çalışmayın bence, kedi sahibi olanlar bu sorunun ne kadar saçma olduğunu ve en son gezdirme teşebbüslerinin nasıl bir kabus olduğunu düşünüyorlar şu an. Her şeye rağmen tüm insanlığı seviyorum J Devam edelim.

Hayvan Destekli Tedavi  yönteminden bahsedelim. “HDT” denilen bu yöntem; yaygın gelişimsel bozukluklar, demans ve alzheimer hastalığı, yalnızlık duygusu, depresyon, psikolojik rahatsızlıklara bağlı ilaç kullanımı, afazi ve şizofreni gibi hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. HDT, önerilen kılavuzlara uygun olarak uzman bir ekip eşliğinde uygulandığı takdirde, psikiyatrik hastalıkların tedavilerinde ve terapi seanslarında pratikte çoğu kez karşılaşılan güçlükleri azaltabilmekte; böylece bireylerin ruh sağlığı üzerinde önemli iyileşmeler sağlamaktadır. Hayvanlar ile insanlar arasındaki bu etkileşim, yeni bir tedavi ortamı oluşturarak anksiyete, stres, depresyon, ağrı ve kan basıncı düzeylerinde azalma, buna karşılık mobilite ve kas aktivitesinde artma sağlar. Şu haberlerde görüp mutlu olduğunuz Yunus Terapisi var ya hah o işte bu. Evde hayvan beslemek de aynısı.

Missouri-Columbia Universitesi’nde yapılan araştırmalar insan –hayvan ilişkilerinin özellikle de köpeklerin, kendimizi iyi hissetmemizi sağlayan ,prolaktin ve oksitosin hormon düzeylerimizi artırdığını,stresle baş etmekte hatta depresyona karşı savaşmakta, bu hormonal değişikliklerin son derece yararlı olduğunu bilimsel olarak ortaya koymuştur. Kedi, köpek ve diğer evcil güzel yaratıkların düzenli olarak okşanmasının birincil stres hormonumuz olan kortizolu azalttığı ve böylece kişinin pozitif ve kendini dinç hissettiği bulgular arasındadır.Aynı zamanda zihinsel faaliyetlerimizin hızlandığı ve uyku kalitemizin arttığı bildirilmiştir. İlaveten ağrıya karşı daha az hassas hale geliyor ve direncimiz artıyor denilmektedir.1995 yılında Maryland Hastanesinde Dr. Erika Friedman 392 kalp krizi geçirmiş kişiyi incelemiş, evlerinde kedi ya da köpek besleyen insanların  beslemeyenlere göre 8 kez daha canlı dinamik ve hayata bağlı olduklarını saptamıştır. Buffalo Üniversitesi Klinik Farmakoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Dr.Allen  bir sene boyunca rastgele seçilmiş 60 gönüllü ve kontrol gruplarından  oluşan tansiyon ilacı (ACE inhibitörü) kullanan kişilerden insanlar üzerinde bir çalışma yapmıştır. Çok stresli durumlarda kullanılan tansiyon ilaçlarının tedavide başarılı olmadığını tespit etmiştir. Bunun üzerine stres katsayısı yüksek insanlara  beslemeleri için köpek verilmiş ve 6 ay boyunca tansiyon değişimleri takip edilmiştir. 6 ay sonunda köpeği olanların tansiyonlarında çok küçük bir değişiklik gözlenirken köpeği olmayanların tansiyonlarında 40 mm/hg bir yükselme gözlenmiştir. Avustralya Monash Üniversitesinden Dr.Warwich Anderson ve diğer birçok ülkeden araştırmacıların katıldığı, Amerikan Kalp Derneğinin 2013 yılında yayınladığı bilimsel açıklamasında evcil hayvan sahibi olanların, olmayanlara göre daha düşük kalp krizi geçirme risklerinin olduğunu ortaya koymuştur.

Hani hayvanlardan uzak tuttuğunuz canınızdan çok sevdiğiniz yavrunuz var ya ona pek iyi bir davranış kazandırdığınızı söyleyemeyeceğim sevgili anne babalar. Özellikle çocukların küçük yaşlarda hayvan sevgisini öğrenmeleri, paylaşım, saygı duyma, kendinden başka canlıların farkında olma ve empati kurma açısından çok önemli.

