Bugün 12 Aralık 2017 - Salı
Spor Haberleri
Seri İlanlar
İhale İlanları
Foto Galeri
Video Galeri
Dursun Aksoy
Dursun Aksoy
dursunaksoy59@mynet.com
NE ACI DEĞİL Mİ?
06 Aralık 2017 19:34

Hayat; insana her zaman güzel şeyler sunmadığı gibi her zaman tozpembe misali aldatıcı bir görüntü de sağlamaz. 

Hayat; kimi insana her zaman olmasa da zaman zaman güzel şeyler sunduğu gibi kimi insana da her zaman birtakım acılar sunmakta.
Acı; karşılaşılan bir deprem- bir yangın- bir sel veya benzeri bir afet ve bir musibet karşısında yaşanan olarak bilinse de asıl acı beklenmedik ve yaşanılması düşünülmeyen gelişmeler, insanı içerleten ve de içten soru sormaya yönelten olumsuz gelişmelerdir.
Acı; 
Ferdi ve toplumsal olandır. 
Acının aslı bize göre ferdiden öte toplumsal olanı daha bir acıdır. 
Tabi bu acı dediğimiz olay, kişi ve kişilere göre değişkenlik gösterse de bizce asıl acı olan toplumsal olan acıdır ve yaşanması karşısında istenmeden de olsa insanın NE ACI DEĞİL Mİ? Gibi insana içten soru sormasını gerektirendir. 
Acıyı ferdi olandan öte toplumsal yönüyle yaşananı ele alıp değerlendirmek ve nelerin acı olduğunu ve bu nedenle insanı içten bir soruyla karşılaştıran acının ne olduğunu anlamak adına açıklamada bulunmak daha doğru olur.
Netice itibariyle insana içten gelen farklı bir duyguyla soru sordurtan acı konuları sizlerle paylaşalım istedik.
Allah’a,
Ol deyince olduran, yeri göğü bir sevgi uğruna yaratıp rahmet ve şefkatiyle dolduran Allah’a ve biz kimimizin laik olup veya kimimizin laik olmadığı Allah’a laik bir kul, riya ve istismardan ve de takiyeden uzak gerçek Müslüman bir kul,
Bizleri yoktan var kılan, her şeyimizle ona muhtaç olduğumuz Allah’ın Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in En’am Süresi 35. Ayetinde ‘’Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır gelirse yerde bir tünel, gökte bir merdiven yapıp ta onlara bir mucize getirmeye veya göstermeye gücün yeterse durma mucize getir. Allah istese idi onları doğru yolda toplardı. O halde sakın bilmeyenlerden olma. ‘’ diye buyurduğu gibi fasıklardan, riyakarlardan ve Allah’ı bilmeyenlerden olmak, olabilmek ne acı değil mi?...
Allah’ın sevgisi üzerine kainatı yarattığı Rasulüne, Hz. Muhammed Mustafa’ (s.a.s) ya sadakat ve samimiyetle ümmet olmamak veya olamamak ne acı değil mi?...
İyi bir insan, arkasında gerçek manada hoş bir seda bırakmış sevgi endeksli adam gibi adam dediğimiz tarzda iyi bir insan,
İyi bir vatandaş, milli ve manevi değerlerin tümüne sadakatle bağlı, tüketici olmaktan öte üretici iyi bir vatandaş,
İyi bir anne ve baba, çocuklarının gelecekleri noktasında her türlü fedakarlıktan kaçınmayan adam gibi adam birer anne ve baba olmamak ve olamamak ne acı değil mi?...
İyi bir evlat, anne ve babasının imkanlar ölçüsünde varlıklarını ortaya koymuş olmasını iyi bir şekilde değerlendiremeyen iyi bir evlat,
