HASTA BİREY HASTA TOPLUM

 Bireylerin ve toplumların gelişmişlikleri; geleneklerine, örf -adet ve göreneklerine bağlı olmayla mümkün olabildiği çok eskilerden beri hep hafızamıza kazınmıştır.

Fakat bugün yirmi birinci yüzyılda gördüğümüz bunun artık geçerli olmadığı, tam tersine tüm bunlara bağlılığın hasta bir birey ve toplumu doğurarak gerilettiğidir.

Tabi, gelenek –görenek , örf ve adetlerden bahsederken , büyüklere karşı saygıdan , küçüklere karşı sevgiden, yaşlılara otobüste yer vermeden, dürüstlükten, doğruluktan , çalışkanlıktan bahsetmiyorum.

Tüm bunlar her toplumda geçerli olan evrensel değerlerdir. Tüm bunlara uymak birey olmanın , insan olmanın ve bir zekaya sahip olmanın bir gerekliliğidir.

Hiç bir toplumda bu evrensel değerleri kendine mal edip, kendine ait bir değer olarak addedemez.

O zaman bahsettiğim nedir?

Gece tırnak kesip, sakız ciğnemenin kötülük getireceğinden tutun, falanca günün akşamının yıkanmasının olumsuzluk getireceğine kadar aklınıza ne gelebiliyorsa.

Yolda kara kediyle karşılaşmanın uğursuzluk getirebileceğinden tutun, birinin elinden bıçak almanın olumsuzluğuna kadar ne sayabiliyorsanız.

Aslında tüm bunlar sadece kendi yaşadığımız toplumlarda değil her toplumda farklı bir şekilde cereyan etmektedir.

Her toplumdan örnek verirsem buna  zaman yetmeyecektir.

Sadece birkaç örnek verirsek,  Afrikalı toplumda kadın ölen kocasının penisini ölünceye kadar boynunda taşımakta, ve bunu bağlılık olarak görmektedir.

Rusya da birine çiçek verirken çiçeğin tek olmasına dikkat edilir çift sayılı çiçekler sadece cenazelere gönderilir.

Bulgaristan da bekar bir kadının masanın kenarında oturmaması gerektiğine inanılıyor, aksi durumda kadının evlenecek erkek bulma şansının olmayacağına inanılıyor.

İspanyollar yılın her bir ayı için 12 üzüm yiyorlar. Bunun sayesinde tüm yıl boyunca şanslı olacaklarına inanıyorlar.

İskandinavlılar 13 rakamının daima uğursuzluk getireceğine inanırlar.

Hristiyan aleminde dört yapraklı yonca kurutulup defter arasında saklanınca ömür boyu şans getireceğine inanılıyor.

İngilizler köpek balığı dişisinin şans getireceğine inanırlar.

Tüm bunlardan çıkardığımız sonuç  her toplumun kendine ait , geçmişlerden gelen kimi inanç ve değerlerinin olduğudur.

Eğer bunlar gerçekten sıkı sıkı ya bağlanılan bir hal almışsa ve mutlak gerçek olarak kabul edilmişlerde toplumda zihinsel bir hastalığa yol açar.

Çünkü geldiğimiz yüzyıl her yönden bilim ve teknolojinin ilerlediği ve insanların kendi kaderlerinden sorumlu olup, sorunlarını çözebilecekleri bir yüzyıl.

Çok geçmişe bağlı kalıp olayları günümüz gerçekliği açsından ele almamız gerekiyor.

Eğitimden tutun, sosyal yaşama, fiziki çevreden tutun, giyim kuşamımıza kadar hala eskiyi yaşıyorsak ilerlememiz mümkün değildir.

Daha keskin bir ifadeyle söylersek;

Sen dünkü sensen sen değilsindir.

YORUM EKLE