08.03.2020, 11:15 596

KORKU VE ÇARESİZLİK ANINDA ALLAH’I HATIRLAMAK

İnsan yaratılışı gereği kendisinden üstün çok yüce ve sonsuz bir gücün varlığını kabule eğilimlidir.

Kendi varlığının ve evrenin üstünde hâkim bir kudretin varlığını hissetmek insanın benliğinde doğuştan mevcuttur.

Bu kabiliyet/fıtrat Yüce Allah tarafından insana verilmiştir. Ancak, fıtratın yolunu bulmasını engelleyen iç ve dış faktörler vardır. İnsanlık tarihi fıtrat ile onu engelleyen duygusal, düşünsel ve toplumsal faktörler arasında geçen mücadelelere sahne olmuştur.

Üzerinde yaşadığımız dünyanın her tarafında tabiat olaylarıyla karşı karşıya gelme ihtimali vardır. Depremleri, su baskınlarını, yer kaymalarını, şiddetli kasırgaları, bulaşıcı hastalıkları, trafik kazalarını, yangınları, kuraklıkları buna örnek gösterebiliriz.

Her insan deprem anında çaresiz kaldığında, deniz dalgalarına ya da sel sularına kapılıp çırpınmaya başladığında, bir hastalığa tutulup bütün tedavi yollarının sonuçsuz kalması durumunda, uçak arızalanıp düşme tehlikesi baş gösterdiğinde normal güçlerin üstünde bir güce yönelip yardım diler. O güce sığınma ihtiyacı hisseder.

Dünyada insanın başına pek çok felaket ve musibet gelebilir. Kendini, güçsüz, zayıf ve çaresiz hisseden insan, evrenin yaratıcısından imdat ve himaye ister.

Yaşanan bütün bu afetler insanda kaygı, korku, endişe, sıkıntı, çaresizlik gibi duyguları doğurur. Bu doğal felaketler karşısında insan doğasının iki farklı yönde işleyişine şahit oluruz. İnsan bolluk ve sevinç anlarında Allah’ı unutur.

Ama darlık anında insan yardıma muhtaç olduğunu, zayıflığını anlar. Felaketle karşı karşıya kalan insanda bir yerlere sığınma dürtüsü ortaya çıkar.

Eğer kişi Allah ile beraber başka tanrılara da tapan biriyse, zorda kaldığı, başı sıkıştığı anlarda inkârcılığı bir yana bırakarak saf bir niyetle O’na yönelir, düştüğü durumdan kurtarması için yalvarır:

İnsana bir zarar geldiği zaman, yan yatarak, oturarak veya ayakta durarak (o zararın giderilmesi için) bize dua eder; fakat biz ondan sıkıntısını kaldırınca, sanki kendisine dokunan bir sıkıntıdan ötürü bize dua etmemiş gibi geçip gider. İşte böylece haddi aşanlara yapmakta oldukları şeyler güzel gösterildi. [Yunus: 12]

Allah fikrine düşman olan, tanrı tanımaz kimseler bile, sıkıştıkları ve başka şeylerden ümit kestikleri zaman zorunlu olarak Allah’a dua eder, niyazda bulunurlar. Kendilerini kuşatan musibet ve felaketler karşısında O’ndan yardım isterler:

Nimet olarak size ulaşan ne varsa, Allah'tandır, sonra size bir zarar dokunduğunda (yine) ancak O'na yalvarmaktasınız.”

“Sonra sizden zararı kaldırdığında, sizden bir grup (hemen) Rablerine şirk koşar.” [Nahl: 53-54]

Mekke’yi yedi uzun yıl etkisi altına alan ve bütün Kureyş’in burnunu yere sürten o korkunç kıtlık, tabiatıyla bu, put ibadetine bir darbe vurmuş ve Allah'a ibadete sevk edici bir dürtü olmuştu. Nihai çaresizlikleri onları Allah'a müracaat etmeye ve yardım için yakınmaya zorlamıştı. O kadar ki Ebu Süfyan şöyle bir ricayla Resulullah (s.a.v.)’e yaklaşmak zorunda kaldı:

"Lütfen Allah’a dua et de üstümüzden bu belayı kaldırsın."

Fakat kıtlık sona erip, yağmurlar yağmaya ve refah avdet etmeye başlayınca yine isyana başladılar, kötü ameller işlediler ve müminlere karşı düşmanlıklarını yeniden başlattılar. Böylece Allah'a dönen kalpler yeniden O’nu ihmal etmeye başladı.

Bu durum bütün insanlar için geçerlidir. İşte felaketin yaşandığı ve çaresizliğin hissedildiği anlarda insanın yardımına din yetişir, bu gibi durumlara dinin yardımıyla göğüs gerilir.

Ancak insan, rahata ve huzura kavuştuğu zaman da bu sıkıntıları unuttuğu gibi Allah’ı da unutur.

Kur’an, korku ve çaresizliğin insanda doğal inanma kabiliyetini uyandırdığını ve bu şartlarda insanın Allah ile ilişkisini sürdürmeye söz verdiğini açıklar. Başına gelen sıkıntıyı atlatan insanın tekrar Allah’ı unutmasını ise bir tutarsızlık olarak niteler:

“De ki: ‘Gizli ve açık olarak; ‘Bizi bundan (bu güç durumdan) kurtarırsa elbette şükredenlerden olacağız!’ diye O’na yalvarıp yakardığınız zaman, karanın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarıyor?”

“Deki: ‘Ondan ve bütün sıkıntılardan sizi Allah kurtarıyor, sonra siz yine O’na ortak koşuyorsunuz!” [En’am: 63-64]

Kur’an, tehlikenin yaşanmadığı anlarda da insanı koruyup gözetenin Allah olduğuna, tehlike anında olduğu gibi, başka şartlarda da Allah’a yönelmek gerektiğine işaret eder:

“Sizi karada ve denizde yürüten O’dur. Gemide olduğunuz zamanı (düşünün); Gemiler, içinde bulunanları hoş bir rüzgârla alıp götürdüğü ve (yolcular) bununla sevindikleri sırada, birden gemiye, şiddetli bir kasırga gelip de, her yerden gelen dalgalar onları sardığı ve artık kendilerinin tamamen kuşatıldıklarını (bir daha kurtulamayacaklarını) sandıkları zaman, dini yalnız Allah’a hâlis kılarak O’na şöyle yalvarmaya başlarlar: ‘Ant olsun, eğer bizi bundan kurtarırsan, şükredenlerden olacağız.’

“Ama (Allah) onları kurtarınca hemen yeryüzünde haksız yere taşkınlık yaparlar. Ey insanlar taşkınlığınız kendi aleyhinizedir. Sadece fani dünyanın zevkinden (başka bir şey elde edemezsiniz). Sonra bize dönersiniz, biz de size bütün yaptıklarınızı haber veririz.” [Yûnus: 22-23]

Allah nimet verdiği zaman insan şımarır, kendisine nimet vereni unutur ve O’na şükretmez. Allah’ı anmaktan ve O’na dua etmekten uzak durur.

“İnsana bir nimet verdik mi yüz çevirir; yan çizer. Ona bir şer dokundu mu yalvarıp durur.” [Fussilet: 51]

Kur’an, çoğu kimselerin sergilediği tutarsız ve çelişkili tavra dikkat çekerek, insanları vahiy aracılığıyla uyarır:

Kendilerine verdiğimiz (nimete ve kendilerini sıkıntıdan kurtarmamıza ) karşılık nankörlük etsinler. Öyleyse eğlenin, yakında bileceksiniz.” [Nahl: 55]

Evet, insan çaresizlik anında Allah’tan başka her şeyden ümidini keser, O’na hiçbir şeyi ortak koşmamaya söz verir, daha önce taptığı putları bir yana bırakır, Allah’a ortak kabul ettiği varlıkları unutur, aklına getirmez.

Çaresizlik anında insanın Allah’a yönelişi, yalvarışı yapmacık değildir. Kur’an, çaresizlik ve korku anlarında en katı inançsızların bile bütün samimiyetlerini ortaya koyarak, kulluğu yalnız Allah’a özgü kılarak, içtenlikle O’na yöneldiklerini tekrar tekrar ifade eder.

İşte bu fıtratın ortaya çıkmasını engelleyen durumların aşıldığı, gerekli özgürlük ortamının sağlandığı anlardır. İnsanın başına gelen tehlikeler fıtratın uyanmasına imkân tanıyan faktörlerdendir. Bu gibi durumlarda insanın doğasında var olan iman ortaya çıkar.

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 14 Ağustos 2022
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 2 6
2. Trabzonspor 2 6
3. Gaziantep FK 2 4
4. Başakşehir 1 3
5. Alanyaspor 1 3
6. Beşiktaş 1 3
7. Giresunspor 2 3
8. Antalyaspor 2 3
9. Galatasaray 2 3
10. Kayserispor 2 3
11. Fenerbahçe 1 1
12. Konyaspor 1 1
13. Ümraniye 2 1
14. Ankaragücü 2 1
15. Sivasspor 2 1
16. Hatayspor 1 0
17. Karagümrük 1 0
18. İstanbulspor 2 0
19. Kasımpaşa 1 0
Takımlar O P
1. Bodrumspor 1 3
2. Samsunspor 1 3
3. Boluspor 1 3
4. Eyüpspor 1 3
5. Altınordu 1 1
6. Gençlerbirliği 1 1
7. Keçiörengücü 1 1
8. Rizespor 1 1
9. Adanaspor 0 0
10. Bandırmaspor 0 0
11. Erzurumspor 0 0
12. Göztepe 1 1
13. Pendikspor 0 0
14. Sakaryaspor 1 1
15. Tuzlaspor 0 0
16. Denizlispor 1 0
17. Manisa Futbol Kulübü 1 0
18. Ö.K Yeni Malatya 1 0
19. Altay 1 0
Takımlar O P
1. M.City 2 6
2. Arsenal 2 6
3. Brentford 2 4
4. Tottenham 2 4
5. Newcastle 2 4
6. Leeds United 2 4
7. Chelsea 2 4
8. Brighton 2 4
9. Aston Villa 2 3
10. Nottingham Forest 2 3
11. Bournemouth 2 3
12. Fulham 2 2
13. Liverpool 1 1
14. Wolverhampton Wanderers 2 1
15. Leicester City 2 1
16. Southampton 2 1
17. Everton 2 0
18. Crystal Palace 1 0
19. West Ham United 2 0
20. M. United 2 0
Takımlar O P
1. Villarreal 1 3
2. Osasuna 1 3
3. Real Sociedad 1 3
4. Celta Vigo 1 1
5. Espanyol 1 1
6. Barcelona 1 1
7. Rayo Vallecano 1 1
8. Almeria 0 0
9. Athletic Bilbao 0 0
10. Atletico Madrid 0 0
11. Elche 0 0
12. Getafe 0 0
13. Girona 1 1
14. Mallorca 0 0
15. Real Betis 0 0
16. Real Madrid 0 0
17. Valencia 1 1
18. Sevilla 1 0
19. Cadiz 1 0
20. Real Valladolid 1 0
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@