03.10.2018, 10:43 1279

Eylül'de hazanlaşmayan!..

Ol deyince olduran, kainatı yoktan var kılarak yeri göğü sevgi-rahmet ve bereketiyle donatan Yüce Allah kainata nizam verirken mevsimlerle biz insanoğluna farklı güzellikler lütfetmiş olduğunu akıl ve idrak sahibi, inanç ehli herkes bilinmekte.
Her mevsimin kendine özgü güzellikleri var olduğu gibi biz aciz ve nefsine yenik insanların kabullenemediği bazı olumsuzlukları da bulunmakta tıpkı eski deyimle GÜZ yeni deyimle SONBAHAR mevsimi ve bu mevsimde ki aylardan EYLÜL ayında yaşanan olumsuzluklar gibi.
Bizde, biz Aziz Türk Milleti’nin nezdinde her ayın ayrı bir değeri var ancak tarih kokan ayların bir başka değeri vardır bizde.
Bizde aylar tarih koktuğu, kültür koktuğu, güzellik koktuğu gibi acı ve hüzün de kokar kimi tatlı kimi tam acı kokar EYLÜL ayında yaşanan acılarda olduğu gibi.
EYLÜL Ayı; hazan ve hüzün ayı olarak bilinir ve yaşanır.
Güllerin solduğu, yaprakların bir bir döküldüğü, eğitimin ekonomik sıkıntı yüzünden sıkıntılı başladığı, mahlukatın yavaş yavaş kabuğuna çekildiği kışa hazırlığın yapıldığı, kısaca HAZAN VE SONRASI HÜZNÜN baş gösterdiği bir aydır.
Eylül Ayı; sıkıntılı günlerin, acılı günlerin, çileli günlerin, haksız yere hazanlaştırılıp toprağa gömülen vatan ve millet sevdalısı gençlerin, ülkü yolu kurbanlarının hazanlaştırıldığı aydır.
Eylül Ayı; yaşanan acılardan dolayı sitemlerin çokça yapıldığı, üzerine şiirlerin ve yazıların bolca yazıldığı, yazıların romana dönüştürüldüğü, yaşanan acı günlerden dolayı yeri ve zamanı geldiğinde bedduaların sıkça dillendirildiği bir ay olsa da bunaltıcı sıcaklardan kurtulmanın, tedbirli olmayı hatırlatan, yeniden dirilişe zemin hazırlayan aydır aynı zaman da.
Her canlının hazanlaştığı aydır Eylül Ayı.
Eylül’de hazanlaşmayan tek şey şair ve şiirlerdir.
Nasıl olur diye soranlar olabilir.
Kendilerince bu soruyu sormakta haklıdırlar Eylül ayında hazanlaşmayan tek şeyin şair ve şiir olduğunu kabullenmeyip öyle düşünüp söyleyenler.
Şiiri yazan insan olduğuna göre nasıl olurda şair hazanlaşmıyor yani ölmüyor?
Evet; doğrudur her fani gibi şairlerde ölür, yani onlarda hazanlaşıyor ama Eylül de ama bir başka ayda.
Bizim için şairler; elbette ki bir fani olarak her fani gibi fiziken ebediyete intikal ederler, vuslata ererler ancak ruhsal olarak etmezler hele hele milli ve manevi değerlerine bağlı ve o minvalde ruhları okşayıp diri tutmasıyla kalıcı unutulmaz şiirler yazan şairler.
O nedenle diyoruz ki; Eylül de hazanlaşmayan tek canlı varlık şairler ve ürettikleri, yani yazıp insanlığa kazandırdıkları şiirleridir. Çünkü şiirler, okunduğunda şiirlerin müellifi şairler gelir akla ve anılırlar, yad edilirler beğenilsinler veya beğenilmesinler.
Eylül Ayı; yukarıda da ifade ettiğimiz gibi hüznün ve hazanlaşmanın ayı, acının yaşandığı, haksızlığın ayyuka çıktığı, yaprakların topraklaştığı ay olarak bilinse de geleceğin yeşermesine, dirilişine vesile olan, üzerine anlamlı şiirlerin, yazı ve romanların yazıldığı ve daha da yazılacağı bir aydır.
Öyle veya böyle Eylül ayının diğer aylardan Nisan-Mayıs-Ağustos-Ekim-Kasım ayı gibi tarihi anın fazla olmadığı acının ve kederin çokça yaşandığı bir ay olsa da yaprakların döküm anının da ayrı bir anlamı ve güzel tarafı var geçmişten ders çıkarma ve tedbirli olmayı hatırlatması bakımından.
Hazan düştü gönlüme veya gönüllere,
Bir Eylül sabahı ve gibi anlamlı güzel şiirlerin ve romanların yazıldığı, ifadelerin sarf edildiği, nefsimize ağır gelip kabullenmekte zorlandığımız olumsuzlukların yaşandığı bir ay olan Eylül ayını hayatımızdan silemeyiz, görmezden gelemeyiz, böyle bir lükse sahip değiliz çünkü onunda kendine münhasır güzel tarafları var hatırlamamız gerekenleri hatırlattığı için...
Biz pek sevip kabullenmesek de şu Eylül ayını bizim dışımızda sevip kabullenenler var hem de ziyadesiyle..
Gönül her ayın güzelliklerle geçmesini, olumsuzluklardan öte olumlu gelişmelerin yaşanmasını arzu eder hazanlaşmanın yaşandığı Eylül’de yaşanan olumsuzlukların yaşanmaması, hazanın unutulmayan acıları çektirmeden geçmesi ve yaşanması gibi…
 