Eski Mısır’da kedilere ne kadar önem verildiğini biliriz bunun bir nedeni olmalı değil mi? Tarihten ders çıkarmak yerine tarihi tekrar yaşamayı tercih ederiz bizler, aslında yine arada birkaç kişi çıkıp doğruları söylemeye çalışır elinden geldiğince. Kediler kadınlara benzetilir. Kadın dedik, çocuk dedik. Siz düşünedurun olayın vahametini ben size son bir bilgi daha vereyim.

“Hz. Muhammed, Uhud seferinde, ordunun önüne yavrularını emziren bir kedi çıkınca, kedinin başına ezilmemesi için bir nöbetçi dikip koca bir orduyu o kedinin etrafından dolaştırmış ve seferden döndüğünde o nöbetçiden kediyi istemiş ve sahiplenerek adını Müezza koymuş. Siyah beyaz bir Habeş kedisiymiş Müezza. Ağzının içinde üst damağında lekeleri varmış. Bu sık rastlanmayan damağında leke olan kedilerin Müezza'nın soyundan geldiği kabul edilir. Müezza, muhtemelen bir sokak kedisiydi ve Mekke'nin sıcak kavurucu çöl sokaklarından Hz. Muhammed'in ilgisi ile kurtulmuştu. Hz. Muhammed, kedisi Müezza'yı o kadar çok severmiş ki Müezza bir gün sedirde oturan Hz. Muhammed'in giysisinin ucunda uyuya kalmış. Her kedi dostu gibi uyuyan bu güzelliğe kıyamayan Hz. Muhammed, Müezza'yı uyandırmaktansa giysisinin ucunu usulca keserek kalkmayı tercih etmiş. Hz. Muhammed, kedisi Müezza içtikten sonra kapta kalan su ile abdest alacakken Sahabe-i Kiram Ebu Nuaym "Ya Resul o sudan kedi içti" deyince, Resulullah "Onlar en temiz ağıza sahiptirler" buyurmuş ve abdest almıştır. (Hadisi Nakleden Peygamberimizin eşi Hz. Aişe).”

KABUĞUNUZU İÇTEN KIRMANIZ VE DÜNYAYI PAYLAŞTIĞIMIZ MİNİK CANLARDAN BİR KAP SUYU, BİR KAP YEMEĞİ, SICAK BİR YUVAYI VE EN ÖNEMLİSİ SEVGİNİZİ, MERHAMETİNİZİ  ESİRGEMEMENİZ DİLEĞİYLE…

                                                                                                             ECEHAN YILMAZÇELİK

                                                                                                               PSİKOLOJİK DANIŞMAN

 

BU YAZIYI PAYLAŞIN!
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Digg'de Paylaş Del.icio.us'ta Paylaş Google'da Paylaş Yahoo'da Paylaş Technorati'de Paylaş
Yorum Yaz
Adınız Soyadınız
Yorumunuz
Yorumu Doğrula

Yorumlar
15 Kasım 2017 13:26
400 kez okundu
20 Eylül 2017 15:47
1018 kez okundu
04 Temmuz 2017 14:42
1324 kez okundu
28 Kasım 2016 12:37
5066 kez okundu
30 Ekim 2016 13:24
2638 kez okundu
19 Ekim 2016 11:22
2436 kez okundu
19 Eylül 2016 17:04
3278 kez okundu
13 Haziran 2016 14:30
3041 kez okundu
25 Nisan 2016 12:16
3329 kez okundu
19 Nisan 2016 18:02
2958 kez okundu
11 Nisan 2016 14:33
2796 kez okundu
04 Nisan 2016 16:44
2815 kez okundu
Günışığı Android Uygulaması
ELAZIGELAZIG
Ulu Cami’nin eğriliği tescillendi
8293 kez görüntülendi
Elazığ'da bisiklet yarışı
28618 kez görüntülendi
Sivasspor Maçı
55285 kez görüntülendi
Fenerbahçe Maçı
67039 kez görüntülendi
Sıra
Takım
O
G
M
P
1
ÜMRANİYESPOR
12
7
1
25
2
MKE ANKARAGÜCÜ
12
7
2
24
3
GİRESUNSPOR
12
6
1
23
4
ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş
12
6
3
21
5
ELAZIĞSPOR
12
5
4
18
6
ADANASPOR
12
5
4
18
7
İSTANBULSPOR A.Ş
12
5
5
17
8
ALTINORDU
12
4
4
16
9
GAZİŞEHİR G.ANTEP
12
3
3
15
10
BALIKESİRSPOR BALTOK
12
5
4
15
Günışığı Gazetesi - Yeni Medya Gazetecilik Basın Yayın Ltd. Şti. Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2013