HER ŞEY FARKLI VE ANLAMSIZ

Çocuktuk diye mi her şey farklı ve güzeldi yoksa büyüdük diye mi her şey anlamını yitirdi, çirkinleşti.

Şimdi her şey çok farklı ve anlamsız.

Çocukluğumuzdakilere hiçbir şey benzemiyor.

Ne oynadığımız oyunlar günümüz çocuklarının oynadıkları dijital oyunlar kadar saçma idi, ne de büyüklerimizin kendi aralarındaki muhabbetleri şimdiki büyük dediklerimizin muhabbetleri gibi absürttü.

Her şey değişti, her şey.

Seçimler olurdu mesela; milletvekilliği seçimleri derlerdi kimi seçimlerin adına, kimilerinin adına da Belediye Reisi seçimleri derlerdi.

Bir de o zamanlar seçimler çok sık aralıklarla olurdu.

Genel seçimler, ara seçimler, erken seçimler, belediye seçimleri falan…

Bunlar çocukluğumuzdan hafızalarımızda yer edinmiş seçim kavramları idi.

Tamam o zaman sık sık seçimler olurdu ama yapılan o seçimler de şimdiki seçimlerden çok farklıydı.

Seçim yaklaştıkça şehirde farklı hareketlenmeler olurdu.

Her yer partilerin bayraklarıyla donatılırdı; caddeler sokaklar bayram havasında olurdu.

Büyük adamlar gelirdi; şık giyimli, krant tuvalet mi derlerdi ne?

Herkes o büyük adamların yanında fotoğraf çekmek için sıraya girerlerdi, kuyruklar oluşurdu.

Sonra o büyük adamlar konuşurdu bir bir…

Şimdiki gibi ses düzenekleri yoktu, seyyar hoparlörler ya da kolonlar yoktu ama büyük adamların sesi toktu ve en arkalara kadar giderdi.

Çünkü hem o büyük adamlar gırtlağını yırtarcasına sesli konuşurdu, hem de oradaki kalabalıklar sessiz sedasız pür dikkat onu dinlerlerdi.

Şimdi yeni bir seçim daha var kapıda.

Ama ne eskisi gibi heyecan var insanlarda, ne de cadde ve sokaklarda o eski bayram havaları yok.

Eskisi gibi cadde ve sokaklarda siyasi partilerin bayrakları da yok.

Sadece elektrik direklerinde adayların posterleri var bir de yazılı sloganları.

Ha bir de muhtar adayları var mahallelerde sayıları çokça.

Mahallelerin istisnasız her sokağında muhtar adaylarının posterleri veya direkten direğe gerilmiş bez afişlerindeki afili sözler var.

Sahi dijital bir dünyada sıradan vatandaşlar bile resmi işlemlerini e-devlet üzerinden yaparken bu kadar insan muhtar adayı olmak için niye bu kadar çırpınır anlamış değilim.

Bir büyüğüm; “Çünkü muhtarlar asgari ücretle maaş alıyor, bildiğin ekmek kapısı, tabi ki aday sayısı çokça olur” demişti de inanmamıştım.

Merakımı gidermek için araştırdım da; gayri ihtiyari ağzımdan şu cümleler döküldü: ben de mi mahalleme muhtar olsam acaba?

Bir sürü avantajları varmış: silah ruhsatları, Cumhurbaşkanı ile iftar yemekleri, bakanlar geldiğinde ön sırada oturmalar, umre ibadetleri falan…

Ha bir de belediye başkanları her muhtarın bir veya iki yakınını işe alıyormuş.

Yani muhtarlık sadece ekmek kapısı değil yakınları için de İŞKUR gibiymiş.

Dedim ya hiçbir şey eskisi gibi değil.

Her şey farklı ve anlamsız…

Eskiden muhtarların tek bir geliri vardı o da; ikametgâh ilmühaberi almaya gidenlerin verdiği mühür ücreti idi.

Onu da birçok muhtar tenezzül edip almazdı zaten vatandaştan.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Özge Borum - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günışığı Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günışığı Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günışığı Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günışığı Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İstikrar Değişim Hizmet Elazığlılar Siz seçime nasıl gideceksiniz?
Tüm anketler