AYETLER
*Rabbin her bakımdan sınırsız zengindir, rahmet sahibidir. Sizi başka bir kavmin soyundan getirdiği gibi, dilerse sizi giderir (yok eder) ve sizden sonra da yerinize dilediğini getirir. En’am:133
*Şüphesiz size va dilen şeyler mutlaka gelecektir. Siz bunun önüne geçemezsiniz. En’am:134
 ki: Ey kavmim! Elinizden geleni yapın! Ben de yapacağım! Yurdun (dünyanın) sonunun kimin lehine SÖZLER
*Dedim ya, Eylül’dü. Savruluşu bundandı kimsesizliğimin.” Cemal Süreya
*”Eylül bir ay değil, bir aylık ayrı bir mevsim.” Haşmet Babaoğlu
*”Her uyanışımda Eylül sabahının serinliğini, yaprakların serinliğini yüreğime dolduruyorum.” Ataol Behramoğlu
*Eylül Ayı; yaşanan acılardan dolayı sitemlerin çokça yapıldığı, üzerine şiir ve yazıların bolca yazılıp romanlaştığı, yaşanan acı günlerden dolayı yeri ve zamanı geldiğinde bedduaların sıkça dillendirildiği bir ay olsa da bunaltıcı sıcaklardan kurtulmanın, tedbirli olmayı hatırlatan, yeniden dirilişe zemin hazırlayan aydır aynı zaman da. M. Dursun Aksoy
 