İyi bir bacı kardeş, et ve tırnak misali birbirlerinden ayrılmaları mümkün olmadığı halde maddi sorunları ön plana alıp menfaatleri doğrultusunda bir birlerine yar olamayan iyi bir bacı ve kardeş olmamak ve de olamamak ne acı değil mi?...
İyi bir akraba, yani acısı ve tatlısıyla bir arada olamayan, silahı rahimde bulunmayıp ömründen ve maddi ve manevi kazancından mahrum olmayan iyi bir akraba,
İyi bir arkadaş, kardeş misali ve sırtını ve sırtınızı dayayabilen ve dayayabileceğiniz ve de her koşulda sizleri yarı yolda bırakmayan ve bırakmadığımız iyi bir arkadaş,
İyi bir dost, sırtını yasladığında devrilmeyeceğin adam gibi dost olmamak, olmayı becerememek ve de olamamak ne acı değil mi?...
Var olan evladın anne tarafından babaya veya baba tarafından anneye gösterilmeyip onların sevgisinden uzak ve yoksun büyümesini, O’ haliyle de çocuğu toplumda iyi bir insan örneği sergilemekten yoksun bırakmak ve öyle yetişip yaşamasını sağlamak, çocuğunu hırs ve ihtirasına kurban etmek ne acı değil mi?...
Hele hele de geleceğimizin teminatı diye ifade ettiğimiz çocuklarımızın öğreticisi, çocuklarımızın gelece emin adımlarla yürümesi için emanet ettiğimiz öğretmenlerimizin, özellikle ve özellikle annelik gibi ulvi bir görev üstlenen sözüm ona öğretmen annelerin çocuğuna acı yaşatması, ihtiyaç duyduğu sevgiden mahrum bırakması ne acı değil mi?...
Ordumuz ve emniyet birimleri ile önem arz eden kurumlarımızın; geçmiş yıllarda ne idiğu günümüzde ortaya çıkan süreç denen dönemde önemsemeyip yolgeçen hanı haline getirdiğimiz ülkemize elimizle soktuğumuz ve ellerini- kollarını sallayarak gezip tozmalarına ve de bu zaman zarfı içerisinde her alanda güçlenmelerine fırsat verdiğimiz teröristlerden korunmak adına oluşturulan beton duvarlarla korunmaları,
Aziz Türk Milleti olarak gözbebeğimiz görüp, can parelerimiz olarak kabul edip değer verdiğimiz Mehmetçik ile emniyet mensuplarımızın bizleri toprağımız ile yok etmek amacını güden düşmanlarımızın uşaklığını yapan eli kanlı teröristlerin kör kurşunlarıyla bir bir şehit olmaları ne acı değil mi?...
Toplum huzurunu bozup cezaevine girmiş kabul etsekte etmesekte belli bir süre cezasını çekip tahliye olduktan sonra Devletin tanıdığı mahkumiyet hakkından yararlanarak işe yerleştirilmesi karşısında bedenen engelli olan onlarca insanın bir işe yerleştirilmemesi ne acı değil mi ?...
Evet söz konusu bu ve gibi acıları, ne acı değil mi diye sorguladığımız acıların tümünü anlatmaya, dillendirmeye zamanımızın yetmeyeceği ve de sahifelerin kafi gelmeyeceği bir gerçek. O nedenle aklımıza gelen ve de bizlere gerek aktarılan ve gerekse hatırlatılan bazı acıları, önem arz eden acıları dillendirmeye çalıştık.
Yukarıda ifadeye çalıştığımız gibi acı, derinden gelen ve bir feryat misali soru sordurtan acıdır, asıl acı ferdi değil toplumsal olan acıdır… 
Asıl acı olan da budur, bu acıdır…
 
AYETLER
►Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır gelirse yerde bir tünel, gökte bir merdiven yapıp ta onlara bir mucize getirmeye veya göstermeye gücün yeterse durma mucize getir. Allah istese idi onları doğru yolda toplardı. O halde sakın bilmeyenlerden olma. En’am:35
► Ancak seni dinleyenler daveti kabul ederler. Ölülere gelince Allah onları diriltir, sonra hepsi O’a döndürülürler. En’am:36
 
GÜZEL SÖZLER
►Ay vurmuyorsa yüzüne, güneş vurmuyorsa pencerene kabahati ne Ay’da ne Güneş’te ara. Gözlerindeki perdeyi arala. Mevlana
►Somutla soyutu, elle tutulup gözle görünen ile, kök ile, beş duyu ötesindeki eylemleri, fiilleri harmanlayan ve bu harmanlanışı muhteşem bir müzikalite ile sunan şiir dönüşüm şiiridir. Mustafa CEYLAN
►Dentanlarla halk hikayelerinin arasında kapsam bakımından farklılık vardır. İkisi de halk tarafından aynı gelenek içinde var edilmişlerdir. Bugün öyle hikaye ve destan vardır ki bunların destan mı, yoksa hikaye mi olduğunu saptamak zordur. Ahmet ÖZDEMİR
 
 
SEYİT AHMET ARVASİ
Alperenin gür sesi, Seyit Ahmet Arvasi.
Hakk Yolun er gerçeği, Seyit Ahmet  Arvasi.
 
Ötelerden ötesi,Bayrak,beşik kertmesi,
Anadolu Kalesi, Seyit Ahmet  Arvasi.
 
Akıl, fikir çeşmesi, Sözleri gül destesi,
Bırakıp gitti bizi, Seyit Ahmet  Arvasi.
 
YESEVİ’ dir şulesi, Yedi iklim ötesi,
Muhammedî busesi, Seyit Ahmet  Arvasi.
 
Hıra Dağı’nın sesi, Aşık eder herkesi,
Düşmanların öfkesi, Seyit Ahmet  Arvasi.
Dr. Enver DEMİRPOLAT/Elazığ
 
 
MİLLİ SERVETİM
Cebimden çekilsin Haçlı yabancı
Dünya zenginidir benim devletim
İtibar etmeyin batı yabancı
TL'ye bağlanın milli servetim
    
    Çöplere boşaltın markı doları
     İhanete karşı kesin yolları
     Ön saflara geçin daha yukarı
     TL'ye bağlanın milli servetim
 
Bozdurun Euro doları markı
TL'ye bağlanın fark edin farkı
İflasa götürdü çalınan şarkı 
TL'ye bağlanın milli servetim
     
    Yabancı kurlara etmeyin hizmet
     Türk parası bizim edelim zimmet
     Dolar tutuşuyor sonu hezimet
     TL'ye bağlanın milli servetim
 
Parana önem ver acilen derdest
Yerli mal senindir edilmiştir test
Batı düşmanımız çekeceğiz rest
TL'ye bağlanın milli servetim
Mahmut ALDEMİR/Adıyaman-Çelikhan
 
 
DOST
Ey dost,
Ey sevgili!
Paylaşılmayı bekleyen
Gizemli günlerin
Hatırına
Beni rahat bırak
Kırık leblebi tadında 
Kendi halime bırak!…
Bırak ki
Senin de tadın, tuzun Kaçmasın 
   
     Hayallerim ile ben,
     Sevaplarımla dostlar, 
     Günahlarımla da
     Pusudakiler sevinsin.
     Bense; 
     Hesabım la baş başa.
     Unutulması icap eden
     Dertler zinciri ile 
     Tek başıma kalayım…
 
Korku, şüphe endişe
Yükümü kim taşıyabilir ki?
Buz mavisi
Işıltılı sıcak günlerin hatırına
Lütfen,
Ey sevgili
Ey refik-i yâren
Beni kendi halime bırak!...
 Zeynel Abidin BAŞARAN/Elazığ
 
 
PAPATYA OLURUM
Şimdi yok musun sen Allah aşkına,
Yemin eder misin olmadığına dair?
Sende yok muyum yani?
Bir değil miyiz?
     Kurana el basar mısın sevmediğine dair beni?
     Nasıl inanacağım ben gittiğine, nasıl?
     Ne yapacağım ben şimdi sensiz!
     Kime yanacağım, kime ağlayacağım.
Günüm zehir zemberek geçiyor
Olmadığın her an cehennem
İçim ağlıyor dışım gülüyor,
İnsanlar beni mutlu biliyor
Kahrolası mutlu değilim işte!
     Bu dünya çok büyük biliyor musun,
     Hem çok da kalabalık...
     Ben seninle büyüğüm, seninle kalabalığım
     Sen yoksan çok küçüğüm ve çok tenhayım
Ayrı mıyız şimdi, yani yok muyuz birbirimize?
İnanıyor musun bu aşkın bittiğine?
O zaman ben niye hala ağlıyorum?
Niye hala seni düşünüyorum?
     Hiçbir şey hissetmiyor musun artık bana karşı?
     Öyleyse eğer ne diyebilirim ki sana!
     Saygı duyarım fikrine sadece, seni sevmeme bakarım.
     O kadar inanmışım ki senli yarına
     Senli çaya, sinemaya, gülmeye, oynamaya...
     Ağlamaya ara vermişim seninle,
     Rafa kaldırmışım hüznümü mesela
     Silmişim sözlüğümde yalnızlığımı
     Yıllar sonra mutluluğu bulmuşum.
Hiç düşünmedim olmazsın diye
Şimdi yok musun sen Allah aşkına?
Doğru söyle Kuran - Mushaf aşkına,
Hiç mi sevgin kalmadı bana?
Sen ne haldesin düşünemiyorum bile!
Dünya yükün çok haline dayanamıyorum.
     Hiçbir şey umurumda değil tek sen umurumdasın.
     Bunu herkes biliyor da bir tek sen bilmiyorsun.
     Ne gelir elimden bu saatten sonra?
     Seni sevmekten başka bir şey bilmiyorum onu da beceremiyorum.
Mutlu olacaksan bütün yüreğimle gitmeni isterim
Tek sen mutlu ol, bir an için de olsa bunu dilerim.
İçim dışım seninle dolu, seni yaşıyorum
Seni düşünüyorum, seni özlüyorum
     Bu aşk imkanı yok bitmez; olsan da bitmez olmasan da
     Belki ölürsem biter, gömülürsem kara toprağa
     O zaman ayağının dibinde bir papatya olurum
     Sırf seni bir kez daha görmek için yüzüne karşı doğrulurum.
Gürhan GÜRSES/Elazığ-Karakoçan
BU YAZIYI PAYLAŞIN!
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Digg'de Paylaş Del.icio.us'ta Paylaş Google'da Paylaş Yahoo'da Paylaş Technorati'de Paylaş
Yorum Yaz
Adınız Soyadınız
Yorumunuz
Yorumu Doğrula

Yorumlar
06 Aralık 2017 19:34
881 kez okundu
29 Kasım 2017 13:44
997 kez okundu
22 Kasım 2017 18:04
1161 kez okundu
16 Kasım 2017 10:04
820 kez okundu
08 Kasım 2017 18:33
1353 kez okundu
02 Kasım 2017 16:59
1290 kez okundu
26 Ekim 2017 09:14
1055 kez okundu
18 Ekim 2017 14:39
1106 kez okundu
11 Ekim 2017 15:20
998 kez okundu
28 Eylül 2017 17:18
1565 kez okundu
20 Eylül 2017 15:24
1101 kez okundu
13 Eylül 2017 14:32
1075 kez okundu
Günışığı Android Uygulaması
ELAZIGELAZIG
Ulu Cami’nin eğriliği tescillendi
8622 kez görüntülendi
Elazığ'da bisiklet yarışı
29148 kez görüntülendi
Sivasspor Maçı
55827 kez görüntülendi
Fenerbahçe Maçı
67592 kez görüntülendi
Sıra
Takım
O
G
M
P
1
MKE ANKARAGÜCÜ
15
9
2
31
2
ÜMRANİYESPOR
15
8
2
29
3
GİRESUNSPOR
15
7
2
27
4
ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş
15
7
4
25
5
İSTANBULSPOR A.Ş
15
6
5
22
6
ADANASPOR
15
6
5
22
7
GAZİŞEHİR G.ANTEP
15
4
3
20
8
BALIKESİRSPOR BALTOK
15
6
4
20
9
ELAZIĞSPOR
15
5
5
20
10
BOLUSPOR
15
6
7
20
Günışığı Gazetesi - Yeni Medya Gazetecilik Basın Yayın Ltd. Şti. Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2013