DEDENİN HESABINI TORUN ÖDÜYOR

PKK’ya verdiği destek, savunma sanayi konusunda Türkiye’ye uyguladığı ambargo nedeniyle İsveç’in NATO üyeliğine engel oluyorduk.

Ancak başta F-16 ve kitlerinin satışı olmak üzere bazı konularda Amerika ile yapılan anlaşma gereği TBMM tarafından NATO üyeliği onaylandı.

Bazıları, İsveç’in verdiği sözleri tam yerine getirmediği halde bu onaylamayı, bir bakıma Amerika’ya boyun eğme olduğunu ileri sürerek tenkit ettiler.

Bazıları da İsveç, komşumuz değil, bizden çok uzakta. Onaylanmaması ülkemizin menfaatlerine halel getiriyordu. Çünkü Amerika, Türkiye’ye, başta F-16’ların satışı olmak üzere birçok alanda adı konulmamış bir ambargo uyguluyordu. Amerika ile yapılan anlaşmada kazandıklarımıza bakmalıyız. Kaldı ki, İsveç her dediğimizi kabul etse bile, yarın uygulamasa, yapabileceğimiz bir şey var mı? PKK ve FETÖ’nün baş destekçisi Amerika, Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda, Danimarka ve diğer AB ülkeleri NATO üyeleri değil mi? Üstelik PKK’yı terör örgütü listesine almışlar.  Bir şey yapabiliyor muyuz, diyerek onaylamayı olumlu karşıladılar.

İki görüşe de saygı duymalıyız. Biri vatansever, diğeri hain filan değil. Fakat “Niye bu hale geldik” deyip kendimizi sorgulamamız gerekmez mi?

Bazı şeyler almak için onayladığımız kesindir. Bunlardan biri F-16 ve kitleri, diğerlerini şu anlık bilmiyoruz. Fakat uzmanlar, ülkemizin ihtiyaç duyduğu şeyler ve bizi tehdit eden terör örgütleriyle ilgili olduğunu söylüyorlar.

Peki, biz neden uçağımızı yapmamış da F-16’lara ve Amerika’ya mecbur kalmışız? En can alıcı soru bu. Ayrıca başka ülkelerden aynı özelliklere veya daha üstün özelliklere sahip uçaklar yok mu?

Sorular yerinde. Daha yeni yeni uçak yapmaya başlıyoruz ama şu an acilen uçağa ihtiyacımız var. F-16’ların özelliklerine sahip eurofighter alalım dedik, maalesef NATO üyesi Almanya taş koydu. Rusya ve Çin gibi diğer ülkelerden alsak, bir sürü ambargoyla karşılaşıyoruz.

Ayrıca şu ana kadar sadece Amerika’dan savaş uçağı almışız. Pilotlarımızın eğitimi bu uçaklarla olmuş, bakım ve onarımlar bu uçaklara yöneliktir. Aslında savaş uçakları konusunda bir ülkeye bağlı kalmak hatadır ama bu hata yapılmış. Bu nedenle Amerikan uçaklarına en az %50 mahkûmuz.

Keşke bu duruma düşmeseydik. Keşke şu anda SİHA satar gibi biz KAAN satabilseydik ama yok. Hem para veriyoruz hem de adamlara taviz. Ne diyeyim dedelerin hesabını bugün torunlar ödüyor.

Eğer 1930’larda yapılan sivil uçaklar, savaş uçakları 1940’larda engellenmeseydi, Nuri Demirağlar ve Vecihi Hürkuş’lar iflas ettirilmeseydi veya 1970’ler ile 1990’lardaki teşebbüslere engel olunmasaydı, değil bugün KAAN, altıncı nesil uçağımız bile vardı.

Maalesef bu zihniyetin engeli uzun süre devam etti. Nihayet bu engeller aşıldı ve çalışmaya başlandı. Bu çalışma ancak 2020’lerde meyve vermeye başladı. 2022’de Hürjet ve insansız savaş uçağı Kızılelma’yı, 2023’te Anka-3’ü gökyüzü ile buluşturduk. Yapılan açıklamalara göre de yakın bir zamanda KAAN da göklerle buluşacak.

Hayli geç kaldık diyeceksiniz. Doğrudur ama adamlar senden yüz sene önce bu işe başladı. Bugünkü teknolojilerinin arkasında bu yüz senenin birikimi var.

Buna rağmen hızla ilerliyoruz ve çok iyi bir başarı yakalayacağımıza inancım tamdır. Çünkü bu milletin evladı harika şeyler yapacak bilgi ve beceriye sahiptir. Yeter ki, bu kutlu yürüyüşe engel olunmasın. 31.01.2024

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Resul Şahin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günışığı Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günışığı Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günışığı Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günışığı Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İstikrar Değişim Hizmet Elazığlılar Siz seçime nasıl gideceksiniz?
Tüm anketler