MUKADDES YÜRÜYÜŞ
 Uzak diyârlardan ağırbaşlı ve olgun birer birer
 Gönül zengini dervişler yürüdüler.
 Alınlarında tâze gül kokusu ter
 Ve su berraklığının muştu izleri vardı.
 Gönül zengini dervişler ağırbaşlı ve olgun
 Her biri hakikî kılavuzlardı.
      Sonunda uğrağı oldu bu diyâr yolculuğun
      Meskeni oldu, mekânı oldu.
      Ufuğun rengârenk olduğu zamanlarda,
      Ekinlerin göğermesine kala ramak,
      Yolcular geldiler upuzun yollardan,
      Rahmet bulutlarını göğüslerinde taşıyarak.
 Oğul oğul sonra peşlerinden
 Dolunay yüzlü, lâtif sözlü, ceylân gözlüler...
 Ve çevik küheylânlar üzerinde şahbâz yiğitler.
 Ağırbaşlı ve olgun, kafile kafile
 Ardıardınca yürüdüler, yürüdüler...
      Sesleri mûnîs fakat ihtişamlı,
      Ulaşırdı yedi kat göğe tekbîrleri.
      Ve maviliklerine dalardı berrak suların.
      Ezân-ı Muhammedî doldururdu vâdileri
      Her kutlu adımda ardında uykuların
      Gözlerlerdi bir mübârek seheri.
 Nârindiler, mâsûmlukları saklıydı örtülerinde;
 Kıskandırırlardı gelinleri, kelebekleri.
 Tomur tomurdu açmak üzre,
 Kucaklarında nur topu bebekleri.
      İşte, Anadolu'da tâ o zamanlar
      Böyle bir şerbetle şerbetlenmişti toprak.
      Ve Yesevî bir ışıldayıştı gözbebeklerindeki.
      Ve çeşit çeşit kuşların cıvıltısını
      Sükût edip dinlerdi her yaprak.
 Arzuydu, hedefti hicret: Buyruktu, emeldi.
 Demek ki, gönüllere, bir sırrı ifşâ geldi.
 Hepsi birden, iz iz bir emâneti bürüdüler.
 Yaprağa can geldi, kuşa, taşa irtifâ geldi.
 Gönül zengini dervişler yürüdüler.
      Şafaklardan şafaklara soludular hep
      Sonsuzluğa hasret, ulu bir sevdayı yüklenerek;
      Melekler safında el ele tutuşup,
      Bir hazzı yaşadılar birlikte
      Mübarek mi mübarek!..
    M. Halistin KUKUL/Trabzon
 
DALIM KALMADI
Göğüs gerdim sevdim kara toprağı
Miras bekleyene malım kalmadı
Sonbahar gelmeden döktüm yaprağı
Dosta uzanacak dalım kalmadı
     Kalbimden geçmiyor sevdanın adı
     Nasibim olmadı dünyanın tadı
     Yaşamdan kopardı kalem cihadı
     Aşınıp dökülen nalım kalmadı
Çektiğim hasretlik yazdırdı anı
Toplumdan sıyrıldım yitirdim şanı
Çekilmez çileye kaptırdım canı
Yoluna serecek halım kalmadı
     Gözyaşıma kandım akışkan seldim
     Hedefe varmaya dağları deldim
     Dünyam zehir oldu bıraktım geldim
     Boynumu örtecek şalım kalmadı
Sevenlerim gelsin götürsün yâre
Sıratı gösterir dönen ibare
Mahmudi ağlatmaz eder idare
Fincana sinecek falım kalmadı
Mahmut Aldemir/Adıyaman-Çelikhan
 
GAZEL
Deyildir sevməmək mümkün,səni bu nur ilən görcək,
Könül ram oldu,üz güldü,bəlavü zarə göz düşdü.
Qiyamət eylədin,çəkdin qiyamə aşiqin,gəldim,
Əyildi qamətim,başım,vüqarım dizbədiz düşdü.
Əcəbdir həmzəban olmaq o yarə,Bizəban,ol gün,
Nə söhbət eylədik,söz-söz,gəlib üst-üstə düz düşdü
İlgar BİZEBAN/Azerbaycan
 
UNUTTUN GÜLÜM
 Ardına bakmadan elveda derken
 Yaktığın ateşi unuttun gülüm.
 Yeni ufuklara yelken açarken
 Yığınla saçımı ağarttın gülüm.
      Neredeysen ara, duyur da sesin
      Hasreti dindirsin ılık nefesin.
      Muhabbet bağımdı gönül kafesin
      Yeşeren dalları sararttın gülüm.
Düşüyor yapraklar, mevsim sonbahar.
Ömür yetecek mi, vuslata kadar?
Yaşlı gözlerimin sende âhı var;
Güneşe set çekip kararttın gülüm.
     Beklerim yolunu, hep yana yana
     Sükûtum yetmiyor geçen zamana
     Ömrünü harcadı bu can, canana;
     Ne diye dargınlık yarattın gülüm?
Şimdi çok uzaksın, erişmez elim
Sorana varmıyor, söylesin dilim
Ne olur, yeniden başa dönelim;
Sen beni boş yere ağlattın gülüm.
     Eğdirme başımı artık önüme
     Tahammül kalmadı bunca zulüme
     Nasıl bağladın ki o kördüğüme;
     Giderken çözmeyi unuttun gülüm.
Mahir GÜRBÜZ/Elazığ
 
