21.08.2020, 12:05 88

FRANSA MESELESİ

Fransa’nın Doğu Akdeniz politikasını anlamak için ise öncelikle bu ülkenin AB içindeki konumuna ve Cumhurbaşkanı Macron’un politik ajandasına göz atmak faydalı olacaktır.

Zira Paris’in Doğu Akdeniz’e yönelik müdahaleci ve agresif politikası Fransa’nın AB içindeki siyasi liderlik iddiası ve Macron’un siyaset tarzıyla yakından ilgili. 2017 yılında Cumhurbaşkanı seçilen Macron’un ABD ve Avrupa’daki aşırı sağ dalganın güçlendiği ve bu atmosferde Fransa’nın Avrupa’daki yönüne dair endişelerin yoğunlaştığı bir dönemde bu göreve geldiğini hatırlayalım.

Aşırı sağcı Marine Le Pen’in Fransa’da cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmasının AB için doğuracağı sonuçlardan endişe eden uluslararası ve ulusal çevreler büyük bir seferberlikle inşa edilen yeni politik figür olan Macron’a seçimi kazandırmışlardı. Fransa’daki yerleşik merkez partiler bu seçimlerde yok olmanın eşiğine gelmişler ama aşırı sağcıların iktidarı elbirliğiyle engellenmişti.

Fakat beş yıl sonra yeniden yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aşırı sağcılar karşısında aynı sıkıntının yaşanmaması için Macron’a büyük bir sorumluluk düşüyordu.

Fransa’yı Almanya’nın gölgesinden çıkarması gerekiyordu ama bunu AB’de kalarak başarmak zorundaydı. Zira pusuda bekleyen Le Pen’in yerleşik merkezi Fransız siyasetine en büyük eleştirisi, Fransa’nın Almanya’nın nüfuzu altına girdiği yönündeydi. Aldığı oyların yüksekliği bu eleştirinin Fransız toplumunda karşılık gördüğünü gösteriyordu.

Le Pen’in cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki “Fransa’yı bir kadın yönetecek. Bu kadın ya ben olacağım ya da Merkel” şeklindeki sözleri Fransa’nın Almanya karşısındaki sorunlu pozisyonuna işaret ediyordu.

Bu tespitler ışığında Fransa’nın Doğu Akdeniz politikasını ele aldığımızda, 2022 seçimleri öncesinde bir başarı hikayesine ihtiyaç duyan Macron’un dış politikadaki hareket alanını genişletme politikası çerçevesinde Doğu Akdeniz’e büyük önem verdiğini söyleyebiliriz.

Ortak bir dış ve güvenlik politikası geliştirme konusunda AB’yi harekete geçirmekte zorlanan Fransız cumhurbaşkanının özellikle Libya konusunda AB üyesi olmayan ortaklarla hareket etmeye yöneldiği görülüyor.

Bu çerçevede Fransa’nın isyancı General Hafter’in arkasında Rusya, Mısır, BAE ve Suudi Arabistan gibi ülkelerle birlikte yer aldığını ve Trablus’taki Türkiye, Katar ve İtalya tarafından desteklenen Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin (UMH) devrilmesi için çalıştığını görüyoruz.

Fransız Enerji Şirketi Total’in Libya iç savaşı sırasında bu ülkenin önemli petrol ve doğalgaz sahalarındaki üretimini ve hisse oranlarını artırması Paris’in Libya politikasında hedeflediği faydalardan en önemlisini temsil ediyor.

Coğrafi olarak kendisine yakın olan Kuzey Afrika’da Cezayir’in ardından Libya’yı da enerji tedariki konusunda en üst sıraya yerleştirmek isteyen Fransa bu şekilde başka bölgelere olan ihtiyacını ortadan kaldırmak istiyor.

