SEBZECİLERİN YÜZÜ GÜLECEK

Bu yıl yaşadığımız kış ve bahardaki yağış oranları bundan 20 yıl öncesinin yağışları ile mukayese ediliyor.

Aşırı yağışlar karşısında hububatta zararın söz konusu olduğunu ifade eden çiftçiler, sebze, meyve ve yer altı suları için oldukça yaralı olduğunu söylediler.

Elazığ’ın en büyük domates üreticilerinden olan ve kurduğu fabrikada kuru domates paketlemesi yapan Mehmet Tosun, bu yıl sebzecilikte verimli bir yıl olacağını ifade ederek, “ Bundan 20 yıl önceki iklimimize döndük. İlk defa bu yıl bütün ovada bölgesel olarak don kar oldu. Bu da toprak için çok önemli değerler. Yani kışın kış olması lazım ki tarım, tarım gibi olsun. Allah’ın takdiri tabi kış mevsiminden sonra bahar çok yağışlı geçti. Bu yer altı kaynaklarındaki su için önemli bir değer. Fevkalade iyi. Ama bölgesel olarak düşündüğüm vakit üründen ürüne bu yağış zarar da verdi. Ama faydası da oldu. Örneğin tahıl ve hububatta ciddi zarar var. Geçen yıl kuraklıktan rekolte düşüklüğü vardı bu yıl da aşırı yağıştan dolayı hububatta çürüme, çökme ve erken yanıklar daha doğrusu tarım hastalıkları oluştu. Onun için yağış su ve yer altı kaynakları için 100 puan üzerinden 100’dür. Ancak tarımın tümü için ürün çeşitliliğine göre de risklidir.” Dedi.

ELAZIĞ’DA HİÇ KİMSE ARTIK 1 LİRAYA DOMATES YİYEMEYECEK

Yağışların istenilen şekilde geçmesi ile birlikte sebze meyve fiyatlarında bir düşüş gözlenecek mi? sorusuna Tosun, Elazığ’da artık hiç kimsenin 1 liraya domates yiyemeyeceğini belirterek, “ Şimdi ne kadar bol ürün beklense de artık bütün dünyadaki ekonomik sistemde bu böyledir. Bir fiyat tavan yapmış ise artık bir daha tabana inmez. Yani Elazığ’da hiç kimse artık 1 liraya domates yiyemeyecek. Buna ister ekonominin algısı deyin, isterseniz ekonominin cazibesi deyin. Bu tür fiyat yükselişlerinde ki yani %300-400-500 fiyat artışı oldu. Bu %500 fiyat artışından ürün bir daha %10’lara %20’lere düşmez yani. Ortada seyreder. Yani fasulyeyi 15 liraya yediyseniz eğer, fasulyeyi en az 5 liraya yersiniz. Daha aşağı düşmez. Domates 10 liraya yediyseniz, domates 3 liraya düşer, en kötü 2,5 liraya düşer ondan aşağı düşmez. Bilirsiniz ki domatesi Elazığ’da 50 kuruş, 40 kuruşa falan domates olurdu. Artık kimse böyle bir taban beklemesin.

Şimdi şöyle domateste ve diğer ürünlerde ürünün şu andaki tohum maliyeti, yakıt mazot giderleri, işçilik, tarlanın işleme teknik vasıf giderleri, sulama elektriğe dayalı ki Elazığ’ın çoğu elektriğe dayalı bir sulama sistemi sondaj veya artezyen kuyuları ile ilgili. Şimdi ürünün domates için düşündüğümüzde en kötü şartta maliyette 1,5 lira olması lazım. 1,5 lira köylüyü kurtarır. Az önce de dedim ya 2,5 liradan aşağı yiyemezsiniz yani. 1,5 lira olması lazım. 1,5 liranın altında köylünün de satma ihtimali yok yani mümkün değil. Öyle eskiden olduğu gibi 50 kuruş, 25 kuruş böyle bir şey yok artık.” Dedi.

Köylere dönüş olur mu? Tarımda bir canlılık beklenir mi? Sorularına Mehmet Tosun ,”

Dönmez çünkü köyde yerleşik kişi yok. Şu anda Elazığ’da artık bu kesinleşmiş bir kural ve doğru olan. Elazığ’da Yurtbaşı ve bu bölgedeki 5 köyün dışında ciddi olarak sebzecilikle uğraşan kimse yok. Bir 5 köyün üretimi de Elazığ’a yetmeyeceği gibi yani çevre illere de hitap etmez. Yeterli değil. Sadece Elazığ’da Kuzuova’da yeni sulamaya geçen bölgeler var. Bu bölgelerdeki köylümüz, çiftçimizde sulu tarımla elde edilen ürünlerin ekimi ile ilgili bir tecrübesi yok. Bu çok önemli, Yani biz hep devleti suçlamıyoruz aslında benimkisi bir önerme devlet sulamayı getirmiş tamam ama o köylünün yetiştirilmesi bu sudan sonra ne yapılabilirliği konusunda herhangi bir eğitim, çalışma, arge, proje vs. yok. Verdi suyu bitti. Şimdi bugün Elazığ Kuzuova bölgesinde işte avşan, fatmalı, körpe. O bölgedeki köylerin şu suyu randımanlı kullanabilmesi için 5 yıllık tecrübeye ihtiyaçları var. En iyi şartta, halbuki 5 yıl önce bu köylü butik olarak sondajlarla ya da o köydeki maximum sularla eğitilseydi şimdi daha farklı bir şey çıkardı ortaya.” Dedi.

