İNSAN DOĞUŞTAN PROJE MİDİR?

Daha önceleri yazmış olduğum yazılarımda “insanın bir proje olduğunu” ve belki ilerde bir gün bu konuyla ilgili olarak bir yazı yazabileceğimden bahsetmiştim. Bu hafta kendimce zihnimde beni meşgul eden ve bir tarafının gerçekten de “yalnız olduğunu” düşündüğüm “insan ve proje” konusuna değinmek istiyorum.

 İnsan doğuştan bir projedir diyebilir miyiz? Bu konunun muhtemel bir cevabı olmadığını biliyorum çünkü temel de cevaplanması gereken soru “insanın işlevi” sorusudur. İnsan dediğimiz varlığı kendi düşün dünyamda bir yerlere oturturken elbette pek çok zorluklar ile karşılaştığımı da itiraf etmem gerek. Zaten bu devirde insan şudur, şuna denk gelir, ben insanları çözdüm gibi daha nice yanılgıya sahip olmaktan ve bunu çevremle paylaşmaktan da kendimi sakınan biriyimdir. İnsanın bir süreç olduğunu çok iyi bildiğim için bu nedenle aşağıda belirttiğim hususlar bireysel bir analizi temsil ediyor şimdiden belirtmek isterim.

 İnsan “kendisi için bir varlık mıdır? rasyonel bir varlık mıdır ya da irrasyonel midir?”  Genel anlamda bu sorular elbette konunun uzmanları tarafından çok uzun yıllardır konuşulan ve ekolden ekole değişiklik gösteren bir durum olsa da bu noktada konuyu biraz daha açabilmek için insanın mutluluk arayışını arzusu üzerinden bir örnekleme yapmak istiyorum; şu işe gireyim de mutlu olayım, evleneyim mutlu olayım, çocuğum olsun mutlu olayım, şu telefon benim olsun mutlu olurum, keşke şu araba benim olsa, ne kadar da mutlu olurum gibi daha nice sanrılar… Peki eğer yaşam salt mutluluk üzerine kurulmuş bir düzen ise yaşlıların yüzünde olan hüzün ifadesini nasıl ve hangi yöntemler ile açıklayabiliriz? Bence insan yaş aldıkça mutluluk arayışının biçare bir aldanış olduğunu kanıksıyor, yoksa neden yaşlıların yüzündeki hüzün ifadesi benim gibi sıradan bir kimliğin dikkatini çeken bir durum olsun ki? Sanırım yaradan bizi yeryuvarlağına atarken git ve mutlu olmayı ara! demedi, yani en azından ben böyle düşünüyorum. Çünkü bilimsel çalışmalar mutluluk anında yaşanan fizyolojik ve psikolojik durumların aslında tamamen bir yanılsama olduğunu ve beynin temel arayışının “mevcut düzeni koruma” iç güdüsüyle hareket ettiğini gösteriyor. Düşünsenize istediğimiz işe girdik diye yirmi dört saat boyunca mutlu bir gün geçiriyoruz, insanın yaratılışına aykırı bir yaklaşım bence. Bu durumda fiziksel olarak ne yerimizde durabiliriz, ne yemek yiyebiliriz, ne de uyuyabiliriz çünkü biyolojik halimiz böylesi bir karmaşaya alışmak istemez. Bu nedenle mutluluk arayışı yerine mevcut düzende inandığımız doğrulara hayat vermek için çaba harcamamız yerinde bir davranış olacaktır. Madem ki insan, (ki bireysel olarak henüz insan olduğumuza inanmıyorum), bir proje değil o halde bu kadar kaosun içerisinde sistemin kölesi olmayan, sadece Yaradana kulluk etmeyi seçen, doğru zamanda toplumla kendisi arasına bir mesafe koyabilen, gözenekleri açık, gelişime ve sancılara daha da açık ve bu duruma her zaman razı olan güçlü kimlikleri görünce sistemden bir an önce atma telaşı güdüyoruz? Onları bıktırmak için elimizden ne geliyorsa yapmaya hazır olarak sistemle birlikte hareket ediyoruz? Aynı eylemi hayvan diye adlandırdığımız varlıklarda gerçekleştirmiyor mu? O halde “biz” ile “onlar” arasında nasıl bir farklılık olabilir? Bence bu konuda epey bir düşünce raksı gerek. Beğenmediğimiz, dinsiz imansız, Allahsız dediğimiz Darwin, türlerin kökenini bulabilmek için beş yıl boyunca her gün kusmasına rağmen gemide yaşayarak özellikle balıklar üzerine derin bir araştırma yapma gereği hissetmiş biri, peki onu bu eyleme iten şey sizce tam olarak nedir?  Şimdilerde oturduğumuz yerden dedikodu yapan, hatta bunu özellikle bel altı(farklı bir açıklaması var ancak ramazan dolayısı ile sonraya bırakıyorum) hale getirerek suçsuz insanları ekmeğinden eden, inandığı için kendisini seçilmiş, özel insan olarak gören, inanmadığı için ise kendini zeki ve akıllı görerek “ötekini” küçümseyen, ortamdan her ayrılanın sırtına sırtına konuşan, insanların yüzüne gözüne basarak mevki yapan, birikim yapmayı çevre yapmak iş-mevki kapmak zanneden ve kültürel sermayeden sadece bunları anlayan bireyler olarak ne olmadığımızın ne kadar farkındayız bilemiyorum.

