NEREDE VEYA NEREDELER

Hemen her zaman olmasa da çoğu zaman der dururuz insan yaratılan mahluklar içerisinde Eşrefül Mahlukat olandır, yani mahlukların en şereflisidir diye.

Ol deyince olduran, Yeri göğü sevgi- şefkat ve merhameti ile yaratıp donatan, Varlığından haberdar kılan Mevla, Bir diğer ifade ile Cenabı Allah;

Kainatı yukarıda ifade ettiğimiz üzere bir takım özellikler ve güzelliklerle yaratırken yarattıkları içerisinde özel ve güzel olup Eşrefül Mahluk olan insanın, insanların bunlardan istifade edip yeryüzünde var olan güzellik ve özellikleri insanca zenginleştirsin ve kardeşleriyle insanca paylaşsın, yok etmesin ve egoistçe davranıp hep benim olsun demesin diye yaratmış.

Yaratılanları zenginleştirip hem dünyevi ve hem de ahrete ecir olarak kalıcı olanları götürmeye vesile olacak hizmetlerde bulunmayı, yani üretici olmayı tamamen tüketen, hatta ve hatta hep ben deyip insana, insanlara, insanoğluna zulmedip yok etmesin diye insana akıl-fikir vermiş ve gösterici rehber olarak ta ayetler indirmiştir.

NEREDE VEYA NEREDELER

Bugün içinde bulunduğumuz ortama baktığımızda geçmişten farklı mı, niye-nasıl-niçin ve neden farklı diye cevaplanmaya muhtaç bir takım sorular insanın aklına gelmiyor değil doğrusu.

Tabi bu ve benzeri bir takım sorular aslında kişi ve kişilerin kendi kendine olmakla beraber bulundukları ortamda ve de eğitimin bir parçası olarak okullarda munazara konusu olarak zaman zaman tartışılıp sorulmalı.

Sorulmalı ki;

İnsanın, insanların ne yaptığı,

Neler yaptığı,

Ne ve neler yaptığının amaç ve gayesinin ne olduğu konusunda aydınlansın ve aydınlatılsın 7 Ekim 2023 tarihinde başlayıp bugünümüze kadar devam eden adı konmamış, amaç ve gayesi az çok bilinse de genel anlamda pek bilinmeyen, bilinmezler sınıfından olan Ortadoğu’ da birilerinin oyun ve tezgahı ile kıvılcımı birileri tarafından örgüt olarak tanınan ve öyle lanse edilen Hamas tarafından İsrail’e karşı başlatılıp savaşa dönüşen ve eşi benzeri görülmemiş Katliam’ın müsebbibi İsrail’ in yaşattığı bir vahşetin sebebinin net bir şekilde aydınlatılması gibi…

Biz bunun sebebini kendimizce az çok biliyor ve anlıyoruz. Bu hususu daha önce yani ateşin kıvılcımının atıldığı ilk gün anlamış olmamızdan ötürü açıklamış ve ifade etmiştik her ne kadar birileri tarafından Komplo Teorisi olarak ürettiğimiz düşünülse de.

Yukarıda ifade ettiğimiz üzere Ortadoğu’da ilk kıvılcımın Hamas tarafından atılıp İsrail’in de misliyle karşılık verdiği, bu yetmezmiş gibi çoluk çocuk-hasta ve yaşlı- insanlık görevi tartışılmaz sağlıkçılar ve masum siviller demeden top yekün bir Katliam’ a dönüşen savaşın ana amaç ve gayesi bölgenin dengesini bozmak ve değiştirmektir. Bölge ülkeleri ve bu ülkeler içerisinde asırlar öncesi İslam’ın hamisi olarak bayraktarlığını yapan Cennet Vatan ülkemiz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ ni savaşın içine çekmek ve daha büyük bir savaşın başlamasını sağlamaktı.

Ama görüldüğü üzere dünyada olmasa da bölgesinde istihbarat noktasında birinci denilecek ölçüde olan İsrail, Hamas tarafından yapılan ateşin farkında olmadığını söylemekte. Bununla yetinmeyip komşu ülkeleri, özellikle de Türkiye’ yi olmadık şekilde tahrik edip savaşın içerisine çekmek için var gücü ile karşılık vererek her geçen gün bunu daha şiddetli bir şekilde uygulayarak katliama dönüştürmüş bulunmakta.

Şimdi soruyoruz asıl sorumuzu, sorularımızı:

Daha önce ifade etmiştik bunun bir oyun ve tezgah olduğunu ve bunun asıl amacının, yani Küdüs’ ün işgali ile üç dinin temsil merkezi ve Müslümanların ilk Kıblegahı Mescidi Aksa’ nın işgaliyleTürkiye Cumhuriyeti’ ni savaşın içine çekip Türkiye’nin 100. yılına selametle girmeyip kendini bir girdabın içinde bulup 100 yıl önce 7 düvel dediğimiz Haçlı Zihniyeti’ nin aldığı ve o günün şartlarında Türkiye’ye kabul ettirilen kararların devam etmesi. Yani ekonomik ve teknolojik olarak bağımsızlığımızı kazanamayıp bağımlı kalmamız ile beraber İslam bayraktarlığımızı bitirip Müslüman toplumunu, özellikle de bizleri yok etmek olduğudur.

Şimdi;

Az çok bilinse de yine soralım İstihbaratı çok kuvvetli olan İsrail’in istihbarat zafiyetinin sebebi ne ola?

Böylesi olmadık bir savaş başlarken durdurulmaması veya Avrupa Birliğinin sessiz kalışı ile Abd’ nin tam destek vermesi ne anlama geliyor?

İran- Rusya ve Çin nerede?

Sınır ötesi harekatların durdurulması ve bağımsızlık adına Rusya ile savaşa girip Avrupa Birliğinin tümüyle desteklediği, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak ta Arabulucu rolünü üstlenip üzerine düşeni fazlaca yaptığı Ukrayna’ nın vermiş olduğu mücadelesinin Rusya-İran anlaşmasıyla unutturulması ile yine Rusya-İran anlaşmasıyla olası Güney Azerbaycan konusunun gündeme gelmemesi mi sebeplerden biri?

Bu vahşet ve katliam sürerken ülkemizin hemen her şehrinde başlayan mitinglere-mitinglerde atılan sloganlara rağmen Abd-İsrail ve Ağababaları İngiltere mallarına neden köklü bir boykot uygulanmamakta?

Miting ve mitinglerde atılan sloganların elbette caydırıcılık noktasında azda olsa etkin rol oynadığı bir gerçek.. Bu bir gerçek ama asıl gerçek mitinglerde atılan sloganlar sonucu kimse kahrolup yok olmuyor ve bilakis taraflarının çokluğundan öte ekonomisinin güçlülüğü ile güç kazanıyor. Bu nedenle neden Biz Aziz Türk Milleti olarak üretici olamıyor veya olma yolunda gayretkeş olamıyor ve gerekli adımları atmıyor ve atamıyoruz hele de Müslüman toplumunun genelince?

Geçmişte ülkemiz üzerinde oynana oyunun bir parçası olarak Hırant Dink’ in öldürülmesi akabinde özellikle büyük şehirlerde yapılan yürüyüş ve mitinglerde Hepimiz Hırant’ız, hepimiz Ermeni’yiz diyenler nerede?

Niye O gün O sloganı atanlar dün ve bugün 40 yıldan fazla bir zamandır yaşadığımız terör eylemleri sonucu yitirdiğimiz evlatlarımızdan ötürü Hepimiz Türkiye’yiz ve Türk’üz ve de yine bugün için hepimiz Filistin’iz ve Filistinliyiz diye slogan atmıyor veya atamıyorlar?

Ülkenin ali menfaatleri doğrultusunda yapılacak bir işte istenmemesine rağmen zaruriyetten kesilen ağaçlar için boykot uygulayan, olmadık sloganlarla devlete hakaret edenler Katledilen masum insanlar ve özellikle genç fidan çocuklar birer birer öldürülürlerken nerede, neredeler? Neden ortalığı kasıp kavurmuyorlar ve insan haklarından bahsetmiyorlar?

Müslüman ülkeler, sözüm onlara kardeşlerimiz, ümmetin bir parçası oldukları söylenen Arap Liderler ve temsil ettikleri halk nerede ve ne kadar bu işin savunucularıdır?

Evet;

Daha daha bu ve benzeri nice sorular.

Akıllarda kalan düşündürücü ve cevabı beklenen birden fazla sorular.

Ha! Yanlış anlaşılmasın biz buradan kimseyi direk suçlamıyoruz ve bunu bazı devletlere, özellikle de Müslüman Kardeşlerimiz diye adlandırdığımız Arap düşmanlığı da yapmıyoruz. Bazı vicdanı sızlayan Yahudiler ve Hıristiyanlar tepki koyarlarken asıl tepki koymaları gerekenler neredeler ve neden sesleri çıkmıyor. Bir insanlık ayıbı olan açık seçik işlenen katliamı görmüyorlar veya görmemezlikten gelmekteler diye soruyoruz.

Yoksa sesleri çıkıyor, görüyor ve görmemezlikten gelmiyorlar da biz mi duymuyoruz veya göremiyoruz.

Sonuç itibariyle diyoruz ki; ortada bir savaş var ve bu savaş bir katliam ve soykırım niteliğinde bir savaş. Ancak ne yazık ki bir ayı geçen bir zaman diliminde ülke olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve millet olarak biz Türk milleti dışında etkin bir tepki koyan yok cılız söylemlerinden öte.

Allah elbette ki indirdiği dinin ve bu dinin bayraktarlığını yapmış ve yapmakta olan milletin sahibi olarak yanında. Buna inanmış ve iman etmişiz Elhamdulillah. Ancak Allah bir zenginlik olarak akıl-fikir ve izanda vermiş insanlar tarafından değerlendirilsin diye.

Gelin bunu değerlendirelim. Varlığımızı ve gücümüzü göstermek adına aklıselim bir şekilde mitingler düzenleyelim ve gerekli sloganları atalım atmasına ama bunlarla yetinmeyelim.

Ne yapalım? Üretici olalım. Üretici isek bunu geliştirip güçlenmemizi hızlandırıp meydana çıkıp kahrolsun felan filan dediklerimizin kahrolmasını seyredelim ama sadece hak edenlerin.

Günümüzde yaşanan ve yaşanmakta olan savaş esnasında hayatlarını kaybeden Filistinli mağdur kardeşlerimizin cümlesine rahmet, yaralılara acil şifalar ve sahiplerine olmakla beraber gerçek Müslümanlara da sabrı cemil diliyoruz.

Bu vahşet karşısında sessiz kalmayan milletimize, milletimizi temsil eden devletimize ve de insanlığı ön planda tutan dini- dili her ne olursa olsun gerçek insanlara,

Özellikle de devletimizin icra makamlarına teşekkür ediyor, bunun aksini düşünüp masum Müslümanlara destek olmayıp siyonist katliamına sessiz kalmanın yanında ülkemiz düşmanlarına methiye dizip selam gönderenleri de şiddetle kınıyoruz.

 

                                                                           AYETLER

*“Bunu ilâhlarımıza sen mi yaptın, ey İbrahim?” diye sordular. Enbiya:62

*İbrahim hayır dedi, Bu işi şu büyükler yapmıştır. Konuşabiliyorlarsa onlara sorun Enbiya:63

*Sonra kendi kendilerine dönüp, “Asıl haktan ayrılanlar sizlersiniz!” dediler. Enbiya:64

*Sonra başlarını öne eğerek bunların konuşamayacağını iyi biliyorsun dediler. Enbiya:65

 

 

                                                               GÜZEL SÖZLER

*Hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve çöküş vardır. Her ilerleyişin ve kurtuluşun anası hürriyettir. M. K. Atatürk

*Ne efsunkâr imişsin ah ey didar-ı hürriyet Esir-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esaretten. N. Kemal

                                                  

GÖNÜL HATASININ KURBANI  

Ne İbrahim’in İsmail’i

Ne de Hicaz’ın Hacer’iyim.

Ne Musa’nın Yed-i Beyza’sı,

Ne de Süleyman’ın Hüdhüd kuşuyum.

İsa’nın asası

Muhammed’in takvası

Hiç olamadım zaten…

Belkıs’ın yüreğindeki taht,

Züleyha’nın karşılıksız aşkı da değilim.

Sadece;

Hicran âşıklarının vuslatı

Pişman dervişlerin itirafıyım..

Dil sürçmesinin değil,

Ayak sürçmesinin kurbanıyım.

Bir de;

Göz hatasının değil,

Gönül hatasının…

Zeynel Abidin Başaran/ELAZIĞ

           NA’T

Sen gelmeden yaratıldı kâinat

Dendi zatına Eşref-ül Mahlûkat

Oldun Abdullah’tan, doğdun Amine’ den

Yetim kaldın süt emdin Halime’ den

Ahmed-i Mahmut’sun- Muhammed’ sin

Bize şefaatçi sensin,     YA RESÜL…

    Adın kondu Muhammed’ ul Mustafa

     Rehber oldun sen Alem ü Cihan’a

     Hira Vahi geliş mekânın oldu

     Peygamberlik burada zat’ın buldu

     Ahmed-i Mahmut’ sun- Muhammed’ sin

     Bize şefaatçi sensin,    YA RESÜL…

Mescid’ i Aksa’ da bindin Burak’a

Yükselerek vardın yedinci kata

Af diledin biz günahkar kullara

Namaz Hak ve farz kılındı burada

Ahmed’i Mahmut’sun- Muhammed’sin

Bize şefaatçi sensin,   YA RESÜL…

     Güneşin kavurduğu sıcak günde

     Güneş soğuktu sen ondan sıcaktın

     Zeyd’in kalbine hançer gibi saplanan

     Alnında parlayan ter damlacığı

     Ahmed’i Mahmut’sun- Muhammed’sin

     Bize şefaatçi sensin,    YA RESÜL…

Taşlandı Taif’’de Naif bedenin

Kur’ an nurunu bize saçtın diye

Veda Haccın ümmet’ en veda oldu

Ümmetin terk ümmet’ en zar oldu

Ahmed-i Mahmut’sun- Muhammed’sin

Bize şefaatçi sensin,   YA RESÜL…

     Atmış üçte ömrün vefa etmedi

     Hak vaki oldu zat’a Dar-ı Beka

     Yetim koydun Hasan ile Hüseyni

     Sen kainatı okuyan Peygamber

     Ahmed-i Mahmut’sun- Muhammed’sin

     Bize şefaatçi sensin,    YA RESÜL…

Görmeden iman eyledim ben sana

Görmek için her daim ettim iltica

Hakk’a namazda niyazda

Dileğim görmek Cennet’i Ala’da

Ahmed-i Mahmut’sun- Muhammed’sin

Bize şefaatçi sensin,    YA RESÜL…

Mehmet Dursun AKSOY/ Elazığ-Karakoçan

                                                                              

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Dursun Aksoy - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günışığı Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günışığı Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günışığı Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günışığı Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İstikrar Değişim Hizmet Elazığlılar Siz seçime nasıl gideceksiniz?
Tüm anketler