GENÇ NÜFUS KALMADI Kİ ÇİFTÇİLİK OLSUN

Tosun köylerde genç nüfus kalmadığına dikkat çekerek, “Bakın Kuzuova her ne kadar susuzsa da Kuzuova köylerinde bir köylü nüfusu var. Tahıl ve hububatla büyük alanlarda üretim yaparak köyde kalmayı kendilerine bir amaç bir hayat edinmişler. Fakat Uluova’da bu sudan sonra hiçbir köyde artık kimse yok. Genç nüfus yok. Yani tabiri caizse her zaman övünerek söylüyoruz ya polis oldular işte uzman çavuş oldular vs. oldular iyi oldular ama köylerdeki bütün genç nüfus gitti.

Şu anda Elazığ’ın genç nüfusunun çoğu iddia ediyorum ya polis ya uzman çavuş. Bu da avantaj mıdır? Dezavantaj mıdır? Takdir kamuoyunun. Sadece Kinederiç’te yani benim tanıdığım en az 30 evin çocuğu polis. 30 ev ya. 30 hane. Onun yanında İŞKUR’dur yok bilmem şudur budur mesela saydığın zaman. Ve hayatta alışılagelmiş bir şey vardır. Kişi ne kadar toprağını veya köye dönüşü özlese de artık o eski köylülüğü yapamaz.

YERLİ İŞÇİ YOK

Elazığ’da tarım da çalıştırılacak yerli işçi bulamadıklarından yakınan Tosun, “Elazığ’da yerli eleman yok. Bu gerçek, bu 5 yıl öncede böyleydi, 10 yıl öncede böyleydi. Elazığ’da bazen eleştirdiğimiz işte Diyarbakırlı, Bingöllü, Muşlu Tuncelili hasbelkader daha sonra Urfalı dediğimiz vatandaşlarımız olmasa Elazığ’da bir tane fide ekemezsiniz, bir tane ağaç kökü yapamazsınız, birkaç bahçe bağ falan budayamazsınız yani. Bu gerçek bunu kime sorarsanız sorun. Dolayısıyla yerli iş gücü olmadığı zaman dışardan gelen işçi maliyetli oluyor. Kişi ailesiyle gelmiş, çadırıyla gelmiş, yemesi, içmesi, barınması bunların hepsi sorun. Artı dışardan gelen işçide zor oluyor. Şöyle ki örneğin Ege ve Marmara da hatta Karadeniz’de fındıkta, Güneydoğuda ki birçok insan tarım işçisi olarak gidiyor bunu basında da görüyoruz. Sebebi ne? Birden fazla alanın fındıkla veya işte diğer tarım ürünleriyle kaplı olması ve oraya ayak bastığı zaman işsiz kalmayabileceğini düşündüğü için gidiyor. Biz burada diyelim Urfa’dan, Diyarbakır’dan veya başka yerden işçi gittiğimiz zaman işçi bizim yapacağımız iş gücünün yevmiyesini hesaplıyor diyor ki benim 6 ayımı kurtarmaz. Ama neden kurtarmaz ben burada bir haftalık iş verdikten sonra bir hafta bekleyecek 2. Bir iş çıksın benimle ilgili çapa vs. Belki 10 gün. Ondan sonra çapa bitecek bir 10-15 gün bekleyecek işte domates olgunlaşacak vs. dolayısıyla bu ara boşlukları da dışardan gelen işçi doldurmak istiyor. O ara boşluklarda Elazığ’da böyle bir tarımsal iş gücü yok. Kuzuova var o zaman ne olacak? Şu olacak her ne kadar köyler boş diyorsak ta her köyde en az 3-5 hane halen çiftçilikle geçinen insanlar var. Bu insanları potansiyel bilip bu insanlar üzerinden o köyde projeler üretimler yapılıp, kendi köylüsünü cezbetme olanağı sağlanmalı. Yoksa köye dönüş mümkün değil. Ama bir kişi de kalmışsa bir köyde eğer o bir kişi kalkınırsa, o bir kişiyi takip eden kişiler mutlaka o köye gidecektir. Ondaki tecrübe ondaki bilgiden faydalanıp o köylülüğü yapmaya çalışacak. Yoksa bir anda 150 hanelik bir köyün tekrar geriye dönmesi, aynı şekilde çalışması mümkün değil.” Diye konuştu.

Güncelleme Tarihi: 16 Mayıs 2019, 15:46
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER