Olası Bir Depremde Türkiye Aylarca Elazığ ile Uğraşır

Tamer ÖREN - Elazığ’ın olabilecek büyük bir depreme hazır olmadığını vurgulayan   Doç. Dr.  Kürşat Esat ALYAMAÇ “ Şiddeti büyük veya şiddeti az süresi uzun bir deprem olursa Türkiye’nin aylarca Elazığ ile uğraşacağını düşünüyorum. Bunun olmaması içinde rant kavgası gütmeden oturup çok ciddi bir planlama yapmak lazım. Bu da 3-5 yılla olacak iş değil” dedi.

Olası Bir Depremde Türkiye Aylarca Elazığ ile Uğraşır

Yakın zamanlarda Malatya merkezli yaşanan ve ilimizde de hissedilen  artçı şokların ve son olarak 4 Nisan Perşembe akşamı Sivrice merkezli 5.3 şiddetinde yaşanan deprem akıllara olası yüksek ölçekte olabilecek depremlere karşı  Elazığ’ın hazır olup olmadığını  Fırat Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği bölümü öğretim üyelerinden  Kürşat Esat ALYAMAÇ ile konuştuk.

Hocam olası bir depreme hazır mıyız?

 Geçmişten beri tecrübemiz var. Özellikle 2007 yılında Sivrice’de 2 tane deprem oldu. Aslında Elazığ kendini test etti. 2010  Başyurt- Karakoçan depreminde de Elazığ kendini test etti. Aslında yapılarımız ne kadar hazır hepimiz biliyoruz. Elazığ merkezde 200’ü aşkın bina ağır hasar gördü. Buradan 20 Km. uzakta deprem oluyor ve 200’ü aşkın bina hasar gördü. Benim hatırladığım sadece 3-5 tane yıkılan bina vardı. 10 sene geriye gidip yeni yapılan Ataşehir, Cumhuriyet ve Çaydaçıra Mahalleleri hariç 35 mahalle eski yapıyla duruyor. Dolayısıyla biz buna hazır değiliz. Bence yapı stokundan önce biz ne yapabiliriz diye düşünmeliyiz.

Yeni seçilen belediye  başkanımızın kentsel dönüşüm ile ilgili projelerini nasıl buluyorsunuz?

Yakın zamanda bir seçim süreci atlattık ve tüm adayların kentsel dönüşüm ile ilgili projelerini takip ettim. Şuan seçilen belediye başkanının da projeleri gayet güzel görünüyor ama asıl mesele onları hayata geçirmek. En önemli şeylerden biri oturup iyi bir planlama yapmak. İyi bir planlama yapmak birkaç sene içerisinde olmaz. Oturacak olan belediye başkanı kendisi görmese dahi diyecek ki ben öyle bir vizyonel plan yapacağım ki benden sonra gelen de bunu devam ettirecek ve şehir bunun takipçisi olacak.

Geçtiğimiz ay gazetemizdeki köşe yazınızda israf teröründen bahsetmiştiniz. Bu konudan bahseder misiniz?

 Bizim için önemli olan kurumlar var. Bu kurumlardan birincisi AFAD, ikincisi ise Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü. 15 Temmuz’dan sonra FETÖ’nün elinden alınıp derneklere verilen yurtlar var, ben bu yurtlarla ilgili dedim ki yurtlar sağlam mı ki tekrar yurda çevrildi. Bu 3 konu üzerinde hiçbir çalışma yok. Geçen bir arkadaş dedi ki adliyenin bir kısmını AFAD binasına alacaklar. AFAD’ın binası uygun değil sağlamlık açısından. Milli eğitim binasının düştüğü pozisyon gibi milyonlarca lira harcayacağız sonra kenara koyacağız. Bende bu sefer israf terörü diye açıkça yazdım. Bu binanın deprem dayanıklılığı yetersizdir, güvenmiyorsanız test yaptırın dedim. Dolayısıyla deprem olunca değil depremin dışında da bu hassasiyetin devam ettirilmesi lazım.

Elazığ’da kentsel dönüşüm çalışmalarını yeterli buluyor musunuz?

