MELODİNİN SESSİZLİĞİ

“..Ve her şey bittiğinde hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır.”

Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç’in o muhteşem sözünü yazıma girizgah yaparak başlamak istedim..

Şimdiki zaman derin bir susmak vaktiymiş meğer, dudaklar artık mühürlü zira haksızlık, zalimlik, merhametsizlik karşısında sessizliği görev bilenlerin dünyasındayız ne yazık ki..

Teknolojinin baş  döndürücü bir hızla dakika dakika ilerlediği bir dünyada hislerin kayboluşuna da tanıklık ediyoruz..

Modern teknoloji, modern hayat, modern iletişim, modern bilim bizleri kanatlarına almış uçururken çölleşmiş bir dünyanın tam ortasında kalmışız..

Bilgisayar sistemleri, cep telefonları, yolda yürüyecek boş yer bırakmayan arabalar, kilitlenen şehirler, göğe doğru yükselen uzun beton yığınları, son teknoloji silahlar ve demir kubbeler kuşatmış çevremizi.

Kuş cıvıltılarının siren seslerine karıştığı o keşmekeş yaşam tarzının içinde yitip giden körpecik bedenler..

Televizyon ekranlarında, gazetelerin üçüncü sayfalarında o kadar çok ölüm görmüşüz ki, el kol parçaları, kanlı vücutlar, insan feryatları, gözyaşı, silah sesleri, ambulans çığlıkları ve daha bilmem kaç yüz bebek cenazesi bile merhamet pınarlarının musluğunu açmıyor, açtırmıyorlar..

Sıcacık odanda sihirli aynadan dünyayı sana örettikleri gibi görmek kaderin, sus ve öylece kabul et..

Gülmeyi dayatan dizi filmlerdeki mecburi kahkaha efektleriyle mutlu olduğunu sanan şapşal..

Kahkahanı gizlemen nafile, sırıtmaktan dudakların donmuş, aman bana ne canım de gitsin.. Dünyayı sen mi kurtaracaksın!

Şimdi menzili bilmem kaç km. eden füzelerin hedefindeki masumların haykırışlarında kulağın tırmalansın, hıçkırıklarında boğul artık..

Gökyüzüne koca bir boşluk, havada sarı duman ve yoğun bir amonyak kokusu, sahi uçurtmalar vardı orada, onları uçuracak çocuklar da uçtu gitti..

Gülmenin, eğlenmenin, üzülmenin, korkmanın, erdemli olmanın, acının, tatlının, ekşinin, iyinin, kötünün, yalanın, doğrunun, güzelin, çirkinin hepsinin cılkını çıkardık.

Doğrudan, iyiden, güzelden, sevdadan, merhametten yana ne var ise şüphe ile karşıladık.

Şaşıracağımız, hayrete düşeceğimiz, insan olarak bizi gerçekten etkileyecek ne kaldı?

Yaşadığımız hayat bizleri otomatiğe bağlamış, sistem seni idare eder merak etme, hissiyatsız mekanik bir yaşam oh ne âla, neyi dert edeceksin ki..

Her şeyi komutla yapıyoruz. Denize girilecek, konsere gidilecek, şu kitap okunacak, bu elbise alınacak, bak burada oturacaksın, şu espride güleceksin unutursan sana kahkaha efekti hatırlatır merak etme.

Notası olan, duygusuz ve sessiz melodilerle avunmaya devam etmek ne acı..

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muharrem Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günışığı Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günışığı Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günışığı Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günışığı Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İstikrar Değişim Hizmet Elazığlılar Siz seçime nasıl gideceksiniz?
Tüm anketler