KİMLİK: İKİ SÜRGÜN ve ENTEGRASYON

Kaydet!

Kaydet, ilk sayfanın tâ en başına!

Nefret etmem insanlardan

Hiç kimseye saldırmam!

Ama aç kalınca

toprağımı gasp edeni çiğ çiğ yerim!

Kolla kendini, kork benim açlığımdan!

Kork benim öfkemden!

Kolla kendini!

Mahmud Derviş/ Kimlik Şiiri

Derviş’in “Kimlik” şiirinin temel öğesi kimlik kelimesine bakıyorum da “kimlik” ve “KİMLİK” olarak parçalanabildiğini fark edeceksinizdir.  Bu şekilde alındığında, “bir varlığa kimlik sokulması” doğal, ilkel, ham, hayal kırıklığına uğramış ve çok ilginç görünüyor şiir…

“Kimlik” kelimesi Latince “identitas”tan gelmekte, yani “mutlak benzerlik” anlamına geliyor. Orijinal anlamda, iki şey veya insan arasındaki benzerliği tanımlamak için “identitas” kullanılmıştır. Kimlik (psikolojide) zevk ilkesine göre işlev gören ve içgüdüsel dürtülerden oluşan bilinçsiz bir zihinsel yapıdır. Kimlik verilerimizin eğitime ve medeniyete tabi olan düşüncesiz doğamıza istinaden olduğunu düşünmek çok komik. Yani, her birimiz kimliğimiz ile dünya arasındaki sürtüşmenin ürünüyüz, mümkün olduğunca doğru bir şekilde ve özgürce... Dünyadaki dürtülerimizi ne kadar tatmin edebilirsek ve dünya bunu yapmamıza ne kadar izin verirse kimlik yani “ben” oldum anlamındadır…Ben “id” doğarım, “ben” olurum. Buna karşın kimlik şayet “ben” özgün biçimde olamadığında “bize” ya da “niyeliğe” meyil edilen parçalanmayı dile getirmiştir. Celile’nin toprağından koparılan şair Mahmud Derviş…

Edward Said ise “Yersiz Yurtsuz” eserinde KİMLİK tanımını sürgün bir Filistinli olarak ona verilen “Edward” adı altında yaşam sürmeyi bütünüyle ideolojik bir kimlik olmaktan başka bir şey olmadığını dile getirmektedir. Said’e göre kimlik: “Ben” olmanın asla tam olması gerektiği gibi olmamak değildir… Asla huzurlu olamamak, sürekli sözünün kesilmesi, düzeltilmeyi beklemek ve mahremiyetinin ayaklar altına alınması, kararsız kişilik ve bu kimliğin ezilmesi demektir aynı zamanda. Dokuz yaşından itibaren onu tutsak eden hayat terbiyesi ona ne bir soluklanma ne de ona giydirilmiş olan kalıpların ötesinde bir ben-duygusu bırakmıştır Kudüs’ün sessiz entelektüelini…

“Ey benim mağrur yaram !” diyordu Derviş Filistin’e….Ne hazindir ki Filistin artık sahipsiz bir yara haline geldi dünyanın insanımsı sırtında… İki üç marş, kınama, ürün protestosu ve sosyal medyada klavye sadakatinden sonra unutulacak olan yara…Filistin’e özel jetlerle gelecekteki petrol tankerleri için fakirlere ve Gazze’nin sözde özgürlüğünü savunan milyonlara adeta “bisiklet sür” demek için gidilen büyük bir parti diplomasisine dönüşen Gazze’de Filistinliler  öldürülmeye ve sürülmeye devam ediyor. 