Bugün Elazığ’ın trafiği, otoparkı yetersiz ve deprem dayanıklılığı da yetersiz. Bunların hepsi beraber planlanmalı. Kentsel dönüşüm denen şey eski binayı yıkıp yerine yenisini dikmek değil. Bizim şehrin tamamını yeniden planlamamız lazım ve bunu da rant kaygısı gütmeden yapmak lazım. İmar, kentsel dönüşüm, ulaşım, trafik ve otopark beraber planlanmalı. Yeni yapılan mahallelere çıktığınız zaman 5 cadde bir kavşakta birleşiyor ve caddelerde kot farkı var. Böyle giderse yapılan istinat duvarları çöker. Çünkü kot farkı var ve çok sağlam istinat duvarları yapılması lazım. Bizim yapım tarzımız temelden çıkan taşları üst üste yığmak. Geçtiğimiz yıllarda  Abdullahpaşa’da yeni yapılan binalardan bir tanesinin duvarı çöktü hem de çocuk parkının üzerine çöktü Allah’tan çocuklar yoktu. Elazığ’ı mahalle mahalle planlamamız lazım. Mesela Kültür Mahallesinin yeri boş olsa biz oraya nasıl bir mahalle kurarız diye düşünmek lazım. Şimdi bunu söylediğimiz zaman insanlar çok zor diyorlar. 30 senelik sıkıntıyı 3 günde çözmek mümkün değil ama ben de şöyle diyorum meclisten kanunlar geçiyor. Geçen kanunları vekiller düşünerek geçirmemeli. projelerin zeminlerinin hazırlanması lazım ve vekillere iletilmesi lazım. Şimdiye kadar böyle bir usul uygulayan yönetim var mıydı, yoktu. Şahsi işlerimizde hiç engel tanıyor muyuz, tanımıyoruz bir şekilde çözüyoruz. Ben diyorum ki bu bizim şahsi işlerimizden çok daha önemli.

Biz sorunun büyüklüğünü anlamış değiliz

Betonun minimum sınıfı 8’dir C8 olabilir. Dolayısıyla 8’in altında olursa beton değildir, Başka bir malzemedir. Şimdi böyle bir malzemeyle inşa edilmiş bir bina için çok büyük tetkiklere gerek var mı? Yani ayakta duramayan bir insan var her tarafı titriyor artık, Allah korusun hastalık her tarafına atmış biz gözle bile şahit oluyoruz. Diyoruz ki doktor bir görsün. Göz şahit oluyor yani artık doktorun görmesine bile gerek yok. Yani bence burada biz hala hastalığın büyüklüğünü anlayabilmiş değiliz. Mesela geriye gidelim 1999 yılındaki Marmara depremlerini hatırlayalım. 20 bini aşkın insanımız ölmüş. 2010 yılında olan depremde  Okçular köyünde 40 kişinin üzerinde insan hayatını kaybetti. Yine 2012 yılında Van depreminde bine yakın vatandaşımız hayatını kaybetti.  Bizim birde şuna odaklanmamız lazım. Biz hep şehir merkezine odaklanıyoruz. Bizim 2 plana ihtiyacımız var. Biri şehirler içi, diğeri kırsallar için ihtiyacımız var. Mesela benim Günışığı Gazetesi’nde ki ilk köşe yazım Cumhuriyet Köyleriyle ilgilidir. 1930’lu yıllarda tam olarak Atatürk’ün yaptırdığından emin değiliz şuan literatür olarak  Afet İnan hazırlamış fakat; Atatürk’ün tavsiyesiyle hazırlandığı söyleniyor. Yani bir planı var Öyle bir nizami plan ki bugün eğer köylerimiz o plana uygun olsa bizim hiçbir sıkıntımız kalmayacak. Ama şimdi gidiyorsun köyde ki evde uygun değil yapılanda zaten bir yapı değil. Yeni yapılan yapılarda belki istediğimiz performansı göstermese de yapılar biraz daha 2019 yılında yapılan yapıların 7 ve üstü şiddette ki depremlerde bir sıva çatlağı dışında hasar olsun istemiyoruz. Çünkü ekonomik olarak ta zarar görüyoruz.

