SİNEMADAN SİYASETE

Friedrich Nietzsche “İnsanlığın iki temel sorunu vardır: Adaletsizlik ve anlamsızlık.” sözüyle insanlığın temel sorununa vurgusuyla yazıma başlamak istiyorum. Nietzsche, insanlığın adalet ve anlam arayışıyla karşı karşıya olduğunu belirtmişti. Ona göre, insanlık adalete ulaşamadığı gibi sanatın da insanlara ulaşamadığını ifade etmişti.Bu haftaki köşe yazımda Nietzsche’nin bu düşüncesinden yola çıkarak, sanat ve siyaset konularını iki başlık halinde kaleme almak istedim.

2023'ün kara bir 25 Şubat’ında hayata veda eden sevilen tiyatrocu ve sinema oyuncusu Muhlis Asan’ın ölüm yıldönümünde tiyatro ve sinema camiası onu unutmadı. Tiyatrocu ve sinema oyuncusu Ali Yaylı’nın düzenlediği anma etkinliği Oda Tiyatrosu’nda gerçekleştirildi. Sanat camiasından büyük katılım gösterilen bu etkinlikte, Hasan Karcı, Kazım Öz, Abdullah Şahin (Nokta ile Virgül’ün Noktası) Merih Fırat, Yusuf Ekşi, Adnan Kürkçü, Metin Devrim ve ailesinin de katılım gösterdiği etkinlik gecesine Süheyl Uygur yurtdışında olduğu için yazılı mesaj ile katılım gösterdi: Asan ile birlikte sanata emek verenler tek tek söz alarak onun gülümseten anılarını paylaştılar.

Yaylı, Asan ile ayrılmayan ikili olduklarını ancak anlaşamayan ikili olarak anlattığı anılarıyla konukları gülümsetti. Yönetmen Kazım Öz’ün de katılım gösterdiği gecede, Asan’ın sanatçı yönüne ve onun adalet ilişkisine dikkat çekti. Asan’ın, yaşamı boyunca bu ilişkiye önem verdiğini mide kanaması geçirmesinin nedeninin de onun insani adalet duygusundan kaynaklı olduğunu dile getirdi. Öz: Tevazu sahibi insandı. Benden onu evine bırakmamı istedi. Bilemedim tabii ki…Evine bıraktım. Arabada telefon çaldı. Radyodan ses geliyor zannettim. Bir baktım Muhlis Abi telefonunu arabada unutmuş. Telefonunu evine götürdüm. Uzaktan bir konuştuk. Sonra ölüm haberini aldım. 

7 Mart 2024’te Şişli Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nin Abidin Dino sahnesinde gösterimi yapılacak “Düşmanım Mutluluk” filminin hazırlıklarını bitiren Yeşilçam’ın çınarı yönetmenlerinden Hasan Karcı’da etkinlikte Asan ile anılarını dile getirdi: Muhlis ile 1984’te tanıştık. Dört filmde birikte çalıştık. Çınarcık’ta Demir Atlı Gringo filminin setine geldi. Niye geldiğini sorduğumda “Şef selam filme geldim, bana göre rol var mı?” diye sordu. Filmin kadrosu genişti. Ne yaptım ettim Muhlis’e barmen rolü verdik. Biz ona “törer” derdik kendi aramızda lakabı buydu. Sanatta güzel insanlar atlarına biner öylece giderler.

 

REKLAM ENFEKSİYONU VE YEREL SEÇİMLER

Pizzacı reklamına tıkladığımdan beri, ana sayfamın aniden pizza reklamlarıyla dolup taştığını fark ettim. Bu durum, sanki zihnimin derinliklerinde gizli kalan bir endişenin beklenmedik bir şekilde açığa çıkması gibiydi. Reklamların hızla çoğalmasıyla birlikte, adeta bir içsel fırtınada her yer pizzadan ibaretmiş gibi hissetmeye başladım. Ne kadar komik değil mi? Sanki yiyeceğim yemek pizzadan ibaretmiş gibi sürekli olarak pizza görmek ve istemsizce pizza siparişi vermeye zorlanmanın rıza üretiminde kendi arzumla pizza siparişi vermeye koşullandırılmak. Ben bunu “Reklam Enfeksiyonu” olarak tanımlamak istiyorum. Tıpkı ana akım medyada sürekli aynı yüzleri görmek gibi…

Gelgelelim Mart’ın 31’inde Yapılması Planlanan Yerel Seçimlere ve İstanbul’a

İstanbul’un 31 Mart’taki yerel seçimleri, 16 milyon kişinin yaşadığı Türkiye’nin en büyük kentinde büyük bir ilgiyle bekleniyor. Cumhur İttifakı’nın adayı Murat Kurum ile CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu arasında büyük bir rekabet yaşanıyor. Farklı anket şirketlerinin yaptığı araştırmalar da bu rekabetin ne kadar kıyasıya olduğunu gözler önüne seriyor. Ancak, anket sonuçlarının kesin bir seçim sonucunu göstermeyeceği unutulmamalıdır. Seçmen davranışlarındaki değişkenlikler, kampanya sürecinde yaşanacak gelişmeler ve son güne kadar sürecek olan adayların çabaları, sonucu etkileyebilir. İstanbul’un seçim sonucu, Türkiye’nin genel siyasi dengesi üzerinde büyük bir etkiye sahip. Anket verilerine göre İmamoğlu tekrardan başkanlık koltuğunun sahibi denilebilir.