İlan Pappé ve Siyonizm

19. Yüzyılda, en insani cömert niyetlerle Orta Avrupa’da iki fikir başlatılmıştı. Birincisi Karl Marx’ın “proletaryası” ikincisi “Siyonizm” diktatörlüğü. Her ikisi de kurulduğu dönem itibariyle çok hayal kırıklığına uğramışlar ve ezilenlerin güçlerini birleştirmesine dayanıyordu. Her ne kadar ilk başlarda iyi niyetli olsa da, genellikle gerçek bir entegrasyondan ziyade parçalanmaya yol açan bir asimilasyon şekline dönüşmüştür. Eğer tarihsel dinamikleri gözlemlersek, en zenginlerin önerdiği entegrasyonun yüzeysel olduğunu hem proletarya ve Siyonizm de görebiliriz. Ortak bir dünya inşa etmek yerine kendi dünyanıza “başkalarını” getirme fikrine dayandırıldı. Gerçek entegrasyon en savunmasız ve ötekileştirilmiş topluluklarda gerçekleşmeliydi. Bütünleşme toplumlarını radikalleştirmeyi hedeflememelidir, onlara gelişmeleri ve gelişmeleri için araç ve kaynaklar sunmalıdır. Bu, sadece bu toplulukları elit standartlara “yükseltmek” anlamına gelmiyor, daha çok sunduklarını fark etmek ve değerlendirmek anlamına geliyor. Batıdaki çoğu insan, Hamas’ın son saldırısını 75 yıllık Filistin etnik temizliği bağlamında değil, tek başına görüyor. İsrail’in soykırımına karşı mücadele eden çaresiz bir halkın eylemleri olarak kabul ediyor. İlginçtir ki, Hamas’ı alenen kınayanlar genellikle aynısını İsrail’in zulmüne karşı yapmıyorlar, yapamıyorlar.

İsrail’in Siyonist entegrasyonunu tenkit eden çalışmalar yapan İsrailli tarihçi ve siyaset bilimci İlan Peppé uluslararası basına verdiği açıklamalarında: Bugün, Filistin’in yalnızca Yahudi halkına ait olduğuna inanan (Netanyahu’nun 2018 ulus devlet yasasıyla yaptığı gibi) değil, aynı zamanda tüm Filistinlileri öldürme ve sınır dışı etme ahlaki yetkisine sahip olduğunu düşünen mesihçi, ırkçı ve kökten dinci bir Yahudi ideolojisiyle karşı karşıya olduğunu belirtmekte. Bunları ise çok tehlikeli bir ideolojik gelişme olarak değerlendirmektedir. 7 Ekim’den önce İsrail toplumunun ideolojik kimlik bağlamında zaten laik Siyonizm ile dini Siyonizm arasında açık bir çatışma yaşadığını ifade eden Pappé: Bu çatışmayla yeniden ortaya çıkacak ve İsraillileri bir arada tutan şeyin yalnızca Filistinlilerin reddedilmesi olduğunu gösterecek olduğu yönünde… Sivil toplum yürüyüşlerinin yeterli olmadığını siyasi karar vericilerin (Netanyahu hükümeti) değişmesi gerektiğini belirtmektedir. 7 Ekim sonrası soykırım uygulamasına karşın Filistinlilerin birleşip birleşemeyeceklerine ve FKÖ’nün yeniden doğup doğmayacağına da bağlı olacağına vurgu yapan Pappé farklılıklara şöyle dikkat çekiyor: Batı Şeria’da yaşayanlar işgalin ve baskının sona ermesini istiyor, tek devleti daha az düşünüyorlar. Ancak İsrail’de yaşayanlar ve tek devletin geri dönüş anlamına geleceği diasporadaki sürgünlerin bunu istediğini belirtiyor. Kısacası dünyadaki protestolardan ziyade İsraillerin hükümeti değiştirmesi Gazze’nin soykırıma uğramasını engel olacak tek geçerli formül gibi görünüyor.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Gödeoğlu - Mesaj Gönder

# Gazze

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günışığı Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günışığı Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günışığı Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günışığı Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İstikrar Değişim Hizmet Elazığlılar Siz seçime nasıl gideceksiniz?
Tüm anketler