Yeni imar planında acele edildi

 Ben şuanda Elazığ da yapılan yapılardan önemli bir kısmından yeni yapılan yapılarda ciddi problemler oluşmayacağını düşünüyorum. Hani dolayısıyla orda vatandaşın dikkat edeceği çok katlı yapılara karşıyım ben. Yani Elazığ da trafik düzenlemesi olmadan alt yapı olmadan gerçekten şehir planlaması olmadan çok katlıdan kastımın da 8 katın üstü olduğunu da söylemek isterim. Bunların özel şekilde tasarlanması lazım. Hiçbir siyasi kaygı ve hiçbir menfaat gütmeden bu memleketin derdiyle dertlenen insanlar var. hepsiyle konuştuk ve fikir alınmadığını veya fikir alınıp uygulanmadığını söylediler. Bence yeterince kafa yorulmadan ortak akıl alınmadan ve istişare edilmeden yapılıyor bazı şeyler. Memnuniyetsizlik üst düzeyde demek ki bir sıkıntı var.

Şehrimizin her mahallesinde çok katlı bina yapılabilir mi, zemin buna müsait mi ?

 Şu anda teknik o kadar gelişmiş ki zemin durumu ile ilgili oraya çok katlı bina yapılamaz diye bir şey yok. Her zemine her türlü katlı bina yapılabilir ama temel sistemini ona göre geliştirmek lazım. Sert zemine inşaat yapacaksanız radye temel sizi kurtarır ama yumuşak zemine dolgu yapmanız gerekir. Ama bunu yaparken ekonomik olarak kaybedersiniz. Sürsürü mahallesini sormuştunuz. Sürsürü gibi yerlerde ekonomik kayıp yaşamaktansa kat seviyesini sınırda tutmak daha mantıklı.

Elazığ’a yapı denetimi Süleyman Selmanoğlu Getirdi

 Başka bir vizyon da Elazığ için geliştirilebilir mi diye düşünüyorum. Bir yerde bir adım atılacaksa bu memleketin  o işten anlayan teknik elemanlarla atılması lazım. Elazığ’ın teknik elaman konusunda sıkıntısı yok. Sayın başkan etrafına toplayacağı çok az kişi ile de işlerini yürütebilir. Çok geniş çerçeveyle de bu işi yapabilir. Elazığ’a yapı denetim 2005 yılında Süleyman Selmanoğlu sayesinde geldi. Bizim emekli olan bir hocamız vardı. Ali hocamla gittik yanına ben Elazığ’da sağlam yapılar olsun istiyorum ne yapmam lazım dedi. Başkanım denetlemen lazım dedi. Hocam da dedi ki ben yaşlıyım Kürşat bey istiyorsa yardımcı olsun. Müteahhitlerle karşı karşıya gelinecek hatta ustalarla da karşı karşıya gelinecek bir durum bu. Siz dedi yaparsanız ben arkanızdayım. Yapı laboratuvarı kurdu ve mühendisler getirdi. Belediye o zaman usta ve kalfalar için bir seminer düzenledi o seminerde bu işin yönetmeliğe uygun şekilde yapılacağı vurgulandı. Ondan sonra Elazığ’da bir geçiş süreci oldu ve mühendisler de bu işe destek oldu. 2011 yılında yapı denetim şirketleri kurulurken Elazığ’da sanki yapı denetim varmış gibiydi. Bu memleketimiz Adına unutulmaması gereken bir şey. Daha sonralarda laboratuvar aktivitesini yitirdi.

İlimizde teknik sıkıntı yok, tasarım sıkıntısı var

Şu anda belki teknik anlamda sıkıntılar yok Elazığ’da ama proje bazında ciddi sıkıntılar var. Tasarım hataları yapılıyor ve tasarım hatalarını bilgisayar görmez. Siz bilgisayara ne verirseniz verin bilgisayar çözüp bir sonuç verir size. Fakat şu anda bilgisayarın göremediği tasarım hataları yapılıyor ve korkarım o hatalardan kaynaklı orta şiddetli depremlerde o binalar hasar alacaklardır. Bu 2019’da yapılan binaların orta hasar görmesi demek Türkiye’nin hiçbir zaman hedeflediği vizyonlara ulaşamaması demek. Marmara Depremi’nde Devletin hesaplayabildiği zarar 23 milyar doları aşkındı. Bir deprem olduğunda devletin cebinden öyle rakamlar gidiyor ki, o rakamların geri dönüşü çok zor.

