YALAN SANATI

Dünyada en çok yalan söyleyen milletler sıralama yapılmış. En çok yalan söyleyen milletlerin hemen hepsi fakir ülkeler. Ya da devlet zengin ama halkı fakir ülkeler.

En az yalan söyleyen ülkeler genellikle gelişmiş, refah düzeyi oldukça iyi ülkeler. Yine yalanın az olduğu ülkelerde adaletin, sosyal refahın büyük etkisi olduğu gözlenmiş.

Bu demektir ki, toplumsal ahlak biraz da adalet ve refah durumuna göre değişkenlik gösterir.

Gelelim bize… Acaba biz çok yalan söyleyen bir millet mi olduk? Olduysak neden olduk.

Evet maalesef yalan toplumda oldukça yaygın. Yalan hastalığı bütün benliğimizi sarmış. Bir kere adalet sistemimizde doğruyu söyleyen yanıyor. İlla olmayan şeyleri uyduracaksın ki, kurtulasın.

Yalan yaşam alanları ve mesleklerde zirve yapıyor. Bizim kültürümüzde en güvenilir kesim olan esnaf, tam bir yalan ticareti ile işi götürüyor. Kimse alınmasın beyler görünen köy kılavuz istemez. Elbette hepsi aynı değil. İçlerinde hala esnaf şerefiyle yaşayan insanlar çok. Ama artık bu sayı bir istisna sayısı olacak kadar azaldı. İstisnalar da kaideyi bozmayacağına göre yazık o bir avuç namuslu kalmayı başaran esnafa.

Yazık , doğruyu söylediği halde kaybolan güvenden dolayı sözüne inanılmayan güzel insanlara…

Allah o esnafın eksikliğini vermesin Allah onların rızkını helal ve bereketli eylesin.

Diğerleri, yani ne yazık ki yüze sekseni artık ticareti tamamen doğru olmayan sözlerle devam ediyor. Aldığı malın fiyatını yüksek söylemek, pahalı sattığı malın neden pahalı sattığını söylerken yemin etmeyi bir alışkanlık haline getirmek artık iyice yaygınlaştı.

Hatırlar mısınız bilmem, eskide bir yerden bir mal alınacağı zaman bir esnaf kefil gösterilmesi istenirdi. O esnaf evet dediğinde diğer esnaf hiç tanımasa da malı verirdi. Çünkü esnaf sözüne itimat edilen bir kesimdi. Toplumda sevilir sayılırdı. Saygı gösterilirdi.

Dikkat ederseniz –dı diyerek geçmişten bahsediyorum. Bugün böyle insan parmak gösterilecek kadar az.

İyi ve dürüst esnafın azalmasında büyük iş merkezlerinin kurulması küçük esnafın yok olması da büyük payı var. Bakkal yerine market, terzi yerine alabildiğine giyim mağazası türedi. Pantolonun bir paçasını düzeltmeye yer bulamıyorsun. Ayakkabıyı tamir edecek yet yine nerdeyse yok olacak.

Zaman değiştikçe insan da değişiyor. Zamanla rahmetli babam Atep’e giyim eşyası almaya gitmiş. Yolda parasını çaldırmış. Fakat çaldırdığından haberi yok. Alacaklarını alıyor, paket yapıyor, elini ceketin cebine atıyor ve öylece kalakalıyor. Cüzdan yerinde yok.

Eli cebinde kaldığını gören toptancı esnaf tahmin ediyor. Babam, aldığı eşyelerı iade ediyor. Fakat esnaf kabul etmiyor. Al götür paramı yollarsın, diyor.

Şimdi öyle bir şey olsun bakalım, kim malını beş kuruş almadan verir?

Gerçi vermemekle haklı. Zaman öyle bir zaman ki, kimse sözünde durmuyor. Giden geri gelmiyor. Şunu demek istiyorum; Zaman bile yalan halkasının bir aktörü olmuş. Artık yalansız bir dünya yok.

Her şey yalan üzerine kurulmuş. Bu nedenle bazen insan kendi kendine soruyor; Ben var mıyım, yoksa ben de mi yalanım?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bilal Civelek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günışığı Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günışığı Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günışığı Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günışığı Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İstikrar Değişim Hizmet Elazığlılar Siz seçime nasıl gideceksiniz?