MAL BEYANI

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ve başkan adayı rakiplerine seslenerek “Gelin hep birlikte mal beyanında bulunalım. Ben bulundum sizde bulununuz” dedi.

20 sene personel müdürlüğü yaptığım için çok iyi biliyorum devlet Memurları Kanununda devlette bir göreve talip olan ve o göreve atanan kişiden başta diploma olmak üzere sabıka kaydı, erkekse terhis belgesi ve mal beyanı gibi belgelerin ibrazı istenir.

İstenmesine istenir de ne olur?

Özlük dosyalarına konur orada kalır.

Takipçisi yoktur.

Bu ülkede sahte diploma, sahte ehliyet, sahte karne, sahte sağlık raporu, sahte hüviyet cüzdanı gibi binlerce sahtekârlıklar günümüzde gırla gitmiyor mu?

Bizde “Minareyi çalan kılıfını hazırlar” gibi bir saçma sapan bir atasözümüzde var.

Bir atasözümüz daha var kim söylemişse büyük bir halt etmiş. Demiş ki;

“Bana değmeyen yılan bin yaşasın” yani ben kimseye karışmıyorum kimse de bana karışmasın.

İşte çürümüşlüğün büyük bir özetedir bu…

Onun için mal beyanında bulunulsa ne olur bulunulmasa ne olur?

Bu ülke Harun gibi gelip de Karun gibi olanları da gördü.

RAMAZAN GELİYOR

11 Ayın Sultanı ramazana pek az bir süre kaldı.

İnsanlarımız imkânları nispetinde ramazan hazırlıklarına başladılar bile. Minareler arası “Hoş Geldin Ya Şehri Ramazan” diye mahyalar asılacak.

Medine hurması, badem şekeri gibi iftariyelikleri yüzde iki yüz zam yapılacak,

Yani mübarek Ramazan ayı fırsat ayına dönüştürülecek.

Ankara Büyükşehir Belediye başkanının rakiplerinden istediğini mal beyanına benzer bir istekle ben de din kardeşlerime dersem ki;

Geliniz…

30 gün süreyle yalan söylemeyelim,

Hiç kimseyi karalamayalım onlara iftira atmayalım,

Hırsızlık yapmayalım, kul hakkı yemeyelim,

İnsanları kandırmaktan Allah’a sığınalım.

Bire aldığımızı on bire satmayalım. Kazancımızı helal edelim.

Kalp kırmayalım,

Yetimi, öksüzü, kimsesizleri gözetelim onlara yardım eli uzatalım desem acaba bu teklifime “Kabul ediyorum” diyenler olabilecek mi?

Sanmıyorum.

Benim isteğim sadece ramazan ayına münhasır bir istektir. Ondan sonra kaldığımız yerden devam edebiliriz.

Nasıl olsa yalanların sonu gelmez.

Yazımıza bir bedevi hikâyesiyle nokta koyalım.

Yaşlı bedevi, devesinin sırtında çölde ağır ağır ilerliyordu. Uzakta bir karartı gördü ve o tarafa yöneldi. Yanına yaklaştığında, bunun susuzluktan ölmek üzere olan bir adam olduğunu gördü. Devesinden indi ve adama su verdi.

Kendine gelen adam, bedevinin altındaki devesini nasıl çalacağının planını yaptı bedevinin boş bir anını yakalayınca da onun devesine bindi ve sürmeye başladı.

Devesinin çalındığını gören yaşlı bedevi, şaşkınlığını attıktan sonra adamın arkasından seslendi;

“Bari kimseye söyleme" diye bağırdı yaşlı bedevi.

Bu söze şaşıran hırsız;

"Neden" dedi, "Senin için ne önemi var ki?"

"Eğer bunu kimselere anlatırsan" dedi yaşlı bedevi, “Bundan sonra kimse kimseye çölde bir damla su vermez." Cevabını verdi.

İşte biz aynen o günlere geldik.

İyilikten maraz doğuyor çünkü insanların biri birlerine olan sevgileri ve güvenleri yok oldu.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Şükrü Baş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günışığı Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günışığı Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günışığı Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günışığı Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İstikrar Değişim Hizmet Elazığlılar Siz seçime nasıl gideceksiniz?
Tüm anketler