CENGİZ AYTMATOV VE KÖRLEŞME

Aytmatov'un Deniz Kenarında Koşan Ala Köpek adlı enfes romanında ki hikmetli hikaye ile sizi tanıştırmak istiyorum.
Geçen haftaki yazımızda Bireysel ve Toplumsal Körleşme üzerine ilk yazıyı sizle paylaşmıştım.

Bundan sonra birkaç hafta daha Körleşmenin sebep ve sonuçları üzerine yazacam inşallah.

Şöyle Bir atasözümüz var;

"Sadece Gözleri ile görenler,kapkara kördürler"

Evet göz insan için, bilgi edinme ve nesneyi tanıma da çok önemli bir organdır.
Ama her göz aynıdır diyemeyiz.
Malumunuz bakmakla görmek aynı değildir.
Gözün varlığı ışığa nisbetle anlamlıdır.
Aydınlık olmasaydı göz olmazdı.
İşte Aytmatov romanında karanlıkta kalmış ve kurtuluş için mutlaka ışığa muhtaç olan denizdeki dört insanı anlatır.
Gözün nasıl işlevsiz kalabileceğini öğretir.

Kitap okyanusun ortasında aniden ortaya çıkan SİS'in içinde kalan dört insanın kurtuluş işaretlerini beklerken sisin uzun bir süre dağılmaması nedeniyle açlık ve susuzluktan nasıl ölüme gittiklerini hikaye eder.
Yola çıkarken erkekliğe adım atacak olan torunları Krisk'e fok avcılığı öğretilecektir.
Bütün geçim kaynakları denizde olan Nihiv oymağının gençleri köyün en bilge ve tercübeli kişisi tarafından okyanustaki adalara fok avlamak için götürülürdü.
İkinci adaya varmadan sisin tüm okyanusu kaplaması ile Bilge orhan dede,cesaretin temsilcisi Milgün ve Sabır ile metanetin sembolü Emrayin ile oğlu Krisk tamamen sise gömülüyorlar.
Ne,bilgi ve tercübe ne cesaret ve sabır, nede şaman Tanrılarına yapılan dualar, hiçbir işe yaramamış.
Göz devre dışı kalmış.
Akıl devre dışı kalmış.
Kurtuluş için adaya nasıl gideceklerine dair hiçbir işaret yok.
Belirsizlik en büyük krizi oluşturmuş.
Okyanusun ortasında sisin herşeyi kuşattığı ufak bir kayık ve ona mahkum dört insan.
Okyanusu hayata benzetirsek, hayat içindeki zorluklar ile mücadele...
Bu satırları okurken Türkiyenin sosyal, ekonomik,siyasi ve dini belirsizliklerinden kaynaklanan sisli halin nasıl krizler oluşturduğunu düşündüm..
Toplum hiçbir konuda net değil.
Bir karmaşa ve hercü merc(iç içe geçmişlik) var.
Göz gözü ,Kulak sesi,Akıl Akıllıyı tanımıyor.
Siyasette,iki cephe ve blok çatışıyor.
Dini anlayış da,tasavvufi,selefi,modernist ve amerikancı anlayış çatışıyor.
Ekonomide ise,liberal ve gelenekselciler karşı karşıya.
Kimse ülkeyi selamete ulaştıracak teorik siyasi felsefeyi ve mantıklı yönü(ada) bilmiyor ve göremiyor.
Orhan dede genç torununu kurtarmak ve zaman kazanmak için günler öncesinden su içmeyi bırakıyor.
Ölmeye yakın kendini denize atmadan önce kayıktakilere kurtuluş işareti olarak Aguguk kuşu,rüzgar veya kuyruklu yıldızdan başka hiçbir şeyin işe yaramayacağını anlatıyor.

Küresel kapitalizm, tüm insanlığın ufkunu sis gibi maalesef kapatmış durumda.

Bizi kurtaracak bir yol ve yöntem lazım.
Bu batıdan daha ileri bir teknolojik toplum ve ilerleme hayali midir?
Yoksa İslami değerlerden(ilke)yeni bir ahlaki yaşam kurmanın yolunu mu bulmaktır?
Size kalmış!!!
Orhan dede torununu yaşatmak için günler öncesinden az kalan suyu içmemeye başlıyor.

Krizi görüyor yani.Bu çok önemli.

Bizim çok su içen(Dünya malına düşkün) Zengin dedelere krizi görün ve su içmeyi bırakın mesajı veriyor.
Yoksa torun krisk(Gelecek ve umut) kurtulamayacaktı.
Onlar doğanın içinde doğal felaketle kör kaldılar.Bu nedenle de işaretlerini doğadan beklediler.
Biz ise hiç tanışık olmadığımız batılı araçlar ve yaşam tarzı nedeniyle körleşmeye başladık.
O halde bizde kurtuluş işaretlerini bu batıl yaşamın panzehirini bularak aşabiliriz.
Bizi bu halden aguguk kuşu ve rüzgar kurtaramaz.
Akıl kullanılmak için vardır.
Kullanılmayan akıl,akıl değildir.
Bizden önce atalarımızın kendi sorunlarını çözmek için kullandıkları akıl bizim sorunlarımızı çözmez.

Çünkü sorunlar değişti.
İnsanlık kurtuluş arıyor.

Ben hintli filozofları,fransa solunu(sarı yelekliler)veya latin Amerikadaki hristiyanlığın teslis boyutunu ve kiliseyi reddeden damarı takip etmenizi tavsiye edebilirim.

Maalesef islam dünyasının küresel sisteme alternatif bir söylem ve çabasına tanık olmadım henüz.

Yoksa belirsizlik hali tek tek kayıktakiler gibi hepimizin ölümüne sebeb olacak.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Kadir Yılmaz
Kadir Yılmaz - 2 ay Önce

Yazınızı çok beğendim severek okudum yazılarınızın devam etmesini istiyorum. gün ışığına yeni bir ışık olmuş köşe yazınız. Sizleri biz okuyucularla buluşturan Gün ışığı gazetesi sahibine ve emeği olan diğer yöneticilerede teşekkür etmek istiyorum

Büşra Nur
Büşra Nur - 2 ay Önce

Kitaplarla iç içe yaşayan biri olarak böylesine güzel tasvirlerle buluşmuş köşe yazınızı okurken Cengiz Aytmatov’un bu kitabını yeniden okumaya karar verdim.Emeğinize sağlık kaleminize kuvvet.Yeni yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyorum.

Fahri uğur
Fahri uğur - 2 ay Önce

Bu içten ve güzel yorimlarınız için teşekkür ederim kardeşlerim