Eğitimde Sorunları Değil Dönemi Geride Bıraktık

günışığı - Eğitim-Bir-Sen Elazığ Şube Başkanı Yasin Karakaya, eğitim sistemi ve eğitimcileri ilgilendiren bazı konularda değerlendirmelerde bulundu.

Eğitimde Sorunları Değil Dönemi Geride Bıraktık
Eğitim-Bir-Sen Elazığ Şube Başkanı Yasin Karakaya, eğitim sistemi ve eğitimcileri ilgilendiren bazı konularda değerlendirmelerde bulundu.

Karakaya, yaptığı açıklamada, Eşit işe eşit ücret kapsamında öğretmenlerin kamuda en düşük maaş alan ikinci personel seviyesine düşürüldüğünü bu nedenle öğretmen ve öğretim elemanlarının KHK mağduru haline getirildiğini kaydetti.

Eğitim yönetiminin görevi ve eğitime yapılan yatırımların amacının; öğretmenin önündeki bariyerleri ve ortaya çıkan problemleri kaldırmak, işi kolaylaştırmak ve verilen eğitiminin niteliğini artıracak adımları ortaya koymak olduğunu belirten Karakaya, "Eğitimin kalitesi, öğretmenin moral ve değeri kadardır. Gerek siyasilerce gerekse Bakanlıkça sarf edilen, eğitimcileri değersizleştiren söylemlerin geride bırakılan dönemde kalması gerekmektedir. Eğitimciler, sorumlu makamların sorunlu makamlar olmaması gerektiğini düşünmekte ve oluşturulan tahribatın telafi edilmesini beklemektedir." dedi.

652 sayılı KHK ile yapılan düzenlemede özür grubu tayinlerinin yılda bir kez yaz döneminde yapılacak şekilde sınırlanmış olmasının, ara dönemde tayin bekleyen eğitim çalışanlarının ve ailelerinin morallerini bozmakla birlikte aile bütünlüğünü tehdit eder hale geldiğini vurgulayan Karakaya, şunları söyledi: "Ulusal Öğretmen Stratejisi Çalıştayı’nda özür grubu tayin hakkının yılda iki defa yapılması kararı alınmasına karşın sorun kökten çözülememiştir. Eğitim-Bir-Sen olarak, sorunun çözümüne yönelik girişimlerimizin verdiği olumlu sonucun kılavuzla gölgelenmesi de yine yanlış olmuştur. Sağlık ve öğrenim özrü, eş durumu özründe sınırlama, il içi özür grubu tayin hakkı gibi bölümlerin kırpılarak sunulması, mağduriyeti ortadan kaldırmak bir yana, tayin hakkı bekleyen ailelerin bir kısmının moralini bozmuş ve mağduriyetlerin yeni dönemde devam ettirilmesine neden olmuştur."

Karakaya, ilk ve orta kısımların ilköğretim adı altında zorunlu kesintisiz 8 yıl şeklinde birleştirilmesinin son 13 yılın en çok tartışılan konularının başında geldiğini ifade etti.

8 yıllık kesintisiz eğitimin, fizyolojik, pedagojik ve sosyal açıdan yanlışlığı tartışma götürmeyen bir dayatma olduğunu savunan Karakaya,"Siyasi hayatıma mal olsa dahi yapacağım diyenlerin siyasi hayatını bitirmekle beraber sanayide çırak, mesleki eğitimde yönlendirme gibi önemli hususları da bitirme noktasına getirmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın en üst danışma kurulu olan 18. Milli Eğitim Şurası’nda da kararlaştırılan kesintili 13 yıllık eğitimin, içinde bulunduğumuz eğitim-öğretim yılının birinci döneminin son günlerinde gündeme alınmış olması önemlidir." diye konuştu.

Katsayı probleminin çözülmesinin son derece isabetli olduğunu da vurgulayan Yasin Karakaya, "28 Şubat’ta MGK kararlarıyla dayatılan ve devamında yaptırılan düzenlemelerle eğitime giydirilen deli gömleklerinden olan meslek liselerinin aleyhine uygulanan “katsayı” sorununun, birinci dönemle birlikte geride kalması, şüphesiz YÖK’ün attığı en önemli adım olmuştur." dedi.

Karakaya, Milli bayramların stadyumlarda sınırlı sayıda öğrencinin katılımıyla kutlanmasının önüne geçmek ve katılımcılığı çoğaltmak için sadece Ankara’da stadyumda kutlanıp, diğer illerde okul ortamında etkinliklerle kutlanmasını öngören düzenlemenin yerinde bir yaklaşım olduğunu savunarak, "Milli bayramlar, hem kutlamalarda görev verilen öğrencilerin eğitimini aylarca aksatan hem de kutlamaları dar bir alana sıkıştıran uygulamalar olmaktan çıkarılmalıdır." dedi.

652 Sayılı Teşkilat ve kanunu hakkında da görüşlerini dile getiren Karakaya, şunları kaydetti. "2011-2012 eğitim-öğretim döneminin birinci bölümünde eğitimde gerçekleştirilen radikal değişikliklerden biri olmuştur. Bu düzenleme, özür durumuna bağlı yer değişikliğinin yılda bir kez olacak şekilde sınırlanması, eğitim müfettişlerinin unvanlarının il eğitim denetmeni olarak değiştirilmesi gibi bazı olumsuzlukları da beraberinde getirmiştir. Bakanlık merkez teşkilatında 33 birimden aynı amaca hizmet eden farklı isimdeki birimlerin birleştirilerek, birim sayının düşürülmesi son derece yerinde bir karar olmuştur. Yine yıllardır dile getirdiğimiz, derse girmeyene ek ders ödemesi yapılmayıp, ek ödeme veya ek tazminat verilmesi yönündeki önerimizin bu KHK ile “ek ödeme”- “ek ders” şeklinde ayrılması isabetli olmuştur. 652 sayılı KHK’nın çıkmasının üzerinden onca zaman geçmesine rağmen merkez teşkilatında taşların hala yerine oturmamış olması ve belirsizliklerin devam ediyor oluşu rahatsızlığa neden olmaktadır. Daha fazla zaman kaybedilmeden belirsizliklerin giderilmesi için gerekli adımlar atılmalıdır”
Güncelleme Tarihi: 19 Ocak 2012, 18:29
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER