PROF. DR. AKSOY: “6.8’LİK DEPREMİ ÜRETEN FAY İÇİN ARTIK RİSK YOK”

Haber: Hatice Can - Fırat Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof Dr. Ercan Aksoy; "6.8’lik depremde fayın 40 kilometrelik bir bölümü kırıldı. Kırılmayan parçalar şimdiki kırılandan kısa olduğu için onlarında büyük şiddette bir deprem meydana getirmesi beklenemez." dedi.

ELAZIĞ GÜNCEL 13.03.2020, 16:37 Günışığı Gazetesi
1815
PROF. DR. AKSOY: “6.8’LİK DEPREMİ ÜRETEN FAY İÇİN ARTIK RİSK YOK”

Fırat Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof Dr. Ercan, depremler ve meydana geliş süreçleri, fay hatlarının genel yapısı, artçıların ne anlama geldiği,  şehrin depreme karşı durumu ve tutumu hakkında Günışığı Gazetesi'ne güncel ve detaylı açıklamalarda bulundu.

Aksoy, depremlerin önceden bilinmesinin mümkün olmadığının altını çizerek, Elazığ’ın deprem bölgesi olduğunu ve deprem öncesi hazırlığın, yapıların deprem bölgesine uygun bir şekilde inşa edilmesi gerektiğini ve panik anında bireylerin bilinçli davranacak şekilde eğitim almalarının büyük önem taşıdığını söyledi.
 

Aksoy, Elazığ’ı 6.8 şiddetinde sarsan fay hattının enerjisini büyük ölçüde boşalttığını aktardı.
 

Prof. Dr. Aksoy, sorularımıza şu yanıtları verdi:
 

DEPREM ANLIK GELİŞEN BİR OLAY MIDIR YOKSA BİR SÜREÇ SONUCU MU OLUŞUR?

"Deprem bir anda meydana gelir fakat bir süreç sonucunda meydana gelir. Deprem bir enerji boşalması olayıdır. Fay üzerinde bir yerde biriken enerji, fayın herhangi bir yerinde kırılmaya sebep olup  o zamana kadar biriken enerji açığa çıkıp deprem dalgaları şeklinde yayılır.  Zaten sarsıntıyı meydana getiren o zamana kadar biriken enerjinin yer kabuğunda ilerlemesidir. Yani deprem bir süreç içinde meydana geliyor. Bu süreç içinde meydana gelmesine sebep olan faktörde enerjinin birikmesidir. Çünkü kırılmanın meydana gelebilmesi için fay boyunca bir hareketin meydana gelmesi lazım. O zamana kadar biriken enerji artık fayın direncini aşacak ki bir noktada kırılma meydana gelsin. Buna biz depremlerin tekrarlanma aralıkları diyoruz. Yani bir deprem meydana geldiğinde yeniden aynı fay bölümünde deprem meydana gelebilmesi için tekrar enerjinin birikmesi lazım bu da fayın özelliğine göre kısa veya uzun aralıklarla olabiliyor."
 

NASIL BİR ENERJİDEN BAHSEDİYORSUNUZ?

"Bahsettiğimiz enerjiyi anlamak için yer küresinin yapısını bilmek lazım. Üzerinde yaşadığımız yer küresinin en dış bölümünün (bir yumurtanın kabuğu gibi düşünebilirsiniz) insanoğlu hareketsiz olduğunu düşünür. Yer kürenin en dış bölümünü oluşturan 70 kilometrelik bölümü litosfer (taş küre) olarak adlandırılır. Biz bu taş kürenin en üst bölümündeyiz. Bu bölüm kendi altındaki üst manto bölümünde (yumurtanın beyazı gibi düşünebiliriz) yılda birkaç santimetre hızla hareket ediyor. Tek bir parça olarak değil. Litosfer parçalarına levha adı veriliyor. Bu levhalar birbirine göre hareket halindedir.  Bu yer küre üzerinde levhalar birbirine doğru hareket ettikçe bazıları birbirini sıkıştırıyor. Bazıları birbirinden uzaklaşıyor. Bizim yaşadığımız bölgede Elazığ çevresinde hemen güneyimizde Bitlis Sütür zonu diye bir yer var. Sütür iki levhanın birbirine kenetlendiği yerdir. Bizim bulunduğumuz Anadolu levhası ile Ergani’de bulunan Arabistan levhası, Maden ilçesinin etrafındaki dağlar bu iki sütürun birleşmesi ile meydana gelen yükselmeler. Yani enerji tamamen yer kürenin en dış bölümündeki litosfer dediğimiz bölümün sabit olmayışından kaynaklanıyor. Dolayısıyla depremleri durdurmak, engellemek mümkün değil. Çünkü levhaların hareketi devam ediyor. Levha hareketleri değişebilir fakat milyonlarca yıllık bir zaman diliminde değişir."
 

