ONİKİ ÖFKELİ ADAM

12 Öfkeli Adam, cinayetle suçlanan bir genç ile ilgili karar vermekle yükümlü 12 jüri üyesinin karar verme sürecini konu ediyor.

 Latin Amerikalı bir genç adam, babasını öldürdüğü gerekçesiyle cinayetle suçlanır. Sanığın kaybettiğini söylediği bir bıçak ise cinayetin işlendiği odada bulunmuştur, gencin mahkemeye sunduğu savunma zayıftır ve olan biteni duyduklarını söyleyen pek çok tanık vardır.

 Sanık suçlu bulunduğu taktirde idama mahkum edilecektir. Jüri sonuçları pek de şaşırtıcı değildir: 12 jüri üyesinden sadece sekiz numaralı jüri üyesi Davis  'suçsuz' hükmü yönünde oy vermiştir. 

Davis’in  jüri üyelerini ikna etmeye çalışması esnasında her jüri üyesinin 'suçlu' kararı vermesinin arkasında ise, aralarında yabancı düşmanlığı, kanuna aşırı güven, çoğunluğa uyma, geçmişle hesaplaşma gibi farklı kişisel sebepler olduğu ortaya çıkacaktır.

12 öfkeli Adam yayınlandığı tarihten beri çok konuşulan, beğenilen filmlerden biridir. Filmi bir de sosyal psikoloji merceği ile inceleyelim. Filmin içinde uyum ve ikna var mı? Bir kişi neden geri kalan on bir kişinin tersi oy kullandı? Jüri üyeleri neden erkek? Jürinin karar alma süreci nasıl? Bu sorulara ve daha fazlasına gelin birlikte cevap verelim....

Birbirini tanımayan 12 jüri üyesinin kararıyla dava sonuçlanacaktır. Jürinin kararı sonucunda çocuk suçlu bulunursa elektrikli sandalye ile idam edilecektir.  12 jüri üyesi yılın en sıcak gününde, çalışmayan bir vantilatörün bulunduğu kilitli bir odada davanın sonucuna karar vereceklerdir. Armstong ve Berg’e göre kapının kilitli oluşu jürinin karar verme sürecinde, jüriye “izole edildiğini anımsatmak” için kullanılmıştır.

 Jüri henüz karar aşamasına dahi geçmeden çocuğun babasını neden öldürdüğü tartışılmaktadır; bu durum bize jürinin çocuğu suçlu olarak düşündüğünü gösterir. Odadaki vantilatör aslında lambayla bağlantılıdır, 12 jüri üyesi arızalı olduğunu düşündüğü için bunaltıcı ortamda kalırlar. Bu düşünceleri jüri üyelerinin olaya tek, sabit bir pencereden baktığını gösteriyor olabilir. Filmde oy eşitliği sağlandığında; yağmur başlar, lamba ve vantilatör açılır, oda ferahlar. Bu ferahlama ise dengenin sağlandığını simgeliyor olabilir.

Filmde herhangi bir kadının konuştuğunu göremezsiniz hatta filmde yer alan kadın oyuncular sadece mahkeme bekleme salonundan geçen figüranlardır.  Peki ama jüriler içerisinde neden kadın yoktur?  Amerikan jüri sisteminde başlangıçta kadınlar yer almıyordu. Bu, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir göstergesidir. 20. yüzyılda kadın hareketleriyle bu durumun önüne geçilmiştir.  Filmin 1957 yapımı olduğu düşünüldüğünde,  o tarihlerde Amerika’nın birçok yerinde jüri sisteminde kadınlar da yer almaktaydı. Bu nedenle filmdeki jüride neden sadece erkeklerin yer aldığı kafalarda bir soru işareti olmuştur. 

Açıklamalar sonucunda suçlu oyu kullanan kişiler arasında ikinci oylama kararı alınmıştır, oylama gizli olacaktır ve yine 11 suçlu oyu çıkarsa, 8. jüri oyunu değiştirecektir. 

 Grup tek bir bireyi hızla reddedebilirken bireyin yanında bir kişi daha olduğunda grup reddetme davranışı göstermeyecektir, ikinci suçsuz oyu bu durumu sağlamıştır.  İlk oylamada suçlu oyu veren bir jüri oyunu değiştirmiştir, oylama gizli olmasına rağmen 3 numaralı jüri bu kişinin kenar mahallede doğan jüri olduğunu düşünerek  onu  “kalleş” olarak nitelendirmiştir.

 Kenar mahalleye karşı olumsuz kalıp yargıları olan jüri üyeleri kenar mahallede doğan jüri üyesini iç gruba tehdit olarak algılanmış olabilir. Aslında oyunu değiştiren kişi suçsuz oyu kullanan jürinin -8 numaralı jüri- yanında oturan 9. numaralı jüridir. Kendisi çocuğun suçsuzluğu konusunda ikna olmamış ama 8. jürinin onlara karşı duruşu ve öz güveninden etkilenmiştir.

 Bu durum akıllara iknada fiziksel yakınlığın önemi var mı sorusunu getirirken aynı zamanda ikna üzerinde kaynağın özelliklerinin etkisini de gösteriyor. Ara verildiğinde suçlu oyu kullanan jürilerden bazıları 8 numaralı jüriyle bireysel iletişime geçerek kararının yanlış olduğunu söylemiş ve onu ikna etmeye çabalamışlardır. Bu jüriler ikna sürecinde bireysel iletişimin grup içerisindeki iletişimden daha etkili olabileceğini düşünmüş olabilirler.

Davada kesin kanıtlar, iki tanık ifadesinden oluşan ve 11 kişinin suçlu olarak karar verdiği durum karar süreci sonunda 12 suçsuz oya dönüşmüş ve tüm kesinlikler çürütülmüştür. Tek bir kişinin karşı çıkışıyla yaşanılan bu değişim,    “azınlık etkisi” olarak tanımladığı azınlıkların da çoğunluğu etkileyebileceğinin göstergesidir.

Her detayı dikkatle izlenilecek bu filmi izlemenizi öneririm. Önyargıları daha iyi görebilmek ve çoğunluğun kararlarının yanlış olabileceğini görmeniz için.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hıdır Gençer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günışığı Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günışığı Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günışığı Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günışığı Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İstikrar Değişim Hizmet Elazığlılar Siz seçime nasıl gideceksiniz?
Tüm anketler