Harput; sancaktan eyalete, eyaletten nahiyeye

Osmanlı döneminde idari bakımdan en fazla değişikliğe uğrayan yerleşim yerlerden biri de Harput’tur.

Harput, Osmanlı hâkimiyetine katıldığı 1516 yılından itibaren 19. yüzyılın sonlarına kadar Diyarbekir eyaletine tabi bir sancak olarak kalmıştır.

Diyarbekir eyaletine tabi bir kısım sancaklar 16. ve 18. yüzyıllar boyunca yurtluk-ocaklık veya hükümet statüsü altında mülkiyet üzere tasarruf edildiği halde, Harput daima klasik bir Osmanlı Sancağı olma özelliğini korumuştur.

Harput Sancağı’nın yurtluk-ocaklık veya hükümet olarak tevcih edilmemesinin sebebi ise, Osmanlı öncesinde tek bir sülalenin elinde bulunmayışı ve kuvvetli bir aşiret yapısının mevcut olmayışıdır.

Harput’taki aşiretler, birkaç küçük cemaatten müteşekkildir.

Harput’un eyalet haline getirilmeden önceki dönemde Maden-i Hümayun emaretiyle yakın bir ilişkisi olmuştur.

Maden-i Hümayun’un kuruluşunu takiben atanan Diyarbekir valilerinin aynı zamanda Maden-i Hümayun Emiri olarak da atanmaları, yine bu bölgenin yani Ergani ve Keban Madenlerinin tam ortasında kalan Harput’un önemini de arttırmıştır.

Nitekim 19. yüzyılın ilk çeyreğinden sonra artık Diyarbekir valiliğine atanan valiler, idare merkezi Diyarbekir olmakla birlikte genellikle Diyarbekir’de değil Harput’ta oturmaya başlamışlar.

Bu da Harput’un 1845/1846 tarihinde Eyalet haline gelmesinde önemli bir rol oynamıştır.

Harput, Maden-i Hümayun Emaneti kurulmadan önce Sancak Beyleri tarafından idare edilmiştir.

1845 yılına kadar bu idari yapısını sürdürmüştür.

20 Eylül 1845 tarihli fermandan anlaşıldığına göre, Harput’a bağlı bütün kazalar ile Maden-i Hümayun’un bazı kazaları Diyarbekir eyaletinden ayrılarak Harput’a bağlanmış ve Harput ayrı bir mutasarrıflık haline getirilmiştir.

Bu tarihten kısa bir süre sonra 1 Nisan 1846 tarihinde Harput müstakil bir eyalet haline getirilmiştir.

Osmanlı devlet ve vilayet salnamelerine göre Harput’un idari yapısı şöyledir:

1516 - 1845/6 yılları arasında Diyarbekir Eyaleti’ne bağlı sancak,

1847-1860 yılları arasında vilayet/eyalet,

1861-1862 yılları arasında Diyarbekir vilayetine bağlı mutasarrıflık/sancak,

1863-1883 yılları arasında tekrar vilayet,

1884-1899 yılları arasında ikinci belediye,

1900 - 1926 tarihleri arasında Ma’muratü’l-Aziz’e bağlı kaza,

1927 yılından sonra nahiye olmuştur.

Harput, günümüzde ise Elazığ vilayetinin mahallelerinden biridir.

Bu dönemler hakkında Ma’muratü’l-Aziz vilayet salnamelerinde ise şu bilgiler verilmektedir:

“Sonraları Harput, Malatya, Dersim ve Ergani sancaklarını tümü bir müddet Diyarbakır ve Urfa’ya kadar genişleyen bir daire olduğu halde daha sonra azalarak ilk teşkilat vilayette mutasarrıflık ile Diyarbakır vilayetine katılarak 1292 (1875) tarihinde müstakil mutasarrıflık ve 1296 (1879) tarihinde vilayet olmuştur. Şu anda ihtiva ettiği dairenin merkezi olan Ma’muratü’l-Aziz sancağıyla Malatya livasından ibaret olup Ma’muratü’l-Aziz sancağı ise Harput, Keban Madeni, Arabkir, Egin kazalarını ve Malatya sancağını dâhil Malatya, Akçadağ, Kâhta, Besni ve Hısn-ı Mansur (Adıyaman) kazalarını içine alır.

Bu sebeple Harput şehri ikinci belediye dairesi ismiyle doğrudan doğruya merkez vilayet idaresinde bulunduğu halde 1315(1897) tarihinde hazreti padişahın yüksek iradesiyle ayrıca kaza olarak teşkil olunmuştur.”

Bu idari yapı içinde Harput Merkez sancağı ile birlikte sancak sayıları zaman içinde değişikliklere uğramıştır.

1850 ile 1867 yılları arasında Harput’un eyalet/vilayet olduğu dönemlerde 1312/1834 tarihli salnamesinde yayınlanan haritaya göre Harput’un sınırları; Erzurum, Sivas, Halep, Urfa, ve Diyarbekir vilayetleri ile çevrilidir.

Bu dönem içinde çeşitli değişikliklerle birlikte Harput’un sancakları ve bu sancaklara bağlı kaza ve nahiyeleri şunlardır:

1. Harput Merkez Sancağı

Harput merkez Behraman, Herdi, Aluçlu, Ömeranlı, Alyan, Zeyve, Parçikân nahiyeleri; Arapgir kazası ve Zile nahiyesi; Çemişgezek kazası; Egin kazası ve Şadi nahiyesi.

2. Malatya Sancağı

Akçadağ kazası; Şiro kazası ve Bucak nahiyesi, İzoli Aşireti, Belyan Aşireti nahiyeleri.

3. Dersim Sancağı

Hozat, Kuzican, Ovacık, Mazgirt kazaları ve Kuçköprü Aşireti, Kuruçay, Kemah, Gercanis nahiyeleri; Çarsancak kazası ve Sağman nahiyesi.

4. Ma’den Sancağı

Ergani kazası Vahderan, Çermik ve Çüngüş nahiyeleri; Egil kazası; Palu kazası Çapakçur/Bingöl, Meneşkut/Solhan ve Karabegan nahiyeleri; Keban Madeni Kazası Çarşancak, Sağman, Pertek, Arguvan ve Ebu Tahir nahiyeleri; Hekimhan kazası Derbend, Hasan Çelebi ve Ayvalıdere nahiyeleri.

5. Besni Sancağı / Siverek Sancağı

Gerger kazası, Hısn-ı Mansur kazası, Kahta kazası Samsad, Çakallı, Atmalı ve Piruş Aşireti nahiyeleri; Besni kazası Hüveydi, Elyatlı ve Reşani aşireti nahiyeleri.

6. Hısn-ı Mansur Sancağı

Besni, Samsad, Gerger kazaları.

[Kaynak: Süleyman Yapıcı, Salnamelerde (Harput-Ma’muratül Aziz-El’aziz) Elazığ, s. 53-56.]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Süleyman Yapıcı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günışığı Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günışığı Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Günışığı Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günışığı Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinde Oyunuzu Hangi İttifaktan Yana Kullanacaksınız?
Tüm anketler