DOĞU ANADOLU FAYI’NIN YAPISI HAKKINDA GENEL BİR BİLGİ VERİR MİSİNİZ?

"Ergani’de bulunan Arabistan levhası bizim bulunduğumuz Anadolu levhasına yakınlaşıp sıkışma devam ettiği sürece yer kabuğu bir tepki geliştirdi. Bu tepkiler sonucunda iki tane fay oluştu. Kuzey’de Kuzey Anadolu fay zonu, Marmara Bölgesinden başlayıp Erzincan’a doğru geliyor ve Bingöl Karlıova’da sonlanıyor. Karlıova’dan başlayıp Güneybatı’ya doğru Bingöl, Palu, Hazar Gölü, Doğanyol oradan Sincik üzerinden Gölbaşı, Kahramanmaraş Türkoğlu’na oradan da Akdeniz’e doğru devam ediyor. Bahsettiğimiz 700 kilometre uzunluğa sahip bir fay zonu. Arabistan levhası Güneyden Anadolu levhasını sıkıştırdıkça, Anadolu levhası bu iki fay zonu arasında batıya doğru hareket ederek bu sıkıştırmayı karşılamaya çalışıyor. Bu sıkışma devam ettikçe her iki fayımızın üzerinde enerji birikiyor. Biriken enerji fay üzerindeki direncini aşınca da deprem meydana geliyor."
 

“FAYIN 40 KİLOMETRELİK BİR BÖLÜMÜ KIRILDI”

DEPREM ÜRETEN FAYDA SON DURUM NEDİR?

"Deprem üreten faydaki son durum, Doğu Anadolu fay zonu, (zon, bir kuşak) Karlıova’dan 700 kilometrelik fay boyunca farklı bölümlerden meydana geliyor. Şu an deprem üreten Malatya Pütürge segmenti (fay bölümü) üzerindeki enerji boşaldı. Çünkü fayın 40 kilometreye yakın bir bölümü kırılmış oldu. Bu fayın kırılması ile birlikte devamındaki diğer bölümlere enerji aktarılmış oldu ve o faylar gerildi. Gelecek yıllarda onlar deprem üretecek. Son depremde en fazla hasarın bulunduğu Çevrimtaş Köyü’ne gittiğiniz zaman, Çevrimtaş Köyü’nde en son 1875 yılında yıkımla sonuçlanan bir deprem oldu. O zamandan şimdiye kadar 145 yıllık bir süre geçmiş. 145 yıl sonra yine bir deprem üretme riski var. Şu an için aynı fay üzerinde büyük bir deprem meydana gelmeyecek. Küçük depremler olabilir. Bu bölümdeki depremselliğe bakıldığı zaman, 2003 yılında yine Doğanyol’da bir deprem meydana gelmişti. Bu deprem Doğanyol ile Hazar Gölü segmenti üzerindeydi. 17 yıldan beri küçük depremler meydana geldi. En son da 6.8’lik deprem oldu. Bir nevi son depreme kadar oluşan depremler öncül depremlermiş ama bunları bilemiyorsunuz. Bir fayın deprem üretme düzeni vardır. Eğer bunlarda bir artma veya azalma söz konusu ise bir anormallik var demektir. Tıpkı insan vücudunun ateşi gibi. Ateşinizin artması da düşmesi de bir rahatsızlık belirtisidir. Fayların da deprem düzeninde bir değişim varsa bunlar bir takım problemlerin olduğunu gösterir. Fakat ne zaman olacak, kesin olacak mı bunlar hakkında kesin bir şey söylemek mümkün değil."
 

“DEPREMLERİ ÖNCEDEN BİLMEK MÜMKÜN DEĞİL”

ENERJİNİN BİR BÖLÜMÜ PALU VE BİNGÖL’DE BULUNAN FAY HATTINA YÜKLENDİ. PALU VE BİNGÖL FAY HATTINDA BÜYÜK BİR DEPREM BEKLENİYOR MU?

"Bir bölgede meydana gelen depremlerin büyüklüğü değişkendir. Onları meydana getiren fayların ne kadar kırıldığıyla ilgili bir durum.  Fayı oluşturan ana parçalardan Karlıova’dan Bingöl’e kadar olan Göynük segmenti 100 kilometrenin üzerinde bir uzunluğa sahip. Burada meydana gelebilecek bir depremde 100 kilometrelik bölümün tamamı kırılırsa büyük bir deprem olur. Önemli olan hangi fayın kırılacağı ve kırıldığı zaman ne kadar bir bölümünün kırılacağıdır. Bugünkü teknoloji ile depremleri önceden bilmek mümkün olmuyor. Fakat depremleri fayların meydana getirdiğini biliyoruz ve bu fayların da belirli aralıklarla çalıştığını biliyoruz. Bunları tam olarak öğrenebilmek için o faylar üzerinde hendek çalışmaları yapılması lazım. Hendek çalışmaları, fayın üzerinde hendekler açılıp, orada daha önceden meydana gelmiş olan depremlerin izleri araştırılıyor. O malzemeler yaşlandırılıyor ve kaç yılda bir deprem üretiyor bu faylar bunun hakkında bilgi sahibi olunmaya çalışılıyor. Maalesef bizde fazla araştırma yapılamıyor. Çünkü, bunlar maddi imkanlar isteyen çalışmalar. Biz fayların kaç yılda bir deprem ürettiği türde sorulan sorulara kesin cevap veremiyoruz. Ama şunu biliyoruz ki 1874’te Palu segmenti üzerinde bir deprem meydana geliyor ve çok büyük yıkımla sonuçlanıyor."
 

“DEPREMLER, TARİHSEL DEPREMLER VE ALETSEL DEPREMLER OLARAK İKİYE AYRILIYOR”

"1900 yılından önceki depremlere tarihsel dönem depremleri diyoruz. 1900’den sonrakilere de aletsel dönem depremleri diyoruz. Çünkü depremleri kaydeden depremler 1900 yılından sonra kullanılmaya başlandı. Ondan önceki depremler hakkında yerel kaynaklarda yazılan yazılardan bilgi sahibi olabiliyoruz. O zamanki kayıtlarda depremin en fazla hasar verdiği yerler belirtiliyor fakat yıkım fazla diye merkez üssü orası olacak diye bir şey yok.  Bu bilgilerden depremin tam olarak nerede meydana geldiğini bilemiyoruz. Fakat fay zonunun nerede olduğunu bildiğimiz için 1874 depremi  Gezin ile Palu’nun arasında bir yerde meydana geldiğini söyleyebiliyoruz. O fay üzerinde yapılan bir tek hendek çalışması var. 200-300 yıl gibi bir süreden bahsediyorum. Baktığınız zaman bir deprem daha üretebilir fakat bu bir yıl sonra mı 10 yıl sonra mı bulu bilemeyiz."
 

“6.8’LİK DEPREMİ ÜRETEN FAY İÇİN ARTIK RİSK YOK”

FAYDAKİ ENERJİ TAMAMEN BOŞALDI MI YOKSA RİSK DEVAM MI EDİYOR?

"Ama Elazığ’ın bulunduğu konumu düşünecek olursak Güneybatı’da, Pütürge tarafında olacak bir deprem de bizi etkileyecek, daha Kuzeydoğu’da, Palu veya Bingöl çevresinde meydana gelecek bir deprem de bizi etkileyecek. Fakat 6.8’lik depremi üreten fay için artık risk yok. 2003 yılında Bingöl’de bir deprem meydana gelmişti, bu deprem son Elazığ depremi büyüklüğündeydi ve biz o depremi de hissettik. Sonuçta Bingöl depreminin odak noktası bizden 150 kilometre uzaktaydı. Yani bu fay üstünde bu şiddette deprem meydana gelmesi mümkün değil fakat çevre illerde olacak depremlerden etkilenme oranımız çok yüksek. 6.8’lik depremde fayın 40 kilometrelik bir bölümü kırıldı. Kırılmayan parçalar şimdiki kırılandan kısa olduğu için onlarında büyük şiddette bir deprem meydana getirmesi beklenemez. Depremin büyüklüğü fayın ne kadar bölümünün kırılmasıyla ilişkili. Marmara depreminde 150 kilometrelik bölüm kırılmıştı. 1939 Erzincan depremi, Cumhuriyet tarihinin ilk büyük depremiydi, 40 bine yakın insan hayatını kaybetti ve fayın 300 kilometrelik bir kısmı kırılmıştı. Ürettiği deprem 8.1 büyüklüğünde bir depremdi. Bir deprem ne kadar büyükse, o kadar uzun bir fay kırılmış demektir."
 

BİR BÖLGEDE UZUN BİR SÜRE DEPREM OLMAZSA BU DAHA BÜYÜK BİR DEPREMİ TETİKLER Mİ?

"Bir fayın deprem üretme düzeni vardır ve bu o fayın aktif olduğunu gösteriyor. Bu fayda bir suskunluk dönemine girilmişse bir problem var demektir. Deprem sayılarında anormal bir artış varsa yine bir problem var demektir. Deprem üretmeyen bölgeler için ‘sismik boşluk’ kavramı kullanılıyor. Bu enerjinin biriktiğini ve o bölgenin riskli bölge olduğunu gösterir.  Fay zonları tek bir parçadan ibaret değildir. Bir parçada meydana gelen deprem kendisinden sonraki bölümlerde de stresi arttırdığı için birbirini tetikliyor ama aynı fay üstünde oluşan depremler için söylüyoruz bunu. Örnek vermek gerekirse İran sınırında olan depremin Elazığ depremiyle bir alakası yok."

“AFETLER BİRBİRLERİNİ TETİKLER”

DEPREM DİĞER DOĞAL AFETLERİ NASIL ETKİLİYOR?

"Depremlerin etkileri iki ana gruba ayrılır. Birincisi doğrudan etkilerdir. Bunlar açığa çıkan enerjinin deprem dalgaları şeklinde yayılması ve zemini sallaması ve fay boyunca yer değiştirmeler olmasıdır(yolların ikiye ayrılması vs.).  ikincisi ise dolaylı etkilerdir. Bunların başında kaya düşmeleri, heyelan, çığ gibi kütle hareketleri var. Bazen deprem anında can kaybı olmasa da bu dolaylı etkilerin sebep olduğu can kayıpları olabiliyor. Tsunami de bunlardan bir tanesidir fakat bizim ülkemiz için çok büyük tehlike değil. Elazığ depreminde, merkez üssü Sivrice’de heyelan ve kaya düşmeleriyle karşılaştık. Yolları kapatmıştı tabi daha sonra yollar ekipler tarafından açıldı. Bunlar fayın ikincil etkileridir. Kaya düşmeleri ve heyelan riski bulunan yerlerden uzak durulması gerekiyor. Bizim kurtuluşumuz depreme hazırlıklı bir il olmaktan geçiyor."
 

ELAZIĞ DEPREMİNİ NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?

"Elazığ depreminden, 16-17 yıl önce deprem aktivitesinde bir artış olmuştu. En son 2019 yılının Nisan ve Aralık ayında 5 büyüklüğünde depremler meydana geldi. Aslında son iki deprem bu büyük depremin habercisi olan depremlerdi.  2019’da olan depremler ile 6.8’lik depremin merkez üssü aynı yer. Bu bölüm enerjisini boşalttı ama Elazığ için tehlike tamamen bitti diyemeyiz. 1992’de Erzincan’da deprem meydana geldi, Elazığ hissetti bunu. Çevremizde,  100 kilometre yakınımızda deprem üretebilecek başka faylar olduğu için bizim kurtuluşumuz depreme hazırlıklı bir il olmaktan geçiyor. Bu deprem Elazığ için bir milat olmalı. ‘Depreme karşı hazırlıklarımız ne durumda? Nasıl bir sınav verdik? Eksiklerimiz nelerdi? Deprem öncesi yapmamız gerekenler neydi? Deprem sonrası neler yapabildik?’ Bunları görebilmemiz lazım. Eskiden deprem bölgeleri haritası vardı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 2019 yılı başlarından itibaren Türkiye Deprem Tehlike Haritası tanımlandı. Bu harita şunu anlatmaya çalışıyor ‘deprem bölgesi diye bir yer yok sizin yapılarınıza gelecek ivme değerleri var.’  Bu zemin üzerinde yapı olmazsa sorun olmaz. Sorun yapılan yapıların yıkılması. Zeminin sallanması ile birlikte üstündeki yapı sallanıyor. Bu ivme değeri ile açıklanıyor. Doğu Anadolu Fay zonu hemen Elazığ’ın yakınından geçtiği için Elazığ için belirlenen ivme değeri 0,4-0,45 civarında. Yani bizim yapılarımız bu değere göre yapılmış olmalı. Son depremde binalardan gelen ivme değeri sonuçları 0,15 yani öngörülen değerin yarısından az. Bizim bu fayların 7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli de var. Deprem öncesi yapılması gereken çalışmalara önem vermemiz lazım."


