"PANDEMİNİN ETKİLERİNİ SÜREÇ BİTTİKTEN SONRA GÖRECEĞİZ"

RÖPORTAJ: GÜLÇİN TURGUT - Elazığlı Psikiyatri Uzmanı Ömer Deniz, tüm dünyaya kabus yaşatan koronavirüsün ruhsal ve psikolojik etkilerini Günışığı Gazetesi'ne anlattı.

ELAZIĞ GÜNCEL 24.12.2020, 15:34 24.12.2020, 17:21 Günışığı Gazetesi
449
"PANDEMİNİN ETKİLERİNİ SÜREÇ BİTTİKTEN SONRA GÖRECEĞİZ"

Psikiyatri Uzmanı Ömer Deniz, koronavirüs salgınının bireyler ve toplum üzerinde yarattığı olumsuz psikolojik etkileri ve bu süreçte yapılması gereken konularla ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu.

Deniz, koronavirüsün dünyayı etkilemeye devam ettiğini, son dönemde yayınlanan bilimsel çalışmalara göre pandemisürecinin insanlarda özellikle kaygı bozukluğu ve depresyon gibi rahatsızlıklar başta olmak üzere birtakım ruhsal rahatsızlıklara neden olduğunu söyledi. 

TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU 

Pandemi sürecinin çok sıkıntılı geçtiğini, insanları örselediğini belirten Deniz, "Meslektaşlarımızla bu konuyu konuştuğumuzda veya bilimsel toplantıları online olarak izlediğimizde şununla karşılaşıyoruz; Koronanın etkilerini süreç bittikten sonra daha çok göreceğiz. Biz buna psikiyatride travma sonrası stres bozukluğu diyoruz." dedi.

SÜREÇTEN HERKES ETKİLENİYOR

Pandeminin genç, yaşlı, çocuk demeden herkesi olumsuz etkilediğini, ancak bu durumun yaşlılarda daha fazla ruhsal sorunlar oluşturduğunu belirten Deniz, "Yarlılar çok önemli. Şuan evlerinde tek başına bir evde yaşıyor. Eskiden anne babayı ziyarete gidiyorduk. Şimdi hem kendileri korkuyorlar, bana hastalık bulacak diye kimseye kapıyı açmıyorlar. Hem de yakınları hastalığı onlara bulaştıracağız diye bütün ilişkiler kısıtlanmış durumda. Bu durum yaşlılarda bir yanlızlık, umutsuzluk, karamsarlık, depresyon hali oluşturuyor. Bu konuda duyarlı ve bilinçli olmak lazım " ifadelerini kullandı.

BUZDAĞININ GÖRÜNMEYEN YÜZÜ

Koronoavirüsün ruhsal sonuçlarını buz dağı örneği ile anlatan Ömer Deniz, "Toplumun neredeyse tamamı bir şekilde psikolojik olarak, ruhsal olarak olumsuz etkileniyor. Tabi bazı insanlar bunu hafif bir kaygı düzeyinde yaşarken bazıları çok abartılı tepkilerle kendini ifade ediyorlar. Pandemi sürecinin ruhsal yansımaları buz dağının görünmeyen kısmından fazla olduğunu düşünüyorum." diye konuştu. 

Dünyanın öncelikli gündemi koronavirüs. Salgın gün geçtikçe yayılıyor ve hala kesin bir tedavi yöntemi bulunamadı. Bu durum fizyolojik problemlerin yanısırapsikolojik etkiler de oluşturuyor. KoronavirüsünPsikolojik olarak doğurduğu Problemler nelerdir?

Küresel bir sorun olarak koronavuirüs dünyayı etkilemeye devam ediyor. Son bir kaç günde koronovirüsün yeni mutasyonları üzerinde konuşuluyor. Bazı ülkelere uçak seferleri kaldırıldı. bu insanların kaygılarını biraz daha arttırıcı bir etki yapmaya başladı. Koronoavirüs hastalığa yakalananları tabiki etkiliyor. Ateşi çıkıyor, ağrıları oluyor, karantinaya alınıyorlar. Bazıları ağır seyrediyor. Yoğun bakımda kalıyorlar. Yada bunun sonucunda vakaların yüzde 1 civarı hayatını kaybediyor. Bu olayın bedensel yönü. Yani hastalığa yakalananların virüsü aktif olarak vücudunda ama aslında onun görünmeyen bir yüzü var. Buz dağının görünen ve görünmeyen kısmı olduğu gibi. İşte o görünmeyen kısım, belki yüzde 90'ların üstündeki bir oranı gösteriyor. Aslında ben koronoavirüsün ruhsal sonuçlarını buz dağı örneğine benzetiyorum. Toplumun neredeyse hemen tamamı bir şekilde psikolojik olarak, ruhsal olarak olumsuz etkileniyor. Tabi bazı insanlar bunu hafif bir kaygı düzeyinde yaşarken bazıları çok abartılı tepkilerle kendini ifade ediyorlar. Örneğin kapıyı açmak istemediği, koltuğa oturmak istemediği, dirsekleriyle kapıyı açtıklarını görüyoruz. Korkunun böyle sonuçları var. Yine hastalığa yakalanırım kaygısı insanları çok etkileyen bir durum, bir de adam iş yerini kapatmış, işyerine gidemiyor, işsiz kalmış, geçimini sürdürmekte zorlukları var. Dolayısıyla bu anlamda da psikolojik yansımalar çok çok farklı şekilde kendisini gösteriyor. Son dönemde yayınlanan bilimsel çalışmalarda yaklaşık bir yıldır dünyada devam eden pandemisürecinin insanlarda özellikle kaygı bozukluğu ve depresyon gibi rahatsızlıklar başta olmak üzere ruhsal rahatsızlıkları en az 2 - 2,5 kat arttırdığı bilimsel verilerle tespit edilmiş durumda. Bu da şunu gösteriyor. İnsanlarımızın bu süreçte çok ciddi anlamda sağlıklı bir ruhsal desteğe, psikolojik desteğe ihtiyaçları olduğunu bize gösteriyor. Ama insanlarımızın bunun çok farkında değiller. Burada zaman zaman hastanelerin yoğun bakımlarında yatan kişilerin de kaygı nedeniyle bize başvurdukları ve online görüşmelerle onları değerlendiriyoruz. Onların yüzündeki korkuyu, kaygıyı okuyabiliyoruz. İnsanları çok ürküten bir şey. Bunun yanında 10-14 günlük karantina süreci var. Bu süreç beni daralttı, bunalttı diyen insanlar var. Dolayısıyla pandemi sürecinin ruhsal yansımaları buz dağının görünmeyen kısmından fazla olduğunu düşünüyorum."

Koronoavirüsün ruhsal sonuçlarını buz dağı örneğine benzetiyorum. Toplumun neredeyse hemen tamamı bir şekilde psikolojik olarak, ruhsal olarak olumsuz etkileniyor. Tabi bazı insanlar bunu hafif bir kaygı düzeyinde yaşarken bazıları çok abartılı tepkilerle kendini ifade ediyorlar. Pandemi sürecinin ruhsal yansımaları buz dağının görünmeyen kısmından fazla olduğunu düşünüyorum.

Hastalığın henüz bir tedavisinin bulunamamış olması, kaygı bozukluğunu tetikler mi, daha da ötesi depresyona neden olur mu?.

"Tabiki bunlar normal değil ama hayatın bir gerçeği. Sonuçta pandemi hayatımızın bir gerçeği. Biz istesek de istemesek de bu virüs aramızda dolaşıyor. Üstelik biz birbirimizi görüyoruz ama virüsü göremiyoruz. Kimden geldiğini, nasıl bulaştığını bilmiyoruz. Bazen temas ederek bile bulaşabilen bir şey. Dolayısıyla bunun insanları kaygılandırması doğal. Ancak geçmişinde kaygı sorunu olan insanlarda bunun çok daha yoğun yaşandığını ve sosyal yaşamını, ruhsal yaşamını, meslek yaşamanı olumsuz etkilediğini görüyoruz. Bazı insanlar kendilerini aylarda evinde izole edebiliyor. Evden çıkmadığı halde günde 30-40 kere elini yıkıyor. Tamamen bir ruhsal  rahatsızlığa dönüşmüş durumda. İnsanları kaygılandıran ya da kaygılarını arttıran en önemli durumlardan bir tanesi belirsizliktir. Belirsizlik durumu insanların umutlarını etkileyen bir durum. Koronavirüs ilk çıktığında yaz mevsiminde bu salgın geçecek deniliyordu. Ama biz gördük ki yazın da bu sürdü. Ondan sonra Eylül, Ekim'de bitecek denildi. Aşılar çıkınca bitecek denildi. Ama gördük ki aşılar çıkmaya başladı. Dolayısıyla ben aşılanmayla bu sürecin çok daha hafifleyeceğini ve çok daha olumluya gideceğini düşünüyorum. Ama yine de bilim kurulu önünüzde nasıl bir tablo görüyorsunuz diye soruluyor. Diyorlar ki kesin gördüğümüz bir tablo yok. Yine bir belirsizlik var. Son günlerde yaşanan mutasyon haberleri bile insanların umutlarını tersine çevirecek bir takım gelişmeler yaşanıyor. Benim öngörürüm; önümüzdeki süreçte aşılar yapılacak toplumun büyük bir kısmı aşılanacak. Ondan sonra da yaza doğru kısıtlamalar bitmiş olur, belki maske zorunluluğu da kalkmış olur."

