25.09.2020, 11:56 34

DOĞU AKDENİZ

ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu’nun araştırmalarına göre, Doğu Akdeniz yaklaşık olarak 1,7 milyar varil petrol ve 122 trilyon fit küp gaz potansiyeline sahip.

Bölgenin bu potansiyeli, bölge ülkelerinin yanı sıra dünyanın önde gelen enerji şirketlerinin ve enerji ihtiyacı yüksek devletlerin de dikkatini çekmeye başladı.

Bu durum da bölgeyi yeni bir mücadele ve kriz alanı haline getirdi.

Başta bölge ülkeleri olmak üzere, uluslararası enerji şirketleri ve yeni bir enerji jeopolitik merkezi olma yolunda ilerleyen bölgede söz sahibi olmak isteyen tüm aktörler çeşitli politikalar ve ittifaklar oluşturuyorlar.

Bu çerçevede konu, bölge ülkeleri açısından üç boyutta ele alınabilir: Kıbrıs sorunu, uluslararası hukuk ve enerji güvenliği.

Bölgenin ana aktörlerinden biri olarak Türkiye de politikalarını bu üç boyut üzerinden geliştiriyor.

Konu Kıbrıs üzerinden değerlendirildiğinde, böyle bir kaynağın varlığının adanın genel refahını arttıracağı göz önüne alındığında, problemin çözümüne katkıda bulunabilecek nitelik taşıyabileceğini söylemek mümkündür.

Fakat Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) yaklaşımları değerlendirildiğinde, maalesef Kıbrıs sorununa başka bir boyut, yeni bir çözümsüzlük eklediği görülmektedir.

GKRY, İsrail ve Yunanistan’ın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) haklarını yok sayarak hareket etmeleri, bölgedeki en önemli güvenlik problemlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yunanistan’ın ve GKRY’nin Avrupa Birliği (AB) üyesi olması, konuya birliğin de müdahil olmasına neden olmaktadır.

AB 2004 yılında, Annan Planı dahil tüm barış çabalarına her defasında olumsuz tavır alan Rum tarafını, hukuksuz şekilde, tüm ada adına üye olarak aldığını duyurmuştu.

Rum tarafının (sanki Türk tarafı ve hakları yokmuşçasına) tek taraflı davranışlarına destek veren AB geçtiğimiz günlerde “Türkiye’nin Kıbrıs’ın egemenlik haklarına saygı duyması gerektiği” gibi tuhaf bir açıklama yapmıştır.

Bu destek hem GKRY’yi hem de Yunanistan’ı cesaretlendirmekte ve Doğu Akdeniz’de Türkiye ve KKTC aleyhine eylemler yapmalarına neden olmaktadır.

Konuyu karmaşıklaştıran yeni bir gelişme de geçtiğimiz günlerde yaşandı.

GKRY’nin Fransa’ya deniz üssü verilmesini öngören askeri anlaşmanın altı ay içinde yürürlüğe gireceğini açıklaması, genel manada bölge güvenliğini tehlikeye atacak, özelde de Kıbrıs sorunu açısından taraflar arasında yeni bir güvensizliği doğuracak bir hamledir.

Zira anlaşma detaylarında görülmektedir ki Fransa bu üs vasıtasıyla, sözde Rum parsellerinde faaliyet gösteren Fransız petrol şirketi Total’e yönelik (parsellerin oluşturulması konusunda Rum tarafının tek taraflı davranmasından ötürü haklı gerekçeleri olan) Türkiye’nin olası müdahalelerini engellemeye çalışacak.

Ancak bu örnekten açık şekilde anlaşılacağı gibi hem Yunanistan hem de GKRY uluslararası hukuk açısından tartışmalı ve tek taraflı eylemlerini meşrulaştırıp aynı zamanda da Türkiye’yi Doğu Akdeniz’de kısıtlı bir alana mecbur kılmak için AB’yi defaatle bölgeye dahil etmeye çalışmakta, çalışmaya da devam edecek gibi görünmektedir.

Bu durum ise Türkiye’nin hem kendi haklarını hem de KKTC’nin haklarını korumak için yaptığı tüm bölgesel işbirliği çağrılarına rağmen, bölgedeki gerilimin sürmesinden başka bir sonuç doğurmayacaktır.Uluslararası hukuk açısından konuya bakıldığında, Türkiye GKRY’nin tek taraflı olarak ve KKTC’nin görüşü dahi alınmaksızın ilan ettiği “Münhasır Ekonomik Bölge” (MEB) alanında Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklerinin de hakkı olduğunu savunuyor.

