Bugün 22 Kasım 2017 - Çarşamba
Spor Haberleri
Seri İlanlar
İhale İlanları
Foto Galeri
Video Galeri
Prof. Dr. Orhan Kılıç
Prof. Dr. Orhan Kılıç
okilic60@gmail.com / www.orhankilic.com.tr
ELAZIĞ RUHU
23 Ağustos 2016 15:27

  

ELAZIĞ RUHU

Önceki hafta Diyarbakır, geçen hafta Van, Elazığ ve Gaziantep bombalı saldırıların hedefi oldu. Bu saldırıların üçü polis binalarına en sonuncusu ise doğrudan sivillere yönelik olarak bir düğüne yapıldı. Aslında polis merkezli yapılan saldırılar da bir anlamda sivillere karşı yapılmıştı. Çünkü saldırı anında binalar veya çevresinde olan sivil vatandaşlardan hayatını kaybedenler ve yaralananlar olmuştu. Özellikle Elazığ’da yapılan hain saldırıda bomba yüklü araç Emniyet Müdürlüğü ile Elazığ’ın en işlek ve birçok yolun kesiştiği Çayda Çıra Kavşağı’nın arasında patlatılmış, adeta devlet ve millet birlikte hedef alınmıştı.

PKK, IŞİD, FETÖ/PDY hangisi olursa olsun, bu saldırılar bir üst akıl tarafından doğrudan veya dolaylı olarak yönlendirilerek planlanıyor ve uygulamaya konuluyor. FETÖ’ye yönelik operasyonlar yoğunlaştıkça PKK ve IŞİD’in eylemleri de artış gösterdi. Bunun iki sebebi olabilir. Birincisi devlet bütün dikkatini ve enerjisini FETÖ’ye yoğunlaştırdığı için bu örgütlere karşı mücadelede yeterli enerjiye, kadroya ve motivasyona sahip değil. İkinci ama daha kuvvetli olan ihtimal ise FETÖ-PKK veya FETÖ-IŞİD ortak çalışması ile bu eylemler gerçekleştiriliyor. Yıllardan beri TSK ve emniyet teşkilatının her birimine kılcal olarak nüfuz eden kaçak ve kripto FETÖ mensuplarının bu örgütlere teknik ve stratejik destek verme ihtimali oldukça yüksek gözükmektedir.

Elazığ ve Gaziantep saldırıları farklı iki örgüt tarafından gerçekleştirilmiş ve mahiyet itibariyle farklı olsalar bile, aynı amaca yönelik oldukları açıktır. Elazığ Emniyet Müdürlüğü saldırısı, PKK’nın kurulduğu günden itibaren diş geçiremediği ve örgütlenemediği Elazığ’ın bizatihi tümüne yapılmış ve bir anlamda örgütün şehrin kalbinde eylem yapabilecek güçte olduğu mesajı verilmeye çalışılmıştır.

PKK bu bombayı, Elazığ’da bir türlü örgütlenememesinin psikolojik ezikliği ve uzun yıllardır liderlerinin talimatı ile Elazığ üzerindeki yürüttükleri politikalarında başarılı olamadıkları için patlattı. Yandaşlarına moral, karşısındakilere korku vermek için patlattı. Elazığ özelinde Türkiye’nin birlik ve beraberliğinin temeline konulan bir bombaydı patlatılan. Şurası unutulmamalıdır ki, Elazığ teröre karşı en dirençli şehirlerden birisidir. Elazığ’da yaşanacak bir zaaf ve korku ortamı, Türkiye’yi doğrudan etkileyecektir. Elazığ terör konusunda en kırılgan noktalardan birisidir ve devletin dikkatinden hiçbir şekilde uzak tutulmamalı verdiği tepkiler adeta birer erken uyarı olarak değerlendirilmelidir. Yıllardır Elazığ üzerinde oynanan bu oyuna bilinçli veya bilinçsiz alet olup Elazığ’a Türk-İslam kimliğinin ötesinde kimlik arayışında ve sevdasında olanlar da umuyorum bu elim olaydan sonra akıllarını başlarına devşirmişlerdir.