Sosyal Platform Olarak Youtube de İstanbul’a Başkan Adaylar

YouTube gibi dijital platformlarda izleyicilerin istedikleri içeriği izlerken ani bir şekilde yerel seçim reklamlarıyla karşılaşmaları, beklenmedik bir duygusal tepki ve dikkat dağılması yaratabilir. Bu durum bilinçaltında bir tür gerginlik veya rahatsızlık hissi uyandırabilir. Reklamların aniden ve sıklıkla görünmesi, izleyicilerin aslında istedikleri içeriğe ulaşma çabalarını engelleyebilir ve kontrolsüzce bir dizi duygusal tepkiye yol açabilir.

Özellikle bu reklamların sıklığı ve yoğunluğu izleyicilerde belirsizlik, baskı ve hatta stres hissi uyandırabilir. Bununla birlikte, bölge ve illere göre değişen adayların reklam stratejileri, izleyicilerin duygusal ve zihinsel süreçlerini etkileyebilir ve tercihlerini pizza örneğimde olduğu gibi gördükleri her şeyi pizza olarak şekillendirebilir.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve İBB adayı Murat Kurum’un reklam stratejileri, psikolojik açıdan incelendiğinde, izleyicilerde farklı duygusal tepkiler uyandırabilir. İmamoğlu’nun “İstanbul Yenileniyor” başlıklı reklamları, umut, değişim ve modernlik hissiyatı uyandırabilirken, Kurum’un “Yapay Değil Millet Bahçelerini Yapan Zekâ” reklamı gelenekselci değerlere sesleniyor. Bu duygusal çağrışımlar, izleyicilerin adaylara karşı tutumlarını etkileyebilir ve seçim sürecinde tercihlerini belirleyebilir. Ancak değinmek istediğim bir husus daha var. İstanbul’un yarısı emekli diğer yarısı da üniversite öğrencileri.

Emekliler Veya Öğrenciler Pizza Yiyor mu

16 milyonluk kentin çoğunluklu olarak metro ya da toplu taşımayı sık kullanan emekli kesim ve üniversite öğrencileri. Halk ekmeğinde kuyruğa giren emekli kesim ve üniversite öğrencileri. İBB’nin İmamoğlu döneminde yaptığı en iyi çalışmalardan biri Kent Lokantalarında emekliler ve üniversite öğrencileri sıraya giriyor. Aynı zamanda toplu taşımada abonmanların yüksek enflasyon ve akaryakıt zamlarına rağmen yüksek zam uygulamayan İBB’nin başkanı ve tekrardan adayı İmamoğlu. Emekliler ve öğrenciler hem yaş hem eğitim düzeyi olarak iki zıt seçmen grubu profilinde yer almasına rağmen her iki adayda YouTube gibi bir dijital platformda biri park biri de konut hizmetlerinin pizza reklamlarını yapıyor. Kısaca diyeceğim şu ki: Seçmenin oy verirken ki davranışı İBB’nin verdiği hizmetlerin aday değişiminde aksamaya uğramasından kaçınıyor seçmenler. Kent Lokantalarındaki ekmek kuyruğunda insanlarla sohbet ettiğimde en sık vurgulanan “İmamoğlu giderse, fırınlara göre ucuza aldığımız ekmek fiyatları yükselmesinden korkuyoruz.” Diğer yandan abonman da ha keza öyle iken en fazla sık vurgulanan ve endişe duyulan diğer bir konu ise bir porsiyon yemek yemeye girilen restorandan bin TL ödemeden çıkamayan İstanbullunun orta ve alt gelir grubu insanların İBB’nin Kent lokantalarından yararlanamayacağı üzerine…sosyal tesislerdeki düşük ücretlere değinmiyorum bile…Anket verilerinde ortalama hata payıyla 3 puan önde olan İmamoğlu’nun daha yüksek fark atacağını ve tekrardan İstanbul’a başkan seçileceğini öngörebiliriz.

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Gödeoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günışığı Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günışığı Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günışığı Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günışığı Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İstikrar Değişim Hizmet Elazığlılar Siz seçime nasıl gideceksiniz?
Tüm anketler