YOL ARKADAŞI

İnsan hayatı boyunca birçok insanla yol arkadaşlığı yapar. Kimini erken kaybeder, kimini geç... Ama eninde sonunda mutlaka kaybeder. Çünkü hayat bize her zaman aynı yolda yolculuk yaptırmaz.
Gâh başka ülkeye, gâh başka şehre sapar ve yola çıktıklarımızı birlikte götüremediğimiz için yollar ayrılır ama hatıralar sabit kalır.
Hayat asla kimseyi kimseye hayat boyu birlikte yaşamaya zorlamaz. Tercihler yol ayrımını kaçınılmaz yapar.
Elazığ'da doğduk ve ilk arkadaşlarımız mahallemizde oturan akranlarımız oldu. Şimdi geriye dönüp baktığımda; yaşayanların benim gibi ya kafasında saç kalmamış, ya da saçları bembeyaz olmuş.
Binlerce arkadaştan akılda kalan az kaldı. Komşuluk ilişkileri bize arkadaş olmaktan öte kardeş olmayı öğretti.
Biri sağcı diğer solcu da olsa selam sabahı asla kesmedik. İyi ki kesmemişiz. Şimdi birbirimizi gördüğümüzde gururla yüz yüze bakıyoruz.
Hiç unutmam, komşumuzun oğlu Cemal vardı. Solculuğu seçmişti ya da içinde doğduğu çevre onu solcu olmaya mecbur etmişti. Sağcı da olsa solcu da olsa iyi bir insan iyi kalır. Asla değişmez.
Bir gün işten eve gideceğim ama çok yorgunum ve eve dolaşarak gitmek yerine keseden gitmeyi tercih ettim. Keseden gideceğim yol tamamen karşı görüşlülerin oturduğu bir mahalle ve benim için çok tehlikeli bir tercih olacaktı. Ve öyle de oldu. Yolu yarılamadan Cemal gürsel ilkokuluna varmadan etrafım sarıldı. 12 Eylül öncesiydi. Polis emniyet ancak kendini koruyabiliyordu.
Yaklaşık otuz kişi eni çembere aldı, çemberi daralttı. Ellerinde zincir, demir çubuk, bıçak her şey hazır. Maksat hep birlikte suçu işleyerek kim vurdu misali bir eylem yapmaktı. Ben şahadet getirdi. Demek bu kadarmış, dedim, ölmeyi kabullendim.
Allahım bari canımı alırken fazla çekmeyeyim, diye dua ettim. Çember daralıp eylem zamanı geldiğinde içlerinden birinin sesi önce akşamın karanlığını, sonra çemberi yardı. Benim arkadaşımdır, dedi, herkes dağıldı. Beni emniyetli yere getirdi ve sonra gitti.
O gün şunu anladım. Kim olursan ol, görüşün ne olursa olsun, insan olmayı başarmışsan ve içinde merhamet varsa kimseye zarar veremezsin.
Daha sonra mahallede yine karşılaştık, yine top oynadık. Fikrilerimiz ayrıydı ama yüreklerimiz asla birbirinden ayrılmadı.
Zaman geldi, bir başka yerde aynı durumda ben de onu kurtardım. Ve Üniversiteyi kazanıp Adana'ya gittim. Bir daha birbirimizi görmedik. Bir gün duydum ki Cemal yakalandığı bir hastalıktan ölmüş.
O Cemal bana güzel bir hayat dersi vererek gitmişti ve hiçbir zaman hafızamda silinmedi. İşte hayatın en güzel yönü de bu değil mi? Yola çıktıklarımızı kaybedebiliriz ama incitmeden, hafızalarımızın en güzel yerinde saklı tutarak hatırlamak ne güzel. Bugün birçok arkadaşla belki aynı yerde değiliz ama gönül yolculuğu devam ediyor. Eski arkadaşlığın silinmez güzel hatıralarıyla...
Belki aynı saflarda değildik, dünya görüşümüz uyuşmuyordu ama hepimiz gariban bir hayatın müdavimleri olduğumuzu asla unutmazdık.
O gün beni öldürselerdi, aslında savundukları fikri de öldürmüş olacaklardı.
Çünkü ben akşama kadar inşaatta çalışmış, okul harçlığını çıkarmak için çalışan bir garibandım.
Beni öldürmekle yağlı boyalı pantolonum beyinlerine çivi gibi kazınacaktı. Belki gündüz bunu fark ettiklerinde aslında kendilerinden birini öldürdüklerini fark edecek üzüleceklerdi. Bugün bunun için siyaseti kimseyle tartışmıyorum. Kimseye fikri için kızmıyorum. Çünkü Dünyada insanın tek değiştiremeyeceği şey düşüncedir.
Farlı düşünceler hayat tablosunu güzelleştiren renkli mozaiklerdir. Hayat tek renk değildir, zaten hayatı güzelleştiren de bu değil midir.
Yol arkadaşı sadece tanıdıklarımız değildir. Mesela Cemal yaşamıyor ama hala benim yol arkadaşım.
Hiç eskimeyen bir yol arkadaşlığı...
Rengi farklı, her şeyi benden ayrı ama sıkı bir yol arkadaşım.
Gelin yol arkadaşlarınızı siyasi görüşlerinden dolayı terk etmeyin, ayıplamayın, kızmayın! Çünkü hepimiz yarın ayrı kapılardan gitmeyeceğiz. İki metre bir çukurun kapısından içeri gireceğiz.
Sizinde mutlaka böyle bir yol arkadaşınız olmuştur.
Onları unutmayın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bilal Civelek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günışığı Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günışığı Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günışığı Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günışığı Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Mehmet Şükrü Baş - Sana kıyılır mı be üstadım. Sana kobra yılanı bile kıyamaz. Çünkü sen bir insanlık abidesisin.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Ocak 14:24


Anket İstikrar Değişim Hizmet Elazığlılar Siz seçime nasıl gideceksiniz?
Tüm anketler