HAYATIN ANLAMI

Hayatınız öncelikle bakır bozukluklarla yapılmış bir ödemeye benzer; bizim bu ödemeye karşı bir alındı makbuzu vermemiz gerekir. Bakır bozukluklar günler, alındı makbuzu ölümdür.

 

Zamanın bizi telaş içerisinde biteviye koşturup durması, bize asla nefes alma imkan sunmaması, elinde kamçıyla buyurgan bir işveren gibi hepimizin tepesinde beklemesi ile hayatımızın bir azap ve işkenceye dönmesi arasında en küçük bir bağ kurma imkanı yoktur.

 

Zaman ancak can sıkıntısının cenderesi içinde kıvrananların başına bela kesilmez ve onları sıkboğaz etmez.

 

Varsayalım insan soyu kaldırılıp her şeyin kendiliğinden gelişip olgunlaştığı, sütlerin balların yerden kaynadığı, yiyeceklerin dallarından koparılmayı beklediği, herkesin gönlünden geçirdiğini hiç vakit kaybetmeden önünde bulduğu ve elde etmekte hiçbir güçlükle karşılaşmadığı ütopya ülkesine götürüldü. O zaman ne yapardı bu insanlar? Ya kendilerini asarlardı, ya da olmadı birbirlerine düşerler, kavga dövüş birbirlerini öldürürlerdi.

 

Arthur Schopenhauer,  hayatın yanılgılarını ve gerçekliğini dobra bir şekilde ele aldığından dolayı kötümser olarak tanınan Alman bir filozoftur.

 

En önemli eserlerinden biri olan “Hayatın Anlamı” kitabında, biz insanların doğuştan birçok yanılgıya sahip olduğumuzu;  ve bunların en büyüğünün, hayata mutlu olmak için geldiğimizi zannetmemiz olduğunu vurguluyor.

 

 

Saatler ne kadar hoşça geçirilirse o kadar çabuk tükenir, ne kadar acıyla geçilirse o ölçüde uzadıkça uzar, geçmek bilmez, çünkü müspet mahiyete sebep olan şey zevk değil acıdır, onun bizzat mevcudiyeti kendisini hissettirir. Benzer şekilde eğlendiğimizde değil, sıkıldığımızda zamanın farkına varırız.

 

 

Biz insanlar kasabın gözlerinin süzüp, içlerinden önce birini ardından bir başkasını seçtiği kırda oynaşan kuzuları andırıyoruz; çünkü iyi günlerimizde bizi tam da bu anda hangi felaketin pusuda beklediğini, hangi hastalık, sefalet, işkence ve eziyetin, uzuv, akıl ve can kaybının birdenbire bastırmak için hazırlandığını bilmeyiz.

 

Her insan budalalığını, zafiyetini ve kusurunu şunu aklımızdan çıkarmayarak hoşgörüyle değerlendirmeliyiz: Önümüzde bulduğumuz kendi budalalıklarımızdan, zaaflarımızdan ve kusurlarımızdan başkası değildir; çünkü bunlar bizim de mensup olduğumuz insanlığın zaaflarıdır.

 

 Dolayısıyla, biz kendimizde insanlığın bütün kusurlarını ve zaaflarını taşıyoruz ve bundan ötürü eğer şimdi kızıp öfkeleniyorsak bunun tek sebebi bu belirli anda bunların bizde görünmemesidir. Dolayısıyla şimdi onlar su yüzünde değildir, içimizde derinlerde uyuklamaktadırlar, ama ilk fırsatta başlarını kaldırıp kendilerini göstereceklerdir, nasıl ki biz şimdi onları başkalarında görüyorsak…

 

 

Her şeyden evvel hiçbir insan mutlu değildir; bütün hayatı boyunca hayali bir mutluluk peşinde koşup durur, onu nadiren ele geçirir ve ele geçirse bile, geçirmesiyle birlikte bir yanılsamadan, bir düş kırıklığından başka bir şey kalmayacaktır geride; ve kural olarak sonunda bütün umutları suya düşecek ve limana bir enkaz halinde girecektir. O halde yalnızca her an değişip duran şimdiden ibaret olan ve şimdi sona eren bir hayatta mutluluk olmuş mutsuzluk olmuş hepsi birdir.

 

Çoğu insan hayatının sonuna gelip de geriye dönüp baktığında bütün ömrü boyunca arada yaşadığını görecek ve dikkat etmeksizin ya da tadını çıkarmaksızın bakıp geçtiği bir şeyin hayatın ta kendisi olduğunu – bir başka söyleyişle, yaşamayı beklediği şeyin bizzat kendisi olduğunu görüp şaşacaktır.

 

 

Özetlemek gerekirse, yaşamın anlamının mutluluk olmadığını vurgulayan Schopenhauer’e göre, hayatımızı sonsuz başarı ve mutluluk hırsı dediğimiz bir yanılgıyı düzeltmek için geçiriyoruz.

 

Dolayısıyla, belki de yapmamız gereken şey; mutlu olmaya çalışmak yerine mutsuz olmamaya çalışmak.


<![if !supportLineBreakNewLine]>
<![endif]>

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hıdır Gençer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günışığı Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günışığı Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günışığı Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günışığı Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İstikrar Değişim Hizmet Elazığlılar Siz seçime nasıl gideceksiniz?
Tüm anketler