 

Bizim artık toplum olarak iyi insanlara ihtiyacımız yok, dürüst ve ahlaklı insanlara ihtiyacımız var. Zaten bu biçimsiz devirde her şey iyilik ve nezaket çerçevesinde şekillenip kötülüğe doğru yol almıyor mu? Madem “hayatı iyilik kurtaracak” sloganı var o halde neden dürüstlük ve ahlak anlamında hâlâ epey bir gerideyiz ve sadece iyiyiz? Tüm bu soruların cevabı sizin gelişiminizle ilintili  yani cevap sizde saklı. Konu çok ayrışımlı, derin ve zor bir konu. Bu nedenle şimdilik bu kadarını yazmak yerinde olacaktır.

 

Doğuştan itibaren annesi ya da başka bir birey tarafından temel ihtiyaçlarının karşılanması için “muhtaç” durumda olan bir varlık olan insan (!) için geçerli olan bu süreç çevremizde ki diğer varlıklar için de geçerli değil midir? Bulunduğu çevreye sıradan bir varlık olarak doğan insan eğer doğduğu ortamda kendini geliştirme, gerçek ile buluşma noktasında sorunlar yaşıyorsa, hayatı sadece yeme içme gezme ile geçiriyorsa, kafasında evrenle ilgili, yaratılışla alakalı herhangi bir bilgiyi yok sayarak yerinde saymayı tercih ediyorsa diğer varlıklardan üstün yönü nedir? Peki o halde insan doğuştan bir proje değil de nedir?

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sibel Öztaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günışığı Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günışığı Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günışığı Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günışığı Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

04

Hidir Nerkis - Akıcı ve akılcı. Kendini övüp aslında sadece övgü ile yaşayan, sadece sayısal değerler ile ilgilenen kişilere ders niteliğin de. Her konuyu birbirine bağlamışsınız. Çok iyi.

Yanıtla . 3Beğen . 1Beğenme 15 Mart 08:54
03

Bayram - Çevre yapmayı Kültürel sermaye sanmak, iş kapmak

Yanıtla . 3Beğen . 1Beğenme 14 Mart 22:43
02

Haydr Cfr - Çok mükemmel tespitleriniz olmuş. İnsanları günümüzde kullanarak makam mevki sahibi olmak maddi manevi kullanan okadar aciz insanlar varki malesef.

Yanıtla . 5Beğen . 0Beğenme 14 Mart 21:29
01

Rumuz Var Ama Yok - Yazılarınız ağır ancak aksak değil. Sizi okuyan belirli bir kitle olduğunu ve bilgi anlamında bu kişilerin belirli bir düzeyde olduğunu düşünüyorum. Ulusal da yazmanız gerekli.

Yanıtla . 3Beğen . 1Beğenme 14 Mart 15:13


Anket İstikrar Değişim Hizmet Elazığlılar Siz seçime nasıl gideceksiniz?