Failleri Yakalayıp Cezalandırmakla Suçları Önleyebilir miyiz?

Son yıllarda suç oranlarında ciddi bir artış yaşanmasına rağmen aldığımız önlemlerin yetersiz kaldığı da bir gerçek.
 
Suçlarda ki artışın nedenlerini onlarca başlık halinde sıralayabiliriz.
 
Suçun nedenlerini anlatmaya çalışmayacağım.
 
Bunu az çok hepimiz biliyoruz.
 
Asıl üzerinde durulması gereken konu bu güne kadar ne yaptık ,yaptıklarımız sorunun çözümü konusunda yeterli mi?
 
Bu gün itibariyle suç tablosuna baktığımızda, alınan önlemlerin  yapılan çalışmaların yetersiz olduğunu gözler önüne sermekte.
 
Gerek şehrimiz de, gerekse Ülkemizde işlenen suçlara baktığımızda, her yıl kat kat artan adli vakalar karşımıza çıkmakta.
 
Hepimizin adli vaka olarak görüp, üç beş gün sonra unutacağımız üç olayı sizlerle tekrar hatırlatmak istiyorum.
 
Bu  suçların altında ki sebepler ve toplumdaki etkileri konusunda neler düşünüyorsunuz. Size bu tür olayların nasıl asgari seviyeye indirilebilir.
 
Bunları tamamen önlemek imkansız olduğu açık.
 
Birincisi; Haberlere yansıyan bir şiddet haberinde İstanbul Esenyurt'ta bir kişi sokak sokkak gezerek 1 kadın olmak üzere 11 kişiyi bıçaklamış.
 
Şaka değil gerçek bir olay. Şüpheli Ali K'nın, hakimlikteki sorgusunda olay esnasında sarhoş olduğunu, daha önceden bir tantuni dükkanından aldığı bıçakla olayı gerçekleştirdiğini ve tam olarak hatırlamadığını söylediği öğrenildi.
 
Bu olaydan sonra sokaklarımız ve caddelerimiz ne kadar güvenli diye soruyorum?
 
İkincisi;İzmirde gerçekleşen taksici cinayeti.Bu cinayetti hepimiz filim izler gibi sosyal medyadan izledik.Şoförü öldüren Delil Aysal ifadesinde, gasp amacıyla taksiye binmediğini, olayın spontane olarak gerçekleştiğini söylediği öğrenildi.Katilin yaşı,tavrı ve söylemleri dikkatte alındığında nasıl bir tehlike ile karşı karşıya  kaldığımız açık seçik ortada.
 
Üçüncüsü; Diyarbakırlı Ramazan Hoca cinayeti.
 
Ramazan Hoca, Diyarbakır’ın tarihi Ulu Camii’nde dini sohbetleriyle tanınan Ramazan Böçkün, “Diyarbakırlı Ramazan Hoca” olarak biliniyor.
 
Böçkün, küçük yaşlardan beri İslam’ı araştırıp dini kitaplar okuyarak kendini İslam’a adayan öğrendiklerini insanlarla paylaşma gayretinde olan bir kişi.
 
Kimseye el açmayan, bilgi ve birikimini bir kazanç kapısı haline getirmeyen, tabiri caiz ise ekmeğini taştan çıkaran bir garip.
 
Tavrı ve söylemlerini takip eden birisi olarak şunu söyleyebilirim.
 
Temel hak ve özgürlüklere riayet eden bildiklerini kimseyi kırmadan, ötekileştirmeden anlatma gayretinde olan bir garip.
 
Gerek söylemleri gerekse anlattıkları nedeniyle yıllar içerisinde çok ciddi kitlelere ulaştığı sosyal medyadaki takipçilerinden beli.
 
Ramazan Hocanı anlattıkları birilerini rahatsız etmiş olacak ki beli bir süre için İstanbul'a taşınmak zorunda kalmış.
 
İstanbul'a taşındıktan sonrada bir taraftan ekmeğini kazanmak için uğraşırken, bir taraftan da bilgi ve birikimlerini paylaşmaya devam etmiş.
 
Geçenlerde namaz kılarken uğradığı bıçaklı saldırı sonrası öldürüldü.
 
Katil zanlısı kısa sürede  yakalandı.
 
Diyarbakırlı Ramazan Hoca' olarak bilinen Ramazan Pişkin'in katil zanlısı Erkan Baykut'un ifadesi ortaya çıktı.
 
Savcılık ifadesinde Baykut, "Ramazan Pişkin’i tanımıyorum.
 
Ben kendisini Afgan uyruklu Saboor Muradı zannettim" dedi.
 
Bir hukukçu olarak ifadesine baktığımda inandırıcı olmadığını söyleyebilirim.
 
Burada asıl düşünülmesi gereken cinayetin işlenişi.
 
Ramazan hoca namaz kılarken öldürüldü.
 
Bu dehşet verici bir durum.
 
Su içerken  yılan bile karışmaz söylemi ile yetiştirilen bir toplum bu hale nasıl geldi.
 
Şiddet her yanımızı sarmış, tartışmak bir yana artık konuşamıyoruz.
 
Ne ülke sorunlarını, nede siyasi düşüncelerimiz bir ortamda tartışmak bir yana yana konuşamıyoruz.
 
Farklı takım taraftarı iki kardeş, iki arkadaş  yan yana maç dahi seyredemez hale geldik.
 
Her gecen gün bu ayrıştırma ve ötekileştirme ve şiddete meylimiz artmakta.
 
Malesef çözüm noktasında somut adımlar da atmıyoruz.
 
Televizyonlar toplumun eğilimini dikkate alarak şiddet eğilimli fillimler, Programlar hatta tartışma programları yapmakta.
 
Tabi bizler de bu yöndeki yayınlara daha fazla ilgi gösteriyoruz.
 
Hala daha bana değmeyen yıllan bin yaşasın zihniyetiyle hareket etmeye devam ediyoruz.
 
Tehlikenin büyüklüğünün farkında da değiliz.
 
Sadece  adli bir vaka olarak bakıp yorumladıkça da tehlikenin farkında olmayacağız.
 
Dünya çok acı çekiyor. Ama kötü insanların şiddetinden değil, iyi insanların sessizliğinden. - Napolyon Bonapart

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Av. Aziz Dinç - Mesaj Gönder

# Dünya

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günışığı Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günışığı Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günışığı Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günışığı Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İstikrar Değişim Hizmet Elazığlılar Siz seçime nasıl gideceksiniz?