KURAN MEALLERİ VE SIKINTILAR

1990 da İslama Kuranı inceleyerek iman ettiğimden beri islamı bütünsel olarak anlamaya yönelik bir gayretin içindeyim.
İçinde bulunduğum topkumun din anlayışı ile Kuran'dan okuyup anladıklarım arasındaki zıtlıklar ve yorum farklarını gördükçe hep huzursuz oluyorum.

Bu huzursuzluğu okuyarak aşmaya çalışıyorum.

Çünkü islamı Allahın indirdiği saf haliyle anlamakla emrolunmuşuz.
Herhangi bir konuda ihtiyaç hissettiğimde başvurduğum Türkçe meallerde ve tefsirlerde gördümki tefsirleri yazan kişilerin Ayetleri yorumlamaları ve Kurani kavramlara yükledikleri anlamın şeri mi yoksa sözlük anlamıyla mı ele alınması konusunda yaşadıkları kafa karışıklığından kaynaklanmış.
Örnegin temas kelimesini imam şafii nin şeri anlamıyla alması neticesinde kadına dokunma ve temasın abdesti bozduğuna hükmetmesi meselesi.
Diğer 3 mezhepte abdesti bozan şartlar temas konusunda şehvetsel niyete bakarken imam şafi ölü kadın bile olsa dokunmayı abdestin bozulması için sebeb görür.Temasta mübahlık şehvet varsa meşrudur eğer şehvet yoksa temas nasıl günah olabilir ki?Akıl büluğ olmayan yani şehveti olmayan o halde niye dokunabiliyor?Bu anlamı daraltmadır bana göre.
Kelimelere verilen farklı anlamlar okuyan insanların zihinlerinde farklı yorumlar doğurmuş ve başka bir din algısı oluşmasına sebeb olmuştur.Mezhep imamlarının yorumları mutlak doğru olarak algılanmış ve hiç farklı ele alınmamış.
Kuran'dan bir örnek ile açıklamak gerekirse Nisa süresi 34 deki Darabe fiilini örnek verebilirim.10 dan fazla anlamı olan bu kelimeyi meallerin çoğu dövmek anlamında almış ve diğer anlamlarını dikkate almayıp başka bir bakış ve yorum üzerine hiç düşünülmemis ve olduğu gibi ilk anlamıyla alınınca şöyle açıklanmış;
"Şiretliğinden memnun olmadığınız eşinizi önce uyarın olmazsa yatakta yalnız bırakın ve başka ikna yolları bulamadıysanız DÖVÜN" diye çeviriyorlar.
Bu kelimeyi dövün olarak çevirmek anlamı kısırlaştırmaktır.Çünkü darebe fiilinin serbest bırakmak boşamak güzel bir şekilde salmak,göndermek gibi anlamları varken ilk anlamını alıp ondan bir şiddet dili üretmek ve Allahın yüce ve temiz dinini şiddet üreten din olarak yansıtmak kabul edilemez.

Bayraktar bayraklı ve mustafa islamoglu eski klasik yorumları reddedip ayetin sonunu eğer yola gelmezlerse eşini güzel bir şekilde salınız yani boşayınız diye çevirirler.

Bu bakış bana daha isabetli geliyor.

Çünkü hiçbir yorum mutlak kesin doğru olamaz.
Peygamberimizin uygulamalarına baktığımda eşlerini asla dövmemiş hatta kocasının kendisini dövdüğünü söyleyen fatma binti kaysa sende ona tokat atacaksın dediği bile rivayet edilir.
Resulallah eşlerini dövmeyi hiç düşünmedi, fakat göndermeyi, çıkarmayı, yani boşamayı düşündü.

Düşündü çünkü Ahzap suresinin 28. ve diğer ayetleri Resulallah’a maddi sebeplerden dolayı isyankarlık yapan eşlerini boşamasını öneriyor dövmesini değil.

Allahın önerisi güzel bir şekilde salmak.

Yani darabe nin 2. manasını öneriyor.Döv demiyor. Dövmeyi önermiyor. Onun içindir ki Resulallah Buhari ve Müslim’de geçen sahih bir hadiste:

"İçinizden biri köle döver gibi eşini dövüp sonra da onunla yatağa yatabilir mi?"diyor.
Yani insan onurunu aşağılayıp sonra onunla nasıl yüzyüze bakabilir bir insan.
Dövmeyi kesinlikle yasaklayan bir başka hadis var.
– Allah’ın, -Kadınları kastederek- hizmetkarlarından birini hiçbir zaman dövmeyiniz.
Ebu Davud, Nesei, İbn Mace
Şimdi bunlar ortada iken, Resulallah eşlerini hiç dövmemişken darabe fiilinin öncelikli anlamı bütün bu deliller alt alta dizildiğinde ne olmalıdır diye düşündüğümüzde en doğrusunu Allah bilir darabe fiiline öncelikle ayetin içinde geçen Vadribuhünne’ ye eğer ikisini de yapmıyorlarsa yani bu iki çözümde sonuç vermemişse en sonunda ayırın,çıkarın anlamı, birincil anlama daha uygun görünüyor.
Çünkü Kur’an insan onurunu, insan onur ve haysiyetini ayağa kaldırmak için gelmiştir. Ayaklar altına almak için değil.

Dövmek bayanın şahsiyet ve varlığına yapılan en büyük hakarettir.Allah kulunu kocası da olsa önünde hakir kılmaz.

Onun için Kur’an ı insan onur ve haysiyetine yaraşır bir biçimde anlamak ve açıklamak gerekir.
Şimdi kadın için zulmün iki ayaklısı anlamına gelen bir kocayla, sonuna kadar beraber yaşayacaksın demek kadına ikram mıdır?Hayır. Böyle bir ikram olamaz.

Erkek için de aynı şey geçerli.

Yani hiçbir zaman eğer dişliler uyuşmuyorsa eğer bu yuva ayakta kalamayacaksa, eğer orada sevgi, merhamet, şefkat ve saygı kalkmışsa o ev bir cennet değil bir cehenneme dönüşmüşse, bir zindana dönüşmüşse bu aileye hala aile olarak tutmak her iki taraf içinde zulüm olacaktır. Onun için boşanma bu hallerde hayır olabilir.Ben bireysel olarak erkek ve kadının sabrını sonuna kadar koruyup yuvayı kurtarmalarından yanayım.Ama sabrı olmayana zulümden yana da değilim.Katolikler boşanmamak şartıyla evlenebiliyorlar.İsyerim de çalışan bir bayanın böyle bir evlilik kararı verirken içine düştüğü psikolojiye şahit olmuş ve islam için Allaha hamd etmiştim.Çünkü kız daha evlenmeden bunalıma girmişti.Ya maya tutmazsa diye bedbaht olmuştu.

Bu nedenle meallerden kaynaklanan yorumlarla dini kendimize işkence malzemesi olarak kullanmayalım.

Din kolaylıktır.Din Esenliktir.

Din Aklı kullanmaktır.

omerfarukugur_93@hotmail.com

 

YORUM EKLE