BİR DOST ARAR İSEN YARADAN YETER
Dertler sıra sıra geldiği zaman
Bir dost arar isen Yaradan yeter
Gözlerine yaşlar dolduğu zaman
Bir dost arar isen Yaradan yeter
     Dünyanın halleri öyle ki bozuk
     Nice mazlumların yüreği ezik
     Kuyu kazanlara hemen çek çizik
     Bir dost arar isen Yaradan yeter
Zalimden kötü söz duyan ne yapsın
Aşkın hançerini yiyen ne yapsın
İdam gömleğini giyen ne yapsın
Bir dost arar isen Yaradan yeter
     Mahşere sakla sen kalan davanı
     Dilinden düşürme asla duanı
     Attığın adımda düşün yuvanı
     Bir dost arar isen Yaradan yeter
Doğru düşünmektir her şeyin başı
Sırrını daima içinde taşı
Biter mi kulların hayali düşü
Bir dost arar isen Yaradan yeter
     Hak dostu şairim bir garip kulum
     O Âşık Şenlik’in yoludur yolum
     Doğruyu demezsem tutulur dilim
     Bir dost arar isen Yaradan yeter
İhsan NAZİK/Elazığ
 
GEL
Yol uzun, hava ayaz; mevsim kış sakın deme
Güneşi tak göğsüne geceyi yararak gel
Beklerim sıkılmadan bir söz verdim kendime
Sevda en engel tanımaz zincirin kırarak gel
     Ne sen halinden memnun ne ben senden çok farklı
     Kurtulmak mı?  ne mümkün derdin ömrüme ekli
     Sana dünyalar kurdum kendi içimde saklı
     Gözlerini kapayıp hayaller kurarak gel
Bir seven olmayınca güzellik para etmez
Dile destan aşklara küçük yürekler yetmez
Diktim gözümü yola bende umut hiç bitmez
Tıpkı eskisi gibi saçını örerek gel
     Aşkta mesafe olmaz en fazla birkaç kulaç
     Gel de doysun biçare yüreğim sevdana aç
     Unutmuşsundur belki; hangi semt numara kaç
     Yanlış yola sapmadan adresim sorarak gel
Engeller mani değil dört bir yanını sarsa
Yolundan dönme asla kıyamet de koparsa
Al yanına bir tanem bana ait ne varsa
Yola revan ol hele yorulma, durarak gel
Vedat YILMAZ/Elazığ
 
ÜÇÜNCÜ DÜNYANIN BU SON BARIŞI
Siyasi rüzgarlar yaman esiyor
Gidişat yolların güzergahında
Ticari defterler hesap kesiyor
Sıra artık NATO karargahında
     Uyanan devlerde rol değişiyor
     Ben yaptım da oldu o yollar geçti
     Türkiye rol aldı güzelleşiyor
     Köprünün altından çok sular geçti
Eski anlaşmalar zaman aşımı
Sırayla sıra ona da gelir
ABD'nin gün batımı akşamı
İşte o gün yıldızımız yükselir
     Oynadı yerinden taşlar bir kere
     Hesaplı kitaplı olmaya dikkat
     Diyemezsin olan oldu bir kere
     Galip gelecektir gerçek hakikat
Uluslar arası siyasi hırslar
Hesaplar kitaplar türlü irade
Su yüzüne çıkmak üzere saflar
Zaman belirleyecektir her halde
     Politik radarlar yedi yirmi dört
     Bilek denemesi fikir yarışı 
     Gizli açık uluslarda her flört
     Üçüncü dünyanın bu son barışı
Tuncer SÖNMEZ/Tunceli-Pertek
 
