Topluma Kırmızı Tehdit!

Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre kızamık vakalarının en çok görüldüğü ülkenin Türkiye olması nedeniyle hastalık hakkında bilinmeyenleri www.gunisigigazetesi.net sizler için sordu.

Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı uzmanları Dr. Öğretim Üyesi Kevser Tuncer ve Dr.Şule Kavak Genç, özel açıklamalarda bulunarak, hastalığın bulaşıcı olduğuna dikkat çektiler.

"KOMPLİKASYONLAR AÇISINDAN RİSKLİ"

Kızamık; yüksek ateş, gözlerde kızarıklık, burun akıntısı, öksürük ve döküntü ile karakterize olan oldukça bulaşıcı bir hastalıktır diyen uzmanlar; "Döküntüler tipik olarak kulak arkasında ve alın saç çizgisinde başlar, 2-3 gün içinde ense, gövde, kol ve bacaklara yayılır. Hastalık, döküntü öncesi ve sonrasında 4 gün bulaşıcıdır. Hastalığın döküntü öncesinde de bulaşıcı olması, hemen tanınamaması ve uygun izolasyon önlemlerinin alınmaması bulaşmalara neden olmaktadır. Enfekte olmuş kişilerin öksürmesi, hapşırması veya konuşması esnasında yayılan damlacıkların solunması ya da bu kişilerin kullandığı nesnelere temas edilmesiyle bulaşır. Genellikle kış sonu, ilkbahar başlarında artan kızamık küçük çocuklarda yaygın olmakla birlikte aşılama yapılmayan veya daha önce kızamık geçirmemiş yetişkinlerde de görülebilir. Beş yaş altı çocuklar ve 30 yaş üzeri yetişkinler, gebeler, bağışıklık sistemi zayıflamış kişiler, zatürre ve santral sinir sistemi tutulumu gibi komplikasyonlar açısından özellikle risk altındadır." ifadelerini kullandılar.

"ÖNEMLİ BİR SAĞLIK SORUNUDUR"

Tuncer ve Genç, yaptığı açıklamada, bulaşıcı hastalıkların toplumu tehdit edebilen boyutlara ulaşabildiğini ve bunun önemli bir sağlık sorunu olduğunu belirterek;
"Bulaşıcı hastalıklar bir kaynaktan duyarlı kişilere doğrudan ya da dolaylı olarak geçerek, bir anda toplumu tehdit edebilen boyutlara ulaşabildiği için önemli bir sağlık sorunudur. Aşı ile önlenebilir bulaşıcı hastalıklarda toplumsal düzeyde bağışıklığın sağlanması, hastalığın kontrol altına alınması ve önlenmesinde ulaşılıp sürdürülmesi gereken bir hedeftir.

"7 BİN FAZLA KİŞİ ETKİLENDİ"

Türkiye’de kapsamlı kızamık aşılaması 1980’li yıllarda başlamış ve uzun yıllar dokuzuncu ayda tek doz olarak uygulanmıştır. İkinci doz aşı 1998 yılında ilkokul birinci sınıflara uygulanmaya başlamıştır. Olgu sayısı 1998’de iki doz aşılamaya geçilmesi ve küresel eliminasyon hedefi kapsamında yapılan kampanyalarla 2010’da oldukça gerilemiştir. Ancak Avrupa’da yaşanan salgınların etkisiyle 2012-2013 kış döneminde ülke genelinde toplam 7000’den fazla kişiyi etkileyen bir salgın yaşanmıştır. Yoğun bağışıklama ve kontrol çalışmaları ile olgu sayısı 2016’da düşürülmüş, 2019’da ise tekrar yükselmiştir." dediler.

VAKA SAYISINDA BİRİNCİ ÜLKE TÜRKİYE

Uzmanlar; "Bağışıklama faaliyetleri sayesinde kızamığa bağlı ölümler büyük oranda azalmış olup 2000-2021 yılları arasında kızamık aşısının 56 milyon ölümü önlediği tahmin edilmiştir. Ancak son yıllarda kızamığın yeniden ortaya çıktığı görülmektedir. Türkiye’de Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) verilerine göre 2023 yılının ilk 4 ayında; 1440 kesin vaka saptanmış olup 242’sinin hastaneye yatışı yapılmıştır. Bu sayı ile ülkemiz 2019 yılından bu yana son 4 yılın en yüksek kızamık vaka sayısına ulaşmıştır. Son 12 ay içerisindeki vakalar incelendiğinde ise; yaşa göre insidansın en yüksek olduğu grubun 1-4 yaş grubu olduğu ve bütün yaş gruplarında büyük çoğunluğun aşısız gruptan oluştuğu görülmektedir. DSÖ Avrupa Bölgesi’ndeki vakaların yaklaşık yarısı Türkiye’dedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2023 Mayıs ayında yayımladığı rapora göre; Mayıs 2022-Nisan 2023 döneminde, Türkiye 1543 olgu ile DSÖ Avrupa Bölgesi’nde en çok olgu bildirilen ülke olmuştur.


Kızamık neden artıyor ve neler yapmalıyız?


Ülkemiz aşılama takvimine göre 1980-1991 yılları arasında doğan kişilerin tek doz aşı olmaları nedeniyle kızamık bağışıklamalarının yetersiz olduğu bilinmektedir. Bu nedenle özellikle bu yaş grubu aşılarının tamamlanması hem kendi sağlıkları hem de toplum için kritik öneme sahiptir.

Ülkemizde 2021 yılında birinci doz kızamık aşı kapsayıcılık hızı 81 ilin 58’inde (%72) %95 ve üzerinde iken, ikinci doz aşı kapsayıcılık hızı ancak 41 ilde (%51) %95 ve üzerindedir. Bu sonuç ülkemizde 23 ilin birinci doz, 40 ilin de ikinci doz kızamık aşılamasında toplum bağışıklığı hedefinin altında olduğunu göstermektedir. Ülkemizde kızamık aşılamasının toplumsal bağışıklık düzeyinin altında olması, kızamığa karşı duyarlı popülasyonun yıllar itibariyle artmasına neden olmaktadır.
Ülkemizde, yaklaşık 3.6 milyon Geçici Koruma Kapsamında Suriyeli mültecinin yanı sıra 320.000 kadar diğer uyruklardan göçmen yaşamaktadır. Bu gruplarda bağışıklama olmak üzere diğer hizmetlerine ulaşımının yetersiz olması ve / veya bu gruplarda aşı reddi ve kararsızlığının daha yüksek olması duyarlı popülasyonu hızla artmasına katkı sağlamaktadır.

2019 yılında ortaya çıkan yeni koronavirüs hastalığı (Covid-19) pandemisi nedeniyle daha önceleri ilkokul birinci sınıf öğrencilerine okullarda aşı ekiplerince yapılan kızamık, kızamıkçık, kabakulak (KKK) aşıları 6 Haziran 2020’de yayınlanan ‘Aşı Takvimi Değişikliği’ne dair kararlar ile sonlandırılmıştır. Güncel uygulamaya göre bahsi geçen aşılarda hedef yaş grubu “48 ayına girmiş çocuklar”, aşıların uygulanacağı mekan ise “aile hekimliği birimleri” şeklinde yeniden tanımlanmıştır. Bu koşullar altında Türkiye’de yaşları 66 aydan başlamak üzere 72 ay ve üzerinde olan ve ilkokula başlama yaşında olanlar arasında aşılan(a)mamış çocukların olması ihtimali oldukça yüksek olup 2014-2016 yılları doğan ve aşılarının 3 yıla yayılarak okullarda yapılması planlanan bu grubun mutlaka aşılanması gerekmektedir.

Her hekim başvurusunda aşılanma durumu değerlendirilmelidir.

İlimizin/ ilçemizin bağışıklama durumu sorgulanmalı ve gereği yapılmalıdır.

Hizmetleri en iyi şekilde kullanmalı ve eksik aşılarımızı mutlaka yaptırmalıyız.

Hijyen şartlarına çok önem vermeli, özellikle çocuklarımızı korumalıyız." belirttiler.

20 Ara 2023 - 15:40 - Gündem

Mahreç  Hülya Taş


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günışığı Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günışığı Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günışığı Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günışığı Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.