HAYRUN NAS

Dünyanın,

Kainatın,

Alemin yaratılışının sevgi üzerine olduğunu aklıselim hemen herkes bilir ve bilmekte. Son dinin son peygamberi, iki cihan güneşi, kainatın serveri Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa s.a.s efendimizin yüzü suyu hürmetine yaratıldığımızı da aklıselim hemen herkes bilir ve bilmekte.

Yüce Allah; kainatı yaratırken en değerli varlık olan biz insanoğlunu Eşrefül Mahluk olarak yaratırken ruhuna sevgi üfleyerek yaratmış ve yaşamı için bir nizam sunmuştur.

Sunduğu nizamın ana teması olan sevgiyi insan için, insanlık için yerli yerinde kullanmak ve değerlendirmek adına akıl gibi bir zenginliği de beraber vermiştir.

Zayi edildiğinde geri dönüşü hiç mi hiç mümkün olmayan akıl gibi bir zenginlik.

Büyük zenginliklerin, yani milli ve manevi anlamda yaşanması gereken zenginliklerin süreli var olması gerektiği bilincinde olan insan, insanlar, insan topluluğu hayırlı olmaya çalışmış, üretkenliğinin devamiyetini sürdürme gayretinde olmuştur.

Yani, Hayrun Nas olmak adına insana, insanlara ve insanlığa hayırlı olma yolunda hayatını vakfetmiş, bir diğer ifade ile insana, insanlığa adadığı hayatını idameye çalışmıştır.    

 HAYRUN NAS

            Hayr veya Hayır; farklı anlamlarda kullanılan bir kavram… Hem yok anlamında, yani ret etme ve hem de imkanları kısıtlı, gerçek manada içinde bulundukları kısıtlı zor şartlarından dolayı yaşamlarını istismardan uzak bir şekilde sürdüren, asalak yaşamayı ve ondan bundan medet ummayı zül sayan insanlara yapılan iyilik ve yardım anlamında kullanılan bir kavram.

            Nas; Arapça kökenli olup ağırlıkla Osmanlıca olarak kullanılan ve sonrasında ise Türkçe’ leşmiş insan anlamında bir kavram.

            Kısaca;

                İnsanların hayırlısı veya hayırlı insan olmak ve de insanlara faydalı olandır anlamında olmakla beraber bir diğer anlamda da insana, insanlığa hayırlı işler yaparak hayırlı olan insan ve insan topluluğu anlamındadır.

            Günümüzde bu türden insan ve insanlar var mı?

            Ne kadar var?

            Kaç kişiler?

            İnsan olmaları veya insanca davranmaları samimi mi veya ne kadar samimiler diye baktığımızda bu türden olan değerlerin çokta var olduklarını söyleyemeyiz ancak çok ama çok az olduklarını söyleyebiliriz görebildiğimiz kadar.

            Hani demiş ya bir bilge!

            Gören göz kılavuz istemez

            Ve ya;

            Görünen köye kılavuz istemez diye.

 HAYRUN NAS

Aynen öyle gören gözlerimizle baktığımızda gerçek o ki (göremediklerimizin dışında) hayırlı insan sayısı çok az, çok fazla görünür gibi olsalar da. Hayrun Nas olanların sayısını bilmek istesek de bilemeyiz ve bilmemiz pek mümkünde değil doğrusu. Çünkü yerine getirmeye çalıştıkları insani görevlerini enaniyet veya bir diğer anlamda riya olmasın ve su istimale kapı aralanmasın diye gizli tutanların varlığı azda olsa bilinmekte. Bu gibi güzel haslet sahibi olanların sayılarının hayli fazla olduğu inkar götürmez bir gerçek tabi manevi anlamda baktığımız insanların sayısı.

            Bize göre hayırlı insan, sadece ve sadece sadaka veren, yoksul birine yardımda bulunan, yani ferdi düşünen değil toplumsal düşünen ve hizmet edendir.

Toplumun geleceğine yönelik hizmet düşüncesinde olup ortaya koyduğu projelerle hizmet sunan veya sunma gayretinde olandır tabi toplumun desteğini arkasına alarak hizmet edendir.

            Milli ve manevi değerler ölçüsünde bir yaşam süren ferdi düşünüp hareket etmekten öte toplumsal hizmette bulunan, yani vatanın her alanda gelişerek zenginleşmesi ve milletin huzur ve refahının artışı noktasında üretken ruhla teknoloji alet ve edavatlar üretip hizmete sokan insan ve insanlar sınıfından olan,

            Eğitim-Kültür-Sanat-Edebiyat-Teknoloji ve daha birçok alanda bir takım çalışmalarda bulunarak (Okul-Cami-Kütüphane açmak-Fikir üreticiliği ile Edebi ve Bilimsel eserler hayata kazandırmak ile teknolojik ürünler üreten fabrikalar kurmak ve gibi) topluma yararlı olmak adına durmaksızın üreten insanlar veya insan topluluğudur.

            Sonuç olarak diyoruz ki;

            Maden bizleri Eşrefül Mahluk olarak yoktan var eden ve varlığımızdan haberdar kılan Yüce Allah, bize sonsuz şükretsek bile az gelen en büyük zenginlik olan sevgi ve sevgi kaynaklı aklı Hayrun Nas olarak kullanmak ve değerlendirmek,

İnsana, insanlara, insanlığa yararlı işler yapmak ve hizmette bulunmak varken; Hayrun Nas olmamak, yani yararlı insan, insan topluluğu olmamak niye?

Bizlere hizmet adına yaratılan ve varlığımızı idameye çalıştığımız dünyayı temiz tutmak ve insanca yaşamak varken; kirletmek, kirletenlere göz yummak ve hem de Müslüman olarak göz yummak, yaptıkları kötü fiiliyatlara ve soykırımlara sessiz kalmak niye?

Gelin; bizlere sunulan sevginin, aklın ve sağlığın, kısa ve öz olarak insan olmanın ve gerekliliği olan insanlığın kıymetini bilip insan olalım.

Vatanımıza sahip çıkmak adına ihanet eden ve destekçilerine pirim vermeyelim. Vatan sevdalısı insanlara, hayırlı insanlara vermemiz gereken desteği esirgemeyelim, hiçbir şey yapamaz isek bile köstek olmayalım

Gelin hep birlikte insan olalım ve insanca insanlık adına hizmette bulunalım. Bu duygu ve düşünce çerçevesinde olan herkesten ama herkesten Allah razı olsun der, bu noktada gayret sarf ederek ahirete göç etmişlere rahmet, hayatta olanlara da sağlık sıhhat ve afiyet diler, hizmetlerinde devamlılık temenni ederiz.

 

 

                                                                           AYETLER

*Sizi yeryüzünde yaratıp yayan da O’ dur. Nihayet O’nun huzurunda ­toplanacaksınız. Mümin’ un:79

*Yaşatan da öldüren de O’ dur. Gece ile gündüzün yer değiştirmesi de O’nun eseridir. Artık aklınızı kullanmayacak mısınız? Mümin’ un:80

*Buna rağmen onlar hâlâ eskilerin dediklerine benzer şeyler söylüyorlar. Mümin’ un:81

*Diyorlar ki: “Sahi biz, ölüp de toprak ve kemik yığını haline gelmişken mi, yeniden mi diriltilecekmişiz? Mümin’ un:82

*Doğrusu daha önce de hem bize hem atalarımıza böyle bir vaadde bulunulmuştu. Ama bu, geçmiştekilerin masallarından başka bir şey değildir.” Mümin’ un:83

*De ki: “Biliyorsanız söyleyin, bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir?” Mümin’ un:84

*“Allah’a” diyecekler. “O halde düşünmez misiniz?” de. Mümin’ un:85

*“Peki; yerin göğün rabbi, yüce arşın rabbi kimdir?” diye sor. Mümin’ un:86

*“Bunların rabbi Allah’tır” diyecekler. “O halde Allah’a saygınız yok mu?” de. Mümin’ un:87

*“Biliyorsanız söyleyin, bütünüyle varlığın yönetimi elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan, fakat kendisi korunmaya muhtaç olmayan kimdir?” de. Mümin’ un:88

*“Hepsi Allah’a aittir” diyecekler. “O zaman nasıl olup da böyle büyülenmiş gibi davranıyorsunuz?” de. Mümin’ un:89

*Doğrusu biz onlara hakkı bildirdik, onlar ise kesinlikle yalancıdırlar. Mümin’ un:90

*Allah asla çocuk edinmemiştir. Onunla beraber başka bir tanrı da yoktur; aksi taktir de her tanrı kendi yarattıklarını alıp bir tarafa çekilir ve mutlaka o tanrılardan biri diğerine baskın gelmeye çalışırdı. Doğrusu Allah o müşriklerin yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir. Mümin’ un:91

*Allah görünmez âlemi de duyularla algılanan âlemi de bilmektedir. O, putperestlerin kendisine ortak saydığı şeylerden çok uzaktır. Mümin’ un:92

*De ki: “Rabbim! Eğer onların tehdit edildiği hali bana göstereceksen; Mümin’ un:93

*Bu durumda beni zalimler topluluğunun içinde bulundurma rabbim!” Mümin’ un:94

*(Resulüm!) Onları tehdit ettiğimiz durumu sana göstermeye elbette ki kadiriz. Mümin’ un:95