İNSANLARI KAYGILANDIRAN YA DA KAYGILARINI ARTTIRAN EN ÖNEMLİ DURUMLARDAN BİR TANESİ BELİRSİZLİKTİR. BELİRSİZLİK DURUMU İNSANLARIN UMUTLARINI ETKİLEYEN BİR DURUM.

Sizce, Koronavirüs psikolojik olarak daha çok hangi kesim üzerinde etkili oldu. Kadınlar mı, erkekler mi, çocuklar mı?

Çocuklar kaygıyı pek yansıtmıyorlar ama evden çıkamıyorlar. Arkadaşlarıyla oyun oynayamıyorlar. Okula gidemiyorlar. Onları en çok rahatlatan aktivitelerden kısıtlılar. Sportif aktiviteler yapamıyorlar. Evin içinde kalmak zorundalar. Bu durum çocukları psikolojik olarak olumsuz etkiliyor. Bize gelen çocuklar 'Hocam artık okullar açılsın. bizarkadaşlarımızla bir araya gelmek istiyoruz.' diyorlar. Bu sosyal bir ihtiyaç. Yani insan sosyal bir varlık. Dünya sağlık Örgütü, sağlığı tanımlarken diyor ki 'bedensel, ruhsal ve bedensel iyilik hali.' Yani bedenimiz sağlam, ama arkadaşlarımızla görüşmüyorsak aslında hastayız. Sosyal olarak iyi değiliz. Bu çocukların penceresinden gördüğümüz bir şey. Çocuklar bu gerginliği gördüğü zaman bunu ebeveynlere yansıtıyorlar. Şuanda ebeveynlerin hepsi öğretmen olmuş. Bunalmışlar. Diyorlar ki ev işlerimizi mi yapalım. Biz de zaten dışarı çıkamıyoruz onun gerilimini mi yaşayalım. Çocuğa öğretmen mi olalım.' Bu yüzden anne babaların bir kısmı eğer işe gitmiyorsa evde öğretmen olmak zorunda. 

Yetişkinlere gelelim. Onlar da aynı durumdalar. Sosyal izolasyon. Evden çıkamama. Ben hastalarımıza ve bize danışanlara şu mesajı veriyorum. Bir ilaç tedaisinden sonra diyorum ki her gün 30-40 dakika yürüyüş yapacaksınız. Pandime yürüyüşe engel değil. Kalabalık ortamlara girmeyin. İnsanlarla öpüşmeyin, kucaklaşmayın. Bunun haricinde yürüyüşünüzü yapabilirsiniz. Ancak bazı insanlar pandeminedeniyle sevdikleriyle görüşemiyor. En zor dönemde birilerinin yanımızda olmasını isteriz. Bu anlamda pademisüreci çok sıkıntılarla dolu bir süreç. Bunların hepsi ruhsal açıdan bizi örseliyor. 

Meslektaşlarımızla bu konuyu konuştuğumuzda veya bilimsel toplantıları online olarak izlediğimizde şununla karşılaşıyoruz;Korona sürecinin etkilerini süreç bittikten sonra daha çok göreceğiz. Ruhsal yansımalarını. Biz buna psikiyatride travmasonrası stres bozukluğu diyoruz. Elazığ'da 24 ocak depremi yaşandı. Deprem döneminde insanlar korktu, kaygılandı, endişelendi ama şuanda bize şu şekilde vakalar geliyor. Ben koronadan etkilenmedim, ama deprem korkum hala var. Bu, travma sonrası stres bozukluğudur. 

