06.02.2019 - MİLLETİN (TOPLUMUN) RUH HALİ

İnsanların kolayca bir araya gelip toplumlaşamadığı toplumlaşanlarında kolay kolay bir araya gelip milletleşemediği bir dünyada büyük acılar yaşayıp olmadık sıkıntılara göğüs gererek sokulmak istenilen olmadık girdapları aşarak milletleşmeyi başardığı gibi İslam’la şereflenip bayraktarlığını üstlenip üç kıtaya hükmetmiş ve nizamı aleme hak ve hukuk götürerek günümüze kadar gelen Biz Aziz Türk Milleti’ nin varlığından rahatsız olan toplum ve milletlerin geçmişte olduğu gibi günümüzde de varlıkları inkar götürmez bir gerçek.

Var oluş ve varlığımızın devamından rahatsızlık duyan toplum ve milletlerin bizleri yok edemeyişlerini asırlar önce farkına varıp bilincinde oldukları için hazımsızlık yaşadıkları da bir gerçek olduğu gibi bizleri nasıl ve ne şekilde yok edebilirler düşüncesi içerisinde oldukları da ayrı bir gerçek.

İşte bu sebeple dün olduğu gibi bugün de üzerimizde bir takım oyunlar oynayarak bizi yok etmek amaçlı ruh halimizi, yani milletin ruh halini, asırlardır tüm unsurlarıyla bir arada yaşamış ve yaşamakta olan Biz Aziz Türk Milleti’ni oluşturan toplumun ruh halini bozmaya çalışmaktalar.

Nasıl mı?

Tabii ki yukarıda ifade ettiğimiz üzere dün olduğu gibi bugünde bir takım oyun ve tezgahlar tertipleyerek, günümüzde gelişen teknoloji üzerinden siyaset, eğitim, ekonomi ve bunları adam gibi uygulama gayretinde bulunan insanların ruh hallerini bozucu bir takım çalışmalarda bulunarak.

Peki; toplumun, yani toplumun oluşturduğu milletin ruh halinin bozulduğunu nasıl anlayabilir ve görebiliriz, görebilmek için ne yapmak gerek?

Milletin ruh halini nasıl anlayabilir, görebilir ve görebilmek için ne yapmak gerek diye düşünüp kendi kendimize sorduğumuzda akla ilk gelen yitirildiğinde geri dönüşü hiç mi hiç mümkün olmayan üç ana hazineden biri olan sağlık, sağlıkta hastaneler ve tabii ki görevlerinin bilincinde olup insani çerçevede hizmet eden doktorlar gelir akla.

Milletin ruh halinin sağlıkla ilişkili olduğunu ve sonrasında takip eden birçok sebebin bulunduğunu akıl ve idrak sahibi birçok insan bilir.

Milletin ruh hali dedik,

Ruh haliyle ilişkili sağlık dedik,

Sağlıkla ilişkili en etkin kurum hastaneler ve hastanelerde baş aktör, şifacı doktorlar dedik.

Sadece bu ve bunlar mı?

Elbette ki hayır?

Bunlar dışında milletin ruh halini, topluma vicdani ölçülerde insanca hizmet eden her katmandan insanın, sağlıkta da doktorlardan tutunda hemşiresi ve çalışanlarına kadar olan tüm kadronun ve de öğretmenlerin ruh hallerini bozan birçok etken var yukarıda ifade ettiğimiz gibi.

Asıl milletin ruh halini bozan ekonomi, eğitimdeki girdap, üretimin azalıp tüketimin had safhaya çıkması ve bu sebeple istihdamsızlığın alıp başını gitmesi yanında milli ve manevi değerlerden uzak kalış ve gibi…

En çok da günümüzde yıllar öncesinden başlayan çirkin siyasetin işleyişi ile siyasetçilerin erdem dışı hal ve tavır içerisine girmeleri de (Erdemli siyaset yapan siyasilerimizi tenzih ederiz.) toplumun ruh halini bozdu diyebiliriz tabi istisnalar hariç.