*Sen kötülüğü en güzel bir tutumla sav. Onların yakıştırdıkları şeyleri biz çok iyi biliyoruz. Mümin’ un:96

*Ve de ki: “Rabbim! Şeytanların gizli kışkırtmalarından sana sığınırım. Mümin’ un:97

*Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım rabbim!” Mümin’ un:98

*Nihayet onlardan birine ölüm gelip çatınca, “Rabbim! Beni geri gönder de, geride bıraktığım dünyada iyi işler yapayım” der. Hayır! Onun söylediği bu söz boş laftan ibarettir. Önlerinde, yeniden diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır. Mümin’ un:99-100

 

                                                                         

KENDİME NASİHAT  
Kaldırıp başını bak ileriye!
Olan oldu artık, bakma geriye!
       Geçmişten ibret al günü yaşarken,
       Kudret sahibini hisset her zaman.
Kader bu diyerek hiç teslim olma!
Gayreti bırakıp gül gibi solma!
        Gözünün yaşını durdurma sakın             

        Senden beteri var, etrafa bakın.

Elin uzun, zekân kısa olmasın.
Hep bana, Rab bana söyleme sakın!
        Bedenin kâinat unutma bunu,
        Nefsin dipsiz kuyu, hüsrandır sonu.
Kıymetini bilirsen, aldatmaz aklın,
Bilgiyi açıkla, kalmasın saklın.
        Nefsin dipsiz çukur, aklında huzur,
        Ruhun dinlersen, mutluluk budur.
Şimdi geçmişinden bir korku sardı.  
Artık çok geç hedef için az kaldı.
        Kalan şekerini afiyetle ye,
        Başka şeker yoktur, böyle biline.  
En son hedef için tüm yaptıkların,
Ya çukurun olur, ya aydınlığın.                  
Turgay TURGUT/Elazığ 

                        

 

GELDİĞİN GİBİ

(Muhterem Amcam

Murat Bilgin’in Ardından…)

     Bir güzel Müslümandın,

     İslam’ın olduğu yerde, vardın,

     Örnek duruş sahibi,

     Çok güzel bir insandın.

İyilikler sende herc’ü merc olmuştu,

Yardımsever, şair ve yazardın,

Kalbin çok zamansız durmuştu,

Belki bu da kurtuluştu.

     Üç ayların başında,

     Mübarek bir geceydi,

     Yetmiş iki yaşında,

     Hicretin de yüceydi.

Palu’nun Türkmen Beyi,

Bir yanımızı eksik bıraktın,

Fırtınalı havada,

Sakince bir duraktın.

     Birlikte terennüm etmiştik,

     “Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine”yi,

     “Sakarya Türküsü”nü,

     Asım’ın Nesli yolunda…

Aynı mahallede bulunmak,

Aynı aileye mensup olmak,

Aynı davanın insanı olmak,

Hayırlarda koşturmak,

     Unutulmaz bir gururdu.

     Sevdiğiniz babanızla,

     Kenan’ımız, Hacı Babamızla,

     Yan yana, can canasın şimdi,

Kabriniz nur, durağınız cennet,

Makamınız ali olsun İnşallah…

Fani dünyaya geldiğin gibi,

Tertemiz bir göç yaşadığına,

     Öksüz başladığın bu yolculuğu,

     Binlerce dost ile tamamladığına,

     Hepimizin razı olduğuna,

     Şehadet ederiz.

     Rabb’ imiz’ in de razı olması duasıyla…

Halis Bilgin/Elazığ-Palu

 

   ARİFLER MECLİSİ

Arif meclisinden girdim içeri

Bir minder gösterip buyur dediler

Hayır hasenatta hiç durma geri

Fakir fukarayı doyur dediler

     Haddi aşmak olmaz terk et sen kibri

     Unutma buz gibi karanlık kabri

     Hem şükretmeyi bil hemi de sabrı

     Hak ile batılı ayır dediler

Ağır laf söyleyip gönüller kırma

Her şeyi işitme, her şeyi görme

Zalimin yanında bir lahza durma

İyiyi her daim kayır dediler

     İslam illerinde durmuyor ki kan

     Yanıyor Suriye, Mısır, Arakan…

     Kudüs ah-u zarda ediyor figan

     Mazlumun sesini duyur dediler

Helal da haram da belli Kur’ an’da

Hak olan bir yanda batıl bir yanda

Kul hakkını yersen öbür cihanda

Bak yanarsın cayır cayır dediler

Vedat Yılmaz-Elazığ

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Dursun Aksoy - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günışığı Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günışığı Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günışığı Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günışığı Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İstikrar Değişim Hizmet Elazığlılar Siz seçime nasıl gideceksiniz?
Tüm anketler