Yarlılar çok önemli. Şuan evlerinde tek başına bir evde yaşıyor. Eskiden anne babayı ziyarete gidiyorduk. Şimdi hem kendileri korkuyorlar, bana hastalık bulacak diye kimseye kapıyı açmıyorlar. Hem de yakınları hastalığı onlara bulaştıracağız diye bütün ilişkiler kısıtlanmış durumda. Bu durum yaşlılarda bir yanlızlık, umutsuzluk, karamsarlık, depresyon hali oluşturuyor. Bu dönemde depresyona çok dikkat etmek lazım. Çünkü en yaygın ruhsal rahatsızlıkların başında geliyor. Her 4 kadından birinde her 8 erkekten birinde depresyon gözüküyor. Bir de pandemi sürecinin bunun üzerine eklenmesiyle bunlar çok daha sıkıntılı bir şekilde yaşanabilir. Yine kış dönemindeyiz. Mevsimsel depresyon denilen bir durum var. bu da ayrı bir sıkındı. Zaten dışarı çıkamıyorduk. Günler kısalmış, geceler uzamış, havalar kapalı. havanınkapalı olması bir çok insanda karamsarlık oluşturuyor. Bu karamsarlık depresyonu tetikliyor. Dolayısıyla bu konuda duyarlı ve bilinçli olmak lazım."

KORONA SÜRECİNİN ETKİLERİNİ SÜREÇ BİTTİKTEN SONRA DAHA ÇOK GÖRECEĞİZ. RUHSAL YANSIMALARINI. BİZ BUNA PSİKİYATRİDE TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU DİYORUZ.

Bu süreçte en savunmasız olan kesim elbette ki çocuklarımız. Salgının yarattığı paniği ve korkuyu onlara aksettiriyoruz. Bu durum çocuklar üzerinde nasıl bir etki doğurur? 

Çocuklarla ebeveynlerin aile ortamında birlikte yaşadıkları gerilimler. Bu gerilimlerin bazı abartılı durumları onların geleceğinde de benzer durumlara sebep oluyor. Mesela kaygı virüs gibi bulaşıcı bir şey. Nasıl bulaşıyor? Temasla bulaşmıyor. Ama tanık olarak bulaşıyor. Yani aile içindeki yaşanan süreçler çocuğun zihninde yerleşiyor ve çocuk büyüdüğünde, kendi ailesi olduğunda benzer kaygıları bir şekilde oraya taşıyor. Dolayısıyla çocuklarla ilgili bu süreçleri çok iyi değerlendirmek lazım. Ciddi anlamda bir sıkıntı varsa mutlaka bunların düzeltilmesi için ilgili uzmanlardan destek almak lazım. 

Koronavirüsün ileri yaş ve kronik hastalığı olan insanları daha çok etkilediği biliniyor. Ancak bazı insanlar ben sağlıklıyım, gencim, bana bir şey olmaz düşüncesiyle hastalığı ciddiye almadığı görüldü. İnsanları bu düşünceye sevk eden psikolojik faktörler nelerdir? 

Bu biraz cehalet, biraz gereksiz bir özgüven, biraz sorumsuzluk diyelim. Temelinde sorumsuzluk var. Siz fiziksel olarak kendinizi güçlü hissedebilirsiniz ama bu sizin hastalığa yakalanmayacağınızı hastalıktan dolayı yaşamınızı kaybetmeyeceğinizi göstermez. Bunu bilmeleri lazım. Ama burada daha farklı bir şey var; Siz diyelimki kendinize yönelik düzensiz besleniyorsunuz. Bu sizin sağlığınızı etkiliyor. Ama sigara içtiğiniz zaman, yada pandemi kurallarına uymadığınız zaman başkalarının yaşamını risk altına sokuyorsunuz.  Genç bir insan hastalığı belki hafif atlatabilir. Ama çevresine, annesine, babasına, komşusuna bulaştırır. O yaşamını bundan dolayı kaybeder. Bu şekilde çok sayıda vakamız var. Dıolayısıyla bu insanları daha sorumlu davranmaya davet ediyoruz. Onlara da bir şey olur. Onlara olmazsa yakınlmarınaolur. Birini öldürdüğünüz zaman yaşam boyu hapis cezası alıyorsunuz. Ama bu da kasten öldürmektir. Bilinçli olarak da bunu yapanlar var. Bunların çoğu kişilik sorunu olan, sorumluluk duygusu olmayan, kendine ve topluma karşı sorumluluk duygusu olmayan insanlar. Bilinçsiz bir davranış. Bunların bu konuda daha duyarlı olmaları gerekir. Çünkü hep beraber kurallara dikkat edersek bu hastalığı kontrol altına alabiliriz. Birlikte yapacağımız mücadele çok önemli. 

