Bugün 21 Kasım 2017 - Salı
Spor Haberleri
Seri İlanlar
İhale İlanları
Foto Galeri
Video Galeri
Dursun Aksoy
Dursun Aksoy
dursunaksoy59@mynet.com
EDEBİ ŞAHSİYETLERDEN-30 –
13 Eylül 2017 14:32

 EDEBİ ŞAHSİYETLERDEN-30 –

            Özünden sapmamış, milli ve manevi değerlerine bağlı, kültür ehli insanlar varlığının membaı yani var oldukları mekandan her ne sebeple nereye gitmiş olurlarsa olsunlar özellikle de ülke dışına gitmiş olsunlar dönüşleri varlık membaıdır, var oldukları, kişilik kimliklerinin oluştuğu yerdir.

Tabi bu her insan için geçerli olan bir özellik ve haslet midir?

Hayır, elbette ki değil.

Bu özellik ve haslet elde etmiş olduğu tüm imkanlara rağmen yukarıda ifade ettiğimiz özelliklere sahip insanlar, şahsiyetler için geçerli olandır.

Özentiden uzak,

Vatan ve millet sevgi ve sevdası yüreğinde korlaşmış insanlar için geçerli olandır.

Hele de eğitimcilik yönü olup ağır basanlar için daha bir geçerlidir.

Hemen hemen birçok insan eğitimcidir,

Milli ve manevi değerlerine az çok bağlıdır,

Bildiğimiz kadar özüne bağlı, sözüm ona birazda kültür merakı var ama varlık membaına veya vatanına dönüşü olmuyor diyenler olabilir.

Veya bu özeliklerin hemen hiçbirini taşımayan veya bazılarını taşıyan bazı insanlar varlık membaına dönüyor diyenlerde olabilir.

Doğrudur da. 

Birincisini dile getirenlere diyoruz ki; sözünü ettiğiniz o insanlarda ifade ettiğimiz özellik ve haslet bilinen şekliyle samimiyet içermiyor, takiye ve gösteriş söz konusu.

İkinci şıkkı ifade edenlere de diyoruz ki sözünü ettiğiniz o insanlar, söz konusu özellik ve hasletten uzak o insanlar, özelliklede yurt dışına gitmiş o insanlar orada arzuladıkları imkanı bulamamış olduklarından zorunlu dönüş yapanlardır.

Her türlü imkanı bulabildiği halde vatanına, varlık membaına dönen, dönebilen insanlar yukarıda ifade ettiğimiz özellik ve hasleti samimi olarak yaşayan, yaşayabilen, yaşanması için bulunduğu veya sorumlu olduğu alanda gayret gösteren insandır.

İşte biz bugün sözünü ettiğimiz o özellikler ve haslete sahip bir değeri sizlere sunmaya çalışacağız. Varlık membaından uzaklara, çok uzaklara yani yurt dışına gitmiş, kalması noktasında birçok imkana sahip olduğu halde kalmayıp vatanına, varlık membaına dönerek hizmet etmiş ve kültürel anlamda halen daha etmeye çalışan üretici bir değeri, bir edebi şahsiyeti siz değerli okurlarımla buluşturmaya çalışalım istedik.

Bu edebi şahsiyetimiz;

Tarihi derinlere dayanan, kültür zenginliği ve konum itibariyle stratejik özelliği tartışılmaz, geniş ve verimli ovalara sahip, kendine bağlı bulunan ilçelerle her alanda bütünlük arz eden kadim şehir Elazığ’a bağlı,

 TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’ nin kurucusu ve NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE sözünün sahibi merhum Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün Doğunun Yalovası dediği,

Güneyinde yaslandığı Hazar Baba Dağı ile Kuzeyinde küçük hazar dediğimiz Hazar Gölü’nün bulunduğu,

Tuğlanın üretildiği, özellikle de Elazığ’ın olmakla beraber ülke ekonomisine katkısı fazla olup  yatırımlarını dışa aktarmayıp Elazığ’da tutan Hazar Tuğla’nın üretildiği, bir zamanların Azot Fabrikasının bulunduğu cennet misali güzellik ve özelliğe sahip SİVRİCE ilçesinin yetiştirdiği Şair- Yazar ve Hikaye yönü ağır basan edebi şahsiyet Hadi ÖNAL Bey’ dir.         