“MÜMKÜN OLDUKÇA DOLGU ZEMİNLERDE YAPI İNŞA ETMEMELİ”

ELAZIĞ’IN MAHALLELERİ BU DEPREMDEN AYNI ŞEKİLDE ETKİLENMEDİ. HARPUT’UN ETEKLERİ DAHA AZ ETKİLENİRKEN ABDULLAHPAŞA TARAFI DAHA FAZLA ETKİLENDİ. BU DURUM NASIL AÇIKLANIR?

"Yapıları zemin üzerine yapıyoruz. Zeminin özellikleri iyi olmalı. Deprem dalgalarının yapı üzerine yüklerini çok getirmeyecek zeminleri tercih etmeliyiz. Deprem dalgalarının tıpkı ses ve ışık dalgaları gibi zemin içerisinde belli bir yayılma hızları var. Ses dalgalarının havada ve suda farklı yayılma özellikleri varsa deprem dalgalarının da yayılma hızları içinden geçtikleri zeminle ilgilidir. Eğer dolgu zeminler üzerinde bina yapmışsanız, deprem dalgalarının dolgu zemin içerisinde ilerlerken hızları düşer. Bu düşmenin sebebi zemin içinde genliklerinin artmaya başlamasıdır. Genliklerinin artması demek, üstündeki yapıya daha fazla yük getirmeleri demek. Dolgu zeminler, alüvyon zeminler depremi üstündeki yapıya daha çok hissettirecek zeminlerdir. Kayalık zeminlerde deprem dalgalarının hızlarda düşme olmuyor. Çünkü genlikleri küçük oluyor bu da üzerindeki yapıyı fazla sallamamasına sebep oluyor. Bu açıdan baktığımızda yapılarımızı kayalık zeminlere yapmak daha avantajlı.  Diğer bir taraftan bakıldığında dolgu zemin dediğimiz alüvyon zeminler tarıma elverişli zeminlerdir ve oranın üstünde yapılan yapılar da tarım arazilerinin ziyan edilmesi demektir. Yani hem deprem riskine yüklenmiş oluyoruz hem de tarım arazisi köreltilmiş oluyor. Zemin iyileştirilerek de üstünde yapı oluşturulabilir fakat bu sefer de maliyeti artırılmış oluyor. Zemin iyileştirilince bina yıkılmayabilir ama dolgu zemin üstündeki bir yapı kayalık zemindeki yapıya göre çok daha fazla sallanır. Bu önlenemez çünkü bu deprem, deprem dalgalarından kaynaklanıyor.  Bu sebeple mümkün olduğunca dolgu zeminlerden ve kötü zemin olarak tabir edilen zeminlerden uzak durmak lazım."
 

“ÖLÜLERİN YERİ SAĞLAM DİRİLER DE NE YAZIK Kİ EZİYET ÇEKİYOR”

ELAZIĞ’IN YAPILAŞMASI YANLIŞ YÖNE DOĞRU GİDİYOR DİYEBİLİR MİYİZ?

"Elazığ, Harput’tan ovaya indi ama daha sonra Malatya yolunun alt tarafındaki ovaya kadar gidilmeyebilinirdi. Şimdi Harput’a baktığınız zaman en güvenilir yer orası ama orda mezarlıklar bulunuyor. Harput’u mezarlık şehir haline getirdik. Ölülerimiz güvenli yerde, zeminleri sağlam. Ölülerin yeri sağlam diriler de ne yazık ki eziyet çekiyor. Kendimizi sorguladığımız zaman şehrin yer seçiminde hata yaptık. Deprem öncesi yapılacak olanlar yapılmalı. Öncelikle yer seçimi doğru yapılmalı daha sonra depreme dayanıklı projeler üretilmeli.  Üretilen projeler uygulamalı olarak kontrol edilmeli. Evlerin içinde kolayca devrilebilecek her şey sabitlenmeli. Deprem anında insanların trafiğe çıkmaması gerekiyor. Çünkü ambulanslar ve kurtarma ekiplerinin olay yerine en kısa zamanda gitmesi lazım. İnsanların çoğu acil toplanma alanlarını bilmiyor. Deprem bölgesinde yaşıyoruz ama insanlar afet anında en yakın toplanma alanına nasıl gidecek ve o alanlardan barınma alanlarına nasıl nakil edilecekler bu sorulara cevap veremiyoruz. Bunların tatbikatlarla öğretilmesi uygulanması lazım. Bu tatbikatlar eğitimin bir parçası olmalı. İlkokuldan itibaren ders dışında deprem eğitimi verilebilir. İnsanları ders moduna sokmadan eğlendirerek yapmak lazım bunları. Yetişkinlere daha ciddi eğitimler hazırlanabilir.