Salgının önüne geçmek veya yayılımını engellemek için bir takım tedbir kararları uygulanıyor. Bunlardan biri de sokağa çıkma kısıtlaması. Bu tedbirler psikolojik olarak olumsuz sonuçlar doğurabilir mi? 

Sokağa çıkma kısıtlaması bir zorunluluk. Ben de 14 gün karantinada kaldım. Hem ailemi hem de toplumu korumak açısından karantina gerekli olan bir şeydi. Sonuçta bu bir zorunluluk olduğu için bunu yapıyoruz. Yani sokağa çıkma kısıtlamaları tabiki insanları geriyor, strese sokuyor. Bu süreçte bir çok aile içi tartışmalar, kavgalar, boşanmalar da tetiklendi, arttı. Bunun sebebi de evde daha çok birlikte zaman geçirme. Eskiden emekli bir insan kalkıp kahvehaneye gidip arkadaşlarıyla oturup stres atıyordu. Hanımı evde temizliğini yapıyor, yemeğini yapıyor. Akşam bir araya geliyorlar. Dolayısıyla birbirlerini özlemiş oluyorlar. Ama şimdi sabah akşam hep aynı ortam. Dolayısıyla bu insanları geriyor, tartışmalara yol açıyor. Ümit ediyoruz ki bu süreç biran önce normale döner ve bu gerilimler de hepimiz için ortadan kalkar. 

Bir çok insan kısıtlama nedeniyle evde sıkıldığını söylüyor. Ama bu kurala da uymak zorunda. İnsanlar bu süreçte kendini ve ailesini nasıl motive etmeli? 

Türkiye Psikiyatri Derneğinin sitesinde bir yazı vardı. Diyor ki 'kaygıyı değil umudu bulaştıralım.' Gerilimi değil, paylaşımı, birbirimizi anlamayı destekleyelim. Yani burada hepimiz bir birimize de tek olacağız. Kendimizi ve toplumu korumak için ortak hareket etmeliyiz. Dayanışma içinde olmalıyız. Kişilere yalnız olmadıklarını hissettirmek lazım. 

Hastalıkla ilgili bilgisiz insanların sosyal medyada yaptığı yorumlara aldanmamalı, konu ile ilgili uzman kişilerin açıklamalarını dikkate almalıyız değil mi? 

Sosyal medya hayatımızın bir gerçeği. Eskiden hepimizin sesimizi birebir duyurduğumuz insanlar vardı. Şimdi onların bir kısmı azaldı. Onun yerine sosyal medya arkadaşlıkları geldi. İnsanlar artık duygularını, fikirlerini sosyal medyadan paylaşmaya başladılar. Elbette ki herkes sosyal medyada kendi fikrini paylaşabilir. Ama toplumu ilgilendiren konularda yalan, yanlış haberler paylaşmak, toplumu olumsuz etkileyecek, toplumdaki algıyı bozacak tarzda yaklaşımlar son derece sakıncalı. Hepimiz bu paylaşımlara çok dikkat etmeliyiz. Aşı haberleri bunlardan bir tanesi. Tıp kanıta dayalı çalışan bir bilimdir. Dolayısıyla biz kanıtı olmayan şeylere çok itibar etmeyiz. Aşı bizim hayatımıza şimdi giren bir şey değil. Doğar doğmaz aşılanıyoruz. Aşıya karşı olan insanlar aslında bugüne kadar defalarca aşı olmuşlar, farkında değiller. Köprüye karşı olup da her gün köprüden geçmek gibi bir şey aslında. Dolayısıyla pandemi sürecinde aşı çalışmaları çok önemli. Ben de bir tıp uzmanı olarak, hastalığı geçirmiş biri olarak eğer uygun bulunursa aşı olmak istiyorum. Aşıya karşı olmak tamamen bir ön yargı, tamamen yanlış ve eksik bilgilenmeyle ilgili. Bir kişinin aşı olmamasına saygı duyabiliriz. Ama bu bireysel tavra topluma bir mesaj olarak 'aşı olmayın' şeklinde yansıtmak son derece yanlış bir şey. Vebal sayılır. Aslında bir nevi suç da teşkil eder. 

Koronavirüs nedeniyle sosyal hayat durma noktasına geldi. İnsanlar mutsuz, huzursuz. Bunun uzun vadede olumsuz bir sonucu olur mu? Aşı bulunursa hayat kısa sürede normale döner mi? 

Benim öngörüm normale döneceği yününde. Biz umutsuz olan, karamsal olan insanları yaşama döndürmeye çalışıyoruz. Bunu da başarıyoruz. dolayısıyla bu anlamda da hepimiz umutlu olmalıyız. Güzel günler gelecek inşallah.

Dünya pandemiyle mücadele ederken Elazığ özelinde deprem felaketi de yaşadık. Depremin üzerinden bir yıl üzerinden geçti ancak izleri hala taze. O anın korlusunu hala yaşayan bir çok insan var. Bu korku bir iz bırakır mı yada zamanla unutulur mu? 

Elazığ bu anlamda biraz daha dezavantajlı durumda. Çifte travma yaşadı. Deprem travmasını yamayan bilmez. Bizler yaşadığımız için biliyoruz. Travma sonrası stres bozukluğu dediğimiz şey budur. Amerikan askerleri Vietnam savışa katılmışlar. Memleketlerine dönmüşler, 10 yıl, 20 yıl geçmiş ama hala o savaşın içindeki o korkularını, kaygılarını, stresini yaşıyorlar. Travma sonrası stres bozukluğu dediğimiz durum seneler sonra da bazı kişilerde devam eder. Dolayısıyla Elazığ'da da gerek deprem gerekse pandemi sürecinin gelecekteki etkilerinin bazı insanlarda çok daha sıkıntılı olacağını düşünüyoruz. Bu durumda da ilgili uzmanlardan destek almalarını öneriyoruz.

Yorumlar (0)
-10°
açık
Namaz Vakti 20 Ocak 2021
İmsak 06:05
Güneş 07:31
Öğle 12:39
İkindi 15:14
Akşam 17:37
Yatsı 18:57
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 18 38
2. Fenerbahçe 18 38
3. Gaziantep FK 18 34
4. Galatasaray 18 33
5. Hatayspor 18 31
6. Alanyaspor 18 30
7. Karagümrük 18 27
8. Trabzonspor 18 27
9. Antalyaspor 19 25
10. Malatyaspor 18 24
11. Sivasspor 18 23
12. Başakşehir 18 23
13. Konyaspor 18 22
14. Göztepe 18 22
15. Kasımpaşa 18 22
16. Rizespor 18 21
17. Gençlerbirliği 18 19
18. Kayserispor 18 16
19. Erzurumspor 19 16
20. Ankaragücü 18 15
21. Denizlispor 18 14
Takımlar O P
1. Giresunspor 17 35
2. İstanbulspor 17 34
3. Samsunspor 17 33
4. Altay 17 32
5. Adana Demirspor 17 31
6. Tuzlaspor 17 30
7. Ankara Keçiörengücü 17 28
8. Altınordu 17 28
9. Bursaspor 17 27
10. Bandırmaspor 17 24
11. Adanaspor 17 21
12. Ümraniye 17 20
13. Boluspor 17 19
14. Menemen Belediyespor 17 16
15. Balıkesirspor 17 16
16. Akhisar Bld.Spor 17 13
17. Ankaraspor 17 9
18. Eskişehirspor 17 3
Takımlar O P
1. M. United 18 37
2. Man City 17 35
3. Leicester City 18 35
4. Liverpool 18 34
5. Tottenham 18 33
6. Everton 17 32
7. Chelsea 18 29
8. Southampton 18 29
9. West Ham 18 29
10. Arsenal 19 27
11. Aston Villa 15 26
12. Leeds United 18 23
13. Crystal Palace 19 23
14. Wolverhampton 19 22
15. Newcastle 18 19
16. Brighton 19 17
17. Burnley 17 16
18. Fulham 17 12
19. West Bromwich 18 11
20. Sheffield United 19 5
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 16 41
2. Real Madrid 18 37
3. Barcelona 18 34
4. Villarreal 18 32
5. Real Sociedad 19 30
6. Sevilla 17 30
7. Granada 18 27
8. Celta de Vigo 18 23
9. Cádiz 18 23
10. Real Betis 18 23
11. Levante 17 21
12. Athletic Bilbao 18 21
13. Getafe 17 20
14. Valencia 18 19
15. Eibar 18 19
16. Deportivo Alaves 18 18
17. Real Valladolid 18 18
18. Elche 16 16
19. Osasuna 18 15
20. Huesca 18 12
Yeni Sayımız
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@