NOTERLER, SAHTE OLDUĞU ANLAŞILAN BELGELERLE YAPTIĞI İŞEMLERDEN HUKUKİ OLARAK SORUMLUDUR

Bu yazımda, iş hayatımızda ve sosyal hayatımızda kullandığımız bazı belgelere yahut yapmak istediğimiz işlemlere resmi nitelik kazandıran ve hukukçu tüzel kişiliğine sahip noterlerin yaptığı işler sebebiyle yüklenmiş olduğu sorumluluktan bahsedeceğim. Noterler, kanunlar aracılığı ile başka mercilere verilmemiş olan bütün hukuki işlemleri düzenlemek ve belgeleri hazırlamak ile sorumludurlar. Noterlik Kanunu’nun 1. maddesine göre noterlik şu şekilde açıklanmaktadır; “Noterlik bir kamu hizmetidir. Noterler, hukuki güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek için işlemleri belgelendirir ve kanunlarla verilen başka görevleri yaparlar.” Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere noterlerin görevleri hukuki güvenliğin sağlanabilmesi için hazırlanan belgelerin resmiyet kazanmasını sağlamak olarak belirtilebilir. Toplum nezdinde bilinen en yaygın görevlerine baktığımızda ilk olarak akla gelenlerin gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi, araç satış sözleşmesi yapmak, protesto, ihbarname ve ihtarname göndermek, ölünceye kadar bakma sözleşmesi ve vasiyetname yapmak, veraset ilamı ve vekaletname çıkarmak olduğu görülmektedir. Bu saydıklarım başta olmak üzere resmi nitelikteki tüm işlemlerin yapılması esnasında ortaya çıkan zararlardan, noterlerin sorumlu olacağı da kanuni düzenlemelerle netlik kazanmıştır. Özellikle araç satışları yapılırken sahte kimlik yahut sahte sürücü belgesi ile çalıntı araçların vatandaşlara satıldığı görülmektedir. Bu ve benzeri olaylarda noterin de sorumlu olacağı insanımızın pek çoğu tarafından bilinmemektedir. Böylelikle insanlar, uğradıkları haksızlık karşısında yalnızca kendisini aldatarak aracı satan kişiye başvurabileceklerinin düşündüğü için, birçok kez yaşadıkları kaybı tazmin edememektedir. Haliyle bu yazımda ayrıntılarına değineceğim noterlerin hukuki sorumluluğunun insanlar tarafından bilinmesi, büyük fayda sağlayacaktır.

            Noterlik Kanunu’nun 1.maddesi gereğince; noterliğin bir kamu hizmeti niteliğinde bulunduğu, hukukî güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek için işlemleri belgelendiren bir kurum olduğu belirtilmiştir. Görevi belge ve işlemlere resmiyet kazandırmak olan noterlerin yaptıkları işlemler dolayısıyla meydana gelecek zararlardan ötürü sorumlu tutulması bir zorunluluk olarak kendini göstermektedir. Noterlerin yaptıkları hizmet dolayısıyla sorumlulukları, hâlen yürürlükte bulunan 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 162.maddesinde hüküm altına alınmıştır. Buna göre: ''Stajyer, katip ve katip adayları tarafından yapılmış olsa bile noterler, bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumludurlar. Noter, birinci fıkra gereğince ödediği miktar için, işin yapılmaması, hatalı yahut eksik yapılmasına sebep olan stajyer veya noterlik personeline rücu edebilir.'' Bu maddeden yola çıktığımızda, noterler hakkında özel bir kusur halinden bahsedilmediği için kusursuz sorumluluk olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır.

            Noterlik Kanunu’nun 162.maddesinde noterin kendi yaptığı işten ve çalışanının yaptığı işten dolayı sorumluluğu düzenlenmiş ve bir hukukî rejime tabi kılınmıştır. Kıyas yapmak gerekirse bu sorumluluk, adam çalıştıranın sorumluluğuna benzememektedir. Zira adam çalıştıranın sorumluluğunda kurtuluş kanıtı getirme imkânı sağlanmış iken, noterlere kurtuluş kanıtı getirme imkânı tanınmamıştır. Bu yönü itibariyle ağırlaştırılmış özen yükümlülüğünün ihlâlinden kaynaklanan sorumluluk olduğu sonucuna varılmaktadır. Noterlik Kanunu’nun 162.maddesinde kurtuluş kanıtı getirme imkânı tanınmamıştır. Noter gerekli özeni gösterdiğini iddia ederek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Ancak gerekli özeni göstermiş olsa bile, zararın doğmasına engel olamayacağını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Bu husus nedensellik bağının kesilmesi ile doğrudan ilgilidir. Bunun ispatı da elbette notere ait olacaktır. Doktrinde; ağırlıklı görüş maddedeki bu düzenlemenin noterlerin hukukî sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu hatta başka bir ifadeyle ağırlaştırılmış özen sorumluluğu olduğu şeklindedir.                  

            Yargıtay uygulamasında da; noterlerin hukukî sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu genel bir ilke ve prensip olarak benimsenmiştir. Ancak, bu sorumluluktan mutlak kusursuz sorumluluk olarak benimsendiği sonucu da çıkarılmamalıdır. Noterin hukukî sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için ortada; noterin veya noter çalışanının bir eyleminin bulunması ve bu eylemden dolayı bir zararın doğması, bu zararla birlikte eylem ile zarar arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Bu şartlardan birisinin gerçekleşmemesi hâlinde noterin hukukî sorumluluğunun doğmayacağı kabul edilmektedir.

Noterin bir kamu hizmeti ifa ettiği de dikkate alınarak sorumluluğun belirlenmesinde normal bir insanın göstereceği özenli davranış değil, aynı işi üstlenen noterlik mesleğinde çalışan bir kişinin göstermesi gereken objektif davranış esas alınacaktır. Buradaki tazminat yükümlülüğü; sorumlu kişinin somut olaydaki bireysel davranışından ziyade daha çok onun toplum ve ekonomi içindeki durumu ile kanunun ona yüklediği ihtimam ve özen görevine bağlanmaktadır. Noterlerin kusursuz sorumluğundan kastedilen, zarar görenin noterin kusurunu kanıtlamak zorunda olmamasıdır. Ancak illiyet bağının kesildiği durumlarda kusursuz sorumlu olan kişi zarardan sorumlu tutulmayacaktır. Teoride ve uygulamada mücbir sebep, zarar görenin tam veya üçüncü kişinin ağır kusuru ile illiyet bağı kesilir, bu üç olgudan birinin bulunması hâlinde kusursuz sorumlu kimse de sorumluluktan kurtulacaktır. Noterlerin yaptığı işlemler bakımından söz konusu işlemin gereği gibi yani özen yükümlülüğüne uygun şekilde yerine getirmiş olsaydı zarar oluşmayacaktı denilebiliyorsa noter sorumlu olacaktır. Örneğin; noter işlemi yaparken gözle görülebilecek bir sahteliğe rağmen işlemi devam ettirmişse ve bu işlemden bir zarar doğmuşsa noter doğal olarak sorumlu olacaktır. Noterlik bir güven kurumudur. Buna paralel olarak noterlerin, ağır bir sorumluluğa tabi tutulması, kendilerine yüklenen işlerin önemi ve yanlış yapılmasından dolayı büyük zararların doğması tehlikesinin bulunması ve noterlik işlemlerinin sağlamlığı hususunda iş sahiplerine garanti verme gerekliliği düşüncesine dayanmaktadır.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Furkan Aktı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günışığı Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günışığı Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günışığı Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günışığı Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İstikrar Değişim Hizmet Elazığlılar Siz seçime nasıl gideceksiniz?
Tüm anketler