Özetlemek gerekirse, deprem bölgesinde yaşıyor olduğumuz gerçeğini unutmamız lazım. Son deprem bize şunu gösterdi depreme hazırlıklı olmazsak deprem sırasında ve sonrasında çok bir şey yapamıyoruz. Deprem sonrasında Elazığ’da dört bina çöktü ve ekipler hemen müdahale etme şansı buldu. Erken müdahalenin önemi ortaya çıktı. Ama bu sayı dört değil de daha fazla olsaydı bu kadar kısa sürede her yıkıntıya, enkaza müdahale edilemeyecekti. Depreme hazırlıklı olmak demek, deprem sırasında oluşabilecek risklere karşı hazırlıklı olmak demek. Hazırlıklarımızı gözden geçirmemiz lazım."

Yorumlar (0)
parçalı bulutlu
Namaz Vakti 28 Kasım 2020
İmsak 05:44
Güneş 07:11
Öğle 12:16
İkindi 14:48
Akşam 17:10
Yatsı 18:32
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Alanyaspor 8 20
2. Fenerbahçe 9 20
3. Galatasaray 9 17
4. Gaziantep FK 9 14
5. Karagümrük 9 13
6. Başakşehir 9 13
7. Beşiktaş 8 13
8. Konyaspor 8 12
9. Rizespor 8 12
10. Kasımpaşa 9 12
11. Hatayspor 7 12
12. Trabzonspor 10 12
13. Göztepe 8 11
14. Malatyaspor 8 11
15. Sivasspor 8 9
16. Antalyaspor 9 9
17. Erzurumspor 8 8
18. Kayserispor 8 7
19. Gençlerbirliği 8 5
20. Denizlispor 8 5
21. Ankaragücü 8 2
Takımlar O P
1. Altınordu 10 20
2. Adana Demirspor 9 18
3. Ankara Keçiörengücü 10 18
4. Tuzlaspor 9 18
5. İstanbulspor 9 17
6. Samsunspor 10 17
7. Giresunspor 9 15
8. Bursaspor 10 14
9. Balıkesirspor 10 14
10. Altay 8 13
11. Akhisar Bld.Spor 10 13
12. Adanaspor 9 12
13. Ümraniye 10 10
14. Bandırmaspor 10 8
15. Boluspor 10 7
16. Menemen Belediyespor 8 6
17. Ankaraspor 9 5
18. Eskişehirspor 10 1
Takımlar O P
1. Tottenham 9 20
2. Liverpool 9 20
3. Chelsea 9 18
4. Leicester City 9 18
5. Southampton 9 17
6. Everton 9 16
7. Aston Villa 8 15
8. West Ham 9 14
9. Wolverhampton 9 14
10. Newcastle 10 14
11. M. United 8 13
12. Arsenal 9 13
13. Crystal Palace 10 13
14. Man City 8 12
15. Leeds United 9 11
16. Brighton 9 9
17. Burnley 8 5
18. Fulham 9 4
19. West Bromwich 9 3
20. Sheffield United 9 1
Takımlar O P
1. Real Sociedad 10 23
2. Atletico Madrid 8 20
3. Villarreal 10 19
4. Real Madrid 9 17
5. Cádiz 10 14
6. Granada 9 14
7. Sevilla 8 13
8. Athletic Bilbao 9 12
9. Valencia 10 12
10. Elche 8 12
11. Getafe 9 12
12. Real Betis 10 12
13. Barcelona 8 11
14. Osasuna 9 11
15. Deportivo Alaves 10 10
16. Eibar 10 10
17. Real Valladolid 11 10
18. Levante 10 8
19. Huesca 10 7
20. Celta de Vigo 10 7
Yeni Sayımız
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@