OLAYDI
Seni görmeyenlerin, hepsi pişman olaydı
Bir tek dostum sen olup, âlem düşman olaydı
     Elim kolum bağlansın, zülfünün her teliyle
     Viran olan gönlümün, hali duman olaydı
Salınarak geçtiğin yollara gül dökeyim
Çiğneyip geçmediğin yol perişan olaydı
     Harput’un dağlarına ne sevdalar gömüldü
     Gömülmez senin sevdan, âleme şan olaydı
Nevres, Rahmi ve Hayri, devam eder bu gazel
Asırlara yazılan, ulu destan olaydı
     Nabi’nin divanına otursun tüm şairler
     Birer gazel okuyup,   Nejat hayran olaydı
Nejat YILMAZ-Elazığ 
 
Dostlarım- Şair ve yazar(Edebi çevrece) ağabey- kardeş ve arkadaşlarım- yakınlarım tarafından şahsıma gönderilecek veya elden teslim etmeleri gereken her türlü koli veya paketi, kitap veya davetiyeleri bundan böyle; 
PİAR FOTOĞRAFÇILIK OFİSİ
Bosnahersek Bulvarı PTT Meydanı karşısı Cihangir İş Merkezi 2. Noterin üstü Kat-3/11 Elazığ adresine göndermelerini veya teslim etmelerini önemle rica ederim. TLF: 0505 776 8435
 
Yorumlar (0)
30°
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Selçuk Öztürk ve yönetimi “İstifa” Etmeli mi, Etmemeli mi?
Selçuk Öztürk ve yönetimi “İstifa” Etmeli mi, Etmemeli mi?
Namaz Vakti 28 Eylül 2021
İmsak 04:41
Güneş 06:03
Öğle 12:21
İkindi 15:48
Akşam 18:30
Yatsı 19:47
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Fenerbahçe 7 16
2. Trabzonspor 7 15
3. Altay 7 15
4. Beşiktaş 7 14
5. Hatayspor 7 13
6. Konyaspor 7 13
7. Alanyaspor 7 13
8. Kayserispor 7 11
9. Karagümrük 7 11
10. Galatasaray 7 11
11. Sivasspor 7 9
12. Adana Demirspor 7 9
13. Antalyaspor 7 8
14. Gaziantep FK 7 8
15. Başakşehir 7 6
16. Kasımpaşa 7 6
17. Malatyaspor 7 6
18. Göztepe 7 5
19. Giresunspor 7 2
20. Rizespor 7 1
Takımlar O P
1. Ümraniye 7 19
2. Ankaragücü 7 15
3. Erzurumspor 7 15
4. Eyüpspor 7 13
5. Bandırmaspor 7 12
6. Tuzlaspor 6 11
7. Samsunspor 6 10
8. Kocaelispor 6 10
9. Manisa FK 7 9
10. Menemenspor 7 8
11. Gençlerbirliği 7 8
12. Boluspor 6 7
13. İstanbulspor 6 7
14. Altınordu 7 7
15. Adanaspor 7 6
16. Denizlispor 7 6
17. Balıkesirspor 6 6
18. Bursaspor 7 5
19. Ankara Keçiörengücü 6 4
Takımlar O P
1. Liverpool 6 14
2. Man City 6 13
3. Chelsea 6 13
4. M. United 6 13
5. Everton 6 13
6. Brighton 6 13
7. West Ham 6 11
8. Aston Villa 6 10
9. Brentford 6 9
10. Arsenal 6 9
11. Tottenham 6 9
12. Watford 6 7
13. Leicester City 6 7
14. Wolverhampton 6 6
15. Crystal Palace 6 6
16. Southampton 6 4
17. Newcastle 6 3
18. Leeds United 6 3
19. Burnley 6 2
20. Norwich City 6 0
Takımlar O P
1. Real Madrid 7 17
2. Real Sociedad 7 16
3. Sevilla 6 14
4. Atletico Madrid 7 14
5. Rayo Vallecano 7 13
6. Barcelona 6 12
7. Real Betis 7 12
8. Valencia 7 11
9. Osasuna 7 11
10. Athletic Bilbao 7 10
11. Villarreal 6 8
12. Mallorca 7 8
13. Celta de Vigo 7 7
14. Espanyol 7 6
15. Cádiz 7 6
16. Elche 7 6
17. Levante 7 4
18. Granada 7 3
19. Deportivo Alaves 6 3
20. Getafe 7 0
Yeni Sayımız
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@