ORTADOĞU ŞEKİLLENİRKEN
09 Kasım 2017 14:12

ABD’nin önderliğinde Ortadoğu şekillenirken yeni aktörler devrede. Rusya ile işbirliğine giden Türkiye ve İran, bir şekilde gelişmelere dahil edilmenin peşinde.

Yıllardır Batının müttefiki olarak komşularımızla sürtüştük, durduk. Avrupa bakanlığı kurduk ama yaranamadık. Sonunda akıl başımıza geldi fakat biraz geç kaldık galiba. Çünkü sopayı elinden bırakmayan müttefiklerimiz, ne yakamızı koyuveriyor ne yanlarına alıyor. Irak’ı, Suriye’yi yediye bölen Batı, sıranın bize geleceğini ima etmekten kaçınmıyor.

İşte en iyi dostumuz ABD… PYD’nin koltuğuna girmiş, bizi dışlıyor. Avrupa Birliği yıllardır kapısında bekletiyor. Şimdi de ambargo koyarak, tatbikat yaparak Türkiye’ye gözdağı vermeye çalışıyor. Öteki taraftan İran’ı tehdit ederken; “kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” der gibi komşu üzerinden en ağır ikazlarını sürdürüyor.

Aslında Batının ipiyle kuyuya inemeyeceğimizi anladık. Onun için Irak’ta yaptığımız iş birliğinin olumlu meyvelerini almaya başladık. Aynı ittifakı, Suriye’nin toprak bütünlüğü için de bir yapabilsek… Karlı çıkacağımız gibi Batının oyununu bozardık. Ancak inadımız ön planda: “Efendim kanlı eli nasıl sıkalım?” Esad’ın eli kanlı da Amerika’nın eli temiz mi?

İstanbul’da düzenlenen 2 Kasım Türkiye-Körfez Güvenlik Formunda konuşan İran Dış İşleri Bakan Yardımcısı Seyid Kazım; “Amerika’nın bugün ne yapmak istediğini kimse bilmiyor. Daha da fenası Trump bile bilmiyor. Öyle bir yerdeyiz ki bir kaza veya bir terör eylemi bile uluslararası siyasetin durumunu değiştirebilir” dedi. Gerçekten de öyle.

Aynı adam, Ortadoğu’daki “suçlama” oyununda ilk hedefin İran olduğunu söyledikten sonra bizden de şikâyetini saklamadı; “Türkiye’de her şeyin sorumlusu, İran gösteriliyor… Şii-Sünni çatışmasını İran alevlendiriyor…” iddiasıyla üstü kapalı bizi de kınadı.

Ortadoğu’daki çatışmaların silah satmak için körüklendiğini öne süren İranlı yetkili, çözüm için Türkiye ve İran’ın işbirliğinin bölge için örnek alınması gerektiğini tekrarladı: “Çatışmalar devam ediyor. Bunun nedeni, ülkelerin silahlanmasına devam etmesini sağlamak ve hegemonyasını oluşturmak. Bu bölge için iyi mi? İşbirliği yapmalıyız, durumu kontrol altına almalıyız. Tabii bazı konularda anlaşmazlıklarımız var. Bence İran ve Türkiye’nin işbirliği, bölgedeki çatışmaları çevreledikçe bölge daha güvenli olacaktır. Bu iki devletin yanına Suudi Arabistan ve Mısır da ilave edilmelidir” dedi.

Dedi de etrafımızdaki ihtilaflar bitmiyor ki. ABD koymuyor ki. Hussiler Arabistan’a füze fırlattı. Araplar İran’ı sorumlu tuttu. Ardından Suud’un helikopteri düştü. Eğer müsebbip aynıysa bu sefer İran yüzünden onlarla da aramız açılacak. Yani değneğin iki ucu kirli. 

İranlı bakan yardımcısı doğru söylese bile politikaları berrak değil. Bu hamle ile Türkiye’yi yanlarına çekmek istedikleri gibi kalkan yapmaya çalıştıkları da açık. Zira Ortadoğu’da yağmur yağsa İran’dan bilindiği için Batının bahane aradığı belli. Türkiyesiz İran’a saldıramayacağına göre karşı tarafta yer almamıza asla rıza göstermeyeceklerdir. İşte Trump’un eski baş danışmanı Banon; Türkiye, ABD için İran’dan daha büyük tehlike demesi, Almanya ile birlikte Yunanistan’da tatbikat yapmaları boşuna değildir.       

 Bu demektir ki Ortadoğu’nun coğrafyası şekilleninceye kadar sancılarımız devam edecek. Maceraya kalkmadan, ona buna sataşmadan akıllı davranmamız gerekecek. 

 

Bu köşe yazısı, Elazığ Haber - Günışığı Gazetesi - http://www.gunisigigazetesi.net sitesinden alınmıştır.