ALLAH’LA KANDIRMA

İnsan zayıf olarak yaratılmıştır. Birçok da zaafı vardır. Bu nedenle hata yapabilir ve kandırılabilir. En çok da kutsal değerlerle kandırılabilir.

         Büyük müfessir İbn-i Kesir, A’raf Suresi 20-22. ayetlerin tefsirinde, müfessirlerin, İblis’in Allah’a yemin ederek Hz. Âdem ve eşini kandırdığı gibi, Müslümanların da yeminle kandırabileceklerini söylediklerini aktarır.

         Bu kandırmaya ilk örnek İblis’in kendisidir. Yukarda numaraları verilen ayetlerde belirtildiği üzere O, Hz. Âdem ve eşini cennetten çıkarmak için onlara, “Rabbiniz size bu ağacı sırf melek, İbn-i Abbas’a göre melik (sultan) veya ebedi kalanlardan olursunuz diye yasakladı” dedi. “Ben gerçekten size öğüt verenlerdenim” diye de yemin etti. Onlar da inandılar ve yasak meyveden yediler.

Peki, İblis onları bu iki yalanıyla mı kandırmıştı? Hayır, bu iki yalanıyla kandıramamıştı. Eğer öyle olsaydı, yemine başvurmazdı. Bugün de, bir kimse, muhatabının şüphesini gidermek ve onu inandırmak için yemine başvurmuyor mu? İblis’in yaptığı da tam buydu. Çünkü ayetlerin gelişinden şunu anlıyoruz: Onlar İblis’in söylediklerinden kuşku duydular ki, İblis de inandırmak için Allah adına yemin etme gereği duydu. Zaten İblis, Hz. Âdem ve eşini yemin ederek kandıracağını kestirmişti.

Müslümanları kandırmak isteyen ins ve cin şeytanları da İblis’in aynı yöntemine, aynı şeytani metotlarına başvuruyorlar. Nice sahte şey, nice sahte kanaat önderi, nice cemaatin çıkarcı ve sapık lideri, hep İblis’in bu yöntemine başvurmuş ve vuruyorlar. Çünkü onların piri İblis’tir ve inananları nasıl kandıracaklarını biliyorlar. FETO’nun, kandırdığı ibadet tabakasına bakın, bu dediklerimin fazlasını orada görürsünüz.

Sizin de, Müslüman, bu sahtekârlara neden inanıyor, o da inanmasın dediğinizi duyar gibi oluyorum. Doğru söylüyorsunuz ama unutmayın babamız da kandırılmıştı. Çünkü bir Mümin, yalan yere yemin etmenin ne demek olduğunu ve bunun karşılığının aşağılık ve azap olduğunu çok iyi bilir. Karşısındakini de buna göre değerlendirdiği için aldanabilir. Sadece Müslümanlar değil cinler de aldatılmıştır. Nitekim cinler, Kur’an hakikatini öğrenip de, İblis ve avenesinin yalan söylediklerini anlayınca, dehşete düşerek, “hâlbuki biz, gerek insanlar ve gerekse cinlerin Allah hakkında asla yalan söylemezler sanmıştık”, demişlerdi(Bkz. Cin Suresi: 5).

Sadece bunlar kandırmıyor. Bazı siyasiler de aynı şeytani yola başvuruyor. Adamın partisi dinle problemli, özellikle de İslam’ın görünürlüğünden rahatsız veya kendisi dine karşı son derece lakayt olan bir aday, göz boyamak için hemen meşhur türbeleri ziyaret edip en görünür camide cuma namazında boy gösterebiliyor. Bu yolla maalesef birçok Müslümanı kandırıp siyasi emellerine ulaşabiliyor. Biz bunun geçmişte kaldığını sanıyorduk ama günümüzde de olduğuna göre, dünden bugüne pek değişen bir şey olmamış demektir.

O zaman iş Müslümana düşüyor. Babamız Hz. Âdem’den ders alıp İblis’in bu askerlerine, onların şer tuzaklarına karşı uyanık olmamız gerekir. Bu da ferasetle olur. Zaten hadis-i şeriflerde müminin ferasetinden, aynı delikten iki defa asla ve asla ısırılamayacağından bahsedilir. Maalesef defalarca ısırılıyoruz. Bu da daha çok çekeceğimiz var demektir.

YORUM EKLE