KÜRESEL YENİ DÜZEN

Bazen soruların ve cevaplarının tam ortasında otururken insan gerçeğin bütününü göremez. Sanki bizler de o durumdayız, kurulmakta olan yeni dünya düzenini göremiyoruz, anlayamıyoruz.

Birçok meselenin veya yeni şekillenen herhangi bir dinamiğin evveliyatı olduğundan meselelere tarihi perspektifden bakmanın daha doğru analiz olduğu söylenir. Fakat bu perspektif, on bin yıl mı olmalı, üç asır mı, son elli yıl mı? İnsan doğası ve ihtirasları için, bence, onbin yıla, güç dengeleri ve milletler mücadelesine ise hem kısa hem uzun geçmişten bakmak gerekecektir. Son 30 yıldaki uygarlık düzeyindeki değişim, geçmiş bazı bin yıllardaki değişiminden çok daha fazladır. Yani bu yüzyılda bir ''on yıl'', geçmiş çağların ''bir yüzyıl''ından daha büyük değişim içermektedir.. Milletler mücadelesine hala birçok analist, ya çok kısa zaman dilimden ya çok uzun perpektiften bakmaktadır. Tek zaman diliminden bakmak, hatalı bir yaklaşım olacaktır. Mesela M.Ö. 500 ile M.S. 500 arasında teknolojinin ve uygarlığın düzeyinde çok az bir ilerleme vardır ..M.S. 500 ile M.S. 1500 arasında da bu böyledir. Fakat 1900 senesi ile 2000 senesi arasında muazzam fark vardır. 1700 ile 1900'lü yıllar arasında da böyle..Yani yakın zamandaki yüzyıllık bir zaman dilimindeki değişim, geçmişteki bin yıldan daha büyük farklar içermektedir. Binlerce yıl boyunca korunan kimi kimliklerin veya dillerin son 50 yıl gibi bir peryotta unutulur hale gelmesi bu nedenledir. Tarih tekerrürden ibarettir tezi yeni dinamikler nedeniyle birçok konuda artık tekerrür etmeyecektir..Endüstri devrimi tarihin akışını komple değiştirmiştir.Teknoloji ve iletişim çağı, kültürel asimilasyonu anormal düzeyde hızlandırmış ve 1789 fransız devrimiyle başlayan milli kimlikleri elde etme hırsının, nüfus olarak az olan toplumlarda, etnisitelerde, milletlerde zayıflayacağını ve bu şekilde bağımsız olmuş milletlerin bile hızlı bir erime sürecine gireceği dönemdeyiz. Yani kendi kimliğini oluşturmak için mücadele veren kimi toplumların artık kendi kimliklerini, kendi elleriyle teslim edeceği ve kendi kimliklerini çağın gereği olarak kendi rızalarıyla terkedeceği bir döneme girmiş bulunmaktayız. Bu notu buraya düşmemin nedeni yazının devamında kendiliğinden ortaya çıkacaktır.

Dünyamızı Değiştiren Yeni Dinamikler

Yeni dönemde farklı coğrafyalarda farklı oluşumlar gözlenecektir. Refah seviyesi yüksek toplumlar ile fakir toplumlarda farklı dinamikler etkin olacaktır. Zenginleşen toplumlarda konsolidasyon, fakir devletlerde balkanlaşma gibi..

1- Teknolojinin el değiştirmesi ve gelişmiş ülkelerin tekelinden yeni gelişmekte olan ve belli ölçeğin üzerindeki ekonomilere transferi
2-Yeni güç merkezleri

3-Kültürel asimilasyonun anormal düzeyde hızlanması, yerel kimlik sayısında azalma ve ortak kültür havuzlarının oluşumu

4- Başarısız devletler

5-Toplumsal bağlar zayıflarken şiddet içeren ideolojilerin taraftarında artış; terörün her ülkede görülebilecek kadar yaygınlaşması, sıradan hale gelmesi ve toplumların veya devletlerin birbirine karşı silah gibi kullanması