Hadi Önal Bey; Öncelikle ve özellikle milli ve manevi değerlerine gerçek manada bağlı,

Vatan ve Millet sevgi ve sevdası yüreğinde korlaşmış,

Fikir ve düşünce noktasında üretici,

Toplum sosyoloji ve psikolojisini çok iyi bilen,

Eğitimci, şair ve yazarlık yönü bulunan, yazarlık yönünde hikaye dalı ağır basan,

Elazığ’dan öte Türk Kültürü’nün yaygınlaşması ve gündemde kalması noktasında tartışılmaz hizmetler sunan Sivil Toplum Kuruluşu konumunda ki MANAS YAYINCILIK’ ın program sunuculuğunu yapan, Sivrice Derneğinin kurucularından ve Yön Kur. Üyesi olup kültürel çalışma ve etkinliklerde kendinden söz ettiren sosyal yönü zengin bir değer, bir edebi şahsiyettir.

Kendimizce anlatıp sizlerin bilgisine sunmaya çalıştığımız bu değerimizi isterseniz birde kendi lisanı haliyle tanıyalım. İşte eğitimci-şair ve yazar edebi şahsiyetimiz Hadi Önal Bey ve işte siz değerli okurlarım.

                                        EDEBİ ŞAHSİYETLERDEN HADİ ÖNAL KİMDİR?

            1949 yılında Elazığ’ın Sivrice ilçesinde dünyaya geldim. İlk ve orta öğrenimimi Elazığ’da tamamladım.

1972 yılında Diyarbakır Eğitim Enstitüsü Türkçe Öğretmenliği bölümünden mezun oldum ve aynı yıl Gümüşhane/Köse Ortaokulu’na Türkçe öğretmeni olarak atandım.

1975 yılında Elazığ Mezre Ortaokulu'nda göreve başladım ve bu okulda müdür yardımcılığı, müdür başyardımcılığı ve okul müdürlüğü görevlerinde bulundum.

1983-1985 yılları arasında Isparta /Keçiborlu Lisesi Edebiyat Öğretmeni ve Okul Müdürü olarak görev yaptım. İzmir /Karaburun ve Menemen İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü görevlerinde bulundum. Bu arada Eskişehir Edebiyat Fakültesini bitirdim.

1989-95 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığınca Belçika’da görevlendirildim. Belçika’da bulunduğum süre içerisinde öğretmenliğin yanı sıra eyalet koordinatörlüğü ve kitap yazım komisyon başkanlığı yaptım. Snt. Barbara Enstitüsü Flaman Dil okuluna devam ederek bu okuldan1993 yılında mezun oldum.

            Türkiye’ye döndükten sonra emekli oldum ve emekli olduktan sonra da mesleğimi sürdürmeye devam ettim. Elazığ Özel Harput Okullarında Türkçe ve Türk Dili Edebiyatı öğretmenliği görevinde bulundum. Elazığ Zafer Dershanesinde yönetici olarak çalıştım..

            Lise yıllarından beri şiirle uğraşmaktayım. Şiir, makale, hikâye ve deneme yazılarım Türk Edebiyatı Dergisi, Bizim Külliye, Erciyes, Berceste, Akpınar, Kümbet, Herfene, Ses dergilerinde ve Elazığ Günışığı Gazetesi Gönül Tahtından adlı Kültür-Sanat Sayfası’ n da yayınlandı.

Halen İstanbul’da aylık olarak yayınlanan Yüzakı Dergisinin yazı kadrosunda yer almakla beraber İstiklal gazetesi ile Elazığ’da yayınlanan Fırat gazetesi’ n de haftalık yazı yazmaktayım.

            2005 yılında “Ömür Bahçesi” adını verdiğim ilk şiir kitabım yayınlandı. 2011 yılında biyografik roman türünde kaleme aldığım “Paşa Demirbağ” adlı eserim Manas Yayıncılık tarafından bastırılmıştır.

Evli olup üç çocuk babası ve beş torun dedesiyim..

 

                                                           AYETLER

*Ey Muhammed eğer sana kağıt içinde yazılı bir kitap göndermiş olsaydık da kendileri de onu tutmuş olsalardı o inkarcılar bu ap açık bir büyüden başka bir şey değildir derlerdi. En’am:7

* Onlar O’ na yani Muhammed’e bizim görebileceğimiz bir melek gönderilmeli idi dediler. Eğer bir melek gönderseydik elbette iş bitirilmiş olur, kendilerine göz bile açtırılmazdı. En’am:8

                                                                 GÜZEL SÖZLER

*«Aşkın, sevginin, güvenin ve paylaşımın garantisi nedir?» diye sorsalar bana; «Samimiyet...» derim. Düşünce ve duygularımızın yaptıklarımızla örtüşmesi olan samimiyet; aynı zamanda duygu ve düşüncelerimizin sağlamlığının, inandırıcılığının ve sürekliliğinin de ölçüsüdür.

*Samimiyet; insan ruhundaki doğruluğun, ahlâkın, edebin dışa yansıyan aynasıdır. Samimiyet; gönülden istemek, severek ve karşılık beklemeden yapmak, dünya hayatından haz almak ve huzurlu yaşamanın da anahtarıdır.

*İnsanlar arasındaki dostluk, sevgi ve güven kapılarını açan; içtenlik, saflık, duruluk ve sadâkat kavramlarını bağrında yeşerten bu hasletin karşıtı sahtekârlıktır, yalandır, riyâdır, aldatmadır. Hadi ÖNAL

 

 

        BİZ GEREK BİZE

Alperen bakışlı, nurdan alınlı

Yesevi nakışlı yüz gerek bize.

Ezelden ebede lekesiz, şanlı

Alparslan mayalı öz gerek bize.

     Aşkının yoluna gönlünü seren

     Bir değil bin canı olsa da veren

     Yağmur damlasında deryayı gören

     Hilâle sevdalı göz gerek bize.

Zorbalara zorlu, yamana yaman

Mahremine sahip, gaflete aman!

Riyaya kapalı, yalana düşman

Doğruya tercüman söz gerek bize.

     Dertlere dermanlı, gönül sırdaşı

     Sil demeden silen gözdeki yaşı

     Anne dizi bilip koyunca başı

     Huzuru bulacak diz gerek bize.

Hacı Bektaş gözlü, insan odaklı

Merhamet dualı, Yunus kucaklı

Mevlana sevdalı; güneş kaynaklı

Durgun suya saklı giz gerek bize.

     Gönül çeşmesine doluca gelen

     Can ile ağlayan cananla gülen

     Dostun şerefini şerefi bilen

     Hicaba kızaran yüz gerek bize

Her işin başında hayra dilekli

Zehirli oklara çelik yelekli

Korkuya efsunlu, mangal yürekli

Öfkeye hedefli gez gerek bize.

     İlimde, irfanda yarışmak için

     Bedendeki benle sarışmak için

     Vuslat kervanına karışmak için

     Sönmeyen kor alev, köz gerek bize

Yarı yola değil, ölüme yemin

Hak hukuk sahibi; güvenli, emin

Ayaklar altında kaymayan zemin

Ardından gidecek iz gerek bize

     Hadi ha! Deyince engeller aşan

     Fatih ile gülen, fetihle coşan

     Birliğe, dirliğe dirice koşan

     Türk-İslam sevdalı biz gerek bize

 

                  FERYAT

Az emek, tatlı rant açılır meydan 

Ahlâktır, şereftir, ardır satılan

Bir de nutuk atılır ki ardından

Sakın ha! Aldanma göz boyanıyor

Hedefim, hayalim, hâlim yanıyor.

     Umut hicret etmiş kapalı kapı

     Adalet hükümsüz, yıkılmış yapı

     Dolaşır madrabaz elinde sapı

     Akıl küfre teslim; vicdan kanıyor

     Kovanım, peteğim, balım yanıyor.

Çirkef bu, içinde hakkı arama     

İsterse vursunlar atlastan yama   

Sonunda uç verir saplanan kama

Huzur yok, her dala baykuş konuyor

Destanım, şiirim, dilim yanıyor.

     Açılım hülyası açtı arayı

     Ayırt edemedik akla karayı

     Bekliyor acılar, ahlar sırayı

     Doku kutuplaştı; göz aldanıyor

     Hakikat, adalet, bilim yanıyor.

Kansızlar kan ister; gönüller yasta

Gelecek karanlık, eğitim hasta

Olunca cehalet hem pir hem usta

Güzel olan her şey kirle yunuyor

Gençliğim, hedefim, yolum yanıyor.

     İsraf dinimizin emriymiş meğer(!)

     Baksana bu yolda olunmuş sefer

     Yontuyor kendine harami keser

     Yapraklar yolundu, dal budanıyor

     Nergisim, çiğdemim, gülüm yanıyor.

Dibi düşen kova su ile dolmaz

Korkunun ecele faydası olmaz

Yeter ki kabul de; derler bu da az

Böyle ihaneti tarih tanıyor

Kök damarım, gövdem, dalım yanıyor.

     Akılla, izanla, gönülle bir bak

     İç yangın, dış tufan, karanlıkta ak

     İblise yok artık ne dur ne durak

     Kıyamet yakın ya perde iniyor

     Varlığım, kültürüm, kürüm yanıyor.

Bu yangına dur de; dur de Allah’ım!

Kalmasın gözde yaş, gönülde ahım

Sendedir; senledir sulhum, salahım 

Güneş yüz çevirdi,  hilâl donuyor

Türkiye’m; beyazım, alım yanıyor.

Hadi ÖNAL/Elazığ-Sivrice

                                                         

                                                                    SAMİMİYET

«Aşkın, sevginin, güvenin ve paylaşımın garantisi nedir?» diye sorsalar bana; «Samimiyet...» derim. Düşünce ve duygularımızın yaptıklarımızla örtüşmesi olan samimiyet; aynı zamanda duygu ve düşüncelerimizin sağlamlığının, inandırıcılığının ve sürekliliğinin de ölçüsüdür. Samimiyet; insan ruhundaki doğruluğun, ahlâkın, edebin dışa yansıyan aynasıdır. Samimiyet; gönülden istemek, severek ve karşılık beklemeden yapmak, dünya hayatından haz almak ve huzurlu yaşamanın da anahtarıdır. İnsanlar arasındaki dostluk, sevgi ve güven kapılarını açan; içtenlik, saflık, duruluk ve sadâkat kavramlarını bağrında yeşerten bu hasletin karşıtı sahtekârlıktır, yalandır, riyâdır, aldatmadır.

            Peki, millet olarak, toplum olarak, fert olarak yer yuvarlağında en fazla ihtiyaç duyulan bu hasletin neresindeyiz? Samimî miyiz? Yani içimizle dışımız bir mi? Öncelikle bizleri yaratan Allâh’a karşı samimî miyiz? Bize mürşid olan peygamberlere özellikle de âhirzaman Peygamberi Hazret-i Muhammed -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e karşı samimî miyiz? Yönetici yönettiklerine, yönetilenler yöneticisine; patron işçisine, işçi patronuna; öğrenci, hocasına; memur amirine; koca evine, kadın kocasına; arkadaş arkadaşına karşı samimî mi? Kalbimizle dilimiz aynı mı? Peki, derken; olur, derken; yaparken; pekilerimizdeki, olurlarımızdaki, yaptıklarımızdaki samimiyetimizin derecesi nedir? Söz ve davranışlarımız, kalbimizle uyum içerisinde mi? Kalbimiz, vicdanımız, iz‘ânımız yaptıklarımızı veya bizim dışımızda yapılanları, olanları onaylıyor mu? Yoksa üç günlük dünya için, dünyalık için, çıkar için bilip de bilmezlikten geliyor; kendimizden başlayarak Yaradan’a varan çizgide hep aldanan ve aldatan mı oluyoruz?

            Bütün bu soruların cevabı, yaşadığımız yer yuvarlağındaki sayısız aynalarda saklı. Belki biz göremiyoruz ama gören ve değerlendiren var elbette. Bir bakın Allah aşkına üzerinde yaşadığımız dünyaya ve o dünyada kendisine eşref-i mahlûkat unvanı verilen insana! Onun kurduğu medeniyete, insanlığa... Bir tarafta ezmenin, ötekileştirmenin, nefretin, kinin, öfkenin, katletmenin, yok etmenin sonucu oluşan kan, acı ve gözyaşı... Diğer tarafta boş gözlerle televizyon başlarında bütün bunları seyrederken içki veya kahvelerini afiyetle yudumlayan milyonların kayıtsızlığı, duyarsızlığı... Bir tarafta vicdansızlık, kibir, gurur diğer yanda masum ve mağdur... Bir tarafta adâletsizlik, yalan, hırsızlık ve talan üzerine kurulu bir düzen; diğer yanda kol gezen yoksulluk, açlık ve sefalet... Peki; vicdanımız, iz‘ânımız, kalbimiz nerede? Bu dünya güçlülerin dünyası, çıkar için her yol mubah diyorsanız, bu dünya kimilerine göre cefâ ve ezâ; kimilerine göre de sefâ yeri diyorsanız, o zaman Allâh’ın size bahşettiği akılla özene bezene hazırladığınız «İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi» niye? İnsan niye, insanlık niye? İşte asıl sorulması ve sorgulanması gereken bu...