Milletin, milleti oluşturan toplumun ruh halini bozan hallerden bazıları;

Milli ve manevi değerlerin, maneviyatın arzulanan ölçüde yaşanmaması,

İnsanda aslolan sevginin, vatan ve millet sevgisinin, buna dayalı insan sevgisinin yozlaşması ve de zaman içerisinde yok olmaya doğru gidişin seyretmesi,

Siyasetçi derken; bazı eski siyasetçilerde olduğu gibi şimdiki yeni yetmelerin siyasetin S’ sinden bihaber olup ehil olup olmadıklarını sorgulamadan veya kendilerine yönelik öz eleştiride bulunmadan açık buldukları her alanı doldurmaya çalışan siyasetçi türlerinden biri değil, siyaseti ahlak kurallarına göre yani erdemce yapan, ahlaklı ilkeli ve haddini bilen biri gelir akla.

Ancak görülüyor ki söz konusu bahsin tam tersi bir biçimde siyasetçiyle karşılaşılıyor. İşte günümüzde ilkesiz siyasilerin çokluğu ve siyasetin ilke dışı yaşanıp uygulanıyor olması karşısında,

Ülke genelinde eğer devlet okulunda olsun eğerse özel okular da olsun oluşturulan yardım birimlerince toplanan yardım malzemelerinin durumları iyi olmayan öğrencilere ulaştırılmasının yanında bir takım Sivil Toplum Kuruluşlarının da başlattıkları yardım kampanyasıyla topladıkları yardımları (yiyecek ve giyecek olmakla beraber ilaç yardımı) yardıma muhtaç binlerce yoksul aileye ulaştırıldığı,

*Dövizde yaşanan düşüşe rağmen bazı büyük şirket ve marketlerin fiyatlarını güncellememesi nedeniyle ihtiyaç duyulan temel maddelerin halen daha fahiş fiyata satılması,

*Ülkemizde üretimin hemen hemen sıfır noktasına düşüp tüketimin ve tüketicinin doruğa çıkması ile işsizliğin anlatılmaz boyut kazanması,

*Türkiye’de buğday üretiminin petrol-gübre ve işçi fiyatlarının tavan yapması nedeniyle 2017 yılına göre yüzde 7 oranında azalarak 2018 yılında 20 milyon ton olarak gerçekleşmesi ile ekilecek arazimizin çok fazla olmasına rağmen yukarıda belirtilen nedenlerle şeker pancarında olduğu gibi buğday ekiminin de yapılmaması sonucu buğdayın bundan böyle Rusya’dan ithal edileceğinin gündeme düşmesi,

*Emniyet mensuplarınca yapılan operasyon sonucunda Malatya’da 11, İstanbul’da 2 şüpheli olmak üzere toplam 13 şüpheli şahıs yakalanarak gözaltına alınan şüphelilere ait ikamet, iş yeri ve araçlarda yapılan aramalar da ise toplam 1 kilo 50 gram kubar esrar, 43 gram metamfetamin,284 gram sentetik kannabinoid (bonzai) ele geçirilmesi,

*Güvenlik güçlerimizce yakalanan şüphelinin üzerinde detaylı arama yapan ekip;

E.Ş. adına düzenlenmiş polis amblemli 2 adet kartvizit ve Polis Emeklileri Yardımlaşma Derneği üye kimlik kartı,

Emniyet ve Huzur Polis Haber Gazetesi tanıtım kartı ve bir adet kuru sıkı tabanca ve de tabancaya ait 6 adet kuru sıkı fişek,

Polis rozeti bulunan deri siyah renkli cüzdanla bir adet balistik yelek ve İ. Y. E. adına yazılı 110 bin liralık 2 ayrı senetle, 12 bin liralık 2 ayrı çekin bulunması,