-Kutuplaşma
Kutuplaşma, yeni güç merkezlerinin doğuşu ve beraberinde yeni aktörlerin eski düzenin değişmesini istemesi neticesinde çıkan bir süreçtir. Yeni güç merkezlerinin isteğine eski güçler çoğunlukla karşı çıkacaklar, kendi çıkarlarının sürekli olmasını arzu edeceklerdir. Yeni güç merkezleri, kendi aralarında da güç çatışması yaşayacaklardır. Global güç olarak hiçbir ülkenin tek başına karar verip, tek başına hareket etme yeteneği olmayacağından çıkarları paralel olanlar ile zıt olanlar ayrı ayrı gruplaşacaklardır. Yeni grupların güç gösterisine sahne olarak da çoğunlukla yerel çatışmalar olacaktır. Doğal olarak, çözülmesi mümkün çatışmalar bile çözülemeyecek hale gelecektir. Öte yandan bu ülkeler, yeni yerel çatışmaların oluşumunu da teşvik edecek, yeni sorun alanları da yaratacaklardır. Böylelikle, yerel aktörlerin de katılımı ile kutuplaşma daha fazla aktörü de içerecek şekilde daha geniş alanlara yayılacaktır.

Büyük güçler ayrışırken küçük ülkeler de giderek bu iki kutup arasında bir gruba dahil olmaktadır. Azerbaycan birinci gruba , Ermenistan ikinci gruba gibi.

  • Yerel kültürler dendiğinde ilk 20-30 ülkenin kültürü akla gelecek ve diğer kavimlerin, nüfusça az toplulukların vb. kültürleri ise bu kültür havuzlarının içinde eriyerek yok olacaktır.
  • Soğuk Savaş sonrasında; Amerikan hegemonyasında tek kutuplu düzenden veya ABD liderliğindeki Batı ile Rusya/Çin arasında bir kutuplaşma ihtimalinden söz ediliyordu. Ancak yaşanan gelişmeler, Doğu-Batı şeklinde iki kutuplu değil, çok kutuplu dünya düzeni ihtimali daha ağır basmakta.
  • Yaşanmakta olan ticari harpte dikkatleri en çok celbeden husus, Batılı devletler arasındaki derin bölünme olarak karşımıza çıkıyor. Soğuk Savaş bittiğinden bu yana, Avrupa ve Amerika hiç bu kadar karşı karşıya gelmemişti.
  • Bu da, Avrupa Birliği içinde daha fazla entegrasyona ve hatta AB’nin NATO’ya alternatif askeri ve savunma tedbirleri almasına yol açması çok kuvvetle muhtemel.
  • Avrupalı yetkililer, hiç olmadığı kadar ABD aleyhinde beyanatlarda bulunmaktalar. Karşılıklı atışmalar gösteriyor ki, ABD/İngiltere – Almanya/Fransa arasındaki rekabet düşmanlığa kadar gitme potansiyeli taşımakta.
  • İngiltere’nin AB’den ayrılmış olması da; dünya dengelerini değiştiren mühim unsurlardan.

En önemli gelişme, zirvedeki güç merkezlerinin elinde giderek hızlanan ve yer yüzündeki bütün yaşamı etkileyecek teknolojik gelişmelerde yaşanmaktadır. Bunun popüler ortamda daha çok askeri uygulamalarını biraz duymakta ve tahmin etmekteyiz. Bir temel yanılgı da geleceği planlarken, hep biz direksiyonda olacakmışız gibi düşünmemizdir. Halbuki geleceği düşünürken yarınları emanet edeceğimiz gençliğin bugün ne gibi etkiler altında olduğunu, nasıl yaşamak istediğini ve geleceğe nasıl bakabildiğini de çok iyi bilmemiz ve anlamamız gerekmektedir.

Görüşmek Dileğiyle ………..

YORUM EKLE