Örgütün beklentilerinin aksine, bu eylem Elazığ halkını daha da kenetlendirmiş, bir korku ortamının aksine, güçlü bir birlik, beraberlik ve kardeşlik ortamı yaratmıştır. Şehirdeki Türk, Kürt, Alevi, Zaza diye kendini ifade edenlerin hepsi teröre karşı yekvücut olmuşlar ve tek ses vererek terörü lanetlemişlerdir. Elazığ halkı PKK ile Kürt vatandaşlarımızı ayrı tuttuğunu, Kürt vatandaşlarımızın da bu ülkenin asli unsuru olduğunu cümle aleme göstermiştir. Türk’ü de, Alevi’si de, Zaza’sı da, Kürt’ü de o bombanın yarattığı tahribatın ve incittiği canların acısını eminim derinden yüreğinde hissetti ve nasıl “tek millet” ve “tek yürek” olunacağının en güzel örneğini verdi.“ Kan ihtiyacı yoktur” anonslarına rağmen saatlerce hastanelerin önünde uzun kuyruklar oluşturarak beklediler. Bir gün sonra bütün siyasi parti temsilcileri, yöneticiler ve halk el ele, omuz omuza “Teröre LanetMitingi”nde bir araya gelerek “Yenikapı Ruhu”nu, “Elazığ Ruhu” olarak bir kez daha yaşatıp bütün Türkiye’ye örnek olacak önemli mesajlar verdiler.

Bu çatışma ortamından en çok ızdırap çeken Diyarbakır’daki vatandaşlarımız geçen hafta Cuma namazında Ulu Cami’de teröre ve teröriste “artık yeter” diyerek tepkisini en sert şekilde ortaya koymuştur. Elazığ’daki birlik ve beraberlik ruhu ile Diyarbakır’daki tepkiler, bölge halkının artık ne olursa olsun hergün barut kokusu ile yaşamak istemediğini göstermektedir. PKK’yı doğrudan kınayamayan ve hatta destekleyen HDP, bölgedeki eski popülaritesini yitirmiş haldedir. Siyaseten bu kadar dışlanmalarına rağmen, bunu iç ve dış politika malzemesi bile yapamamaktadırlar. Çünkü halk desteğini gün geçtikçe yitirmektedirler.

IŞİD, Türkiye’de marjinal bir örgüttür. Mevcut durumda bireysel eylem yapmaktan başka bir güçleri yoktur. FETÖ’nün ise en azından Türkiye’deki dizi kırılmış gözükmektedir. Uluslararası boyutta da etkisinin kırılması için çalışmalar yürütülmektedir. TSK, Emniyet, Adalet ve Eğitim organlarında büyük bir temizlik yapıldığı gözlemleniyor. İş dünyasındaki uzantıları bir bir tespit edilip tasfiye ediliyor. Peki bütün bunlar yapılırken ve güneydoğuda neredeyse bir yıldır PKK ile etkin mücadele edilirken, nasıl oluyor da bu örgütler şehirlerin merkezlerinde bu bombaları patlatabiliyorlar?

