CEVABINI ŞİMDİDEN DÜŞÜNELİM

İnsanoğlu akıl ve irade sahibi olduğu için sorumlu bir varlıktır. Bir Müslüman ise sorumluluğunun daha fazla olduğunu asla unutmamalıdır.

Zira sorumluluğun hesabını bu dünyada vermese bile ahirette vereceğini, hesap vermekten kurtuluş olmadığını bilir.

Müslümanım diyenin, bu gerçeği iyice anlaması, tam özümsemesi ve buna göre hareket etmesi gerekir. Çünkü başıboş yaratılmadığını bilir.

Bugün bu pencereden bakıldığında görülen fotoğrafın bize söylediği husus şudur: Ümmetin hesabı çok çetin olacaktır. Nitekim şu iki ayet de bu konuda bizi şiddetli bir şekilde uyarmaktadır:

Size ne oluyor da, Allah yolunda ve “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşmıyorsunuz?” (Nisa:75)

“İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. İnkâr edenler de tağut yolunda savaşırlar. O hâlde, siz şeytanın dostlarına karşı savaşın. Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır.” (Nisa: 26)

Ayetler sanki bugün nazil olmuş gibi. Zira Gazzeli kardeşlerimiz, çocuklar, kadınlar ve yaşlılar ellerini açmışlar ve Allah’ın kendilerine bir kurtarıcı göndermesi için dua ediyorlar. Maalesef İsrail ve yandaşlarının zulmüne karşı savaşması gereken Ümmet, kahreden sessizliğe bürünmüş. Yazık! Cihad bu Ümmetten ne kadar da uzakta!

Şeytanın askerleri, tağutun bendeleri de Ümmetin bu sessizliğinden cesaret alarak masumları katledip, topyekûn bir soykırım yapıyorlar.

İşte Ümmet, bu ayette belirtilen masum ve mazlumların çığlıklarına, feryatlarına rağmen yere çakılıp kalmış. Onların kurtuluşuna koşmadığı için, yarın Allah huzuruna vardığında, “neden savaşmadın, neden savaşa teşvik etmedin, neden mücahidlere destek olmadın, neden “acım diye ağlayıp feryat eden çocukları duymadın, neden ümmetin birliğini tesis etmek için uğraşmadın, neden yöneticilerini harekete geçirmedin” gibi sorularla karşılaşacağını bilmeli ve bunlara vereceği cevabı şimdiden düşünmelidir.

Ümmet olarak sen, bu mazlum ve mağdurların, bombalarla katledilmelerine, hastalık, açlık, susuzluk, kötü koşullar ve soğuk nedeniyle ölmelerine sessiz kaldın. Onların maddi ve manevi yardımına koşmadın. Bu nedenle yarın Huzur-u İlahide nasıl cevap vereceğini, hangi mazeretini-varsa- ileri süreceğini, daha doğrusu kendini nasıl kurtaracağını şimdi düşün!

Ancak kendimizi kurtarmak hiç de kolay görünmüyor. Zira Müslümanlar olarak durumumuz çok vahim. Çünkü Allah Teâlâ gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilir. Hiçbir bahane ve mazerete sığınamayız. Amerika ve yandaşları çok güçlüydü. Bu nedenle fiili yardım yapamadık mazereti de bizi kurtaramaz.

Ancak herkes kendi gücünü, son noktasına kadar harcarsa, en azından boykot ve protestolara devam ederse, maddi yardımlarda bulunur ve dua ederse, gazetecilerini, aydınlarını, akademisyenlerini harekete geçirirse, yöneticilerini bu konuda baskılarsa, belki Rahman ve Rahim’in af ve mağfiretini umabilir. Aksi halde hesap çok çetin olacak, hafazanallah!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Resul Şahin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günışığı Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günışığı Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günışığı Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günışığı Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İstikrar Değişim Hizmet Elazığlılar Siz seçime nasıl gideceksiniz?
Tüm anketler