ANTOLOJİ-2018

Bizim Ece, Manisa-Salihli’de Ahmet Otman’ın çıkardığı bir dergiydi. Kasım-Aralık 2018’de 199. sayısı ile yayınına son verdi.

Ahmet Otman, dergi yanında yılda bir de Bizim Ece Şairler Antolojisi ismiyle bir güldeste çıkarıyordu. 23. son güldeste 2018 sonlarında basıldı. Orta boy, 212 sayfa, 52 şair.

Her şaire fotoğrafı, biyografisi ve şiirleriyle dört sayfanın ayrıldığı antolojide yerleştirme, isimlerin alfabetik sırasına göre yapılmış.

Evvela kaydedelim; kitapta dört de Elazığlı şair var; Gıyasettin Güneş, Nejat Yılmaz, R. Mithat Yılmaz, Şükrü Kacar.

Elazığlı şair sayısını az bulduğumuz güldestede fazlasıyla tanıdık sima ve isim var fakat. Ahmet Otman’dan başlayarak sıralayacak olursak; A. Necmettin Çanga, Abdülkadir Güler, Bedriye Sönmez, Bolat Ünsal, Hasan Akar, İsmihan Sarıgedik, İsmail Özmel, Mahmut Aldemir, Melahat Ecevit Özçoban, Mutlu Gavcar, N. Betül Ertem, Osman Sağbaş, Sedat Günay, Şükrü Öksüz, Ünal Şöhret Dirlik, Vedat Fidanboy…

Şu mısra, Söke’den antolojiye katılan Abdülkadir Güler’in Şükrü Kacar Hocaya ithaf ettiği dörtlükte geçiyor; “Gerçek dost, gönül eri öğretmen Şükrü Kacar.” Güler, ayrıca yakın yıllarda meydana gelen deprem dolayısıyla Karakoçan-Okçular için yazdığı bir şiiri de göndermiş bu antolojiye. Velakin sanki aceleye gelmiş bir hali var bu şiirin. “Gakgo” diyeceğine de “keko” deyip durmuş Güler şiir boyunca. Elazığ’ı az çok tanıyan Güler dostumuzun, Elazığ’da ağabey, amca yerine “gakgo” denildiğini de bilmesi gerekirdi.

Askerliğini Elazığ-Hüseynik’te yapan Ahmet Otman’ın da bir kıtası var o yılları yâd eden; “Bakıyorum/ Balak Gazi’den/ Hüseynik’e/ Ben geldim diyorum/ Ben…”

Hemşehrimiz Gıyasettin Güneş’in kitaptaki ilk şiiri bir rekor denemesi adeta. Mesela ilk dörtlüğünün mısraları 29+25+26+29 heceden oluşuyor. Guinnes’e alırlar mı bilmem.

Gülşen A. Erdağlı, Bizanthe ve Hayrabolu şiirlerinde, şiiri bir kenar edip Tekirdağ ve Hayrabolu isimlerinin etimolojik tarihçesine koyulmuş. Böylece de diyebiliriz ki Erdağlı, üzerine vazife olmadığı halde şiirsiz ve dahi tarihsiz/talihsiz yeni bir tür icadına kalkışmış.

Hüseyin Dal’ın 90. sayfada okuduğumuz Şehit Cemil Koç şiirinin baştan 3. ve 4. mısraları hezimet!.. Yöneticilik de yapmış eğitimci bir şair bu potansiyel hatayı yapmamalıydı. Ahmet Otman da millî dokuya halel getirebilecek o mısraları bu kitaba koymamalıydı.

Niğde’de Akpınar dergisini çıkaran mütevazı insan İsmail Özmel’in güldestede yer verilen dokuz şiirinden sekizi İstanbul üzerine. Onun bu derece İstanbul sevdalısı olduğunu bilmezdik. Şu iki mısra, ilk şiirin ikinci kıtasından:

Her köşe hayallerde bitmeyen bir düş gibi

………………..

Bin defa görse insan, ilk defa görmüş gibi

Necdet Tezcan’ın Ayraç (s.134) şiirinden de bir İstanbul mısraı alalım gelin. Daha şiirsel kurgulanabilirdi bu mısra; “Her yerde sabah olur Üsküdar’ınki ünlü.”

Kimi şairler, şairim diyenler iki kafiye düşürdüler mi, ağızlarından çıkanı, kalemlerinden döküleni bilmiyorlar. Şiirin bir edip ve edep işi olduğunun ayırdına varamıyorlar. Mesela onlardan biri, Kültür Bakanlığınca “Halk Şairliği” beratı da verilen; güzel şiirlerini de okuduğumuz Ahmet Yardımcı. Buraya yazmaya içim elvermiyor; açın 22. sayfadaki Dümbük şiirini okuyun. Bu yetmezse, arkasından Bolat Ünsal’ın Zampara başlıklı hödüklü şiirine; Ercan Doğu’nun Adam başlıklı öküzlü şiirine de bir nazar kılın. Şiir dediğin, hiciv, eleştiri, mizah, ironi de olsa öncelikli olarak bir nezaket ve nezahet işi değil midir? Ahmet Otman, “şiirlerin sorumluluğu yazarına aittir” demekle kendini aklayamaz. Genel teamül ve değerlere aykırı şiirleri antolojisine almamalıydı.

39. sayfada Belgin A. Yılmaz,Kıvırma!şiirinde bakın ne diyor;

Dost da düşman da olsan mert olasın özünde

Eteği yanmış zilli köçek gibi kıvırma!

Âşık Dertli’nin dediği misal, söyler misiniz, şiir bunun neresinde?

Aşkın Nehir, beterini yapmış; şiirine ideolojisini katmış. İncir ağacı sosyalistmiş de meğer haberimiz yokmuş;

İncir, incir ağacı gerçek sosyalisttir

İnsana, kurda kuşa çok yararlıdır

Devam ediyor, bitmedi Nehir doktorun incir prospektüsü:

Fazla yiyenin şekerini tavan yaptırır

Karşı cinsleri birbirine yakınlaştırır

Örgütçüdür, inanılmaz kök atar

Suyu sever ama yağmuru sevmez.

Lakin şu iki mısraına -şiiriyeti haricinde- diyecek yok Aşkın Nehir’in;

İncirin içinde sayısız çekirdek vardır

Her biri bir incir ağacı adayıdır.

Daha da var bu tarz işaret koyduklarımız da uzatmayalım.

Her şeye rağmen zevk alarak okuduğumuz şiirler, altını çizdiğimiz mısralar da yok değil fakat Bizim Ece güldestesinde. En iyisi, kısasından onlardan birkaçı ile bitirelim yazımızı:

Nejat Yılmaz: Kuyular su değil, Yusuf içindir

Yücel Kurucu: Gerçeği verdim, düş aldım her gün

Seçkin Gündüz: Sırtımda bir küfe yalnızlık

Belgin A. Yılmaz: Öldükçe dirileyim/ Bana bir şarkı söyle

Sedat Günay: Ağacı ayakta tutan/ Kökü yavrum kökü, kökü!../ Senle yükselecek vatan/ Oku yavrum oku, oku!..

Son bir husus; birçok şiirde yazım yanlışları göze çarpıyor. Sanatın, hele şiirin hataya tahammülü yoktur. Kimden kaynaklanıyorsa da önüne geçilmeliydi, deriz.

YORUM EKLE