Bu tür eylemlerin birçoğu intihar saldırısı olduğu için güçlü bir istihbarat ile ancak önlenebilir. Canlı bombalar, EYP veya bomba yüklü araçlar daha hazırlanma aşamasında iken tespit edilemezse önlenmesi çok güçtür. Bir canlı bomba veya bomba yüklü bir araç hazırlanıp hedef mahalline kadar girebilmişse çoktan iş işten geçmiş demektir. Yaşananlara bakılırsa, Türkiye’nin 15 Temmuz’dan sonra en üst makamlarca bile dillendirilen bir istihbarat zafiyeti gözükmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin PKK ve IŞİD ile ilgili olarak alacağı en önemli önlemlerden birisi sınır güvenliği ve denetimidir. Ancak bu sınır güvenliği, hudut kapılarından değil sınırlarımızın çok ötesinden başlatılmalıdır. Sevgili hocam Prof. Dr. Mustafa Öztürk’ün birçok platformda yirmi yıldır anlattığı ve yazdığı üzere,“sınır ötesi tahkim” şarttır. Bunun içindir ki IŞİD, PYD, PKK ve Barzani’nin Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’deki faaliyetleri doğrudan Türkiye’nin güvenliği ile ilgili olarak değerlendirilmelidir. Bu dört unsur da Türkiye için ciddi birer tehdit unsurudur. Suriye sınırı artık insani amaçlarla da olsa belli bir süre giriş çıkışlara kapatılmalıdır. Irak sınırı ise sadece ticari maksatlı olmak kaydıyla, ancak son derece sıkı denetimlerle açık tutulmalıdır. Türkiye’nin her tarafına yayılmış Suriyeli sığınmacılar bir an evvel zapt u rapt altına alınmalı vatandaşlık hakkı verilmeden ülkelerine güvenli bir şekilde geri gönderilme yolları aranmalıdır. Sığınmacı Suriyeliler, Türkiye’nin iç güvenliği için doğrudan bir tehdit unsurudur. İşin insani ve dini boyutu konusunda Türkiye bugüne kadar üstüne düşeni fazlasıyla yapmıştır. Bundan ötesi Türkiye’yi bir beka sorunu ile karşı karşıya bırakabilir.

ABD ve Rusya ile ilişkilerimiz ise milli menfaatlerimiz ve milli güvenliğimiz neyi gerektiriyorsa ona göre şekillenmelidir. Peşinen kabul edilen “stratejik dost ve müttefik” kavramının atılacak adımlara göre yeniden değerlendirileceği kararlı bir dille muhataplarımıza anlatılmalıdır. Bu yönde bir tavır geliştirmeyen devletler ile ilişkiler askıya alınmalıdır.

Terör örgütleri ile etkin bir şekilde mücadele edecek kadrolar şu an için maalesef sayıca yetersiz görünmektedir. FETÖ ile bağlantısı tespit edilenler görevden alındığı için devlet kadrolarında büyük bir boşluk oluşmuştur. Vazife başında kalan hâkim ve savcılar devasa sayıdaki dosyalar ile boğuşmaktadırlar. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, binlerce olduğu söylenen asılsız ihbarlarla adeta çalışamaz hale gelmişlerdir. Polisler eksik personel sayısı ile her yere yetişmek için cansiperane mücadele vermektedirler. Yaşanan bu sıkıntılara rağmen FETÖ’cü idareciler hâlâ yerlerinde oturtulursa veya yeni atamalarda FETÖ’nün desteklediği ve yakın olduğu isimler halen daha sadece parti taassubu ile bazı makamlara getirilirse, bu haldemeselenin çözümü zor olur. Bir grubu milletin fedailiğine, başka bir grubu ise efendiliğine layık görmek, en azından böyle algılanmasına sebep olabilecek uygulamalar yapmak, tesis edilmeye çalışılan milli birlik ve beraberlik ruhuna uygun değildir. FETÖ’nün kripto uzantıları halen daha devlet kademelerinde kendilerini gizleyebilmeyi becerebilmişlerse, öncelikle kendilerine muhalif olan veya kendilerince tehlikeli bulduklarını bertaraf edecekleri göz ardı edilmemelidir. “Asıl temizlenmesi gerekenler, kendilerince temizlik yapıyorlar” algısının yerleşmesine çanak tutacak uygulamalar dikkatle takip edilip engellenmelidir. Suçsuz olduğu halde bir gün bile mağdur edilen varsa, sosyal travma yaşamış ve devletine darılmışbir grup daha gelecekte bizi bekliyor demektir. Bunun için görevden el çektirme yetkisi olan amirlerin ellerinde somut ve kuvvetli deliller olmadan sadece asılsız ihbar ve şüphe ile insanları ve ailelerini mağdur edecek keyfiyette bulunmamaları gerekmektedir. Bu bağlamda Yenikapı Ruhu’nun bir rüya, hayal veya samimi olmadığının akla gelmemesi için mülakatla yapılacak yeni atamalarda, hain, yıkıcı ve bölücü örgüt üyesi veya sempatizanı olmamak kaydıyla, siyasi görüş ve ideolojisine bakılmaksızın ehil ve liyakat sahibi olanlar hak ettikleri görevlere getirilmelidir. Birlik ve bütünlüğün devamı için yakalanan bu şans aksi bir uygulama ile heba edilmemelidir.

OHAL kapsamında FETÖ/PDY ile ilgili alınan tedbirler, devlete sızmış PKK yandaşları için de süratle uygulanmalı, örgüte destek verdiği kesinleşen belediyelere acilen el konulmalıdır. İç savaş çığırtkanlıkları yapan, halkı ayaklandırmaya teşvik eden ve haklarında bu konularda fezleke hazırlanan milletvekilleri adaletin karşısına çıkarılmalıdırlar.

Diyarbakır’ımıza, Van’ımıza, Elazığ’ımıza ve Gaziantep’imize geçmiş olsun.

Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.

Bu eli kanlı, bölücü ve hain örgütlerle mücadele ve hakkaniyetli icraat yapmak için rabbim devletimize ve milletimize güç, kuvvet, feraset ve basiret versin diye dua edelim.

Milletçe yaşadığımız bu zor zamanlarda buna gerçekten çok ihtiyacımız var.

BU YAZIYI PAYLAŞIN!
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Digg'de Paylaş Del.icio.us'ta Paylaş Google'da Paylaş Yahoo'da Paylaş Technorati'de Paylaş
Yorum Yaz
Adınız Soyadınız
Yorumunuz
Yorumu Doğrula

Yorumlar
30 Ağustos 2017 22:17
2378 kez okundu
07 Nisan 2017 12:51
3256 kez okundu
01 Ocak 2017 14:17
4320 kez okundu
22 Kasım 2016 15:18
3130 kez okundu
23 Ağustos 2016 15:27
4361 kez okundu
17 Ağustos 2016 21:09
1859 kez okundu
30 Temmuz 2016 15:52
4166 kez okundu
21 Haziran 2016 16:04
4797 kez okundu
14 Haziran 2016 16:09
2491 kez okundu
18 Mayıs 2016 18:27
2357 kez okundu
19 Nisan 2016 13:20
3692 kez okundu
20 Mart 2016 13:49
4190 kez okundu
Günışığı Android Uygulaması
ELAZIGELAZIG
Ulu Cami’nin eğriliği tescillendi
8285 kez görüntülendi
Elazığ'da bisiklet yarışı
28610 kez görüntülendi
Sivasspor Maçı
55275 kez görüntülendi
Fenerbahçe Maçı
67029 kez görüntülendi
Sıra
Takım
O
G
M
P
1
ÜMRANİYESPOR
12
7
1
25
2
MKE ANKARAGÜCÜ
12
7
2
24
3
GİRESUNSPOR
12
6
1
23
4
ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş
12
6
3
21
5
ELAZIĞSPOR
12
5
4
18
6
ADANASPOR
12
5
4
18
7
İSTANBULSPOR A.Ş
12
5
5
17
8
ALTINORDU
12
4
4
16
9
GAZİŞEHİR G.ANTEP
12
3
3
15
10
BALIKESİRSPOR BALTOK
12
5
4
15
Günışığı Gazetesi - Yeni Medya Gazetecilik Basın Yayın Ltd. Şti. Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2013