Libya enerji kaynakları üzerinde sağlayacağı kontrol Macron’un çok ihtiyaç duyduğu dış politika başarısını getirecek ve başta aşırı sağcı Le Pen olmak üzere iç politikadaki muhaliflerini susturacaktı. Geçen yılın Nisan ayında Hafter güçlerinin Trablus’a karşı başlattıkları saldırıyla Fransa bu hedefe yaklaştığını düşünüyordu.

UMH’nin devrilmesi ve Hafter’in Libya’nın tamamına hâkim olmasıyla birlikte Macron, bir başka Hafter destekçisi Putin’le masaya oturup bu ülkenin enerji kaynaklarını paylaşmayı ve muhtemelen Total’in ülkedeki en büyük rakibi olan İtalyan ENI şirketini de mümkün olduğunca saf dışı etmeyi planlıyordu. Diğer Hafter destekçileri BAE ve Suudi Arabistan’ın asıl hedefi petrol ve doğalgaz değil, Türkiye ve Katar tarafından desteklenen meşru hükümetin yerine Libya’da Mısır’daki Sisi yönetimine benzer bir yapının inşa edilmesi ve ülkede demokrasinin yerleşmesinin engellenmesi olduğu için onlar Fransa’nın Libya’nın enerji kaynaklarına yönelik hedefleri açısından bir sorun teşkil etmiyorlardı.

Türkiye’nin UMH’ye desteğiyle birlikte Hafter güçlerinin Trablus’u ele geçirmelerinin engellenmesi ve ardından işgal ettikleri birçok bölgeden geri çekilmeye zorlanması Hafter’e destek veren bütün ülkeler gibi Fransa’yı da çok rahatsız etti.

BM tarafından desteklenen UMH’ye destek veren Türkiye gibi ülkelerin Libya konusunda meşru zeminde durması, buna karşılık kendilerinin isyancı Hafter’e destek verdikleri için uluslararası camia nezdinde gayrimeşru bir pozisyonda kalmaları Fransa ve diğer Hafter destekçilerinin hareket alanını kısıtladı.

Ayrıca Türkiye’nin verdiği destek sayesinde Trablus’taki hükümeti devirme hedefinin neredeyse imkânsız hale gelmesi ve UMH’ninSirte ve Cufra kapılarına dayanmasıyla birlikte Hafter güçlerinin kontrolündeki petrol bölgelerinin tehlike altına girmesi bu ülkelerin endişelerini artırdı.

Yunanistan ve GKRY’nin Türkiye karşısındaki maksimalist politikasına destek veren Macron, yakın zamanda sık sık görüştüğü Yunanistan Başbakanı KiryakosMiçotakis ve GKRY Lideri NikosAnastasiadis’i Türkiye karşısında cesaretlendirme yoluna giderken kendisi de bölgeye savaş gemileri göndererek gerilimi tırmandırmaya çalışıyor.

Macron’un bir yandan da AB’yi devreye sokarak, Türkiye’yi geri adım atmaya zorlayacak yaptırım kararları aldırmaya çalıştığı da gözden kaçmıyor. Libya konusunda ilk zamanlarda tek başına hareket etmeyi tercih eden ancak Türkiye’nin desteği karşısında sıkıştığında AB’yi UMH’ye gidecek silahların engellenmesi için silah ambargosu kararı alması aamcıyla devreye sokan Fransa, Yunanistan ve GKRY’nin Türkiye ile yaşadığı anlaşmazlık konusunda da yine hiç vakit kaybetmeden Brüksel’i devreye sokmaya çalışıyor.

Yoksa Türkiye gibi, NATO üyesi, Avrupa’nın güvenliği için önemli rol oynayan ve AB’nin mülteci politikasının hedeflerinin gerçekleştirilmesinde kilit pozisyonda olan bir ülkeye karşı Doğu Akdeniz’e savaş gemileri ve savaş uçakları göndermek Fransa gibi köklü devlet geleneği olan bir ülkeden beklenen rasyonel adımlar değil.

