RAMAZAN GELMİŞ HOŞ GELMİŞ
16 Haziran 2017 14:41

Efendim, hayırlı Ramazanlar dileyerek başlayalım söze. Bugün bir Ramazan kritiği yapalım istiyorum. Nasıl bir Ramazan geçiriyoruz, dünyada, Türkiye’de ve ilimizde Ramazan gündeminde neler var? Aslında hasbihal edip biraz gülümseyelim istiyorum. Haydi, bismillah deyip başlayalım…

Bilindik Ramazan cümleleri vardır hani: Ramazan, bir ay boyunca gündüzleri aç kalan ekmekli Müslümanın, 11 ay boyunca hep aç olan ekmeksiz Müslümanla ekmeğini paylaşma ayıdır. Ramazan, okuyalım ve hayatımızı ona göre şekillendirelim diye indirilen Kuran-ı Kerim’in en çok anlaşılması gereken aydır. Ramazan sabrın zirveye çıktığı aydır… Hepsi teoride doğru olsa da, bu Ramazan ayında da çoğu söylem pratiğe dökülememiş gibi. Yazıma başlamadan önceİslam Dünyasında bu Ramazan’da neler oluyor diye şöyle bir kolaçan ettim gazeteleri. Aboo, neler olmamış ki?Dün itibariyle Suudi Arabistan başta olmak üzere 7 Müslüman ülke güvenlik gerekçesiyle Katar ile diplomatik ilişkilerini kesmiş. Aslında çok değil, daha birkaç gün önce televizyonda Trump’ın Suudi Arabistan ziyaretini ve Amerikalı politikacıların Suudilerle kılıç dansını izlemiştik. Eee, dans için çekilmiş olsa da, o kılıçların birilerinin boynuna ineceği belliydi. Diyorlar ki, ABD o ziyarette, Suudi Arabistan'da 110 milyar doları silah olmak üzere 350 milyar dolar tutarında anlaşma imzalamış. Malum ziyaretin ardından Arapların Trump amcalarını kıramayıp İran’a yakın durduğu gerekçesiyle Katar’ı devre dışı bıraktığını öğrendik. Kısacası Trump, seleflerinin bıraktığı yerden Müslüman kanı akıtma bayrağını yeniden devralmış. İslam coğrafyasında kan akıtılmasını yıllardır seyreden birtakım Arap ülkeleri de çıkarları gereği bu bayrağı taşımasında yine Sam amcanın yanında yer almış.Araplar, Ramazan ayının birlik beraberlik ayı olduğunu anlamışlar anlamasına, ama ABD ile birlik olarak belli ki bayağı yanlış anlamışlar. 

Geçtik Arap coğrafyasını, geldik Türkiye’mize. Ramazan ayında neler oluyor güzel memleketimde?Açıkçası haber programları iftar yemeğine denk geldiğinden Ramazan’a girdiğimizden beri sahur öncesi programlarını izleyebiliyorum ancak. Sahur programlarında ise değişen bir şey yok.Ortalama 500 kişinin asgari ücretine tekabül eden dudak uçuklatıcı prim karşılığında sahur programı yapan YÖK üyesi profesör var ekranda yine. Geçen yıl, ondan önceki yıl, ondan daha daha önceki yılda olduğu gibi bu yıl da benzer sorular geliyor Hocaya. Soru aynı hatta belki stüdyodaki misafirler bile aynıdır. İnsan en azından aynı soruyu farklı şekilde sorar. Ne bileyim, mesela; doğrudan kar tanesi yutmak orucumu bozar mı diye soracaksın ya, biraz uzatsan lafı desen ki: “Haziranda yağma ihtimali muğlak olsa da, mercimekten büyük, nohuttan küçük, bakla boyutuna hallice yakın, küçücük farklı kristal yapılarına sahip onlarca kar tanesinden biri ağzıma kazara kaçsa orucumu bozar mı” diye. Biraz edebiyat katsak, programların reytingi yükselirbelki.

Türkiye gündemi demişken, Ramazanın sansasyonel magazin haberlerine değinmeden olmaz. Karısından boşanır boşanmaz,karısını aldattığı sevgilisiyle, Miami tatiline çıkan ve dönüşte düğün yapacak olan ailemizin Hacı şarkıcısı Mustafa Ceceli doğal olarak bizleri üzdü. Boşandın, hadi neyse yuva yıkan sevgiliyle Miami tatilini Ramazan’a denk getirmeyeydin eyiydi…

Habitatı biraz daha daraltıp biraz da Elazığ gündemine değineyim, sonra son vereyim sözlerime. Şehidimizin adı verilerek hizmete açıldığı için mutlu olduğum üniversite içindeki Mesire yerinin önünden her akşam geçmek zorunda olan ve karşılıklı park eden arabalar yüzünden geçemeyen üniversite ahalisinden biri olarak, Ramazan’da hem de akşam iş çıkışı iftara yakın saatte bir oruçluya yakışmayacak laflar ettiğimi söylemek zorundayım. Siz anlayın gerisini… Sağlı sollu park etme işi son bulmazsa, elime sivri bir çivi alıp park eden tüm arabaları çiziktirebilirim, sonra demedi demeyin.

Ha, üniversite ahalisi demişken, Ramazanın aslında en büyük olayı bence Fırat Üniversitesi Rektörlüğünce hazırlanan yeni akademik atanma ve yükseltme ilkeleri taslağıdır. Başka meslekten okuyucularımıza sıkıcı gelebilir diye fazla detay vermek istemiyorum. Özetle, Rektörlük,üniversiteye yardımcı doçent, doçent ve profesör olarak atanacak kişilere zorunlu birtakım puanlar ve faaliyetler getirmiş... Ama şu kadarını söyleyeyim,öyle bir taslak sunulmuş ki yıllarca espri olarak dillenen OXFırat ismi bu taslak geçerse gerçekleşecektir. Geri kalanı, ne siz sorun ne ben söyleyeyim... Belli ki, Ramazan ayı, taslağı hazırlayan komisyon üyelerine yaramamış. Boşuna demiyor reklamdaki çocuk;“Açken sen, sen değilsin” diye.

Sevgi ve saygı dileklerimle, Hayırlı Ramazanlar!

Bu köşe yazısı, Elazığ Haber - Günışığı Gazetesi - http://www.gunisigigazetesi.net sitesinden alınmıştır.