 Yok, insan olduğunuzu iddia ediyorsanız o zaman samimî olmalıyız. Aşkın, sevginin, güvenin ve paylaşımın garantisi olan samimiyetimizi her şartta ve durumda göstermeliyiz.

            Kendi kusurlarımızı teğet geçerek başkalarını suçlamak işin en ucuz ve en kolay yoludur. Bu yola sapmadan kendimizi sorgulayarak ulaşmalıyız doğrulara. Samimiyette ihlâs esastır. İnsan öncelikle ve özellikle kendisine karşı yalansız, içten ve samimî olmalıdır. Ne demişti Mevlânâ: “Ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün.” İçi-dışı bir olmayan insan, eksik insandır, İslâm’a göre münafıktır.

Fert bazında, ülkede olduğu kadar ülkeler arasında da samimiyet esas olmalıdır. Ha diyelim ki dünya milletleri arasında böyle bir samimiyet olmadı, oluşmadı. O zaman Müslüman ülkeler olarak bizlerin arasında güven esaslı samimiyetler tesis edilmelidir.

            Biz, Müslüman devletler, son iki yüz yıldır başımıza gelen her musibetin temelinde batıyı ararız. Efendim; batı çıkarcı, batı emperyalist, batı sömürücü, batı samimî değil... İyi hoş da biz Müslüman ülkeler olarak özü ihlâs ve samimiyet olan İslâm’ın neresindeyiz? Biz samimî olduk da... Birbirimize samimî olarak sarıldık da... Batı mı bizi engelledi? Farz edelim engelledi ki gayet tabiîdir; bu durumda batıyı suçlayacağımıza dönüp kendi kusurlarımıza niçin bakmıyoruz? Bizi kendi eksiğimizi görmekten, kendi kusurumuzu keşfedip de üzerine gitmekten alıkoyan ne? Bu sorunun cevabı;  İnsana, İslâm’a, Kur’ân’a, Allâh’a karşı samimî olmayışımız, olamayışımız değil de nedir? Ne demişti âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz Hazret-i Muhammed -sallâllâhu aleyhi ve sellem: “Din bütünü ile samimiyetten ibarettir.” (Müslim, Îmân, 95) Eğitimci-Şair ve yazar Hadi ÖNAL

BU YAZIYI PAYLAŞIN!
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Digg'de Paylaş Del.icio.us'ta Paylaş Google'da Paylaş Yahoo'da Paylaş Technorati'de Paylaş
Yorum Yaz
Adınız Soyadınız
Yorumunuz
Yorumu Doğrula

Yorumlar
16 Kasım 2017 10:04
443 kez okundu
08 Kasım 2017 18:33
1180 kez okundu
02 Kasım 2017 16:59
1064 kez okundu
26 Ekim 2017 09:14
895 kez okundu
18 Ekim 2017 14:39
995 kez okundu
11 Ekim 2017 15:20
907 kez okundu
28 Eylül 2017 17:18
1457 kez okundu
20 Eylül 2017 15:24
979 kez okundu
13 Eylül 2017 14:32
998 kez okundu
25 Ağustos 2017 14:11
2149 kez okundu
17 Ağustos 2017 01:20
1751 kez okundu
09 Ağustos 2017 13:20
2025 kez okundu
Günışığı Android Uygulaması
ELAZIGELAZIG
Ulu Cami’nin eğriliği tescillendi
8282 kez görüntülendi
Elazığ'da bisiklet yarışı
28606 kez görüntülendi
Sivasspor Maçı
55271 kez görüntülendi
Fenerbahçe Maçı
67024 kez görüntülendi
Sıra
Takım
O
G
M
P
1
ÜMRANİYESPOR
12
7
1
25
2
MKE ANKARAGÜCÜ
12
7
2
24
3
GİRESUNSPOR
12
6
1
23
4
ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş
12
6
3
21
5
ELAZIĞSPOR
12
5
4
18
6
ADANASPOR
12
5
4
18
7
İSTANBULSPOR A.Ş
12
5
5
17
8
ALTINORDU
12
4
4
16
9
GAZİŞEHİR G.ANTEP
12
3
3
15
10
BALIKESİRSPOR BALTOK
12
5
4
15
Günışığı Gazetesi - Yeni Medya Gazetecilik Basın Yayın Ltd. Şti. Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2013