Markalaşma orcikle peynirle olacak iş değil

2007

Yakın zamanlarda Malatya merkezli yaşanan ve ilimizde de hissedilen  artçı şokların ve son olarak 4 Nisan Perşembe akşamı Sivrice merkezli 5.3 şiddetinde yaşanan deprem akıllara olası yüksek ölçekte olabilecek depremlere karşı  Elazığ’ın hazır olup olmadığını  Fırat Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği bölümü öğretim üyelerinden  Kürşat Esat ALYAMAÇ ile konuştuk.

Hocam olası bir depreme hazır mıyız?

 Geçmişten beri tecrübemiz var. Özellikle 2007 yılında Sivrice’de 2 tane deprem oldu. Aslında Elazığ kendini test etti. 2010  Başyurt- Karakoçan depreminde de Elazığ kendini test etti. Aslında yapılarımız ne kadar hazır hepimiz biliyoruz. Elazığ merkezde 200’ü aşkın bina ağır hasar gördü. Buradan 20 Km. uzakta deprem oluyor ve 200’ü aşkın bina hasar gördü. Benim hatırladığım sadece 3-5 tane yıkılan bina vardı. 10 sene geriye gidip yeni yapılan Ataşehir, Cumhuriyet ve Çaydaçıra Mahalleleri hariç 35 mahalle eski yapıyla duruyor. Dolayısıyla biz buna hazır değiliz. Bence yapı stokundan önce biz ne yapabiliriz diye düşünmeliyiz.

Yeni seçilen belediye  başkanımızın kentsel dönüşüm ile ilgili projelerini nasıl buluyorsunuz?

Yakın zamanda bir seçim süreci atlattık ve tüm adayların kentsel dönüşüm ile ilgili projelerini takip ettim. Şuan seçilen belediye başkanının da projeleri gayet güzel görünüyor ama asıl mesele onları hayata geçirmek. En önemli şeylerden biri oturup iyi bir planlama yapmak. İyi bir planlama yapmak birkaç sene içerisinde olmaz. Oturacak olan belediye başkanı kendisi görmese dahi diyecek ki ben öyle bir vizyonel plan yapacağım ki benden sonra gelen de bunu devam ettirecek ve şehir bunun takipçisi olacak.

Geçtiğimiz ay gazetemizdeki köşe yazınızda israf teröründen bahsetmiştiniz. Bu konudan bahseder misiniz?

 Bizim için önemli olan kurumlar var. Bu kurumlardan birincisi AFAD, ikincisi ise Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü. 15 Temmuz’dan sonra FETÖ’nün elinden alınıp derneklere verilen yurtlar var, ben bu yurtlarla ilgili dedim ki yurtlar sağlam mı ki tekrar yurda çevrildi. Bu 3 konu üzerinde hiçbir çalışma yok. Geçen bir arkadaş dedi ki adliyenin bir kısmını AFAD binasına alacaklar. AFAD’ın binası uygun değil sağlamlık açısından. Milli eğitim binasının düştüğü pozisyon gibi milyonlarca lira harcayacağız sonra kenara koyacağız. Bende bu sefer israf terörü diye açıkça yazdım. Bu binanın deprem dayanıklılığı yetersizdir, güvenmiyorsanız test yaptırın dedim. Dolayısıyla deprem olunca değil depremin dışında da bu hassasiyetin devam ettirilmesi lazım.

Elazığ’da kentsel dönüşüm çalışmalarını yeterli buluyor musunuz?

