09.02.2019 -SEN DE HAKLISIN

Dünyanın tanıdığı iki ünlü kişi, Charlie Chaplin ile Albert Einstein bir kokteylde sohbet ediyorlar. Bu sohbet esnasında Einstein, Chaplin’e hayranlığını belirten şu sözü söylüyor.

“Sizin sanatınızda en çok takdir ettiğim şey evrensellik! Tek bir kelime bile etmiyorsunuz ama tüm dünya sizi anlıyor!”

Charlie Chaplin de tebessüm ederek karşılık veriyor,  “Doğru! Ama sizin ihtişamınız daha da yüce... Tüm dünya size hayranlık duyuyor; ancak kimse dediğiniz hiçbir şeyi anlamıyor.”

*****

20. yüzyılın dehası olduğu tartışmasız kabul edilen Einstein’in Rölativite Teorisi’ni (görecelik teorisi) fizik ve matematiğin dışındaki insanlara da kısaca anlatmak mümkün müdür? Bu anlaşılması zor teoriyi anlaşılır kılabilmek adına nasıl bir yöntem ya da bir dil kullanılabilir?

Şarlo’nun sarsıcı uyarısı düşünülüp durulmuş uzun bir süre…

Basit bir soruyla anlaşılır kılınmaya çalışılmış.

Soru şu:

Bir tren yolu, karayoluna paralel olsun. Yol kenarında bir ağaç bulunsun. Treninin hızını, trende oturan bir yolcuya, ağacın altında oturan bir çobana ve kara yolunda trenle aynı ve zıt yönde giden iki arabanın sürücüsüne soralım.

Bu cevaplardan hangisi doğrudur?

İşte Rölativite Teorisi bu sorunun cevabında gizlenmiştir.

Cevapların hepsi doğrudur.

Zira her gözlemci kendi gözlem çerçevesi içinde ölçümünü yapmıştır ve cevabını vermiştir. Trende oturan yolcu trenin hızını “sıfır” olarak ölçer; çünkü tren ona göre hareket etmemektedir. Çoban ise trenin hızını kendi gözlemine dayanarak ölçer, farzedelim 70km/saat ölçsün. Trenle zıt yönde 80km/saat hızla giden otomobil sürücü, kendi hızı ile trenin hızının toplamı olan 150 km/saat ölçer. Trenle aynı yönde 80 km/saat hızla giden arabanın sürücüsü ise kendi hızı ile trenin hızının farkını ölçer, yani -10 km/saat bulur. Burada (-) işaretinin anlamı treni, kendisine göre zıt yönde gidiyor hissetmesini ifade eder.

Sonuçta dört farklı cevap vardır ve hepsi doğrudur denebilir.

*****

Bundan sonraki aşamalar formülasyona doğru kayar ve nihayetinde “İkizler Paradoksu” diye bilinen bir açıklama ile daha çarpıcı bir hal alır.

Hafo ile Bedo ikiz kardeştirler. Doğal olarak doğum günlerini dünya üzerinde birlikte kutlamaktadırlar. 20. Yaş günlerini de aynı şekilde kutlamışlardır. Bu kutlama sonunda Hafo bir uzay aracına bindirilip, 4 ışık yılı uzaklıktaki Hayal gezegenine v=0.99 hızı ile götürülüp, orada beklemeksizin geri getirilmiş olsun. Dünya üzerindeki bir gözlemcinin (Bedo’nun) saatine göre bu gezi yaklaşık olarak 8 yıl sürer. İkizler tekrar buluştuklarında Hafo’nun da Bedo gibi 28 yaşında olması beklenir. Fakat Hafo, zaman yavaşlamasından yararlanacağından, kendi saatinde o kadar zaman geçmez. Bu gezi süresince Hafo,                       

                                       

1,1 yıl yaşlanmış olur. Bu durumda iki kardeş tekrar buluştuklarında Hafo’un biyolojik yaşı 21,1 yıldır. Bedo ise 28 yaşında olduğundan artık hem yaş günlerini beraber kutlayamayacaklar hem de yaşları

28-21,1= 6,9 yıl farklılıkla seyredecektir.

İkizlerin bu çelişkili durumunu düzeltmenin tek çıkar yolu, Bedo’yu da aynı seyahate çıkarmaktır.

*****

Nasreddin Hoca, kadılık yaparken bir gün bir ahbabı burnundan soluyarak gelir. Hasmı için söylemediğini bırakmaz. Sonra:

“Hocam, Allah aşkına söyle, der haklı değil miyim?”

Hoca ne yapsın?

“Haklısın” der.

Ahbabı sinirleri yatışmış olarak gider. Onun hemen arkasından hasmı gelir. Bu defa da o başlar atıp tutmaya, yok bana şöyle, yok böyle yaptı demeye. O da Hoca’ya sorar:

“Haklı değil miyim?”

Hoca:

“ Vallahi çok haklısın” der.

Adam da sakinleşerek gider. Tüm bunlara tanık olan Hoca’nın karısı bu işe şaşırır kalır.

“Senin kadılığında bir garip Hoca Efendi. İkisine de sen haklısın dedin. Hiç öyle şey olur mu?”

Nasreddin Hoca hanımının yüzüne bakıp:

“Hatun” der,

“Sen de haklısın!”

*****


“Her şey göreceli (izafî)dir. Mutlak doğru yoktur, her konu değişik cephelerden ele alınmalıdır. Doğru diye hükmedilen bir karar, zaman içinde, yeni kanıtlar ve bilgilerle geçerliliğini yitirebilir.” Dedi Sakallı Mustafa ve devam etti.

Nasreddin Hoca her görüşe hak vermekle, doğruya varmak için bir arayış içinde olduğunu gösterir. Hoca aslında adaleti aramaktadır.

Arayış’a yüklenen önem hem Doğuda hem de Batıda düşünenler için aynıdır.

Bunun adı doğuda Nasreddin Hoca’dır batıda Einstein ya da Chaplin…


Doğuyu batıyı da kaldırsak sadece insanlık kalsa diye belirtince,

Tebessüm etti ve sözünü noktaladı…

“Sen de haklısın!”



 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Erdal Özer
Erdal Özer - 3 ay Önce

Günümüz dünyasına Nasrettin Hoca penceresinden bakıp gerçeğin peşine düşürmek babında Sende haklısın diye bilmek bütün mesele bu bence kalemine sağlık Üstad

E.AYDEMİR
E.AYDEMİR - 3 ay Önce

"Geçmişin geçmiş olması için üzerinde zaman geçmesi yetmez." A. Maaoluf
Okur yazar olmak ve hazzına varmak güzel şey...

Ağa
Ağa - 3 ay Önce

Varoluşçuluk ön plana çıkıyor. O zaman günü yaşamaya ve anlamlandırmaya çalışıyoruz

Selim Şekerdag
Selim Şekerdag - 3 ay Önce

Sen bir deha olmalısın.
Yazdığın hiç bir şeyi anlamadim

Ömer DOGAN
Ömer DOGAN - 2 ay Önce

MaaşAllah üstadım gene döktürmüşsün kalemine sağlık