Paris açısından rasyonel olan, NATO üyeleri Türkiye ve Yunanistan arasındaki anlaşmazlığın çözümü konusunda arabulucu olmaktır; tıpkı Berlin’in yaptığı gibi. Ancak iktidara geldiği günden beri başarısızlıklarla karşı karşıya kalan Macron’un Libya’da başarıya çok yakınken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın attığı adımlarla buna engel olması Fransız Cumhurbaşkanı’nı çok öfkelendirmiş görünüyor. Öfke işin içine girince ise rasyonel politikadan bahsetmek mümkün olmuyor.

İşte Macron döneminde Fransa’nın Doğu Akdeniz politikasını da tam olarak bu şekilde tanımlamak gerekiyor: Rasyonel olmaktan uzak, Türkiye’ye karşı duyulan öfkeyle şekillenen ve AB’yi de kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalışan güç politikasıdır.Ama bu politika Türkiye karşısında başarısızlıamahkumdur.Yazıya katkılarından dolayı Av.Özkan Ayyıldız ve E.Başmüfettiş Burhanettin KARAGÖZOĞLU ‘na teşekkür ederiz..Görüşmek dileğiyle …..

Yorumlar (0)
10°
parçalı az bulutlu
Namaz Vakti 28 Şubat 2021
İmsak 05:29
Güneş 06:50
Öğle 12:41
İkindi 15:49
Akşam 18:21
Yatsı 19:38
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Galatasaray 26 57
2. Beşiktaş 25 54
3. Fenerbahçe 25 51
4. Trabzonspor 25 48
5. Hatayspor 26 45
6. Alanyaspor 26 42
7. Gaziantep FK 26 40
8. Karagümrük 26 40
9. Göztepe 26 35
10. Antalyaspor 26 34
11. Sivasspor 25 32
12. Konyaspor 25 31
13. Malatyaspor 26 31
14. Kasımpaşa 26 29
15. Rizespor 26 28
16. Kayserispor 25 25
17. Başakşehir 26 25
18. Erzurumspor 26 25
19. Denizlispor 26 21
20. Gençlerbirliği 25 21
21. Ankaragücü 25 20
Takımlar O P
1. Giresunspor 23 53
2. Samsunspor 24 50
3. İstanbulspor 24 46
4. Altınordu 24 44
5. Adana Demirspor 24 42
6. Ankara Keçiörengücü 24 39
7. Altay 23 38
8. Tuzlaspor 23 38
9. Bursaspor 24 34
10. Bandırmaspor 24 31
11. Ümraniye 24 31
12. Adanaspor 23 26
13. Menemenspor 23 26
14. Balıkesirspor 23 24
15. Boluspor 23 23
16. Akhisar Bld.Spor 24 19
17. Ankaraspor 23 14
18. Eskişehirspor 24 7
Takımlar O P
1. Man City 26 62
2. M. United 25 49
3. Leicester City 26 49
4. West Ham 26 45
5. Chelsea 25 43
6. Liverpool 25 40
7. Everton 24 40
8. Tottenham 25 39
9. Aston Villa 24 39
10. Arsenal 26 37
11. Leeds United 26 35
12. Wolverhampton 26 34
13. Crystal Palace 26 33
14. Southampton 25 30
15. Burnley 26 28
16. Brighton 26 26
17. Newcastle 26 26
18. Fulham 26 23
19. West Bromwich 26 17
20. Sheffield United 25 11
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 23 55
2. Barcelona 25 53
3. Real Madrid 24 52
4. Sevilla 24 48
5. Real Sociedad 24 41
6. Villarreal 24 37
7. Real Betis 24 36
8. Levante 25 32
9. Athletic Bilbao 24 30
10. Celta de Vigo 25 30
11. Granada 24 30
12. Osasuna 25 28
13. Getafe 25 27
14. Valencia 25 27
15. Cádiz 24 25
16. Eibar 25 22
17. Real Valladolid 25 22
18. Deportivo Alaves 25 22
19. Elche 23 21
20. Huesca 25 20
Yeni Sayımız
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@