16.12.2020, 16:23 501

EKONOMİK ÇÖKÜŞÜN ÇÖZÜMÜ ÜRETİM

Milletlerin büyük mücadeleler vererek kurdukları devletin bağımsızlığını ve her geçen gün zenginleşerek gelişmesini sağlayan ve ayakta tutan ana unsur ekonomidir, ekonomide üretimdir.

Üretim alanlarına baktığımızda çok çeşitliliği görmekteyiz.

Üretim alanları çok çeşitlidir, çeşitli sektörleri vardır.

Ülkemizde üretime baktığımızda yine tarımın, tarım da üretimin ön planda olduğunu görmekteyiz.

Üretime sektör bazında bakacak olursak ki bakmak gerek üretimi sadece tarım olarak değerlendiremeyiz. Diğer alanlarını da ele alıp bir bütün olarak bakmak gerek tarımsal alanlarımızın çok fazla olup ta yeterince değerlendirilmemiş olmasına rağmen.

Tabii ki tarımı ve tarımda ziraat ve ormancılığın yanında hayvancılığı ve günümüzde ilerleme kat edip zenginleşmesi gereken arıcılık sektörünü de ön planda tutmak gerek.

Ancak sanayi ve gibi sektörleri hele de savunma sanayi ni unutmamak, hem de hiç unutmamak ve var olduğundan daha fazla geliştirmek gerek.

Üretimi; tarım ve tarım dışında ki diğer alanların üretimini yapan ve yapacak olan elbette ki toplumun en seçkin sınıfı olan köylü ve işçi kesimi, bir diğer anlamda çiftçidir.

Toplumda her insanın aynı fıtratta olduğu düşünülemez, düşünülmesi mümkün de değil zaten. Kimi insan ruhunda üreticilik yattığı için hep üretmek ister, kimi insanın da ruhunda tüketicilik yatar ve işi gücü tüketmek olur.

Oysa ki milletlerin, milletlerin oluşturduğu devletlerin varlığı, varlığıyla ayakta durmasını sağlayan bağımsızlığı ve devamiyetini gerektiren ana tema, ana unsur ekonomidir, ekonomi güçtür ve ekonomi de üretimdir.

Bize ve biz gibi düşünenlere, vatan ve millet sevgi ve sevdasını ön planda tutan herkese göre de bu böyledir.

Toplumun en muteber insanı veya kesimi köylü kesimidir, ruhunda üreticilik olan ve üreten çiftçidir.

Merhum büyüğümüz Mustafa Kemal Atatürk demiş ya! ‘Köylü Milletin Efendisidir’ diye.

Evet gerçek olanda budur her ne kadar köylünün, yani çiftçinin sırtından geçinip (Semizlenen) inkar edenler olsa da.

Günümüzde; dünyada olmakla beraber en fazla da ülkemizde ekonomi sıkıntı yok denilse de yanlış ve yalan konuşulmuş olunur.

Ülkemizde ki ekonomi gidişatın çok parlak olmayışı bir gerçek, hem de acı bir gerçek.

Tabi ki bununda kendine göre sebepleri vardır.

Birincisi; öncelikle yıllar öncesinden gelen vurdum duymazlık.

İkincisi ise; ana sebep geçmişte var olan ancak günümüzde yok denecek kadar azalan üretici sayısının azalması ile tüketici sayısının zirve yapmasının yanında yeterli istihdam alanlarının da olmayışıdır.

Anlayacağınız üzere ekonomi ve ekonomide ki çıkmaz, yani içinde bulunulan girdaptan kurtulmanın ana yolu ve temel esası yani çözümü her alanda üretimdir, hele de tarım ve tarıma yakın diğer sektörlerden biri olan hayvancılık ve de arıcılık sektöründe üretim.

Yukarıda ifade ettiğimiz gibi üretimin birçok yönü, yolu ve tercih noktasında ön planda tutulanı, tutulması gerekenleri elbette ki fazla…

Ancak; ülke ekonomisini ayakta tutacak, işsizliği gidermekle istihdamın oluşmasını sağlayacak ve daha çok en önemli olan ülkemizin ekonomik bağımsızlığını kazanmasına katkı sunmanın yanında fakirlik ve yoksulluğu giderecek olan tarımsal üretimdir.

Zaten ülkelerin dolayısıyla milletlerin varlığını ayakta tutan ve bağımsızlığına çare üretimdir, üretimde ise ana üretim olan tarımsal ve yan kollarında ki üretimdir.

Diğer üretim alanlarını hiçe mi sayacağız veya var olanı boşlayacak mıyız?

Elbette ki hayır…

Onları da ön planda tutup geliştirilmesini sağlayıp bırakın ülke geneline açılmayı dünya piyasasına açılmasını, yani ithalini değil ihracını sağlayacağız. Mesela; arıcılık sektörünün üzerinde durup olumlu veya olumsuz yönlerini masaya yatırıp olumsuz yanlarını yok edip zenginleşmesinin sağlanması gibi…

Arıcılık sektörü, bu sektörde ki üretim ne ola ki deyip geçmemek gerek.

Arıcılıkta Türkiye, üretim ve koloni varlığı bakımından dünya ikincisi diye biliriz. Bölgesel olarak baktığımızda ise son dönemin en yaygın üretim alanı olan arıcılıkta diğer bölgelere göre eskinin doğunun incisi, günümüzde doğunun sonuncusu konumuna getirilmiş Elazığ’ın arı üretici varlığı noktasında bölge lideri olduğu görülmektedir.

Bunu neye göre söylüyor ve dile getiriyoruz derseniz bu sektörde büyük çaba sarf eden ve çok fazla olmasa da kendi imkanları ölçüsünde mücadele edip belirli bir mesafe kat eden arı ve arı ürünlerini üreten ile üretici kesimi sektör hale getirip bu alanda STK sınıfını oluşturan başkanların ve bölge başkanı Sayın Fırat Canbay Bey’in sunduğu bilgiden hareketle söylüyor ve dile getiriyoruz.

Üretimin zenginleşmesi, insanların üretim sektörünün değişik alanlarında üretici olmalarını sağlayan ana kaynak kendi imkanları dışında olan kaynağın veya desteğin çok fazla olmasa da birazının devlet destekli olması gerek ve bu hususun kaçınılmaz olduğunun da bilinmesidir.

İnsanlara, bir gün iki gün, bilemediniz bir yıl balık yedirerek doyuramayacağımıza göre onlara balık tutmasını öğretmek, öğrettikten sonra da imkanları el vermiyorsa onlara malzeme veya çeşitli imkanlarla sermaye desteğinde bulunmak gerek.

Yukarıda ifade ettiğimiz üzere ekonomide çözüm üretim, üretimde ana ve temel esas tarımsal ve diğer sektörlerde üretimde bulunmak, ekonomik bağımsızlık için üretilmesi gerekli olan tarımsal ürünler üzerinde bulunan kota veya sınırlamanın kaldırılması ve üretimin gelişmesi içinde ana kaynak desteklemenin aksatılmadan yapılmasıdır.

Kalkınmanın temel esasının üretim olduğunu, üretimde tarımsal üretim olduğunu ve ekonomik çıkmazdan kurtulmanın tek yolunun da bu olduğunu, bu sorunun ülke sorunu olduğunu yukarıda ifade etmeye çalıştık.

Ancak; ülkenin ve dolayısıyla milletimizin ana sorunu olan bu ekonomik sorun kaç ilimizde dillendirilerek gündemde tutuluyor bilmiyoruz.

İşte biz bugün bunu ele alıp söz konusu üretimde neler yapılması gerektiğinin üzerinde durmaya, söz konusu beklenenlerin etkili ve yetkili mercilerin dikkatine sunarak üretici kitlelerin üretimde içinde bulundukları sıkıntı ve girdikleri girdabın hem kendilerine hem de ülke ekonomisine neler kaybettirdiğini ifade edip hatırlatmaya ve de her şey bir tarafa zararın neresinden dönülürse düşüncesinden hareketle ülke ve toplumsal sorun olan ekonominin iyileşmesinin üretim, illa üretim olduğunu gündemde tutmaya çalıştık kendimizce.

Evet;

Yineleyerek söylüyoruz ki; ülke ve ülkede yaşayan insanlar olarak bizlerin, birçok mazlum ve mağdurun hamisi konumunda olup sorumluluk üstlenen biz Aziz Türk Milleti olan bizlerin ekonomi çıkmazından kurtularak bağımsız olmamızın, arzu edilen refaha kavuşmanın yolu illa üretim, illa üretim.

Bunu yıllar öncesinden olduğu gibi bugün de söylüyor ve bugünden sonra da söyleyerek dillendirip gündem de tutmaya çalışacağız.

Tabii ki kastımız yukarıda ifade ettiğimiz üzere üretimde sadece ve sadece tarım değil, üretim de hayvancılık ve de özellikle de arıcılık sektörü ile ormancılık ve sanayi sektörünün yanında hem yer altı hem de yer üstü kaynaklarının değerlendirilmesidir.

Yeraltı kaynakları üzerinde durmanın birden fazla yararı olduğunu unutmamak gerek.

Bu ve gibi kaynakların değerlendirilmesi hem ekonomik zenginliği sağlar hem de toplum sağlığı ön planda tutulmuş olunmakla beraber can ve mal kayıplarına sebep teşkil eden heyelan ve depremlerin yaşanmasını önler.

Sonuç itibariyle milletlerin varlığını ve bağımsızlığını ön planda tutan ve tutacak olan üretim önemsenmeli, üreticilik ve üretici olan köylü, sanayici ve işçi sınıfı önemsenmeli, üretim ve üreticiliğin gelişmesi için elzem olan katkı ve destek, yani devlet katkı ve desteği önemsenmeli, göz ardı edilmemeli.

Bugüne kadar gelmiş ve alışkanlık halini almış olan balık yedirmeyi bırakıp balık tutmayı öğretmek ve tutmak içinde olması gereken malzeme ve finans desteğinde bulunmak gerek hem de ivedilikle.

AYETLER

*Şu sebeple ki, onlar Allah ve resulüne karşı geldiler; Allah ve resulüne karşı gelenleri Allah şiddetle cezalandırmaktadır. Enfal:13

*İşte cezanız; tadın onu! İnkâr edenler için kuşkusuz cehennem azabı da vardır. Enfal:14

*Ey Müminler! İnkâr edenlerle savaşta karşı karşıya gelince onlara arkanızı dönüp kaçmayın. Enfal:15

*Kim savaş için yer değiştirmek veya başka bir birliğe katılmak amacıyla olmaksızın savaş sırasında düşmana arkasını dönüp kaçarsa Allah’ın öfkesine uğramış olur, onun varacağı yer cehennemdir, ne kötü bir son! Enfal:16

GÜZEL SÖZLER

*Ya ümitsizsiniz. Ya da ümit sizsiniz. Ya çaresizsiniz. Ya da çare sizsiniz. Behçet Necatigil

*Bir bireyin veya bir ulusun ahlaki iyiliğine zarar veren ekonomi ahlaksızdır ve bu nedenle günahkardır. Mahatma Gandi
*Ekonomiyi konuşan şehirlere bakın; ekonomi önde. Yani bir şehirde gündemin ne olduğu çok önemli Gündem ne kadar siyasetse ekonomi o kadar kötüdür. Gündem ne kadar ekonomiyse siyaset de o kadar az ihtiyaç var demektir. İhtiyaç yok diyemeyiz ama az ihtiyaç vardır. Ahmet (Etso)Yaşar

*Ülkemiz ekonomisini konuşup sektörlere baktığımız da arıcılık sektörü bölgesinde Elazığ ve bölgesi lider durumda. Elazığ’da arıcılık 1500 aileyi direk ve bölge tarımının paydaşlarını da dolaylı etkileyen ve katma değer sağlayan bir sektördür. Ülkemizde istihdamın azalmasından dolayı ve de fazla kaynak gerektirmediği için kırsalda talebi yükselen bir sektördür arıcılık. Ancak sorunlarını içinde barındıran ve desteklenmesi gereken, siyasetçilere konu olmayan bir alandır. Fırat Canbay

BUNLARI BİLİYORMUYDUNUZ?

Şair ve yazar, çevirmen (D. 16 Nisan 1916, İstanbul - Ö. 13 Aralık 1979, İstanbul) ve öykü yazarı Ayşe Sarısayın’ ın babasının, 1943 yılına kadar Necati Gönül, 1943’ten sonra Necatigil imzasını kullanan ve Necatigil soyadını almasında divan şairi Necati’ye hayranlığı ve babasına duyduğu saygının etkili olduğu, Ayrıca Küçük Muharrir, Bedri Tezgit ve İzzet Geyve takma adlarıyla da yazı yazan ve Kastamonulu Hacı Mehmet Necati Gönül’ün oğlu olan,

1923 yılında başladığı Beşiktaş Cevri Usta İlkokulunda dört yıl okuyup babasının işi gereği evini Kastamonu’ya taşıyınca ilkokulu Kastamonu Erkek Muallim Mektebinde (1927) tamamlayan Ancak aynı yıl tüberküloz hastalığına yakalanıp iki yıl okula devam edemeyen, 1930 yılında babasının evi İstanbul’a taşıması nedeniyle ortaokul ikinci sınıfa Kabataş Lisesinde başlayıp 1936 yılında Kabataş Lisesi Edebiyat Kolunu birincilikle bitiren,

Yüksek Öğretmen Okulu öğrencisi olarak girdiği İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü 1940 yılında tamamlayan, Almancayı fakülte yıllarında öğrenen ve Almancasını ilerletmek için birkaç kez Almanya’ ya giden, Fakültede tanınmış edebiyatçılardan Cahit Külebi, Mehmet Kaplan, Tahir Alangu, Ahmet Ateş, Fahir İz, Samim Kocagöz, Salah Birsel ve Sabahattin Kudret Aksal’ la birlikte öğrenim gören şairimizin Behçet Necatiğil olduğunu,

SAKLI SU

Anla sıkıntımı geç git dost,
Nedendir sorma.
Gür bitkiler altında bir benim için akar
Alıngan, onurlu
İstemez görsünler saklı su.

Behçet Necatigil/Kastamonu

BAM TELİNDEN
İçersen iç şarabı gam ehlinden
Yayılsın rayihası say yelinden
Nazar eyle sen gönül dünyasına
Ses versin maveradan, bam telinden

Bedrettin Keleştimur/Elazığ-Ağın

BAL ÜLKESİ

Bal ülkesinde yaşar; arılar,

Bir ana bir de kız.

Kovanlarında bal var,

Balın özü katıksız.

Ana yaşlı,

Tam dört yıldır yatalak,

Şimdi 85'inde,

Yıl 1935 dünyaya geldiğinde.

Bir gözü dert almış küsmüş görmeye,

Gören gözü korkmuş camdan bakmaya.

Güneş yüzü görmemiş,

Bağlanmış döşeğine,

Gücü yetmez ki yerinden doğrulmaya.

O kız Hatice,

Bir anası var adı belli olmayan,

Bir de arıları yere göğe sığmayan.

Anası ona muhtaç,

O anasına yoldaş.

Bilmeden yürüyor cennete doğru,

Melekler ona sırdaş.

Her gün,

Hasret doğuyor sabahı gecesine,

Adadığı türküler o günün gecesine.

Taşlar üst üste gelmiş,

Aralara bal konmuş,

Balın olduğu yerde

Hatice hayat kurmuş.

Yağmur yağsa ıslanmaz,

Başkasına yaslanmaz,

Zaten yaşlı yaşlanmaz,

Anada zaman durmuş.

Bal yapmasın arılar,

Yar ömrümü yarılar,

Ana bırakıp gitme!

Bırak gitsin arılar...

Ömer PİLTEN/Elazığ-Ankara

Yorumlar (0)
33°
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Selçuk Öztürk ve yönetimi “İstifa” Etmeli mi, Etmemeli mi?
Selçuk Öztürk ve yönetimi “İstifa” Etmeli mi, Etmemeli mi?
Namaz Vakti 01 Ağustos 2021
İmsak 03:38
Güneş 05:17
Öğle 12:35
İkindi 16:26
Akşam 19:43
Yatsı 21:14
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 0 0
2. Alanyaspor 0 0
3. Altay 0 0
4. Antalyaspor 0 0
5. Beşiktaş 0 0
6. Karagümrük 0 0
7. Fenerbahçe 0 0
8. Galatasaray 0 0
9. Gaziantep FK 0 0
10. Giresunspor 0 0
11. Göztepe 0 0
12. Hatayspor 0 0
13. Başakşehir 0 0
14. Kasımpaşa 0 0
15. Kayserispor 0 0
16. Konyaspor 0 0
17. Rizespor 0 0
18. Sivasspor 0 0
19. Trabzonspor 0 0
20. Malatyaspor 0 0
Takımlar O P
1. Adanaspor 0 0
2. Altınordu 0 0
3. Ankara Keçiörengücü 0 0
4. Ankaragücü 0 0
5. Erzurumspor 0 0
6. Balıkesirspor 0 0
7. Bandırmaspor 0 0
8. Boluspor 0 0
9. Bursaspor 0 0
10. Denizlispor 0 0
11. Eyüpspor 0 0
12. Gençlerbirliği 0 0
13. Kocaelispor 0 0
14. Manisa FK 0 0
15. Menemenspor 0 0
16. Samsunspor 0 0
17. Tuzlaspor 0 0
18. Ümraniye 0 0
19. İstanbulspor 0 0
Takımlar O P
1. Arsenal 0 0
2. Aston Villa 0 0
3. Brentford 0 0
4. Brighton 0 0
5. Burnley 0 0
6. Chelsea 0 0
7. Crystal Palace 0 0
8. Everton 0 0
9. Leeds United 0 0
10. Leicester City 0 0
11. Liverpool 0 0
12. Man City 0 0
13. M. United 0 0
14. Newcastle 0 0
15. Norwich City 0 0
16. Southampton 0 0
17. Tottenham 0 0
18. Watford 0 0
19. West Ham 0 0
20. Wolverhampton 0 0
Takımlar O P
1. Deportivo Alaves 0 0
2. Athletic Bilbao 0 0
3. Atletico Madrid 0 0
4. Barcelona 0 0
5. Cádiz 0 0
6. Celta de Vigo 0 0
7. Elche 0 0
8. Espanyol 0 0
9. Getafe 0 0
10. Granada 0 0
11. Levante 0 0
12. Mallorca 0 0
13. Osasuna 0 0
14. Rayo Vallecano 0 0
15. Real Betis 0 0
16. Real Madrid 0 0
17. Real Sociedad 0 0
18. Sevilla 0 0
19. Valencia 0 0
20. Villarreal 0 0
Yeni Sayımız
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@