*Tarihi, gerek Türkiye ticaret dünyasına gerekse küresel moda dünyasına yaptığı katkılarla dolu olan Karaca, 1917 yılında Bandırma’da kurulmuştur. 1932 yılında Alameti Farika Kanunu ile marka tescilini alan, 1961 yılında yurtdışına ihraç edilen ilk Türk tekstil markası olarak tarihe geçen ve 1960’ların sonlarında beş kıtada 36 ülkeye ihracat yapan bir organizasyon haline gelen Karaca firması ve gibi birçok firmanın iflas ettiği ile işçi çıkışlarında artışın duyulması,

*Devlet hastanelerinde olmakla beraber üniversite hastanelerinin de personel ve doktor yetersizliği nedeniyle hemen her poliklinik önünde özellikle de Psikiyatri-Nöroloji-Kardiyoloji-Endokrin gibi polikliniklerde beklenmedik kalabalıkların oluşması,

*Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde yatalak şekilde yakınlarının yardımıyla hayatını sürdüren 79 yaşındaki Zeynep Alaç için ağır engelli olmadığını gösteren raporun verilmesi ve gibi olumsuzluklar...

Yukarıda ifadeye çalıştığımız gibi ekonominin çokta iyiye gitmediği, buna dayalı işsizlik ve istihdamsızlık ile gelir dağılımının yerli yerinde olmayışı, terörün durmaksızın devam etmesi, siyasetin ilkeli işlemeyişi ile hak edenin hak ettiği yerde olamayışı ve gibi daha birçok sebep milletin, milleti oluşturan toplumun ruh halini bozan hususlardır.

Bu olumsuz hususlar karşısında milletin ruh hali nasıl, nasıl olabilir siz düşünün?

Her zaman olduğu gibi günümüzde de bir takım doğruları yani gerçekleri görmemezlikten gelip yanlışlarda ısrarcı olmamız ne yazık ki bize bir şeyler kazandırmadığı gibi hep kaybettirdiği de ayrı bir gerçek.

Bu sebeplerden olacak ki millet olarak ruh halimiz pek sağlıklı bulunmamakta. Ruh halimizin düzelmesi için elzem olan gerçekleri görmek, görebilmek, arkaya atıp göz ardı etmemek gerek.

Asl olan ruhtur. Ruhu kaybeden bir insandan, toplumdan, toplumun oluşturduğu bir milletten sağlıklı bir şey beklenemez. Allah’ tan ki inançlı bir toplum ve milletin ferdi olarak çok olmasa da milli ve manevi değerler çerçevesinde yaşıyoruz ki her türlü olumsuzluklara rağmen ruhumuzu kaybetmemiş diri ve yerli yerinde yaşamaktayız..

Allah; ruh hali her zaman diri ve sağlam, inancını yitirmeden sağlam bir ruh haliyle yaşayan bir millet olmamızı nasip etsin. Millet olarak yok olmamız noktasında gayret sarf edip ruh halimizi bozmaya çalışanlara da fırsat vermesin.

AYETLER

*De ki; Allah her şeyin Rabbi iken O’ndan başka bir Rab arar mıyım? Herkesin kazandığı ancak kendisine aittir. Kimse başkasının yükünü taşımaz. Sonun da dönüşünüz Rabbinizedir. O, size üzerinde anlaşamadığınız şeyleri haber verecektir. En’am:164

*Sizi yeryüzünün halifeleri kılan, sizi verdiği şeylerle denemek için bir kısmınızı diğer bir kısmınıza derecelerle üstün kılan da O’dur. Şüphesiz Rabbin cezalandırmada çabuktur. Gerçekten O Gafurdur, Rahimdir, çokça bağışlayan ve esirgeyendir. En’am:165

GÜZEL SÖZLER

*İmanı tam her insan gibi kaderin en hayırlı biçimde tecelli edeceğine inanıyorum." Ebru Leman Kalkan

*Sadece konuştuklarımızdan değil sustuklarımızdan da sorumluyuz. Erol Bilecik

*Sultan Abdülhamid dönemindeki tarım politikasını, "Onun yaptığı reformlarla, gelişen dışarıya açılan ordusunu besleyen bir tahıl üretimi maalesef aradan yüzyıl geçmeden bizim çok demokratik hükümetlerimiz tarafından yerle yeksan edilmiştir. 10 sene evvel sattığı mahsulatı şimdi başka yerlerden alıyor bu şaşılacak bir şey." İlber Ortaylı

*Hokkamı dilenci çanağı, kalemimi iktidar değneği yapmayacağım. Namık Kemal

*Türkçülük şiardır. Ne mutlu o kutlu şiara sahip olana..Rasim Kuluöztürk

*Demokrasi ile yönetilen ülkelerin, başka bir ülkeye "atama" yoluyla devlet başkanı seçmeleri tam bir saçmalık ve saldırganlıktır. Bu eylem, gayrı meşru bir eylemdir. Ömer Çelik

GÜL VATANIM

CENNET YURDUM

Ta ezelden bir söz verdim:

Çok severim Türkiye’mi.

Gözüm açtım onu gördüm,

Çok severim Türkiye’mi.

Sevgi dolu kucağıyla,

Daim tüten ocağıyla,

Ay yıldızlı bayrağıyla,

Çok severim Türkiye’mi.

Denizi var ipek gibi,

Ormanı var çiçek gibi;

Anne diyen bebek gibi,

Çok severim Türkiye’mi.

Şehit dolu her karışı,

İçimde sevgi yarışı...

Yaz baharı, kara kışı;

Çok severim Türkiye’mi.

Hiç demeden iyi kötü;

Kuzey güney, doğu batı;

Ayırmadan temel çatı,

Çok severim Türkiye’mi.

Gül vatanım, cennet yurdum;

Sen benimsen olmaz derdim.

Ta ezelden bir söz verdim:

Çok severim Türkiye’mi.

Yusuf Dursun/Yozgat

EMEKLERİM
Dökülmüş işportaya alıcısı yok.
Ah garip ah yetim zay emeklerim.
İsteyeni bitmiş görücüsü yok.
Depremler içinde fay emeklerim.
Kalemi kır diye çok diyen oldu.
Taşlayan dışlayan sadece yordu.
Özümde kelepir biçare toydu.
Depremler içinde vay emeklerim.
Yaslandı ağaca çürüktü kökü
Duygusuz gönüller dedi bu ne ki?
Kimi satır vurdu kimisi çakı
Depremler içinde fay emeklerim
Burçağı gömünde kalemi kalsın
İblisin oyunu yakan top olsun
O vurduğu kalp ebedi dursun
Depremler içinde vay emeklerim
Burçak Karataş/Malatya-Akçadağ

KÜL ETTİN BENİ

Meşaleler yakmışın geliyorsun yanıma

Hiç mi vicdan yok sende acımıyon canıma

Bıraktın alevleri damardaki kanıma

Kuruttun yüreğimi yaktın kül ettin beni

Enkazını seyreyle közlerimi karıştır

Al eline maşayı dürte dürte ayrıştır

İçindeki nefreti toy atıyla yarıştır

Bitirdin yüreğimi yaktın kül ettin beni

Soğuk su iç üstüne bağırın serinlesin

Yaptıklarını göster cümle mahluk izlesin

Şarkı söyle damardan taraftarın dinlesin

Acıttın yüreğimi yaktın kül ettin beni

Şimdi öğün cülmülle taçlandır unvanını

Katranlar sarmış senin karanlık sol yanını

Damıtmaya uğraşma kirli olan kanını

Öldürdün yüreğimi yaktın kül ettin beni.

Ertuğrul AKBAL/Kırıkkale

YORUM EKLE
YORUMLAR
ömer kara
ömer kara - 1 hafta Önce

kalemine kuvvet dursun abi harikasın