YAĞMA VE HIRSIZLIK SUÇLARI ARASINDAKİ FARKIN CEZAYA ETKİSİ  

 Bugünkü yazımda birbiriyle oldukça benzer olan yağma suçu ile hırsızlık suçunu inceleyeceğiz. Bu iki suç toplumumuzda oldukça fazla karıştırılmaktadır. Oysa iki suç, hem suçun işleniş şekli hem de neticeten verilen ceza açısından birbirinden ayrılmaktadır.

            Hırsızlık suçu, bir kimsenin zilyedi olduğu taşınır bir malı zilyedin rızası olmadığı halde kendisine veya başkasına yarar sağlamak amacıyla bulunduğu yerden alınmasıyla meydana gelir. Hırsızlık suçu, malvarlığı değerlerine karşı ve ekonomik bir çıkar elde etmek amacıyla işlenen suçlardandır ve TCK’nın 141. ve 147. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kanun maddesine göre ancak taşınır mallar hakkında hırsızlık suçu işlenebilir. Örneğin, araba, bisiklet, ev eşyası, cüzdan vb. gibi mallar taşınır mal niteliğindedir. Niteliği itibariyle belli bir ekonomik değere sahip eşyaya “mal” denilmektedir. Ekonomik hiçbir değeri bulunmayan bir eşyanın çalınması halinde ise hırsızlık suçu oluşmayacaktır. Hırsızlık suçunun oluşması için malın zilyedin egemenlik alanından çıkarılması, mal üzerinde fail tarafından fiili hakimiyet kurularak zilyetliğin elde edilmesi gerekir. Örneğin bir kimse malı bulunduğu yerden aldıktan hemen sonra kesintisiz takip sonucu yakalanırsa hırsızlık suçu işlenmeyecek teşebbüs aşamasında kalacaktır. Yine hırsızlık suçunun işlenmiş sayılması için bu suçu işleyen kimsenin kendisi için yahut bir başkası için yarar sağlama amacının bulunması gerekmektedir. Yani özel bir saik ile hareket edilmelidir. Nitekim bu da suçun manevi unsurlarındandır. Aksi halde kullanma amacıyla yapılan bir hareket, hırsızlık sayılmayacaktır.

5237 sayılı TCY'nin 148/1. maddesi uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç, anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Failin isteğinin yerine getirilmemesi halinde belirli bir kötülüğün mağdura bildirilmesi şeklinde tanımlanan tehdit, anılan değerlere yönelik bir saldırı veya malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle yapılmalıdır. Yağmada; hırsızlık suçunda mevcut olan unsurların yanında, fiilin cebir veya tehditle işlenmesi gerekir. Failin malı almak için mağdur karşı cebir veya tehdit kullanması yağma sucunu hırsızlıktan ayırır.

             Yağma, tehdit veya cebir kullanma ile hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bileşik bir suçtur. Bu itibarla, birden çok hukuki değeri korumaktadır. Kendisini oluşturan suçların korudukları hukuki değerler olan, kişi özgürlüğü, zilyetlik ve mülkiyet yağma suçunun da koruduğu hukuksal değerlerdir. Yağma suçunda, tehdit veya cebir malın alınması veya teslimini sağlamaya yönelik olmalı, tehdit veya cebir malvarlığına karşı işlenen bu suçta araç olarak kullanılmalıdır. Başka maksatlarla kullanılmış bulunan cebir veya tehdidin etkisiyle malın alınması yağma suçunu oluşturmayacaktır. Yağma suçunun manevi unsuru ise kasttır. Bu suçun taksirle işlenmesi olanağı yoktur. Bu suçu işleyen kimsenin, tehdit veya cebirle mağdurun egemenliğindeki malı aldığını bilmesi ve istemesi gerekir. Yani kast hem almayı hem de icbarı kapsamalıdır.

            Yağma suçunu hırsızlık suçundan ayıran en belirgin özellik, tehdit veya cebrin malın alınması veya teslimini sağlamaya yönelik olmasıdır. Bu farklılık suç niteliğini değiştirdiği gibi alınacak cezayı da oldukça etkilemektedir. Hırsızlık suçunun temel halinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası, nitelikli hallerinde ise, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Yağma suçunun temel halinde ise kanunda altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezası öngörülmüştür. Nitelikli halinde ise on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Görüldüğü üzere, suç tipleri arasındaki fark verilecek cezayı ciddi ölçüde etkilemektedir. Dolayısıyla böyle bir davada dikkat edilecek en önemli husus, bir malın alınma şekli, saikle birleşiminin incelenmesi ve varsa fiillerin suç tipine göre ayrımının mahkemeye ayrıntılarıyla açıklanmasıdır. Böyle bir durumda mutlaka bir avukatla hareket edilmesi kişi açısından kaçınılmaz bir durumdur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Furkan Aktı - Mesaj Gönder

# dikkat

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günışığı Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günışığı Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günışığı Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günışığı Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İstikrar Değişim Hizmet Elazığlılar Siz seçime nasıl gideceksiniz?