ELAZIĞ İSTİLA ALTINDA!..

Yerleşim merkezi olduğu günden bu yana düşman çizmesi girmemiş, milliyetçi muhafazakar yapıya sahip Elazığ’ı elbette ki hiçbir güç istila altına almamıştır alamaz da…

Başlıkla bir başka konuya dikkat çekmek istedim; ki; bu, şehrimiz açısından oldukça önemli.

Doğunun en aziz yerleşim merkezi olan, bölgenin veren eli olarak bilinip, camii duvarlarındaki SADAKA DELİKLERİ ile tarihin sosyal hayatına damgasını vurmuş Elazığ, ne yazık ki son birkaç yıldır dilenciler tarafından istila altına alınmış durumda.

Birkaç yıl öncesine kadar sadece şehrin ana arterlerinde ve büyük camii önlerinde bulunan dilenciler, şimdilerde şehrin her noktasına kadar yayılmış durumdalar.

Hiçbir mahalle veya sokak yoktur ki camisinin avlusunda beş vakit onlarca dilenci bulunmasın.

Dilenmeyi meslek haline getirmiş olan bu bazı haysiyet yoksunu insancıklar işi daha ileri boyutlara taşıyarak çoluk çocuk etrafa dağılmışlar, hatta kendi aralarında şehrin belirli noktalarını parselleyerek çocuk istismarı suçlarını işlemektedirler.

Dışarıdan gelen biri gün boyunca şehrin her tarafını gezse gördüğü dilenci sayısına bakarak yorum yapacak olsa bu şehrin 3’te 2 insanının dilencilik yaparak hayatını idame ettiğini düşünür.

Oysa dikkat ederseniz bunların hiç birinin bu şehirde yaşayan insanlar olmadığını görürsünüz.

Trafik sinyalizasyonlarının bulunduğu kavşaklarda,

Namaz vakitlerinde camii avlularında veya camilerin etrafında,

Namaz vakitlerinin dışında da seyyar halde esnafları gezerek veya caddelerin bir noktasında vatandaşın manevi duygularını istismar ederken sık gördüğümüz ve nereden geldiğini bilmediğimiz bu insanları şehri yönetenler hiç mi görmez anlamış değiliz.

Hele idrak ettiğimiz şu mübarek ramazan ayı içerisinde şahit olduğumuz o kadar çok nahoş durum ve davranışlar var ki…

Dışarıdan misafir olarak gelen birilerinin bile dikkatini anında çekip; “bu nasıl bir şehir ya hu” diye iç geçirmeleri işten bile değil.

Bu şehir böyle bir şehir değildi be dostlar.

Tamam, her dönem dilenen insanlara şahitlik yapmışlığımız olmuştu ama bu kadar da değildi.

İki gün önce bir arkadaşımın davetine icabet ederek iftarımızı dışarıda açtık.

Malatya yolu üzerindeki güzide mekânlardan birinde cama yakın oturduğumuz masada iftarımızı açtık açmasına ama biz mi yemek yedik yoksa yediğimiz yemekler mi bizi yedi hala anlamış değilim.

Restoranın önünde vale gibi bekleyen sadece gözleri görünen 4 çarşaflı kadın, yanlarında ikişer üçer çocuk, ellerinde plastik bir kap içeriye girenden, çıkandan ellerindeki kaba para atmalarını istiyorlar.

Ezan okundu garsonlardan biri oruçlardır düşüncesinde olmalı ki kadınlardan birine iftarını açması için bir şeyler götürdü ama kadın el işaretiyle geri gönderdi. Anlaşıldı ki oruç da değildi.

İftarını yapıp da dışarıya çıkanlardan bir çift dikkatimi çekti.

Cebinden çıkardığı parayı valeye uzatarak bozdurmasını istemesinden anladık ki dilencilere tasadduk edecek.

Önce önündeki kadına uzattı, ardından diğer kadına da verince aman Allah’ım bir de ne görelim; diğer kadınlar ve çocuklar adamın başına üşüşmesinler mi?

O manzara karşısında yediğimiz içtiğimiz burnumuzdan geldi.

Bu şehir böyle değildi, böyle olmamalıydı.

Çıktık, sonra bir baktık ki yol üzerindeki bütün lokantaların önü aynı manzara.

Birkaç dost ortamında sohbet konusu oldu, ortamda bulunanların hepsi de aynı durumdan muzdariplerdi.

Tam bir sosyal problem, şehrin bence en büyük problemi; DİLENCİ PROBLEMİ…

Sosyal devlet olarak övünüyor, turizm kenti olduğumuz varsayımıyla da başlattığımız “COME TO ELAZIĞ” kampanyalarıyla insanları şehrimize davet ediyoruz ama dışarıdan gelen insanların nasıl bir şehre geldiğini, geldikleri bu şehirde nelerle karşılaştıklarını hiç fark etmiyoruz bile.

Bu sorunun çözümü ile alakalı Sayın Valinin başkanlığında; Elazığ Belediyesi, ETSO, Basın Cemiyetleri ve diğer STK’ların en kısa zamanda bir araya gelerek bu problemi ortadan kaldırmaları gerekmektedir.

Hele çocuk istismarlarının gırla devam ettiği bu günlerde kendi çocuklarını istismar ederek cadde ve sokaklarda dilendirip eğitimden uzak tutarak dezavantajlı bireyler olmalarını sağlayan anne ve babaları devletin ilgili birimleri tespit edip gereğini yapmalıdırlar.

Çocuk istismarı denildiğinde akıllara ne yazık ki sadece cinsel istismarlar geliyor.

En büyük istismarın ebeveynler tarafından çocukların sokaklara terk edilmesiyle yapıldığını nedense hiç kimse görmek bile istemiyor.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmet SOYSAL
Ahmet SOYSAL - 2 hafta Önce

Bu şehrin sorunu yalnız dilenci değil ki, sayın koca bu ilin yetkilileri görmüyor mu bu manzaraları diyor bence şehrin yetkilileri herkes bir havada makam kapmak yada medyada gündeme gelmek Allah aşkına bu şehirde motosiklet sürücülerine denetim var mı?mahalle aralarına kaldırımlara çıkmış arabalar kapalı çarşı esnafı sarı çizgileri de dükkanına katmış 3 kişi yan yana gidemiyor ticari taksi durakları aynı rezalet eskiden beğenmediğimiz merhum Demirel iktidarlarında bile şehrin her köşesinde trafik polisi yada uygulamalar yapılırdı insanlar güven içindeydi bu güzel şehir aziz şehir ünvanı'nı bence çoktan yitirdi..her zaman yazılarınızı severek okuyorum bu ilde keşke tüm yazarlar sizin gibi cesur ve doğru olsa..

Necla ercan
Necla ercan - 2 hafta Önce

Bu konuda çok haklısınız. Her taraf dilenci kaynıyor ve artık hepside Suriyeliler
Adım attığın yerde bunlar var
Allah yar ve yardımcınız olsun inşAllah Hayırlı sahurlar