AH İLE VAH İLE GEÇEN ÖMÜRLER

Değerli okurlarım…

Biz neden hep eskileri özlüyoruz?

“Ah o günler ah o günler deyip duruyoruz?”

Ne vardı o günler de?

Ben seksen senelik ömür güzergâhımda bunun sebebini bir türlü anlayamadım.

Dönüp de hatırlayabildiğimiz kadarıyla 60-70 sene öteye gidiyorum.

Ne günlerdi o günler Ya rabbim.

Bir köy ağasının çocuğu olmama rağmen yirmi yaşına kadar sırtımız palto veya kaban görmedi.

Şimdi öylemi?

En fakir ailenin bile çocuklarının sırtında ucuzundan da olsa rengârenk, sımsıcak kabanlar var.

Biz Ankara lastiği giyiniyorduk onların ayaklarında su geçirmez sıcacık botları var.

Eskiden şehirlerimizde faytonlar, at arabaları tek tük de olsa altı silindirli arabalar jeepler vardı.

Şimdi her kapının önünde son model arabalar var.

Bizim âşıktan başka hiç oyuncağımız olmadı bazen de telden arabalar yapardık tek eğlencemiz onlardı.

Ama şimdi beş-altı yaşındaki çocuğun altında akülü çocuk arabaları, bin bir çeşit oyuncakları var.

Eskiden sobalı evlerde otururduk rüzgâr tersinden esince soba bir duman ederdi ki evin içinde göz gözü germezdi. Genizleri yakan kömür kokusu da cabasıydı.

Ya şimdi?

Her evde kaloriferler yanıyor. Her taraf sıcacık.

Biz çarklarda yıkanırdık bir yanımız ısınırken bir yanımız donardı. Şimdi küvetli, duşa kabinli sımsıcak banyolarımız var.

Madden zenginleştik ama…

Manevi olarak çok fakirleştik, bütün insani duygularımızı bütün milli duygularımızı kaybettik.

AKP sık sık “Bizden evvel buzdolabı çamaşır makinası TV. Yoktu” diyor ama bu söylemler gerçekleri yansıtmıyor.

Eskide suyu testilerde soğutur yâda kapalı çarşıda parasıyla buz alır testilere atar soğuk sular içmeye çalışırdık. Şimdi her markadan büyük ebatlarda buzdolabı, her boyda çamaşır ve bulaşık makinası var.

Eskiden toprak damlı evler vardı. Kar yağınca karları kürer yağmur yağınca akmasın diye damı loğlardık, süyünkleri köpüçlerdik.

Şimdi akıllı evler var.

Eskiden dandik değimiz çıra ile veya gaz lambası veya fenosla aydınlanmaya çalışırken şimdi bizi görünce yanan lambalarla aydınlanıyoruz.

Eskiden evin içme suyunu köşe başlarındaki çeşmelerden getirirdik. Şimdi elimizi önüne tuttuğumuzda akan elimizi çektiğimizde kesilen musluklardan faydalanıyoruz.

Bendeniz İstanbul’a posta treni ile üç gün üç gecede gittiğimi bilirim. Şimdi hızlı trenlerle seyahat ediyoruz. Akşam otobüse biniyor sabah İstanbul’a varıyoruz.

Eskiden hastalarımızı imkânımız nispetinde Ankara’ya götürüyorduk şimdi Ankara’da olan sağlık sistemi yine istisnalar kaideyi bozmasa da her şehirde var.

Ama çöken bir sağlık sistemimiz de var.

Eskiden uçakları ancak havada görürdük şimdi uçağa binmeyen kişi yok gibi.

Yani uçuyoruz.

İyide mademki uçuyoruz neden hep geçen yılları özlüyoruz?

Neden “Ah o günler vah o günler” deyip duruyoruz?

Çünkü…

Kirli bir siyasetin pençesine düştük. Bizi bu Alevi, bu Sünni, bu Kürt, bu Türk, bu Laz bu Çerkez diye karpuz gibi ikiye böldüler.

Dost kalmadı, dostluk, güven, sadakat kalmadı.

İş ehlinden çıktı.

Babanın oğula, oğulun babaya güveni yok kim kimi kazıklarsa, kim kimi yakalarsa kör ebe gibi bir oyun içerisindeyiz.

Yalan, talan, iftira almış başını gidiyor.

Kirli bir siyaset, kirli bir ticaret ve kirlenmiş bir yapı mevcut.

Komşuluk ilişkileri sıfır noktasında aynı kattaki iki komşu biri birlerini tanımıyor. Ülke Teksas’a döndü lise öğrencileri bile silah taşıyor.

Çünkü eskisi gibi paylaşım, bölüşüm, hoş görü, samimiyet yok.

Nalıncı keseri gibi herkes kendine doğru yontuyor.

Oysa eskiden hızar gibiydik “Gâhi bana, gâhi sana” derdik.

Şimdi rep bana hep bana diyoruz.

Hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet gırla gidiyor.

Liyakat diye bir şey kalmadı.

Eskiden her insanın gönlünde bir aslan yatardı. Yarınlara umutlarla bakardık şimdi bizden geçse de torunlarımızın geleceğinden endişe duymaktayız. Çünkü onların yarınlarını çaldık, umutlarını çaldık, kendilerine olan güvenlerini çaldık.

Yol yaptık akabinde yolsuzluk yaptık,

Okul yaptık tarikatlara teslim ettik,

Yani kendi kendimizi bitirdik.

Onun için eskileri özlüyoruz.

Onun için “Ah o günler o günler” demekten vaz geçemiyoruz.

Çünkü o günlerde edep vardı, hayâ vardı, Allah’tan korkmak, kuldan utanmak vardı.

Şimdi her şeyimiz var ama bunlar yok.

Bunlarda olmayınca yaşamak çok zor.

İşte sıkıntı burada başlıyor.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Şükrü Baş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günışığı Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günışığı Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günışığı Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günışığı Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İstikrar Değişim Hizmet Elazığlılar Siz seçime nasıl gideceksiniz?
Tüm anketler