Türkiye’nin Kuzey Kıbrıslı Türklerin Londra ve Zürih anlaşmalarından doğan hukuki haklarının olduğunu ve GKRY’nin tek başına herhangi bir girişimde bulunamayacağını açık şekilde bildirmesine rağmen, GKRY 2003 yılından beri MEB sınırlandırma anlaşmaları yapmaktadır.

GKRY’nin “Kıbrıs Cumhuriyeti” adına Mısır, Lübnan ve İsrail ile “Münhasır Ekonomik Bölge Sınırlandırma Anlaşması” imzalaması da yine hukuksuz gerçekleştirilen eylemlerden biridir.

Ayrıca GKRY 2007 yılında ilan ettiği MEB alanını 13 parsele bölerek enerji arama faaliyetlerine izin vermiştir.

Doğu Akdeniz jeopolitiğinin üçüncü temel boyutu enerji güvenliğidir. Bu konu Türkiye’yi öncelikle hem kendi enerji arz güvenliği hem de enerji ticaretindeki konumu itibariyle yakından ilgilendirmektedir.

Doğu Akdeniz bölgesini 2000’li yıllardan itibaren bir mücadele alanı haline getiren temel unsur, bölgede enerji kaynaklarının keşfedilmesi, özellikle doğal gazın bulunmasıdır.

AB ve Türkiye gibi enerjiye ihtiyacı olan aktörler için, Doğu Akdeniz enerji kaynakları çok daha kritik bir hal almaktadır.

Öte yandan sınırları olmamasına rağmen Doğu Akdeniz jeopolitiğinde söz sahibi olmak isteyen ABD, Rusya gibi ülkeler de gerek şirketleri gerek söylemleriyle bölgede etkinlik kurmaya çalışmaktadırlar.

Bunların yanı sıra bölgede birçok enerji şirketi bulunmakta.

Doğu Akdeniz’de faaliyet gösteren başlıca şirketler arasında Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), ABD’li Exxon Mobil ve Nobel, Fransız Total, İtalyan Eni, Güney Koreli Kogas, Katar Petroleum, İngiliz BG ile İsrailli Delek ve Avner yer almaktadır.

Bu denkleme Kıbrıs sorunu ve uluslararası hukuk boyutu da eklenince, bölge hayli karmaşık bir hal almaktadır.

Türkiye doğalgaz ihtiyacının yüzde 99’unu, petrol ihtiyacının da yüzde 89’unu dışarıdan karşılamaktadır.

Bu durum hem güvenlik bağlamında hem de ekonomik açıdan Türkiye için olumsuz bir tablo oluşturmaktadır.

Türkiye bu durumu tersine çevirmek için enerjide dışa bağımlılığın azaltılması, yerel kaynakların kullanımının azami seviyeye yükseltilmesi, iklim değişikliğiyle mücadele hedeflerinden yola çıkarak yenilenebilir enerji kaynaklarının payını yükseltmek, enerji sepetine nükleer enerjiyi eklemek, enerji arz güvenliğini sağlamak için enerjinin alındığı kaynak ülkelerin çeşitlendirmesi ve kullanılan kaynakların çeşitlendirilmesi gibi bazı öncelikleri ve ilkeleri enerji politikasının içine dahil etmiştir.

Bunların yanı sıra gerek Karadeniz’de gerek ise Akdeniz’de kendi yetki alanı içerisinde petrol ve doğalgaz aramalarına devam etmektedir.

Türkiye petrol ve doğalgaz araştırmalarını milli enerji ve maden politikasının anahtar unsurlarından birisi olarak görmekte ve dengeleri değiştirecek unsurun keşfedilecek enerji kaynakları olduğunu düşünmektedir.

Türkiye açısından önemli konulardan biri de bölgedeki enerji kaynaklarının özellikle AB’ye nakledilmesidir.

Türkiye bölgedeki en istikrarlı ve güvenli ülkedir demek yanlış olmayacaktır.

Dolayısıyla Türkiye, AB’nin enerji ihtiyacını karşılayacak birçok projede de yer almaktadır.

Türkiye sadece bir enerji geçiş güzergâhı değildir, aynı zamanda bir enerji hub’ı (merkezi) olma hedefine de sahiptir.

Bu çerçevede, Doğu Akdeniz’deki bulunan/bulunacak enerji kaynaklarının taşınması konusunda da en güvenli yol Türkiye’dir.

Türkiye’nin bu tür projeler içinde yer alması, özellikle bölge ülkeleri arasındaki gerilimi azaltacak ve bölge içi işbirliğini arttıracaktır.

Fakat GKRY bu konuda da Türkiye’yi dışarıda bırakacak bir boru hattı projesi ortaya atmaktadır.

GKRY İsrail yetki alanında keşfedilen ve bölgedeki diğer enerji kaynaklarını AB’ye ulaştıracak denizden geçen bir boru hattı projesinin gerçekleşmesi için faaliyetlerde bulunmaktadır.

Bu projeye boru hattı maliyetinin çok yüksek olması sebebiyle pek de sıcak bakılmamaktadır.

Bu rağmen GKRY bu projeyi sık sık gündeme getirip Kıbrıs konusunda bir pazarlık malzemesi olarak kullanmak istemektedir.

Konu gerek Kıbrıs meselesi gerek uluslararası hukuk ve gerekse enerji arz güvenliği açısından ele alınsın, jeopolitik bir mücadele merkezi haline gelen Doğu Akdeniz üzerine yapılan tartışmalar daha uzunca süre devam edeceğe benziyor.

Ancak bölge ülkelerinin bir araya gelerek işbirliği çerçevesinde konuya yaklaşmaları hem enerji açısından hem de bölge güvenliği açısından son derece önemli sonuçlar doğuracaktır.

Yorumlar (1)
Habip YAŞAR 6 ay önce
Kemal beye teşekkür ederim. Ülkenin ekonomik,stratejik ,güvenlik ve siyasisi konulardaki gündemi çok iyi ifade etmışsiniz.Yuregine kalemine kuvvet.
parçalı bulutlu
Namaz Vakti 01 Mart 2021
İmsak 05:29
Güneş 06:50
Öğle 12:41
İkindi 15:49
Akşam 18:21
Yatsı 19:38
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Galatasaray 26 57
2. Beşiktaş 25 54
3. Fenerbahçe 26 54
4. Trabzonspor 26 48
5. Hatayspor 26 45
6. Alanyaspor 26 42
7. Gaziantep FK 26 40
8. Karagümrük 26 40
9. Göztepe 26 35
10. Antalyaspor 26 34
11. Sivasspor 25 32
12. Konyaspor 25 31
13. Malatyaspor 26 31
14. Kasımpaşa 26 29
15. Rizespor 26 28
16. Kayserispor 25 25
17. Başakşehir 26 25
18. Erzurumspor 26 25
19. Denizlispor 26 21
20. Gençlerbirliği 25 21
21. Ankaragücü 25 20
Takımlar O P
1. Giresunspor 24 53
2. Samsunspor 24 50
3. İstanbulspor 24 46
4. Altınordu 24 44
5. Adana Demirspor 24 42
6. Altay 24 41
7. Ankara Keçiörengücü 24 39
8. Tuzlaspor 23 38
9. Bursaspor 24 34
10. Bandırmaspor 24 31
11. Ümraniye 24 31
12. Adanaspor 23 26
13. Menemenspor 23 26
14. Balıkesirspor 23 24
15. Boluspor 23 23
16. Akhisar Bld.Spor 24 19
17. Ankaraspor 23 14
18. Eskişehirspor 24 7
Takımlar O P
1. Man City 26 62
2. M. United 26 50
3. Leicester City 26 49
4. West Ham 26 45
5. Chelsea 26 44
6. Liverpool 26 43
7. Everton 24 40
8. Tottenham 25 39
9. Aston Villa 24 39
10. Arsenal 26 37
11. Leeds United 26 35
12. Wolverhampton 26 34
13. Crystal Palace 26 33
14. Southampton 25 30
15. Burnley 26 28
16. Brighton 26 26
17. Newcastle 26 26
18. Fulham 26 23
19. West Bromwich 26 17
20. Sheffield United 26 11
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 24 58
2. Barcelona 25 53
3. Real Madrid 24 52
4. Sevilla 24 48
5. Real Sociedad 24 41
6. Real Betis 25 39
7. Villarreal 25 37
8. Granada 25 33
9. Levante 25 32
10. Athletic Bilbao 24 30
11. Celta de Vigo 25 30
12. Osasuna 25 28
13. Getafe 25 27
14. Valencia 25 27
15. Cádiz 25 25
16. Eibar 25 22
17. Real Valladolid 25 22
18. Deportivo Alaves 25 22
19. Elche 24 21
20. Huesca 25 20
Yeni Sayımız
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@