Bugün Elazığ’ın trafiği, otoparkı yetersiz ve deprem dayanıklılığı da yetersiz. Bunların hepsi beraber planlanmalı. Kentsel dönüşüm denen şey eski binayı yıkıp yerine yenisini dikmek değil. Bizim şehrin tamamını yeniden planlamamız lazım ve bunu da rant kaygısı gütmeden yapmak lazım. İmar, kentsel dönüşüm, ulaşım, trafik ve otopark beraber planlanmalı. Yeni yapılan mahallelere çıktığınız zaman 5 cadde bir kavşakta birleşiyor ve caddelerde kot farkı var. Böyle giderse yapılan istinat duvarları çöker. Çünkü kot farkı var ve çok sağlam istinat duvarları yapılması lazım. Bizim yapım tarzımız temelden çıkan taşları üst üste yığmak. Geçtiğimiz yıllarda  Abdullahpaşa’da yeni yapılan binalardan bir tanesinin duvarı çöktü hem de çocuk parkının üzerine çöktü Allah’tan çocuklar yoktu. Elazığ’ı mahalle mahalle planlamamız lazım. Mesela Kültür Mahallesinin yeri boş olsa biz oraya nasıl bir mahalle kurarız diye düşünmek lazım. Şimdi bunu söylediğimiz zaman insanlar çok zor diyorlar. 30 senelik sıkıntıyı 3 günde çözmek mümkün değil ama ben de şöyle diyorum meclisten kanunlar geçiyor. Geçen kanunları vekiller düşünerek geçirmemeli. projelerin zeminlerinin hazırlanması lazım ve vekillere iletilmesi lazım. Şimdiye kadar böyle bir usul uygulayan yönetim var mıydı, yoktu. Şahsi işlerimizde hiç engel tanıyor muyuz, tanımıyoruz bir şekilde çözüyoruz. Ben diyorum ki bu bizim şahsi işlerimizden çok daha önemli.

Biz sorunun büyüklüğünü anlamış değiliz

Betonun minimum sınıfı 8’dir C8 olabilir. Dolayısıyla 8’in altında olursa beton değildir, Başka bir malzemedir. Şimdi böyle bir malzemeyle inşa edilmiş bir bina için çok büyük tetkiklere gerek var mı? Yani ayakta duramayan bir insan var her tarafı titriyor artık, Allah korusun hastalık her tarafına atmış biz gözle bile şahit oluyoruz. Diyoruz ki doktor bir görsün. Göz şahit oluyor yani artık doktorun görmesine bile gerek yok. Yani bence burada biz hala hastalığın büyüklüğünü anlayabilmiş değiliz. Mesela geriye gidelim 1999 yılındaki Marmara depremlerini hatırlayalım. 20 bini aşkın insanımız ölmüş. 2010 yılında olan depremde  Okçular köyünde 40 kişinin üzerinde insan hayatını kaybetti. Yine 2012 yılında Van depreminde bine yakın vatandaşımız hayatını kaybetti.  Bizim birde şuna odaklanmamız lazım. Biz hep şehir merkezine odaklanıyoruz. Bizim 2 plana ihtiyacımız var. Biri şehirler içi, diğeri kırsallar için ihtiyacımız var. Mesela benim Günışığı Gazetesi’nde ki ilk köşe yazım Cumhuriyet Köyleriyle ilgilidir. 1930’lu yıllarda tam olarak Atatürk’ün yaptırdığından emin değiliz şuan literatür olarak  Afet İnan hazırlamış fakat; Atatürk’ün tavsiyesiyle hazırlandığı söyleniyor. Yani bir planı var Öyle bir nizami plan ki bugün eğer köylerimiz o plana uygun olsa bizim hiçbir sıkıntımız kalmayacak. Ama şimdi gidiyorsun köyde ki evde uygun değil yapılanda zaten bir yapı değil. Yeni yapılan yapılarda belki istediğimiz performansı göstermese de yapılar biraz daha 2019 yılında yapılan yapıların 7 ve üstü şiddette ki depremlerde bir sıva çatlağı dışında hasar olsun istemiyoruz. Çünkü ekonomik olarak ta zarar görüyoruz.

Yeni imar planında acele edildi

 Ben şuanda Elazığ da yapılan yapılardan önemli bir kısmından yeni yapılan yapılarda ciddi problemler oluşmayacağını düşünüyorum. Hani dolayısıyla orda vatandaşın dikkat edeceği çok katlı yapılara karşıyım ben. Yani Elazığ da trafik düzenlemesi olmadan alt yapı olmadan gerçekten şehir planlaması olmadan çok katlıdan kastımın da 8 katın üstü olduğunu da söylemek isterim. Bunların özel şekilde tasarlanması lazım. Hiçbir siyasi kaygı ve hiçbir menfaat gütmeden bu memleketin derdiyle dertlenen insanlar var. hepsiyle konuştuk ve fikir alınmadığını veya fikir alınıp uygulanmadığını söylediler. Bence yeterince kafa yorulmadan ortak akıl alınmadan ve istişare edilmeden yapılıyor bazı şeyler. Memnuniyetsizlik üst düzeyde demek ki bir sıkıntı var.

Şehrimizin her mahallesinde çok katlı bina yapılabilir mi, zemin buna müsait mi ?

 Şu anda teknik o kadar gelişmiş ki zemin durumu ile ilgili oraya çok katlı bina yapılamaz diye bir şey yok. Her zemine her türlü katlı bina yapılabilir ama temel sistemini ona göre geliştirmek lazım. Sert zemine inşaat yapacaksanız radye temel sizi kurtarır ama yumuşak zemine dolgu yapmanız gerekir. Ama bunu yaparken ekonomik olarak kaybedersiniz. Sürsürü mahallesini sormuştunuz. Sürsürü gibi yerlerde ekonomik kayıp yaşamaktansa kat seviyesini sınırda tutmak daha mantıklı.

Elazığ’a yapı denetimi Süleyman Selmanoğlu Getirdi

 Başka bir vizyon da Elazığ için geliştirilebilir mi diye düşünüyorum. Bir yerde bir adım atılacaksa bu memleketin  o işten anlayan teknik elemanlarla atılması lazım. Elazığ’ın teknik elaman konusunda sıkıntısı yok. Sayın başkan etrafına toplayacağı çok az kişi ile de işlerini yürütebilir. Çok geniş çerçeveyle de bu işi yapabilir. Elazığ’a yapı denetim 2005 yılında Süleyman Selmanoğlu sayesinde geldi. Bizim emekli olan bir hocamız vardı. Ali hocamla gittik yanına ben Elazığ’da sağlam yapılar olsun istiyorum ne yapmam lazım dedi. Başkanım denetlemen lazım dedi. Hocam da dedi ki ben yaşlıyım Kürşat bey istiyorsa yardımcı olsun. Müteahhitlerle karşı karşıya gelinecek hatta ustalarla da karşı karşıya gelinecek bir durum bu. Siz dedi yaparsanız ben arkanızdayım. Yapı laboratuvarı kurdu ve mühendisler getirdi. Belediye o zaman usta ve kalfalar için bir seminer düzenledi o seminerde bu işin yönetmeliğe uygun şekilde yapılacağı vurgulandı. Ondan sonra Elazığ’da bir geçiş süreci oldu ve mühendisler de bu işe destek oldu. 2011 yılında yapı denetim şirketleri kurulurken Elazığ’da sanki yapı denetim varmış gibiydi. Bu memleketimiz Adına unutulmaması gereken bir şey. Daha sonralarda laboratuvar aktivitesini yitirdi.

İlimizde teknik sıkıntı yok, tasarım sıkıntısı var

Şu anda belki teknik anlamda sıkıntılar yok Elazığ’da ama proje bazında ciddi sıkıntılar var. Tasarım hataları yapılıyor ve tasarım hatalarını bilgisayar görmez. Siz bilgisayara ne verirseniz verin bilgisayar çözüp bir sonuç verir size. Fakat şu anda bilgisayarın göremediği tasarım hataları yapılıyor ve korkarım o hatalardan kaynaklı orta şiddetli depremlerde o binalar hasar alacaklardır. Bu 2019’da yapılan binaların orta hasar görmesi demek Türkiye’nin hiçbir zaman hedeflediği vizyonlara ulaşamaması demek. Marmara Depremi’nde Devletin hesaplayabildiği zarar 23 milyar doları aşkındı. Bir deprem olduğunda devletin cebinden öyle rakamlar gidiyor ki, o rakamların geri dönüşü çok zor.

Markalaşma orcikle peynirle olacak iş değil

2007 yılında 200  hasarı sadece vatandaşın bize bildirdiğiydi. Ekip olarak gittiğimizde gördük ki vatandaşın bize bildirmediği hasarlar var. Şiddeti büyük veya şiddeti az süresi uzun bir deprem olursa Türkiye’nin aylarca Elazığ ile uğraşacağını düşünüyorum. Bunun olmaması içinde oturup çok ciddi bir planlama yapmak lazım. Siyasi ve rant endişelerinden uzak bir planlama yapmak lazım. Bu planlama yapıldığı zaman Elazığ bir marka şehri olabilir. Bu markalaşma orcik ve peynirle olacak gibi değil.

Güncelleme Tarihi: 07 Nisan 2019, 20:33
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER