“Kadınlar Çaresizdir” Algısı Ortadan Kalkmalı

Toplumda kadının aciz ve savunmasız olduğu algısının oluşturulmasına karşı olduğunu söyleyen Av. Rabia Sıla ERDEM “ kadın cinayetleri, kadına şiddet, tecavüz, haksızlık gibi vahim veriler, kadınlara acımaktan ziyade kadınların haklarının, güvencelerinin hatırlatılmasında ve devletimizin şiddeti önleyici çalışmalarında kullanılmalı” dedi.

“Kadınlar Çaresizdir” Algısı Ortadan Kalkmalı

İlimizin genç ve başarılı avukatlarından Rabia Sıla ERDEM ile 8 Mart Dünya Kadınlar günü nedeniyle ülkemizde kadına yönelik şiddeti, etkilerini ve devletimizin kadın cinayetlerine ve kadınlara uygulanan şiddete yönelik alınan tedbirleri konuştuk. 

8 Mart Dünya Kadınlar gününün  ilk tohumlarının  8 Mart 1857’de ABD’nin New York eyaletinde atıldığını ifade eden ERDEM “Daha iyi çalışma koşulları için greve başlayan 40.000 dokuma işçisine polislerin saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesinden sonra çıkan yangında kurulan barikatlardan işçilerin kaçamaması sonucu 129 kadın işçi can vermiştir. Cenazelerine ise 10.000’ den fazla kişi katılmıştır. Bu olay Dünyada büyük ses getirmiştir. Sonra uluslararası konferanslarda bu olayın yaşandığı tarihin Kadınlar Günü olarak anılması kabul edilmiştir. Türkiye’de ise 1921 yılından beri kadınlar günü anılmaktadır” diye konuştu.

Kadının özgürlüğünün kısıtlanması, kadına şiddeti hatta cinayetleri doğurmaktadır

Kadınların anayasanın da eşitlik ilkesi gereğince cinsiyet fark etmeksizin herkes için geçerli olan yasal haklara sahip olduğunu hatırlatan ERDEM “ Anayasal çerçevede haklarını ve özgürlüklerini yaşamada özünde hiçbir engelleri olmaması gerekirken önyargılar, baskılar sonucu sürekli engellemelere maruz kalmaktadırlar. Kadının ötelenme, geri planda tutulma, özgürlüklerinin yine insan eliyle kısıtlanması da cahil ve hastalıklı insanlarla birleşince beraberinde kadına şiddeti, haksızlığı ve hatta cinayetleri doğurmaktadır” diye kaydetti.

Kadına yönelik şiddetin  sadece kadını etkilemediğinin altını çizen Av. ERDEM “Ruhsal, fiziksel, ekonomik dengesi bozulan kadının ailesi de temelinden sarsılmaktadır. Toplumun temelini oluşturan aile sarsıldığında tüm insani ilişkiler ve toplum zedelenir. İçten çürüyen elmanın büyüyerek elmanın etrafını sarması gibi; kadın yaralanırsa aile, aile yaralanırsa zincirleme şekilde tüm toplum bundan en büyük zararı görür. Günümüzde giderek artan boşanmalar, şiddete meyilli hatta suç makinesine dönüşen insanlar türemesinin sebebi de özünde budur.

ALO 183 kadınlarımıza ücretsiz hizmet sunmakta

Bilmeyenlerimiz için hatırlatmış olalım; Kadın ve çocukların şiddet ve istismarı bildirmesi için ALO 183 Şiddet Hattı kurulmuştur. ALO 183 şiddete uğrayan veya uğrayanları görüp, bilip, duyan her vatandaşın ücretsiz şekilde ihbarda bulunup bilgi alabildiği bir hattır. Yine ilimizde de bulunan Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM) oluşturulmuş olup Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlükleri bünyesinde ücretsiz şekilde, sürekli ihtiyaç duyan herkese hizmet vermektedir” diye aktardı.

Kadına şiddetten, kadınlarımızın uğradığı haksızlıklardan bu anlamlı günlerde duyarlılık oluşturmak adına önemli olduğunu belirten ERDEM “ Fakat; kadının, bu konuları konuşurken aciz ve savunmasız olduğu algısının oluşturulmasına ve yine kadının çaresizlik algısına bürünmesine de kesinlikle karşıyım. “Kadın güçlü olanın merhametine mahkumdur.” anlayışına sebebiyet vermemeliyiz. Bahsedilen kadın cinayetleri, kadına şiddet, tecavüz, haksızlık gibi vahim verilerin acımaktan ziyade kadınların haklarının, güvencelerinin hatırlatılmasında ve Devletimizin şiddeti önleyici çalışmalarında kullanılması gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca kadın erkek fark etmeksizin bu konularda gerekli eğitimlerin verilmesi de önleyici çalışmalar açısından oldukça önemlidir.

Kadınlar günü ve kadının öneminin eskiden 8 Mart’ta hatırlanıp ertesi gün unutulan bir günden ibaretken artık kadın erkek fark etmeksizin bilinçlenmeye başlanıp duyarlılığın arttığını da görmemiz, her birimiz etrafımıza baktığımızda bunu hissetmemiz mümkündür. Her ne kadar şiddet, haksızlık ve saygısızlık kol gezse de gelecek için umut veren bu olumlu artışı da göz ardı etmemek gerekir. Önleyici kanuni çalışmalar, sosyal sorumluluk projeleri, sosyal medyanın verimli şekilde kullanımı, bilinçli ailelerin sağlıklı bireyler yetiştirmesi gibi durumların yanında kadınlarımızın sporda, sanatta, siyasette, hukukta ve diğer her meslek alanında kendini yetiştirmesi, gücünü artırması da gelecek açısından umut vericidir. Yeterli mi derseniz, yetmez. Daha çok çalışmak gerekir. Türk kadınında da o güç ve kararlılık zaten mevcuttur. Bu önemli gün vesilesiyle çalışan, üreten, sevgisiyle ve varlığıyla dünyayı güzelleştiren her bir kadına iyi ki varsınız diyor, günlerini kutluyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER