BİR AÇ VAR İÇİMİZDE

Ne yaparsak yapalım bir türlü doyuramadığımız bir aç var içimizde. Daha doğar doğmaz karnından düşünmeyen, ağlayan sızlayan, büyüyünce onun için çalıp çırpan bir aç var içimizde.

Açlık doğunca başlar, ölünce biter. Bu süre içinde bize yaptırmadığını bırakmaz. Bizi köle gibi gece gündüz çalıştırır, günde üç öğün ve ara öğünlerde atıştırma ile birlikte günün hemen her saati aklımızdan çıkmaz. Sabah kahvaltısı yapar, öğlen yemeğini hazırlamamızı ister. Öğlen yemeğini yer akşam yemeğinde ne yiyeceğini hesaplar.

Kısacası içimizdeki aç, bizi sadece uykuda rahat bırakır ama tok yatarsan rahat bırakır yoksa gecenin yarısında uykudan uyandırır.

Yolda giderken onu düşünürüz. Çalışırken onu düşünürüz.

Yarın ne yiyeceğini bilmiyorsan bizi gece uykumuzdan bile eder.

Beynimizi ele geçirdiği yetmiyormuş gibi, bir de bizden daha iyisini daha güzelini talep eder. Alma imkânımız yoksa para kazanma hırsını üzerimize salar. Helal haram demeden bir ömür rahat yemek içmek için bize yapmadığını bırakmaz.

Zaman zaman hırsızlık bile yaptırır. Çalıp çırpmanın usullerini öğretir. Daha fazla kazanmak için her yolu mubah kılar. Hatta hapislere bile düşürür. Sırf daha fazla yemek için.

İçimizdeki açı öyle sıradan bir duygu olarak algılamayın, ibadetimizi bile ele geçirir.

Abdest alırken çabuk davranmamızı ister. Namaza durduktan sonra dilimiz duaları okur ama aklımız hep yiyeceklerde olur.

Namaz kıldığımızı sanırız ama öyle değil. Namazda bizimle sohbet eder. Huşuyla kılmamızı engellemeye çalışır.

İbadet şeklen devam eder ama aklımız namazdan sonra yiyeceğimiz yiyeceklerle uğraşır.

Bazen kaç rekât kıldığımızı bile unutturuz. Hatta namaz biter ama biz nasıl kıldığımızı hatırlamayız.

Böylesine büyük bir düşmandır içimizdeki aç.

Daha fazla yemek için tartıda hile yapar, inşaatta malzemeden çalar. İhaleye fesat karıştırır. Onun hakkını yer bunun hakkını yer, dürüst olmak istemez.

Hayatımız ona hizmet etmekle geçer.

Gün gelir ayrılma vakti gelir kapıya dayanır.

 Ölüm yaklaştıkça o bizden uzaklaşır. Biz can çekişirken o, uzaktan bize kahkahalarla gülerek el sallar.

Geldiğimiz gibi gideriz demek yanlıştır. Gelirken temiz olarak gelmişizdir. Fakat içimizdeki aç bizi her renk boyaya, her günaha sokmuş olarak yolcu eder.

Peki bu içimizdeki “aç”ı durduracak bir şey yok mu?

Bu zalime dur diyecek bir yol bulunmaz mı?

Elbette var ama zor olduğu için yapmaya yanaşmayız.

İçimizdeki “aç”ın birinci düşmanı ilahi iradedir. İlahi iradeyi doğarken herkese verilmiştir.

Akıldan ayrıdır ve akıldan sonra yaratılmıştır. Ayrıca akıldan daha güzeldir.

Akıldan güzel olduğundan dolayı akıl onu beğenmez. İçimizdeki aç da onu sevmez ve dışlar.

 İlahi iradenin bulunduğu akla şeytan asla giremez.

Bu yazıyı neden kaleme aldım?

Bilmiyorum ama galiba şöyle bir geçmişe bakınca içimdeki aç bana çok yanlış işler yaptırmış gibime geliyor. Şu gibime geliyor sözü fazla aslında ama içimdeki aç bana yazdırdı.

Yani kısacası içimizdeki nefs desek daha iyi olurdu ama zaten siz anladınız.

NE güzel söylemiş Yunus Emre; “  Nefistir seni yolda koyan, yolda kalır nefse uyan.”

Allah hepinizin yolunu açık eylesin.

 

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bilal Civelek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günışığı Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günışığı Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günışığı Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günışığı Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İstikrar Değişim Hizmet Elazığlılar Siz seçime nasıl gideceksiniz?
Tüm anketler